logo

İnsan neyin tutsağıdır

20. yüzyıl, köklü bir değişimin, farklı bir bloklaşmanın gerçekleştiği bir çağ idi.
Hem kapitalist hem de sosyalist bloklarda iddia edilen ve öne çıkarılan değerler manzumesi çok farklıydı. Bunların içerisinde en öncelikli olarak sunulan özgür düşünceydi.
Neden ve niçin sorusu bu çağda daha çok gündeme geldi. Bu çağda dünyayı yöneten yasaları, bilim, keşif, felsefe ve materyalist düşünce aracılığıyla değiştirmek hedeflenmişti. Bu çağda para, servet edinme, varlık biriktirme ihtirası, ün ve insan zekâsı gibi maddi değerler öne çıkmıştı.
İşte böyle bir çağı geride bıraktık. Geride bıraktığımız bu çağda konumuz itibariyle en dikkat çeken husus, insanın tutsak olmasıydı. İnsan neyin tutsağı olmuştu? Ya paraya, ya makam-mevkie, ya da cinsel arzulara. Peki, neden insan bu söylenenlere tutsak oluyor? Çünkü insanlar cinsel bir yaşamın ihtirasından, arzularından ifrata kaçtıkları, zenginliğe, maddeye aşırı itibar ettikleri için. Tek başına kendine yetmeme, hayatın amacının sınırsız güç ve kişisel çıkarlarını genel iyinin üstünde tutma zaafı olduğu için. Para ve maddi varlığın reel yaşam içinde belirleyici rol oynadığı ve tüm bunların da insanın eylem ve davranışlarında hâkim unsur olduğu için.
İnsanoğlu var oluşunun nedenini anlamadan, nereden gelip nereye gideceğinin hesabını yapmadan, varlığa yaşam veren, can veren Yaratıcı güce sığınmadan
yaşamın gerçek anlamını ve amacını anlamasının mümkün olmadığını tüm ilah dinler şöyle açıklamıştır: “Bir dünya arzusundan nefislerini arındıramayanların, mutlak güzele, mutlak hayra ulaşmaları mümkün değildir.
Hayatta mutlu olmanın birinci şartı, nefsi günah kirinden, bedeni cinsellik tutsağından arındırmaktır. İnsanı gerçek mutluluktan alıkoyan, günahın egemenliği altında yaşamaktır. İnsan, yaptığı her planda, kurduğu her uygarlıkta başarısız olduysa onun altında yatan gerçek neden, Yüce Allah’ı reddetmesi ve onu yaşamından uzaklaştırmasıdır.” Kur’an, bu gerçeği şöyle özetler:
“Eğer sizi yaratanı yani evrenin ardındaki Büyük Varlığı hatırlarsanız, o gerçeği içinizde görerek yaşarsanız, o da sizi anar ve başarılı kılar”.

Share
1.229 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

3+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Farkına Varmadan Yaşadıklarımız

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Ne kadar kıymetliymiş, denizin dalgalarını, gökyüzünün maviliğini izlemek. Ne kadar kıymetliymiş, sevdiklerine sarılabilmek, öpebilmek, onları ziyaret edebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, yağan yağmurda ıslanabilmek, rüzgârın kokusunu çekebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, sokaklarda, caddelerde gezinmek, amaçsızca yürümek. Ne kadar kıymetliymiş, korkmadan, tedirgin olmadan markete, alışverişe, pazara gidebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, kafeye, pastaneye, çay bahçesine oturup, bir çay kahve içebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, öksürebilmek, hapşırab...
  • Dolmuşculara Bir Çift Lafım Var!

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    65.000 Nüfuslu bir ilçede yaşıyoruz. Dolmuşçular bisiklet projesine itiraz ediyormuş ekmek kapılarına engel olur diye. Ben de şunu demek istiyorum dolmuşçuların ekmek kapısına engel oluyor diye özel araç kullanımını mı yasaklayalım ? Yok böyle bir dünya! 65.000 nüfuslu ilçede 30.000 araç var ve trafik sorunu var. Bu sorun gitgide artıyor. Bu sorunu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? 65.000 nüfuslu ilçede bisiklet kullanımı ne kadar etkiler ekmek kapısını. Neden alternatif ulaşım aracı hakkı verilmesin insanlara. Sadece dolmuşa bineceksiniz baş...
  • KARA VEYA EFSANE CUMA

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Kara Cuma ismini son yıllarda adını sıklıkla duymaktayız. Kara Cuma, adından da kolayca anlaşılabildiği gibi doğrudan ülkemiz kültürü ile ilgili özel günlerden biri olmadığını söyleyebiliriz. Öyleyse Kara Cuma (Black Friday) nedir? Kara Cuma, ABD'de başlayan ve Şükran Günü ile sıkı bağları bulunan bir gelenektir. Her yıl Kasım ayının dördüncü Perşembe gününde kutlanan Şükran Gününden sonraki Cuma günü, halk çarşı veya meydanlarda bulunan büyük mağazalara giderek alışveriş yapmaktadır. Bazı şirketler bu rutini kâra çevirmek ve daha çok ürün sat...
  • DEVELİ’DE İLK ÖĞRETİM KURUMLARI ve İLK ÖĞRETİM KADROSU-3

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Geçen hafta değerli eğitim tarihçimiz Prof.Dr.Yahya Akyüz'ün yazdığı Kız İlkokulları Tarihi Gelişimi hakkındaki mükemmel bir yazısından faydalanmış ve kısaltılarak sizlere derli toplu bir bilgi vermeye çalışmıştım. ”Eğitim Tarihçimiz” dedim, çünkü birde aynı isim ve soyadını taşıyan A.Ü.DTCF. Yeni Türk Edebiyatı öğretim üyelerinden Prof.Dr.Kenan Akyüz vardır ve benimde hocalarımdandır.” Modern okulculuğa, azınlıklar ile misyonerler bizde daha erken dönemlerde başlamışlardı. Hatta matbaalarıyla beraber ! Öyle ki, modern yetim haneler, iptid...