logo

HAYVAN HAKLARI ve BİR VEFA

1543

İnternette bir arkadaşımın ‘bağ işlerken bulduğuma bakın’ diye elinde mini minnacık bir kaplumbağa ile fotoğrafını görünce aklıma geçen yaz yaşadığım iki anım geldi.
İLKİ; Taşlık mevkiindeki bağımızı –ki bilenler bilir Fenese Mahallesi evlerinin yapımında kullanılan taşların çıkarıldığı yer- bağ yapmak için insanımız sırtında toprak taşımış- kayaları oyarak su arkları yapmış yani bazılarının söylediği gibi bağcılığı başkasından öğrenmemişiz.
Konumuza gelelim, içimde ‘bağı bir dolaşayım’ isteği belirdi. Ben de herkesin yaptığı gibi yanıma bağ makası ve dahra aldım. Neden oradaydım, hiçbir iş yoktu. Sonradan anladım ki ben oraya bir görevle gitmiştim. Bağımıza su girişi olan dar bir kaya oyuğuna, oranın serinliğinden faydalanmak için olsa gerek çok iri bir kaplumbağa girmiş. Ama çıkamıyor – yer dar dönüş mümkün değil- geriye hareket edemiyor. Elimle tutup almak istedim- güçlü ayaklar- imkânsız. Elimdeki dahranın kıvrık ucunu hayvanın kabuk kısmına yerleştirip çekmekle muvaffak oldum.

İKİNCİ hadise; Kör kuyu bağı- dere içinde depoların arkasında- yine içimden bir ses ‘bağa git’ diyor’. Gittim. Oraya yaklaştığımda yabancı bir kişinin yakınlarda olduğunu gördüm. Bağa indim. Soruyorum kendime ‘buraya gelmemin bir sebebi olmalı’. Dolaştım, buldum: Kırmızı renkte büyük bir torba ve içinden bir kıpırtı… Bağlanmış kalın iple- elimle yokladım içinde hayvan- dahra ile kestim ipi. İçinde iri yarı üç tane kaplumbağa. Torbadan çıkmaları imkânsız. ZAVALLILAR. Ya bırakılıp sonra alınmak ya da bağlara zarar vermesin diye ölmeleri için terk edilmiş. Aynı bölgede farklı bir yere saldım onları. Bu VAHŞET nasıl tarif edilebilir bilmiyorum?
Peki, ayağı sakat, topallayan köpekler, araba altında ezilen kediler. Bırakın hayvanlara bir lokma yiyecek veya su verilmesini, bina önüne hayvanlar için koyduğum su kapları sık sık alınmasına ne demeli. Acaba burası Müslüman bir ülke mi?
Diğer taraftan hayvan sevgisi ile dolu olan kişilerin bir gün mutlaka karşılığını alacaklarını bilmek inancımız gereğidir. Mesela karşımızda oturan Mustafa dayımın oğlu Ahmet Özgür Çakıoğlu’nun her gün kedileri beslemesi fevkalade takdire şayandır. Ayrıca balkonlarına kuşlar için yem ve su koyanlarımızda var. İşleri rast gitsin!
                                                              BİR VEFA
İlhami ŞEKERCİOĞLU’nun Kayseri Anadolu Haber Gazetesinde her çarşamba yazısı çıkmaktadır. Bu hafta, 29 Nisan 2015 günü SELİM AKDOĞAN başlıklı, beni Kayseri’ye tanıtıcı bir makalesi vardı. Yazının internet bağlantı adresi: http://www.kayserianadoluhaber.com.tr/HaberDetay.aspx?ID=1658
Konuyu buraya taşımaktaki amacım, sağolsun beni anlatmak için epey bir araştırma yapmış. Ailemiz fertlerinin Kayseri’nin müteveffa belediye başkanı Osman Kavuncu ve sonrasında rahmetli Necmettin Erbakan Hocamızla birlikte çalıştıklarını belirtirken, milliyetçi-muhafazakâr ve bir DAVA ADAMI olarak yetişmemi, yurt dışında okumamı temin eden, ailemin diğer üyelerinin İlhami Bey’in yazmadığı isimlerini bu vesileyle kendilerine olan şükran ve VEFA duygumun bir ifadesi olarak ve bilmeyenleriniz / unutanlarınız için belirtmekte yarar görüyorum:
Babam Mustafa Akdoğan (1915-1955) 40 yaşında geride 7 yetimle Ahirete intikal ettikten sonra başımızda eskilerin tabiriyle, zekâsı, iradesi, yönetim kabiliyeti ve en hassasından annelik duygularıyla, bir ağa kızı, asalet abidesi, her muhtaca yardım eden tam bir ‘Osmanlı Hanımefendisi’ annemiz cennet mekan Zümrüt Çakıoğlu Akdoğan (1920-94) ile çocukları (yaş sırasına göre) Ahmet, Mehmet, Ali Fuat, Güler, Erdal, Songül Fatma ve en küçükleri ben Selim Akdoğan’dan oluşan 2 kız ve 5 erkekli bir aile. Saygılarımla.

Share
3.161 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

2+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • MEZİYETLİ BİR AĞABEYİMİZ : MAZHAR GÜNGÖR

    25 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Develi’de ortaokul ve lise bugünkü binalarında, aynı anda eğitim yapıyorlardı. İstiklal mezun olduğum 1959-1960 öğretim yılında , Develi Ortaokulu’na kaydoldum. Orta 1’de ve Lise !’de sınıfta kaldım. Sekiz yıl bu sayılı okulumuzda neler gördüm, neler! Develi Lisesi 15.09. 1957 yılında eğitim ve öğretime başlamıştı. Lisemiz 2.sınıfta bir yönetmelik değişimi ile ”Edebiyat ve Fen bölümleri”ne ayrılmıştı. Yalnız Fen bölümünün açılması için on beş öğrenci gerekiyordu. On dört öğrenci gerekiyordu. Fakat bir öğrenci eksikliği ile fen bölümü açıla...
  • Aşağı Everek’teki Osman Usta’nın “Numune Kıraathanesi”

    25 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Değerli hemşehrim Metin Usta ile bir konuşmamızda babası merhum Osman Usta'yı rahmetle andık. ”Babam 40 yıl İstanbul'da kaldıktan sonra Develi'ye dönmüş, Develi sevdası ağır basmış, bir Develi sevdalısıydı” diye anlattı. Develimizde İz Bırakan merhumu anmak maksadıyla ulaşabildiğim bilgiler ve fotoğraflar nihayetinde bu yazı kaleme aldım. Osman Usta'nın babası Kervancı Süleyman'dır (Hanife'nin Süleyman) olarak da tanınırmış. O yıllarda çevre vilayetlere Develi'de yetişen ürünleri atla götürür, oradakileri de Develi'ye getirir satarmış. Kervan ...
  • DÜNYA KALP GÜNÜ

    25 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Kalp- damar hastalığı gerek dünyada gerekse ülkemiz için tehdit olmaya devam etmektedir. Yaşamı tehdit eden sağlık sorunları arasında ilk sırada yer alan kalp hastalıkları, anne karnından başlayarak her yaş grubunda görülmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kalp hastalığı ömrümüzü kısaltan en önemli nedenlerden birisidir. 2000 yılından bu yana her yıl 29 Eylül günü, “Dünya Kalp Günü” olarak kutlanmaktadır. Burada amaç, ülkemiz ve tüm dünyada en başta gelen ölüm sebebi olan kalp damar hastalıklarına dikkati çekmek, halkın bu şekilde b...
  • DEVELİ MEZARLIKLARI

    18 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Develi Mezarlıklarını, tarihi Develi köy mezarlıkları da başta olmak üzere (Ayşepınar, Çomaklı, Fraktın, Havadan, İncesu, Köseler, Madazı, Pungu, Soysallı, Sindelhöyük, Zile vs) dahil olmak üzere gezmediğim yer çok azdır. Ama o kadar arzu etmeme rağmen maalesef inceleyemediğim yerler de var. Mesela Karacaören, Kızık, Öksüt, Satı vs gibi. Mezartaşları bir köy tarihi ve bulundukları mekan için çok önemli yazılı belgelerdir. Tıpkı ibadethane olmaları ayrı bir konu ama kitabeli camiler de aynı konuda aydınlatıcı belge sunarlar.! Yeter ki dikkatli ...