logo

HATIRALARIN IŞIĞINDA-! DEVELİ’DE RAMAZAN

Bu konuda, Ankara Develiler Yardımlaşma Derneği’nin 1992’lerde yayınladığı dört sayı, Ankara’da Develi adlı derginin birinde bir yazı yazmıştım. Bu tür hatıralar, o şehir veya yerlerin sosyal tarihi hakkında unutulmaz bilgiler verir. Zira yerleşim yerleri, ister şehir, ister kaza, ister köyler olsun hem coğrafya; isterse buralardaki sosyal sosyal hayat olsun öyle hızlı değişiyor ki ! İşte bu tür hatıralar çoğu kaybolmuş yaşama biçimlerini bize yıllar ötesinden taşırlar. Böylece nice ölümsüz değerlerimiz ve insanî unsurlarımız yarınlara taşınır.
Bir Develi kültür elçisi olan,Kahramanmaraş’lı şair-yazar Dr.Oğuz Paköz’ün “Maraş senin Nazın Var” adlı kitabı nı şimdilerde ikinci defa okuyorum. Kahramanmaraş’ın yıllar içerisinde yaşama biçimi olmuş sosyal hayatı çok ince bir üslupla anlatan kitap. Dün önünüzde!. Daha yakında aldığım “İstanbul Folkloru” adlı eserde aynı şekilde. Kayseri için Kadir Dayıoğlu’nun Büyükşehir Belediyesi yayınlarından çıkan, çoğu kimsenin kolay ele alamayacağı sosyal konuları büyük bir emekle yazdığı Öteki Şehir adlı gibi eserler okuyucuya geçmişi hatırlatma bakımından çok önemli eserler olarak görürüm. Yine bu sahada Gaziantep, Sivas ve Karaman Belediyelerinin kıymetli çalışmalarını da çok önemserim. Eskiden şehirleri anlatan eserlere verilen şehrengiz adı şimdilerde bilâdiye adıyla anılmaktadır!
Develi’nin sosyal hayatı, tarihi ve insanî güzellikleri hakkında bir kitapta toplamak üzere,bu sütunda çok yazı yazdım. Bu yazıların toplanıp kitaplaşması gerekiyor.İnşallah başarırız!
Şüphesiz İslâm aleminin en önemli aylarından biri Ramazan ayı’dır. İslâm’ın beş
Ben 1948 doğumluyum. 9 yaşında oruç tutmaya başladım. Ancak şeker hastalığım sebebiyle doktorlar tarafından orucumuz istenmedi. 2000 yılından beri insilün ve kullanıyoruz. Demek ki 1957 yılından beri tuttuğumuz oruca 43 yıldır devam etmişiz. Şimdilerde de bedel ödeyerek devam ediyoruz. Dileğimiz yüce Mevlâ’nın kabulüdür. Niçin bunu anlatıyorum, anlatacağım konuların zaman bakımından sınırını belirlemek için…
Teküşe / Büyükküllük / Aşağı Everek mahallesi 1. Kuyumcular sokak çocukluğumun ilk heyecanlarını yaşadığım yerdir. Sokağımızın yarısı Ermenidir. Arazlar, Altun Dudu, Ornik Usta, Artin Usta ailesi ve Süren ile Haçik İstiklal İlkokulu’undan sınıf arkadaşlarım.
Merhum arkadaşım Tırtıklı Yaşar(Demirci), Haçik ve ben aramızda 25 kuruş toplayıp da bir İkinci Sigara almış ve Bartana’da bir kamyon karösörü içerisinde ilk gizli sigara içme deneyimini tatmıştık.!Sonra başımız dönmüş geri kalan paketi bir yere saklamıştık. Ramazanda, demek ki 7-8 yaşlarındayım.Sonra içmek üzere. Ben daha sonra bir iki sigara dah a içmiştim.
İftar sofrasındayız.O zamanlar iftar açımı elektirik dairesinden idare edilen siren düdüğü ile başlardı. O yıllarda Develi Yeşil Everek,nüfus 10.000.Tam yemeğe başlamıştık ki bizim Yaşar’ın babaannesi ile beraber cayırtılı sesleri sokağın başından duyulmaz mı?
-Hı,gizliden benim sigaramı nasıl içersiniz?paketin canına okumuş olmalı.
Tabii bizde şafak attı.Ama durumu anlayan babam elindeki kaşıkla bize nasıl yüklendi.Allah’tan merhum Hayriye Anam’ın üzerime atılımı ile biz kurtulduk. Sadece gelenlere babam büyük bir anlayışla ,sigara parasını verdi de bizimkilerin gönlü oldu ve çekip gittiler.Demek ki Haçik bizden sonra paketin canına okumuş olmalı!
Mahallenin Davulcusu Çötenli Hacı idi.Gerçekten davulu güzel çalardı.Güzel de türküler okurdu. Ağ gelin türküsü gibi. Bizim evin yanına gelince mutlaka bir yumruk havası çalardı ki babam yumruk oyununu çok severdi. Mükafat olarak annem de ona kete veya çörek hediye verirdi.
Evler Ramazan öncesi çörek yaptırırlar ve mahalle fırınlarında pişirilen bu çörekler leğenler içinde saklanırdı. Mutlaka bazı komşulara da hediye edilirdi. Annem çoğu zaman çok güzel bir hayli sütlaç yapar ve kılerimizde saklardı. Mutlaka baklava da yanında bulunurdu. Şüphesiz salata için lazım olan yeşillikler(turp ,havuç, lahana gibi) ahırımızın bir köşesinde özel toprakların içerisinde saklanırdı. Lüzum ettikçe çıkarılır ve kullanılırdı.
Şüphesiz Ramazan’ın en önemli eylemi teravih namazıdır .Hocalar hocası mescidimizin imamı Artvin muhacirlerinden Mehmet Benlioğlu ile müezzinimiz Cemil Özgen’di. Hocamız efendi mi efendi, Cemil Hoca ise muzip mi muzipti. Ama sesi güzel , çok güzel gazel ve mevlit okurdu. Kaynağı kendinden olan ne güzel fıkraları vardır! Rahmetli halamla aynı sokağın insanı oldukları için bizim eve teklifsiz gelirdi. Kardeşim Hamdi hocamızın teline vurdukça o nefis kahkahasını atar ve ne hoş sohbetlerini tespit etmişizdir.
Teravih namazının müdavimleri arasında bir hayli muzip ağabeylerimiz de vardı. Yaşlıların asalarının ve ayakkabılarının yerini değiştirirler, zavallılar teravih sonrası ara ki ayakkabılarını bulsunlar.
Cemil Hoca zaman zaman teravih aralarında çok güzel halk ilahileri okurdu.Bazen kendine ait ilahilerinden de…Bir gün:
“Ne geç geldin, ne tez gittin ey şehri ramazan “
Diye başlayan ilahiyi okurken arkadan muzip bir ağabey demez mi:
-Bir de sen tutana sor.
Bizim ki durur mu? Hemen atılıp demez mi:
-Sana soran mı oldu?
Mahallenin önemli mekenlarından iki de kahvehane vardı: Sipahioğlunun kahvehanesi ile Başoğlu’nun kahvehaneleri. Sahura kadar süren tombala çekimleri de doğrusu zevkli bir zaman öldürme vesilesi idi.
Biz çocuklar için şüphesiz en önemli olaylardan biri de büyüklerimizin elini öperken verilen paralar.Aman Allahım ne önemli anlardı. Ya ev ev dolaşıp şeker topladığımız anlar…Sevgi saygının paylaşıldığı,mahallenin ihtiyaç sahiplerinin gizliden gizliye yapılan yardımlar ne anlamlı davranışlardı.
Toprakları bol olsun, Ramazan ayına çok hürmet gösteren ve bizlere kete veren Ermeni komşularımıza, bizlere iyi örnekler sunan rahmetlilere selam olsun. Mekanları Cennet olsun.
Çağdaş Develi Gazetesi : 07.06.2018

Share
2.030 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

2+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ABBASZADE İBRAHİM EFENDİ (1899-1963 )

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Abbaslar ailesinin atası Abbas Dede’dir. Aile de hep dedenin adıyla anıla gelmiştir. Aile Halep Türkmenlerinden üç değişik aile birlikte 18.asrın ortalarında Develi’ye gelip önce Kopçu köyü’ne yerleşmişler, kısa bir süre sonra Develi’ye ad vermiş olan Dev Ali (Seyyit Emir Ali) türbesinin etrafına yerleşmişlerdir. Yukarı Develi’de yerleşmişler ve kurdukları mahalleye de Kopçulu Mahahallesi adı verilmiştir. İlk nüfus sayımı olan 1821 tarihinde de mahalle sakinleri Kopçulu adıyla kayda girmiştir! Abbaszade İbrahim de diğer bütün aile ferleri ...
  • Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci’nin Takdim Yazısı

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci'nin Takdim Yazısı Değerli Hemşehrilerim, İnsanlar genellikle maddi kazanç uğraşısı verirler, bunun için çalışırlar, bunun için çabalarlar. Neden, çünkü daha iyi bir gelecek, daha mutlu bir hayat sürmek için. Maddesel olarak bir yere gelmiş bireyler asli görevlerinden artan zamanlarda da topluma hizmette yer almalı, ülkeye ve insana hizmete omuz vermelidirler. Bu hizmetin karşılığı da manevi kazançtır, manevi kazancın getirdiği haz ve mutluluktur. Bu haz ve...
  • DÜNYA TÜKENMEZ KALEM GÜNÜ

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Günümüzde kalem basit ve kolay bir yazma aracı olarak bilinmektedir. Kalemin tarihi çok eski çağlara dayanmaktadır. Özellikle sanayi devriminin ardından sanayinin de gelişmesiyle birlikte kalemin de bu gelişme ile paralel bir gelişme gösterdiğini görmekteyiz. İnsanlar asırlar boyunca mürekkebe batırılan tüylü kalemleri kullandılar. Ancak bu çok zahmetli bir olaydı. Çünkü sürekli sızıntı yapma problemi vardı. Ve ayrıca mürekkep sayfada çok yavaş bir şekilde kuruyordu. Modern zamanın yazım araçlarından bir olan “Tükenmez Kalem” icat edilip seri...
  • Gönül Sadakası

    03 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Okuyucu tarafından zaman zaman dersler çıkarılacak, kıssadan hisse alınacak metinler geliyor. Neşe ve sevinçler paylaştıkça çoğalır. Üzüntü ve kederler paylaştıkça azalır. İşe öyle dostlar ararız bazen. Bizimle üzülüp, bizimle sevinecek dostlar. Ama her şeyden önemlisi öncelikle bizim kendimizin omuz dayanacak bir dost olmamızdır. Bir hanımefendi anlatıyor: Biraz fasulye ve biraz pilav alarak bakır bir tepsiye koydum. Üzerine patlıcan, salatalık ve bir kaç tane kayısı ekledim... Tam dışarı çıkacaktım ki babam sordu: - “Nereye gidiyorsun kızı...