logo

İŞSİZLİK ÖDENEĞİ VE İŞSİZLİK SİGORTASI

İşçiler çalışma hayatları süresince birçok tehlikeyle karşı karşıya kalırlar. Bunlar; hastalık, analık, iş kazası, meslek hastalığı, yaşlılık, sakatlık, ölüm ve işsizlik gibi tehlikelerdir. Söz konusu tehlikeler çalışma gücünün geçici ya da sürekli azalmasına veya tamamen kalkmasına sebep olurlar. İşte, tam da bu durumlar meydana gelirken işçiler kendilerine güvence aramak zorundadırlar. Ülkemizde bu güvence Devlet tarafından yönlendirilen sosyal sigortalar aracılığıyla sağlanmaktadır. İşsizlik sigortası adıyla otomatik ve zorunlu bir sosyal sigorta kolu düzenlenmiştir.
Günümüzde, işçilerin karşılaştığı en büyük tehlikelerden biri işsizliktir. İşsizlik, çalışma istek ve becerisine sahip olan kişinin hazır olmasına rağmen, gelir elde edebileceği bir işinin olmamasıdır . İşsizlikten en çok kadın işçiler, gençler, nitelikli işçiler ve engeliler etkilenmektedir . İşsizlik ödeneği ise, sigortalı olarak çalışan işçilerin,işsiz kalmaları halinde kanunda belirtilen şartları taşımaları durumunda işsiz kaldıkları her dönem için belirli miktar ve sürede yapılan, işçinin işsiz kaldığı dönemde gelir kaybını az da olsa engelleyen bir ödemedir, diyebiliriz.
İşsizlik sigortası zorunlu bir sigortadır. 4447 sayılı Kanunun 48/1. maddesinde “işsizlik sigortası zorunludur” denilmiş, bu sigorta kolunun uygulanmasında zorunluluk ilişkisine vurgu yapılarak kanunun kapsamına girenlerin işe başladıkları tarihten itibaren, halen çalışmakta olanların ise bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sigortalı oldukları hükme bağlanmıştır . İşsizlik sigortası isteğe bağlı değildir ve işçi bu hakkından vazgeçemez.(İSigK. m.48)
Kimler İşsizlik Sigortasından Yararlanabilir?
4447 sayılı kanun kimlerin işsizlik sigortasında yararlanabileceğini kimlerin kapsam dışında kaldığını 46. maddesinde düzenlemiştir. Bu maddeye göre; bir iş sözleşmesine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılan sigortalılar, 4857 sayılı Kanuna göre kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışanlardan 5510 sayılı Kanunun 52 nci maddesinin birinci fıkrası kapsamında işsizlik sigortası primi ödeyen isteğe bağlı sigortalılar, memur ve sözleşmeli statüde olmayanlar, mütekabiliyet esasına dayalı olarak yapılan anlaşmalara göre Türkiye’de sigortalı olarak çalışan yabancılar, 4048 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkındaki Kanun’a göre çalıştırılan koruma bekçileri, ücretle ve sürekli olarak ev hizmetlerinde çalışanlar( 10 günden az çalışmama şartıyla), kamu sektörüne ait tarım ve orman işlerinde ücretle çalışanlar, özel sektöre ait tarım ve orman işlerinde ücretle ve sürekli olarak çalışanlar, tarım sanatlarına ait işlerde çalışanlar, tarım işyerlerinde yapılan ve tarım işlerinden sayılmayan işlerde çalışanlar, tarım işyeri sayılmayan işyerlerinin park, bahçe, fidanlık vb. işlerinde çalışanlar yasanın kapsamı içerisinde yer almaktadırlar .(İSigK.m.46/2)
İşsizlik Sigortasından Sağlanan Ödenekten Yararlanma Koşulları Nelerdir?
İşçilerin işsizlik ödeneğinden yararlanabilmeleri için 4447 sayılı kanunda belirtilen durumların hepsinin mevcut olması gerekir. Bunlar;
• işçinin kendi istek ve kusuru dışında işsiz kalmış olması,
• iş sözleşmesinin sona ermesinden önceki son 120 gün iş sözleşmesine tabi olması,
• iş sözleşmesinin feshinden önceki son üç yıl içinde en az 600 gün süre ile işsizlik sigortası primi ödemiş olması,
• iş sözleşmesinin feshinden sonraki 30 gün içinde en yakın İŞKUR birimine şahsen ya da elektronik ortamda başvurmasıdır.
İş sözleşmesinin feshinden sonraki 30 gün içinde en yakın İŞKUR birimine başvurmak gerekmektedir. Başvuru, İŞKUR birimine şahsen gelerek ya da online www.iskur.gov.tr adresinden yapılabilir. Mücbir sebepler dışında 30 gün içerisinde başvurulmaması halinde, başvuruda gecikilen süre, toplam hak sahipliği süresinden indirilmektedir. Yalnız burada sigortalı işsiz gecikmeye sebep olan mücbir sebepleri başvuru esnasında belgelendirmek zorundadır. Söz konusu mücbir sebepler; yangın, yer sarsıntısı, sel baskını gibi doğal afetler; gözaltına alınma hali, muvazzaf askerlik hizmeti, birinci ve ikinci derece kan hısımlarından birinin ölümü ya da ağır hastalığı; salgın hastalık sebebiyle karantinaya alınma; ulaşımın imkansız hale gelmesi gibi sebeplerdir. Bunlardan birinin olması halinde hak kaybı da söz konusu olmayacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, mücbir sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren sigortalı işsizin 30 gün içinde İŞKUR’a başvuruda bulunması gerektiğidir. Örneğin muvazzaf askerlik hizmeti biten sigortalı işsiz, terhis tarihinden itibaren 30 gün içinde İŞKUR’a başvurarak bu ödenekten yaralanabilecektir.
İşsizlik ödeneği başvuruları şahsen yapılır. Vekâletname ya da posta yolu ile başvuru yapılamaz. Sigortalı işsiz başvurusunu bizzat yapmalıdır.
Görüldüğü gibi işsizlik ödeneğinden yararlanabilmek için sadece işsiz kalmak yeterli değildir; ayrıca kanunda belirtilen prim miktarlarının da ödenmiş olması ve işçinin kendi isteği dışında işsiz kalması gerekmektir. İşçi, istifa ya da 4857 sayılı Kanunda düzenlenen haklı nedenlerle iş sözleşmesi sona ermişse veya kadın işçi kendi isteği ile evlenme gerekçesiyle iş sözleşmesini kanundaki usule uygun olarak sonlandırmışsa işsizlik ödeneğinden yararlanamayacaktır.
30 günlük başvuru süresi mücbir sebepler dışında kaçırılmış olursa ne olacak? Böyle bir durumda hak kaybı söz konusu olmayacaktır; başvuruda gecikilen süre işsizlik ödeneği almaya hak kazanılan toplam süreden indirilecektir. Dolayısıyla burada sadece başvuru süresinin gecikmesiyle orantılı olarak kısmi bir hak kaybı olur .
İşsizlik Ödeneği Miktarı
İşsizlik ödeneğinin miktarı ise üç yıl içinde ödenen prim gün sayısı dikkate alınarak belirlenmektedir. İş sözleşmesinin feshinden önceki son üç yıl içinde;
• 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 180 gün,
• 900 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 240 gün,
• 1080 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 300 gün,
süre ile işsizlik ödeneği verilmektedir.
İşsizlik ödeneği damga vergi dışında herhangi bir vergi ya da kesintiye tabi değildir, nafaka borçları dışında haczi ya da devri de mümkün değildir.

Share
2.053 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

10+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 15 TEMMUZ’U UNUTMAMAK LAZIM

    19 Temmuz 2024 Köşe Yazarları

    15 Temmuz 2016 işgal girişiminin üzerinden sekiz yıl geçti. Etkileri ve ülkemize ve necip milletimize verdiği zararlar hala devam ediyor. Bu sebeple 15 Temmuz 2016 işgal girişimini, ülkemiz açısından birçok yönü ile değerlendirmek elbette mümkündür. Peki, en büyük kayıplar hangi alanlarda olmuştur? sorusunun cevabı vermek zordur. Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin o kadar çok ve çeşitli zarar ve kaybı olmuştur ki, bunu tam anlamıyla tespit etme imkânı maalesef yoktur. Tabi ki en önemli kaybı o gün verilen 252 şehididir. Bununla beraber 2734...
  • DÜNYA DONDURMA GÜNÜ

    19 Temmuz 2024 Köşe Yazarları

    Sıcak yaz günlerinde içimizi serinletirken mutlu eden dondurmanın da günü olduğunu biliyor muydunuz? Yaz sıcaklarının vazgeçilmezi dondurmanın varlığı her yıl tüm dünyada Temmuz ayının üçüncü Pazar günü “Dünya Dondurma Günü” olarak kutlanmaktadır. 2024 yılının 3.cü pazarı 21 Temmuz gününe denk gelmektedir. Dondurma Günü ilk olarak 1984 yılında, Amerika Birleşik Devletleri’nde Başkan Ronald Reagan tarafından ilan edilmiştir. Bütün dünya insanlarının dondurmaya olan zaafı sayesinde zaman içerisinde tüm dünyaya yayılmıştır. Her yıl temmuz ayın...
  • KUR’AN’I OKUMAK, ANLAMAK VE YAŞAMAK

    12 Temmuz 2024 Köşe Yazarları

    Yaz Kur’an Kurslarımız hem camilerimizde ve Kur’an Kurslarımızda başladı ve devam ediyor. Bu önemli faaliyet, dinimize kaynaklık eden Kur’an-ı Kerim’in insanlığa getirdiği rahmet yüklü mesajlarını başta ümidimiz, istikbalimiz olan çocuklarımız olmak üzere toplumun bütün kesimlerine ulaştırmayı ve paylaşmayı hedeflemiştir. Bu sebeple, başta öğrenci velilerimize, kurslarda görev alan tüm hocalarımıza ve ilgili kişilere büyük sorumluluklar düşmektedir. Sorumluluğun büyüklüğü kadar da mükafatının olduğu aşikardır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v....
  • ÇOK ANLAMLIK BAĞLAMINDA FİTNE KAVRAMI

    12 Temmuz 2024 Köşe Yazarları

    Fitne kelimesi, sözlükte “altın ve gümüş gibi değerli madenleri saflığını anlamak için ateşte eritmek” mânasına gelen fetn kökünden türemiştir. Klasik sözlüklerde ise : “Sınama, maddî ve mânevî sıkıntı, üzüntü, belâ ve felâketle imtihan etme.” şekilde sıralanmıştır Kur’ân-ı Kerîm’de atmış âyette fitne kelimesi ve türevleri geçmektedir. Fitnenin Kur’an’daki kullanımına göre bir çok anlamı vardır. Başlıca şu mânalara geldiği görülür: Sınama ve imtihan (Bakara,102; Tâhâ,40, 85, 90, 131); Şirk, küfür, müşriklerin Müslümanlara uyguladıkl...