logo

İlâhi Bir Ses Doğada Yansıyor

Eskilerin kâinat, tabiat, bugün ise doğa dediğimiz ve türlü adlarla söylediğimiz türlü görünüşler hakkında neler biliyoruz? Bütün güzelliği, harikuladeliği, göz kamaştıran, dille anlatılmaz haliyle karşımızda duran Kâinat hakkında bilgimiz ne kadar? Yeşile boyanmış yeryüzü, kayalar, ağaçlar, ırmaklar, dalgalı denizler, semada alabildiğince derin gök, deniz içinde esen rüzgâr, türlü şekle girerek kâh ateş, kâh dolu, kâh yağmur yağdıran şu karabulut, tüm bunlar nedir? Önüne gelen her şeyi bir okyanus gibi sessiz sedasız alıp götüren şu evren, şu âlem, gökyüzünü süsleyen milyonlarca yıldız, ay, güneş, sonsuzluğa açılan bu işleyişin amacı ve sırrı nedir?
Hiç düşündük mü? Bizi içine alan, sonsuzluk kadar büyük, durmadan dönen şu koskoca, uçsuz bucaksız evren bizden biri değil mi? Her şeyimizi biz ona borçlu değil miyiz? Şu bedenimiz, şu aklımız, şu yaşamımız hep bu kâinatla iç içe değil mi? O beslemiyor mu bizi? Yaşamımıza can veren, kan veren hep o değil mi? Hepimiz tohumdan, topraktan yetişmedik mi? hepimiz onun parçası değil miyiz? Kısacası şu evren, şu doğa, şu kâinat hakkında biz bir şey biliyor muyuz?
Varlıkta yer işgal eden en basit çürük bir yaprağın bile bir gücü, bir görevi olduğunu Kura’n haber veriyor. Bu göz kamaştıran, dille anlatılmaz haliyle duran şu kâinat ve onda olan her şey Yüce Tanrının eseri, Onun sanatı, Onun mükemmelliği, Onun tecellisi değil mi? Öyleyse bunca güzelliklere sahip olan insanın, içini kaplayan ilahi bir sesin kıvılcımına uyarak Yüce Yaratıcıya şöyle seslenmesi gerekmez mi? “Ey Yüce Yaratıcı, Senin sanatını müşahede ediyoruz ve görüyoruz ki onlar senin varlığını, yüceliğini ilan ediyorlar. Çünkü onlar senden geliyorlar, senden bağımsız değiller. Biz ise onda yaşarız, onda hareket ederiz ve onda varlığımıza sahip oluruz. Hepimizin gördüğü ve öğrendiği, akıllarımıza hayret veren, türlü renkte ve güzellikte bulunan çevremizdeki canlı ve cansızları görüp duyularımızla olan ilişkileri sayesinde kendimizi bilme derecesine eriyoruz.
Bunca güzellikler bize mutluluk veriyor, huzur veriyor, bundan da öte bize hayat veriyor.
Ey Yüce Yaratıcı, seni tanıyabilme, yarattıklarını sevebilme ve bu sevgiyi yaşatabilme iradesini bizlere lütfeyle.

Share
1.224 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

2+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DÜNYA HİJYEN GÜNÜ

    15 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Sağlığa zarar verecek ortamlardan korunmak için yapılacak uygulamalar ve alınan temizlik önlemlerinin tümü hijyen olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde temizlik önlemleri anlamında kullanılan hijyen, aslında Yunan Tanrıçası Hygeia adlı tanrıçadan gelmektedir. Hygeia, Yunan ve Roma mitolojisinde geçmekte olup, tıp tanrısı Asklepios'un kızıdır. Sağlık ve temizlik tanrıçasıdır. İnsanlar, Bergama'daki Asclepius Tapınağı gibi tapınaklarda babası Asclepius'tan ve Hygeia'dan sağlık dilemişlerdir. Dünyanın ilk Hijyen Günü, Avrupa Hijyen Konseyi ve Türk ...
  • STATİK ELEKTRİK GÜNÜ

    07 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Mutlaka hepimizin başına elektrik çarpması defalarca gelmiştir. Hiç beklemediğimiz birisine ya da bir yere dokunduğumuzda bir anda elektrik çarpması hissi yaşarız. Günlük hayatımızda biriyle tokalaştığımızda, arabadan inip kapı kolunu tuttuğumuzda, bir yüzeye dokunduğumuzda veya parkta plastik kaydıraktan kaymış bir çocuğa dokunduğumuzda ortaya çıkan karıncalanma hissi, statik elektriğin etkisinden kaynaklanmaktadır. Hatta aradaki akım geçişi sırasında oluşan kıvılcım gözle görülebilir ve çıtırtı şeklinde ses duyabiliriz. Bu akım geçici bazı k...
  • TARİHÎ KARTPOSTALLAR ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ – 2

    07 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Geçen haftaki yazımızda tarihî kartpostalların politika ve vatan müdafasındaki yeri konusunda bilgi vermiş ve bu konuda kartpostalların önemine değinmiştim. Bir okuyucumuzun ricası üzerine konuyu biraz daha zenginleştirmemiz gerektiğini görmüştük. Bu vesile ile yeniden arşivime inme ihtiyacı doğmuş ve altı kare kartvizit üzerinde durmayı uygun gördüğümü belirtmek isterim. Tarihte gördük ki bir yerde askerin yoksa orası senin değildir. Osmanlı devleti 350 yıldır elinde tuttuğu Rumeli'yi vasıfsız ve cahil politikacı ve subaylarımız sayesinde on ...
  • Eski Develi’de Örf ve Adetlerimiz

    01 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Örf ve adetler çok eski zamanlardan beri toplum içinde kabul görmüş yazısız kurallardır. Halk dilinde gelenek ve görenek olarak da bilinen bu kavramlar, yaşadığı toplumun özelliklerini yansıtır. Kadim Develi kültürü zaman içerisinde birçok değişime uğramıştır. Develi’de asırlardır devam eden ve hala yaşayan birçok gelenek görenek bulunmaktadır. Gelenekler ve onun oluşturduğu kültür, toplumu bir arada sağlam tutan ögelerdir. Develi’de eskiden herkes birbirini tanır, bir ailenin fertleri gibi herkes birbirini koruyup kollardı. Dayanışma ruhu çok...