logo

HOCALARIN HOCASI: PROF.DR.HASİBE MAZIOĞLU (21.03.1922-24.O4.2013)

Hasibe (Çatbaş) Mazıoğlu, Develi’nin maruf ve kültürlü ailelerinden Çatbaşlar Ailesindendir. İki erkek,dört kız kardeşin en küçüğüdür. 1338/1922 ‘de Develi’de doğmuş; Develi’den çıkıp ilk akademik ünvanı alıp hizmete koşan bir kadın bilim adamıdır. Babası Kayseri Rüştiyesi mezunu Ahmet Efendi,annesi ise Kumru Hanımdır.
Hasibe Hanım önce o yıllarda Develi’nin seçkin aile çocuklarının okuduğu Merkez Nümune İlkokulu’nda, orta okulu ise Develi Ortaokulu’nda okumuştur. Burada o zamanlar Türkçe öğretmeni olarak görev yapan Ö.Makbul Özdil’i kendisine edebiyat sevgisini aşılayan ve yol gösteren olarak hayırla yad etmiştir.Kendisi şöyle der,bir vesile ile: “1928 Temmuzunda yeni Türk harflerini öğretmek için ev kadınları ve okulu eski yazıda bitirenlerle okumakta olan öğrenciler için “Halk Mektepleri” adıyla kurs açılmıştı. İlkokul ikinci sınıfta olan küçük ablamın yanında ben de altı yaşında bu kursa giderek okumayı öğrendiğimden, eylül ayında ilkokula başladım. 1933’te yaşımın küçüklüğü nedeniyle ortaokula gidebilmem için mahkeme kararıyla yaşım büyütülerek doğum tarihim nüfusa 1922 olarak kaydedildi.”
Buradan birincilikle mezun olduktan sonra çalışmaktan büyük zevk ve onur duyduğum Kayseri Lisesi’ Ed. Bölümüne küçük ağabeyinin desteğiyle kayıt olur.Abdulbaki Gölpınarlı,Cevdet Kudret gibi değerli hocalardan haylice feyzlenen hocamız zaten Osmanlıdan Türkiye Cumhuriyetine geçiş döneminin kuşağıdır. Kısa zamanda Osmanlıcaya öyle vakıf olur ki babasıyla eski yazı ile mektuplaşır.Bu konuda, bir sohbetinde şöyle anlatır. “1928 Temmuzunda yeni Türk harflerini öğretmek için ev kadınları ve okulu eski yazıda bitirenlerle okumakta olan öğrenciler için “Halk Mektepleri” adıyla kurs açılmıştı. İlkokul ikinci sınıfta olan küçük ablamın yanında ben de altı yaşında bu kursa giderek okumayı öğrendiğimden, eylül ayında ilkokula başladım. 1933’te yaşımın küçüklüğü nedeniyle ortaokula gidebilmem için mahkeme kararıyla yaşım büyütülerek doğum tarihim nüfusa 1922 olarak kaydedildi.”
Hocamız liseden 1936-1937 yılında kayıt yaptırdığı Kayseri Lisesi’nden 1939-1940 döneminde 6.Ed.bölümünden 1265 numarasıyla, Develili sınıf arkadaşları Nevin Gülsoy, Sefer Oral gibi değerlerimizle birlikte mezun oldu
Develi’den çıkan ilk profösör olacak olan kızlık soyadı ile Hasibe Çatbaş Liseden sonra ortaokul hocası Makbul Özdil’in yönlendirmesi ile AÜ DTCF Edebiyat bölümüne 1940 yılında kaydoldu ve 1944 yılında mezun oldu. A.Ü.Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. O yıllarda Üniversitedeki Bölümünde Necati Lugal, Necmettin Halil Onan, Abdülkadir İnan ve Saadet Çağatay Türk Dili ve Edebiyatı bölümün öğretim kadrosunda bulunan hocalardı. Fakültede iken bu hocalardan ders alarak yetişti. . Bitirdiği bölüme hocalarının ısrarı ile bilhassa Necmettin Halil Onan’ın gayreti ile aynı hocanın yanında yeni asistanı olarak girdi. Prof Dr Zeynep Korkmaz da ondan birkaç yıl sonra asistan olarak görev alacaktı. Fars Dili Ve Edebiyatı bölümünde ise Vecihe Hatiboğlu aistan olacak bu üçlü “ Üç Kız “ Profesör, hatta emekli olana kadar aynı çatı altında hocalık yapacaklardır..
Yıllar içerisinde sağlam şahsiyeti, mesleğine sevgisi ve gayretli çalışması ile mesleğinde çalışarak Prof.Dr.’luğa yükselir.Gerek yurt içinde ,gerekse yurt dışında Türk Edebiyatının yaygınlaşması için çalıştı. Bugün az fakat yazdığı sayılı eserleri onun ne kadar dikkatli ve mesleğinde derinlik kazanmış bir “Eski Türk Edebiyatı” sahasının unutulmayacak bir ilim adamı olarak anılacaktır.Ciddi kaynak eserleri, çeşitli ansiklopedilerde yazdığı maddeler ve tebliğler ile hayırla anılacaktır.
Evlidir.Mazıoğlu soyadını aldı.Fakat kocasını dört yıl sonra , erken kaybetti .Oğlu Mustafa tek çocuğudur. Bu tarihten sonra evlenmedi.Nice öğrenciler ve değerli akademisyenler yetiştirdikten sonra hocaların hocası Hakk’ın 24.04.2013 tarihinde rahmet-i Rahman’a kavuşmuştur.
Eserleri şunlardır:
1.Fuzuli – Hafız (1956) (.Doktora tezi)
2.Nedim’in Divan Şiirine Getirdiği Yenilikler (1957, 1988),
3.Fuzuli’nin Farsça Divanı (1962),
4. Kitab u Mesâcid’üs Şerife (1974),
5. Fuzuli ve Türkçe Divanından Seçmeler (1986),
6.Kayserili Mevlevi Şeyhi Ahmet Remzi Akyürek’in Hayatı ve Şiirleri (1987),
7.Edirneli Nazmî’nin “Pendi Attar Tercümesi”(1988)
Şiirleri de bulunan hocamız ile benim ilk tanışmam 1967 yılında AÜ. DTCF Türk Dili ve Edebiyatı bölümüne aşkla girdiğimde, tanımıştım. Kendisinin Develi’li biliyordum ama hiç görmedim. Annemin sınıf arkadaşı olduğunu duymuştum. Bizler dil bölümünün öğrencileri idik. Edebiyat bölümü öğrencileri ile ve İlk iki yıl 1.ve 2.sınıf öğrencileri ile beraber ders görüyorduk. Hocalarımız Hasibe Mazıoğlu (Eski Türk Edebiyatı ),Kenan Akyüz (Yeni Türk Edebiyatı),Vecihe Hatipoğlu (Türkiye Türkçesi), Zeynep Korkmaz (Selçuklu Türkçesi),Saadet Korkmaz (Eski Türk Lehçeleri),Hasan Eren (Türk Dili Tarihi),ayrıca Gazi Eğitim Enstitüsünden Şükrü ……(Edebi Sanatlar), Ahmet Temir (Moğolca), Meliha Ambarcıoğlu (Farsca) vs.Bu vesile ile de ölenlere rahmet, kalanlara sağlıklı bir ömür diliyorum.
Hocamız ilk derse girdi benim gibi yeni öğrenciler Hasibe Hanım hakkında öyle şeyler duymuştuk ki disiplini, öğrenciye hakimiyeti, dersteki dikkati, otoritesi, not verişindeki sıkılık vs.Bir yeni arkadaştan “Ya hu! Bu da insanmış “ diyenleri duymuştum. Topak boylu efe tavırlı fakat vakur b,,o zamanlar asistan Hüseyin Ayan Beyle derse girmişti.Yoklamamız yapıldıktan sonra tahtaya Nabi’nin şu meşhur beyitini yazdı ve bu yazılı sorusu idi.Bu beyiti okuyup, veznini bulacak var mı ,dedi.Çıt yok.Birini kaldırdı başaramadı.
Sınıfa göz gezdirdi,ben ayağa kalktım, “Kazıb “kelimesini bilemiyorum dedim.Gözüme baktı,herhalde benim bu beyitin altından kalkamayacağıma inanmadı: Eh,gel bakalım dedi. Ben Develi’nin mezarlarını bilirim ve bir merak ile eski yazı ile yazılı bütün mezar taşlarını okumuştum.Beyit şu idi:
Dahi kimden ümüd-i sıdk idersin Nabi
Bir günün dahi nısb-ı kazıb nısb-ı sadıktır
Beyitin anlamı şöyledir: Ey Nabi !Daha sen kimden doğruluk bekliyorsun,bir günün bile yarısı gece yarısı şafaktır(Gündüz).Bu arada veznini de işaretlemiştim.
Hoca şaşırdı ve hayretle sordu: Sen nerden geldin evladım,dedi? Ben utanarak: Develi’den hocam deyince,sınıf gülmeye başladı.Hocam demesin mi:Eh,Develiler zaten zeki olurlar. Bir kahkaha daha.Ama unutmayın Kadir’in hocası çok değerli bir edebiyat öğretmeni olan Mahi r Tevfik Hocaoğlu’dur!
Yüce Allah hepsinden razı ve mekanları nurlu olsun !

Çağdaş Develi Gazetesi, 12 Haziran 2020, Sayfa 2

Share
6.881 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

6+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ABBASZADE İBRAHİM EFENDİ (1899-1963 )

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Abbaslar ailesinin atası Abbas Dede’dir. Aile de hep dedenin adıyla anıla gelmiştir. Aile Halep Türkmenlerinden üç değişik aile birlikte 18.asrın ortalarında Develi’ye gelip önce Kopçu köyü’ne yerleşmişler, kısa bir süre sonra Develi’ye ad vermiş olan Dev Ali (Seyyit Emir Ali) türbesinin etrafına yerleşmişlerdir. Yukarı Develi’de yerleşmişler ve kurdukları mahalleye de Kopçulu Mahahallesi adı verilmiştir. İlk nüfus sayımı olan 1821 tarihinde de mahalle sakinleri Kopçulu adıyla kayda girmiştir! Abbaszade İbrahim de diğer bütün aile ferleri ...
  • Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci’nin Takdim Yazısı

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci'nin Takdim Yazısı Değerli Hemşehrilerim, İnsanlar genellikle maddi kazanç uğraşısı verirler, bunun için çalışırlar, bunun için çabalarlar. Neden, çünkü daha iyi bir gelecek, daha mutlu bir hayat sürmek için. Maddesel olarak bir yere gelmiş bireyler asli görevlerinden artan zamanlarda da topluma hizmette yer almalı, ülkeye ve insana hizmete omuz vermelidirler. Bu hizmetin karşılığı da manevi kazançtır, manevi kazancın getirdiği haz ve mutluluktur. Bu haz ve...
  • DÜNYA TÜKENMEZ KALEM GÜNÜ

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Günümüzde kalem basit ve kolay bir yazma aracı olarak bilinmektedir. Kalemin tarihi çok eski çağlara dayanmaktadır. Özellikle sanayi devriminin ardından sanayinin de gelişmesiyle birlikte kalemin de bu gelişme ile paralel bir gelişme gösterdiğini görmekteyiz. İnsanlar asırlar boyunca mürekkebe batırılan tüylü kalemleri kullandılar. Ancak bu çok zahmetli bir olaydı. Çünkü sürekli sızıntı yapma problemi vardı. Ve ayrıca mürekkep sayfada çok yavaş bir şekilde kuruyordu. Modern zamanın yazım araçlarından bir olan “Tükenmez Kalem” icat edilip seri...
  • Gönül Sadakası

    03 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Okuyucu tarafından zaman zaman dersler çıkarılacak, kıssadan hisse alınacak metinler geliyor. Neşe ve sevinçler paylaştıkça çoğalır. Üzüntü ve kederler paylaştıkça azalır. İşe öyle dostlar ararız bazen. Bizimle üzülüp, bizimle sevinecek dostlar. Ama her şeyden önemlisi öncelikle bizim kendimizin omuz dayanacak bir dost olmamızdır. Bir hanımefendi anlatıyor: Biraz fasulye ve biraz pilav alarak bakır bir tepsiye koydum. Üzerine patlıcan, salatalık ve bir kaç tane kayısı ekledim... Tam dışarı çıkacaktım ki babam sordu: - “Nereye gidiyorsun kızı...