logo

GURBET İLLERDEKİ TARİHİ ESERLERİMİZİN AKİBETİ

Çeşitli sebeplerle Avrupa’ya birkaç defa gidip gezmişliğimiz vardır. Özellikle dünyanın hatırı sayılı müzelerini de özellikle görmüşlüğümüz ve çok dikkatli olarak da incelemişliğimiz vardır.
Her gittiğimiz de de mazimizin o zenginlinden, onca yakma, yıkma ve değişik amaçlı imar çalışmaları sonucu yok edilmesine rağmen; nice nadide Türk eserlerinin Avrupa ülkelerinin en seçkin sanat merkezlerini süslediğini gördükçe göğsümüz kabarmıştır. Bunlardan kısa örnekler verebiliriz. Almanya’nın Mörs şehri Müzesi’ni gezerken geniş bir tabaka üzerinde birbirini tamamlayan dört resim görmüştüm. Birinci resimde bir Alman genci bir Türk sofisinden yardım istiyor, 2. resimde Sofi Alman yetkililere durumu bildiriyor, yardım istiyor. 3.Resimde isteğin yerine getirildiği belirtiliyor. 4.Resimde Alman genci bizim sofinin elini öpüyor.
Venedik’i geziyoruz.Türk hanını gezdikten sonra muhteşem Venedik meydanında ki meşhur kilisenin üç kemerli dış kapısındaki resimler dikkatimi çekmişti. Üç kemerde bir Türk leventi bir yaralı Ceneviz’li leventi kucağına alıyor, 2.resimde onun yaralarını tamir ediyor,3.resimde ise evine götürüyor! Tam bir Türk fazilet örneğinin resimle tezahürü, belgesi. Bütün haşmetiyle kemerlerde olayı özetliyor Türk’ün insanî güzelliğini.
Peki! Ya onca Türk mahalleler, çeşmeleri, medreseler, camiler, tekkeler, sokaklar, caddeler…Hangisini sayayım!? Belgrat kal’ası’nın İstanbul Kapısı hala ayakta. Yemyeşil mermer kitabesi bir sanat abidesi. Hatta kal’anın zirvesinde göğe yükselen Tiryaki Hasan Paşa Kulesi sanki Tuna nehri tarafından selamlanıyor ve kule de Tuna’nın Türkt’en ayrılışına ağıdına içleniyor. Hala Macaristan’dan Gül Baba tüm Türklere selam gönderiyor. Üsküp bir Bursa örneği…Daha ne diyelim? Eh, bunlar 624 yılın küçük ama son derece önemli hatıralarıdır!
Niçin böyle bir duygusal ama o kadar da şerefli bir mazinin yankılarından bir seçme yaptım. Anlatmalıyım.
Ertuğrul Özkök “Sultan Abdulhamid Yavuz’un adını Zeytin Dalından Sildiriyor” adlı bir haber-yorumu yayınlandı. (Hürriyet,27.02.2018)
Yazı şöyle:”Olay 6. Şubat günü oldu. Mısırın başkenti Kahire’nin valisi Atıf Abdulhamid, şehrin el-Zeytin bölgesindeki Birinci Selim Caddesi’nin adını değiştirmeye karar verdi.
Yani son zamanlarda bizim Ankara’da ABD ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne yakın isimleri silmemiz gibi…İlk teklif bir üniversite profesöründen geldi. Assem Al Dassouki adlı profösör teklifini şöyle açıkladı:Yavuz Sultan Selim Müslümandır ama binlerce Mısırlı Müslümanı cami minarelerinden bile atıp öldürtmüştür. Oysa milattan sonra 640 yılında Mısır’ı ilk feth eden Müslüman olan Amr İbn Al’As Mısırlıyı öldürmemiştir!”
Birkaç yazımda kullanmışımdır. Tarihi tefekkür etme de büyük bir hassasiyeti olan Yahya Kemal tarihi eserlerin her nerede olursa olsun dünden bizlere bir emaneti olduğunu ve korunması gerektiğini belirtir. Belirtir de ne yazık ki bu eserleri yıkmak ve isimlerini değiştirmek kolaydır ama bir de bedeli vardır. Kayseri Kalesi restore edilirken bir yazarımız: ”Bizans” eseri diyerek küçümsemişti. Halbuki bu eserler ta ötelerden bizlere ulaşabilen tarihi bir mirastır. Şimdi bu kafa ile Avrupa’da gördüğümüz Osmanlı hatıralarını Avrupalı aynı mantıkla yıksa sadece Türk kültürü değil, dünya kültürü de mahzun kalmayacak mıdır? Bildiğim kadarıyla en son yıkılan Osmanlı eseri Arabistan’da 1781 yılında yapılan Ebyat kalesi 2002’de yıkılıp, otel yapıldığında bizleri az mı üzmüştü? Çünkü tarihi eserler şerefli bir mazinin tapularıdır.
Bir röportajda Alman Başkanlarından Köln’e:”Hiç zamansız yerlerde Türkler hakkında öyle olumsuz sözler söylüyorsunuz ki başkan Klinton bile şaşırıyor, dediklerinde:
-Elbette o şaşırır. Onun annesi 350 yıl çocuklarını mehter marşıyla büyütmedi ki, demiştir.
Biz de tarih şuuru var da yabancı ülkelerde yok mu? Elbette vardır. O zaman şu soruyu da biz soralım:Farklı kültürler bizlere bir emanet midir? Yoksa yok edilmelidir mi? İkinci şıkkı tercih edersek dış devletlerdeki Osmanlı ve Türk eserlerini nasıl koruyacağız? O halde maziden bize kalan bütün yabancı eserler, yer adları biz de kaldırır ve yıkarsak dış devletlerdeki yıkım ve kaldırılışları da kabul etmeliyiz, değil mi? Böyle bir olay geçmişin yıkımı dır! Geliniz şimdi Develi’den Bizans eseridir diyerek Elbiz adını değiştirelim, Havuzu ortadan kaldıralım. Haçatur Çeşmesini parçalayalım, Melekgirmez Çarşısını yerle bir edelim…Hitit eseridir diyerek kaya kabartmalarını yok edelim….Bunun akılla bir ilgisi yoktur. Yıkma ve yakma, silme yerine neden koruma ve geleceğe layık bir şekilde emanet etme gayretini gösteremiyoruz.?
Böyle hassasiyet noktasında aşırılığa kaçtığımızda, gurbet ellerdeki ecdatın onca eserlerini nasıl koruyacağız?

Share
921 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

5+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DEVELİ MEZARLIKLARI

    18 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Develi Mezarlıklarını, tarihi Develi köy mezarlıkları da başta olmak üzere (Ayşepınar, Çomaklı, Fraktın, Havadan, İncesu, Köseler, Madazı, Pungu, Soysallı, Sindelhöyük, Zile vs) dahil olmak üzere gezmediğim yer çok azdır. Ama o kadar arzu etmeme rağmen maalesef inceleyemediğim yerler de var. Mesela Karacaören, Kızık, Öksüt, Satı vs gibi. Mezartaşları bir köy tarihi ve bulundukları mekan için çok önemli yazılı belgelerdir. Tıpkı ibadethane olmaları ayrı bir konu ama kitabeli camiler de aynı konuda aydınlatıcı belge sunarlar.! Yeter ki dikkatli ...
  • DÜNYA TEMİZLİK GÜNÜ

    18 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Toplum olarak ortak paylaştığımız yaşam alanlarının temiz tutulması bir vatandaşlık görevidir. Toplum içerisinde bulunan toplum bilinci ve sorumluluk duygusu kişinin ilk önce kendisine saygı duyması ile başlar. Yaşamsal alanların korunması, doğaya, yeşile sahip çıkılması ve çevre temizliğinin önemi herkesin ortak sorumluluğudur. Temiz bir çevre, insan sağlığı ve refahı için temel niteliktedir. Çevre Temizliği, günümüzde dünyanın en önemli sorunları arasındadır. Bütün bunların temel amacı, insanları çevre temizliği konusunda bilinçlendirmektedi...
  • DÜNYA AVCILAR GÜNÜ

    11 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Merkez Av Komisyonunca, avına izin verilen yaban hayvanı türlerini, doğal denge içerisindeki yapıyı bozmadan, tespit edilen zaman ve miktarlar ile belirlenen esas ve usullerle, canlı veya cansız ele geçirmeye çalışmaya Avcılık, bunu yapan kişiye de Avcı denilmektedir. İnsanoğlu yaratıldığı günden bu yana besin arama ve karnını doyurma zorunluluğunu duymuştur. Mağara dönemi insanları beslenmek, giyecek sağlamak ve kendilerini korumak için avlanmak zorunda kalmışlardır. Bir yandan bitki kökleri toplayıp toprağı işlerken diğer yandan av aletlerind...
  • YAZARLARIMIZIN YAZILARINI OKURKEN

    11 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Çağdaş Develi Gazetesi’ nin yayınlandığı 2003 yılından beri elimizden geldiğince haftalık bir değişik konulu yazı yetiştirmeye çalışırım. Bu yazıların hepsi Develi ile ilgili tarih, sosyal, kültürel, siyasî, edebiyat vb konulardadır. İnşallah, bu yazılar bir plan dahilinde yazılmıştı; kitaplaştırıldığında inanıyorum ki Develi kültürü ve medeniyeti adına değerli çalışmalar olduğunu hepimiz göreceğiz. Zira bu yazıların çoğu tabir yerindeyse iğne ile kuyu kazmak kabilinde yazılmıştır. Çünkü küçük yerlerde bilgi toplamak o kadar zahmetlidir. Fotoğr...