logo

İŞ SÖZLEŞMESİNDEN DOĞAN ALACAKLARDA FAİZ

İş hukukunun en önemli konularını işçilik alacakları ve tazminatları oluşturmaktadır diyebiliriz. İş mahkemelerindeki uyuşmazlıkların büyük bir çoğunluğunun tazminat ve alacaklara ilişkin olması konunun önemini anlamamız için yeterlidir. İşçi tarafından istenilebilecek ücret ve tazminatlar şunlardır: ücret alacağı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti asgari geçim indirimi ve diğer ücretler (yol- yemek-yakacak-giyim yardımı, prim gibi.), kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, iş kazası veya meslek hastalığı sebebiyle alınacak tazminat, eşit davranmama tazminatı, sendikal tazminat ve kötüniyet tazminatı. Saydığımız bu alacak ve tazminat türlerinde temerrüt tarihi ve faizin başlaması ve türü, talep ile ilgili kanuni düzenlemeye ya da sözleşmede faize ilişkin farklı hükümler olup olmamasına, ihtar çekilip çekilmemesine, ıslah talep edilip edilmemesine göre farklılık gösterir. Bu yazımızda işçi alacak ve tazminatlarında faiz başlangıcı ve faiz türünün nasıl belirleneceğine değineceğiz.
Yargılama aşamasında mahkemenin faize hükmedebilmesi için davacı tarafın bu yönde bir talebinin olması gerekmektedir. Bu, HMK da yer alan taleple bağlılık kuralının bir gereğidir. Dava dilekçesinde ya da ıslah dilekçesinde faiz talep edilmemiş ise hakim kendiliğinden faize hükmedemez. Yine taraflar yasal faiz talep etmişken mahkeme mevduata uygulanan en yüksek faiz üzerinden faize hükmedemez. Burada da mahkeme taleple bağlı kalmak zorundadır. Bu konuyla ilgili olarak Yargıtay,… davacı dava ve ıslah dilekçelerinde tüm alacaklar için yasal faiz talep etmiş olup mahkemece davacının talebi aşılarak … en yüksek banka mevduat faiziyle tahsiline karar vermesini hatalı bulmuştur ve mahkemenin taleple bağlılık ilkesini gözetmesi gerektiğine vurgu yapmıştır. (bkz. Y9HD, 04.11.2020 T., 2016/30119 E., 2020/14681 K.)
İşçilik ücret ve tazminat alacakları farklı faiz türlerine tabi kılınmıştır. Faiz türünün belirlenmesi de yine taleple bağlılık ilkesi gözetilerek yapılır. Yani, mahkeme resen karar veremez. Şüphesiz ki mahkeme dava edilen alacaklar için mevzuatta yer alan faizin üzerinde bir faize hükmedemez. Fakat davacı dava konusu alacağı için mevzuattakinde daha düşük miktarda faiz talep etmişse mahkeme bu taleple bağlıdır ve talebe uygun faiz oranına göre hükmünü vermelidir.
Faizin başlangıç tarihi bakımından da tüm alacaklar için aynı başlangıç tarihi uygulamak mümkün değildir. Alacakların tümü farklı faiz başlangıçlarına tabidir. Dolayısıyla bir alacağın muaccel olması demek faiz başlangıcının da muacceliyet tarihi itibariyle olduğunu söyleyemeyiz. Zira bazı alacaklar da muacceliyet ve temerrüt faizi tarihleri farklı olabilir. Örneğin, iş kazası sonucu meydana gelen maddi kayıpları karşılayacak maddi tazminat taleplerinde faiz iş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren başlar. Fakat davacı yargılama aşamasında iş kazasının meydana geldiği tarihi değil de dava tarihini baz alarak faizi dava tarihinden itibaren talep edebilir. Mahkeme burada da taleple bağlı kalmak zorundadır, faiz talep tarihi dava tarihi iken mahkeme faiz başlangıcını iş kazasının meydana geldiği tarih olarak belirleyemez. Fakat bir alacak için faiz istenebilmesi dava açılmasına bağlı ise burada hakim taleple bağlı olmaksızın dava tarihinden itibaren faize hükmetmelidir.
Peki işçinin ücret ve tazminat alacaklarında faiz başlangıcı ve faiz oranı nedir? Biraz da onlardan bahsedelim. Örneğin, Ücret alacağında faiz başlangıcı; işverenin temerrüde düşürüldüğü tarihtir. Ücret alacaklarında, mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır. Kıdem tazminatında ise faiz başlangıcı; fesih tarihi ya da hakkın doğduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Kıdem tazminatı hesabında mevduata uygulanacak en yüksek faiz oranı uygulanmaktadır. İhbar tazminatında faiz başlangıcı; işverenin temerrüde düşürüldüğü tarihtir. Yani burada işverene ihtar çekilerek bildirim yapılmalıdır. İhbar tazminatında, yasal faiz oranı uygulanmaktadır. Ulusal bayram ve genel tatil ücretinde ve hafta tatili ücretinde faiz başlangıcı; işverenin temerrüde düşürüldüğü tarihtir. Hafta tatili ücretinde, mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır.
İhtar çekilmesi faizin işlemeye başlamasını sağlar. Ve ihtarname ile borçlu temerrüde düşmüş olur. Fakat ihtarname ile borçlunun temerrüde düşürülmesi için birtakım şartların varlığı gereklidir. İlk olarak ihtarda alacakların kalem kalem listelenmesi şarttır. Tüm işçilik alacakları gibi genel bir ifade kullanılmışsa hiçbir işçilik alacağı için borçlu temerrüde düşmüş olmaz. Alacak isimleri yeterlidir, alacak miktarlarının yazılması şart değildir. Alacak kalemlerinin bir kısmının miktarının belirtilmiş olması bir kısmının miktarının belirtilmemiş olması da temerrüde engel değildir. Burada belirtilen miktar üzerinden temerrüde düşülmüş olunur eğer eksik gösterilmişse yazılmayan miktar için temerrüt oluşmaz. Son olarak ihtarnamede belirli bir tarihten sonra temerrüde düşüleceği belirtilmişse ihtar tarihinden değil belirtilen sürenin bitiminden itibaren temerrüt oluşur.
KAYNAKÇA
Akyiğit, Ercan, İş Hukuku, Seçkin Yayınları, 13. Basım, Ankara 2021.
Çelik, Nuri, İş Hukuku Dersleri, Beta Yayınları, Yenilenmiş 34. Bası.
Ekmekçi,Ömer/Yiğit, Esra, Bireysel İş Hukuku Dersleri, On İki Levha Yayınları 3. Baskı, İstanbul 2021.
Kenan Tunçomağ-Tankut Centel, İş Hukukunun Esasları, Beta, İstanbul, 6. Bası, Nisan 2013
Mollamahmutoğlu, Hamdi/Astarlı, Muhittin/Baysal, Ulaş, İş Hukuku Ders Kitabı ,Cilt 1, Güncellenmiş 5. Baskı, Ankara 2021.
Sümer,Haluk Hadi; İş Hukuku, Ankara 2016.
Süzek, Sarper, İşyerinin Devri Ve Hukuki Sonuçları , Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi Cilt: 15, Özel S., 2013

Share
1.885 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

9+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 15 TEMMUZ’U UNUTMAMAK LAZIM

    19 Temmuz 2024 Köşe Yazarları

    15 Temmuz 2016 işgal girişiminin üzerinden sekiz yıl geçti. Etkileri ve ülkemize ve necip milletimize verdiği zararlar hala devam ediyor. Bu sebeple 15 Temmuz 2016 işgal girişimini, ülkemiz açısından birçok yönü ile değerlendirmek elbette mümkündür. Peki, en büyük kayıplar hangi alanlarda olmuştur? sorusunun cevabı vermek zordur. Çünkü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin o kadar çok ve çeşitli zarar ve kaybı olmuştur ki, bunu tam anlamıyla tespit etme imkânı maalesef yoktur. Tabi ki en önemli kaybı o gün verilen 252 şehididir. Bununla beraber 2734...
  • DÜNYA DONDURMA GÜNÜ

    19 Temmuz 2024 Köşe Yazarları

    Sıcak yaz günlerinde içimizi serinletirken mutlu eden dondurmanın da günü olduğunu biliyor muydunuz? Yaz sıcaklarının vazgeçilmezi dondurmanın varlığı her yıl tüm dünyada Temmuz ayının üçüncü Pazar günü “Dünya Dondurma Günü” olarak kutlanmaktadır. 2024 yılının 3.cü pazarı 21 Temmuz gününe denk gelmektedir. Dondurma Günü ilk olarak 1984 yılında, Amerika Birleşik Devletleri’nde Başkan Ronald Reagan tarafından ilan edilmiştir. Bütün dünya insanlarının dondurmaya olan zaafı sayesinde zaman içerisinde tüm dünyaya yayılmıştır. Her yıl temmuz ayın...
  • KUR’AN’I OKUMAK, ANLAMAK VE YAŞAMAK

    12 Temmuz 2024 Köşe Yazarları

    Yaz Kur’an Kurslarımız hem camilerimizde ve Kur’an Kurslarımızda başladı ve devam ediyor. Bu önemli faaliyet, dinimize kaynaklık eden Kur’an-ı Kerim’in insanlığa getirdiği rahmet yüklü mesajlarını başta ümidimiz, istikbalimiz olan çocuklarımız olmak üzere toplumun bütün kesimlerine ulaştırmayı ve paylaşmayı hedeflemiştir. Bu sebeple, başta öğrenci velilerimize, kurslarda görev alan tüm hocalarımıza ve ilgili kişilere büyük sorumluluklar düşmektedir. Sorumluluğun büyüklüğü kadar da mükafatının olduğu aşikardır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v....
  • ÇOK ANLAMLIK BAĞLAMINDA FİTNE KAVRAMI

    12 Temmuz 2024 Köşe Yazarları

    Fitne kelimesi, sözlükte “altın ve gümüş gibi değerli madenleri saflığını anlamak için ateşte eritmek” mânasına gelen fetn kökünden türemiştir. Klasik sözlüklerde ise : “Sınama, maddî ve mânevî sıkıntı, üzüntü, belâ ve felâketle imtihan etme.” şekilde sıralanmıştır Kur’ân-ı Kerîm’de atmış âyette fitne kelimesi ve türevleri geçmektedir. Fitnenin Kur’an’daki kullanımına göre bir çok anlamı vardır. Başlıca şu mânalara geldiği görülür: Sınama ve imtihan (Bakara,102; Tâhâ,40, 85, 90, 131); Şirk, küfür, müşriklerin Müslümanlara uyguladıkl...