logo

İLHAMİ ŞEKERCİOĞLU VE GÖÇ BİZİM KADERİMİZDİ

 

Çok acele olarak ayrılmak durumunda kalırlar. Mustafa Hafız’ın eşi Gülşen Çulhaoğlu’nun çocuklarına anlattığı gibi yiyeceklerini bile almaya zamanları yoktur. Artık göç başlamıştır. Geçtikleri yerdeki bir köye ulaşırlar. Köy, Rus korkusundan henüz boşaltılmıştır. Yiyecek bulma ümidiyle evlere bakarlar. Bu köyden ayrılanlar o kadar acil ayrılma durumunda kalırlar ki yiyeceklerini bile yanlarına alamazlar. Uğradıkları birkaç evde mısır unu, tereyağı ve pekmez bulurlar. Unu yağ ile kavurup, pekmezle karıştırır un helvası yaparlar. Bu yol boyunca azıkları olur. Nereye nasıl gidecekler? Ne gidecekleri mekânı belirleyebilirler nede nasıl gideceklerini bilebilirler. Sonra gidecekleri mekânlara sağ salim ulaşabilecekler mi? Yolculuk. Sadece umuda yolculuk. Ama bu yolculuk savaş kadar zor olacaktı… Göç Bizim Kaderimizdi.
Eğitimci yazar, değerli kardeşim İlhami Şekercioğlu 3. kitabı “Göç Bizim Kaderimizdi” ile okuyucularına bir kez daha merhaba dedi. İlk yayınlanmış kitabı Ses Temelli Kur’an-ı Kerim Okuma Metodu,2. si Yüzüncü Yılında Hazin Bir Göç Hikâyesi Develi Çukuryurt adlı kitabıyla köyü Çukuryurt’un yaşanmış acı göç hikâyelerini anlatan eseriyle onu tanıdık. Hatıratın önsözünde yazdığı gibi, sel gider, kum kalır. Söz uçar, yazı kalır.
Hatıratlar, hatırda kalan şeyler. İnsanın yaşadığı zamana, yaptığı işlere, görüştüğü kimselere dair düşüncelerini ve duygularını içermek üzere yazdığı eserlerdir. Yazdıklarınızı yıllar sonra hatırlamak çok zordur. Yazarın tuttuğu günlüklerden yola çıkarak bu eseri yazdığını düşünüyorum. Yazıldığı yıllar ile bize bilgi ve belge sunan eser büyük bir çalışmanın ve emeğin ürünü. Şekercioğlu’nu bu eserinden dolayı tebrik ediyorum. Ayrıca yazılarda ve fotoğraflarda bana da yer verip andığı için teşekkür ediyorum.
Kitabın önsözünde; Birçoğumuz, “Ben neler yaşadım, neler gördüm, hayatımı yazsam roman olur. Sözlerini birçok defa söylemişizdir yahut gönlümüzden öyle geçmiştir. Bu serzeniş, yaşanan hayata önem atfetmektedir, bende öyle düşündüm. Kendi hayatımı roman olarak olmasa da edebiyatımızın içerisinde oldukça önem arz ettiğini düşündüğüm yazı türünden biri olan, HATIRAT şeklinde yazmağa karar verdim.” Diye not düşüyor.
19. yüzyılda orta Anadolu’da Bir Osmanlı Kazası Develi ile başlayan göçerlerin Develi’ye iskânı, tarihe bir yolculuk, Karamani Türkleri, Ermeni Tarihini, Çukuryurt Mahallesi’nin tarihini, baba tarafından soyağacını, Artvin (Hod = Yukarı Maden Köyü) işgal yıllarını, göç ile ilgili insanların anlattıklarını kayıt altına almış.
Develi tarihi, Develi’de kurulan Milli Cemiyetler ve Faaliyetleri, Yemen savaşının yansımaları, Çukuryurt mahallesine kim nereden geldi anılarla devam ediyor. Anne tarafında soy ağacı, Dedesi Hafız Mehmet ve eşi Emine ninesi ile ilgili bilgiler var. Anne ve babası ile ilgili düşünceleri yazdığı bölümler evladın anne baba sevgisinin çok güzel bir örneği. Çocukluğu, okul yılları, görev yaptığı yerler, ailesi ile ilgili bölümler o zamanlara ait bilgileri içeriyor.
Sakarya Akyazı Çakıroğlu Mahallesi İlkokulu ile başlayan sınıf öğretmenliği, Kayseri Kadir Rezzan Has İlkokulu müdürlüğü ile başarılı bir öyküyü zevkle okudum. Öğretmenlikle ilgili değerlendirmesi öğretmen mesleğini seçmek isteyenler bir ders niteliğinde anlatılıyor.
Bu yazım bu kitapla ilgili bir makaleye sığmayacak bir yazı. Yazarın emeğine saygı ve onu teşvik ve toplum adına teşekkür için kaleme aldım. Yöremden çıkmış bir yazar kardeşimin yazdıklarını hatıratını okumakla büyük bir keyif aldım. İmzalı kitabı bana ulaştığında bir hafta içinde okudum. Zaman zaman, balık tutarken, köyde öğretmenlik yaparken, o onları onunla birlikte adeta yaşadım. Kitap bunu başarabiliyorsa görevini yapmış demektir. İlhami Bey kardeşim iyi ki bu hatıratı yazmışsın kalemine yüreğine sağlık.

Dorlion Yayınları 2019, 335 Sayfa
(Haftaya: Göçlerde Endişe, Hüzün ve Gözyaşı Vardı)

Çağdaş Develi Gazetesi, 05 Temmuz 2019, Sayfa 7

Share
1.292 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

3+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Darülaceze’de “Dünya Kayserililer Günü” Kutlandı

    14 Şubat 2020 Köşe Yazarları

    İstanbul’un en eski Kamu Yararı Derneği, Kayder İstanbul Şubesi Başkanı Gökhan Çetinsaya’nın öncülüğünde Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç’ın, Diriliş Postası Gazetesi’nin ve Darülaceze Başkanlığı’nın katkılarıyla “Dünya Kayserililer Günü” etkinliğinin 2.si 08.02.2020 tarihinde Cumartesi günü saat 14.00’te Darülaceze Darülfünun salonunda gerçekleştirildi. Programa hava muhalefeti nedeniyle Kayseri milletvekili Av. Mehmet Özhaseki, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç ve diğer Kayseri milletvekilleri, il...
  • TÜRK HAVA KURUMU KURULUŞ GÜNÜ

    14 Şubat 2020 Köşe Yazarları

    Bir havacılık eğitim kurumu olan Türk Hava Kurumu (THK), 16 Şubat 1925 tarihinde, yüce önderimiz Atatürk'ün “İstikbal Göklerdedir” öngörüsüyle kurulmuştur. THK, önce 16 Şubat 1925'de “Türk Tayyare Cemiyeti” adıyla kurulmuş, 24 Mayıs 1935 tarihinde yapılan 6. Kongresinde ise “Türk Hava Kurumu” adını almıştır. Türk Hava Kurumu, Türkiye'nin sivil havacılık alanındaki en eski ve köklü kuruluşudur. Ankara'nın Etimesgut ve Eskişehir'in İnönü ilçelerinde iki önemli merkezi bulunmaktadır. THK, havadan yangın söndürme, hava ambulans, hava taksi, sivil ...
  • DEVELİ’DE BİR SES,BİR NEFES : MUSTAFA AKDOĞAN

    14 Şubat 2020 Köşe Yazarları

    Erciyes Dağı’nın eteklerinde kurulan ve İç Anadolumuzun şirin bir ilçesi olan Develimiz; nice yıllar ilmî-fikir ve devlet adamları Çanakkkale Cehenneminde 200’ün üzerinde şehidi ile de tarihimize damgasını vurmuştur. Develi’den geçen güzel insanlarından birisi de hayatının baharında (1914-1955 ) aramızdan ayrılan; hem terzi, hem tüccar, hem gazeteci, udî, DP’nin kurucu başkanı Mustafa Akdoğan’dır. Daha çok DP kurucu başkanı ve Develi’de ilk özel gazeteyi çıkararak gündemi tutan Mustafa Akdoğan’ın Arap harfleri ile yazdığı mektupları, dilek...
  • Gurban Olduğum

    07 Şubat 2020 Köşe Yazarları

    On beşten altmış beşe ahret mektebi, Her zaman hak doğru söyledi dili, Dünya onun için demir leblebi, Zar ahu zarına gurban olduğum. Yanardağ nedir ki onun adı var, Seyrani patlarsa bu cihan yanar, Gerçeği söyleme sana sürgün var, Yoluna yönüne gurban olduğum. Padişah da bu şakşaka özenmiş, Sırmalara kaftanlara bezenmiş, De Seyrani de, beni beni öv demiş, Sazına sözüne gurban olduğum. Midesi de kesesi de dolmamış, Sıratı müstakimden ayrılmamış, Yokluğun önünde selam durmamış, İzzet onuruna gurban olduğum. Ateşten gömleği...