logo

İman ve İnanç Kavgaları

1566

Asırlardır dinler ve din mensupları arasında sürekli çekişmeler, kavgalar, çatışmalar yaşanmıştır.
Her din mensubu kendi kitabını kutsal saymış, onun Yaratıcı/Tanrı tarafından gönderildiğine inanmıştır. Bu nedenle de kitaplarına İlahi kimlik vererek onun büyüklüğünü Tanrı büyüklüğü ile özdeşleştirdikleri gibi bilimsel metotlarla da yüceliğini kanıtlamak istemişlerdir.
Bunu yaparken de başka ilahi kitapları ya tenkit etmişler ya da bozulduğunu / tahrif edildiğini söyleyerek onların doğruluğunu inkar yoluna gitmişlerdir. Bunun yanında ateistler gibi Tanrıtanımaz olduklarını söyleyen başka gruplar da din kitaplarına ya kayıtsız kalmışlar ya da inkâr yoluna gitmişlerdir. İşte insanlığın zihnini tarih boyunca meşgul eden iman ve inanç kavgaları hep bu atmosfer içinde cereyan etmiştir. Ama ne yazık ki bu ayrılık, bu çekişme tarihte insanlığa büyük azap, endişe ve kaygı vermiştir.
Bunun yanında ilahi dinler saf ve berrak haliyle insanlığın sosyal ve ahlaki alanda zirveye ulaşmasında önemli katkılar sağlamışlardır. Bunlar arasında en önemli olanları Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık gibi dinlerdir. Aynı zamanda bu dinlerin kutsal Kitapları olan Tevrat, İncil ve Kuran insanlığın düşünce ufku ve medeniyetinin gelişmesinde de önemli roller oynamışlardır. Her milletin dini inançları yüzyıllar, belki de binlerce yıl içerisinde, halkın kanında ve şuurunda yer etmiş, kabul görmüştür. Böylece bu akidelerin bir kısmı milli inanç şekline dönüşmüştür. Onun için de milletlerin kültürü, örf – adeti, geleneği, töre ve dil gibi değerleri dini akideler ve mensup oldukları inançlar tarafından etkilenmiştir. O nedenle din ile ilgili sorular sorulduğunda insanlar mensup oldukları dini, yani “ben Hıristiyan’ım, ben Müslüman’ım, ben Yahudi’yim” diyerek cevap vermişlerdir. Aslında bu insanların pek çoğu dini emirleri yerine getirmemiş olmalarına veya herhangi bir dine inanmamalarına rağmen atalarının mensup olduğu dine sahip çıkmaya devam etmişlerdir. Bunun manası şudur: Her toplum mensup olduğu kendi dini ile özdeşleşmiştir. Tıpkı tarihi, dili ve coğrafyası gibi. O halde her din mensubu bu gerçeği bilerek hareket ettiği takdirde dinler arası kavgalar bitecek, onun yerini sevgi, saygı ve hoşgörü alacaktır.
Günümüzde devletlerin asıl meselesi sadece sosyal, ekonomik ve siyasi problemleri çözmek olmamalıdır. Aynı zamanda bütün insanların maneviyat birliğinin sağlanması için de gayret sarf etmelidir. Bu durum çok dinli ülkeler için daha da önemlidir. Bu ülke insanlarının kültür, inanç, örf-adet ve geleneklerinin ortak noktalarını bularak onları dini hoşgörü ortamında kaynaştırmak gerekir. Hiç kuşkusuz bir ülkenin kalkınması için bu hoş görü ortamının çok önemli bir yerinin olduğu bilinen bir gerçektir.

Share
779 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

4+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bırak Söyliyeyim Dilimi Tutma

    16 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Bu 5. eserimi, güzelliklere ait olan Sevgiyi, VECD haline getiren, şiir okumayı özellik ve güzellik bilen herkese ithaf ediyorum. Dülgeroğlu Sabit Şiir;Yücelere tırmanan bir fikrin, düşüncenin, tefekkürün mahsulü, güçlü ifadenin merkezdeki özüdür. Meselenin künhüne inip kısa-veciz bir beyanla kitap çapında ifadesi edebi duygunun ihtimamı, iktidarı, zirvesidir. Edebî anlatım da gerek olmaz beyan'a, Mısralar bin söz eder şiirden anlayana. Korkuttular sindirdiler milleti, Sardılar başına maraz illeti, Modern putçuluğu, şirki zilleti, Bı...
  • SU TASARRUFU GÜNÜ

    16 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Küresel ısınma nedeniyle dünyadaki tatlı su kaynakları da giderek azalmaktadır. Artan insan nüfusu ve kentleşme daha fazla su ihtiyacı yaratmakta ve dünyanın ise bu kadar suyu bulunmamaktadır. Su tasarrufu, herkesin mutlaka bilincinde olması gereken hayati bir mesele haline gelmiştir. Su tasarrufu, kişisel temizlikte, konforumuzda ve ihtiyaçlarımızı karşılama yeterliliğinde herhangi bir azalma olmadan suyu verimli kullanmak, israf etmemektedir. Yani aynı işi daha az su kullanarak yapmaktadır. Meyve, sebze ve bitkilerin yetişmesinde, hayvanlar...
  • Mısırlı Aile’sinin Gelini Melek Öztürk ve Kızları Bilge ve Banu Öztürk

    10 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Melek Öztürk hanım, merhum Ali Orhan Öztürk’ün eşidir. Özel İdare Memuru Ali Atlas ile Ev Hanımı Safiye Hanım’ın 3. çocukları olarak 2 Ekim 1942’de Sandıklı, Afyon’da dünyaya geldi. İlkokul ve Ortaokulu Sandıklı’da tamamladıktan sonra 1960 yılında İzmir Kız Lisesi’nden mezun oldu. 1966 yılında Ege Üniversitesi, Tıp Fakültesi’nden mezun oldu ve Van’ın Edremit Nahiyesi Sağlık Ocağı’nda göreve başladı. 24 Kasım 1967 Cuma günü Ali Orhan Öztürk Bey ile evlendi. Bu tarihten itibaren 1969 yılına kadar Malatya’da Sağlık Ocağı’nda, 1969 - 1970 yıllarınd...
  • TÜRKİYE SERBEST PARAŞÜTÇÜLER GÜNÜ

    10 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Paraşütle atlama, genellikle hava araçlarından çıkış yapılarak boşlukta ve belirli bir yükseklikte de paraşüt açarak yavaş bir şekilde yere inilen bir aksiyon sporudur. Hava aracından çıkış ve paraşütün açılması arasındaki zaman “serbest düşüş” olarak adlandırılmaktadır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşında, malzeme ve asker indirmek, uçakları arıza yapan pilotların yaşamlarını kurtarmak için sık sık kullanılmıştır. Askeri amaçla kullanılan paraşüt zaman içerisinde spor dalı halini almış olup, Türkiye’de de bu spora rağbet görmüştür. Bu spor özel...