logo

Göçlerde; Her An Endişe, Hüzün, Özlem, Hasret ve Gözyaşı Vardı


Orhan CEBECİ
orhan@cagdasdeveligazetesi.com.tr

 

Göç Bizim Kaderimizdi kitabının adeta bir özeti. Aslında bir iki makaleye yazıya sığmayacak bir kitap. Eski bir atasözü Kırk katır mı? kırk satır mı? Elbette kayıt altına alınan her bilgi değerlidir. Hatırat olması, bilgi ve belge sunması bakımından çok önemsediğim için kitabın son bölümünden bu bölümü de okuyucuyla paylaşmak istedim. Eğitimci, yazar İlhami Şekercioğlu; hatıratı neden yazdığını aşağıdaki cümlelerle şöyle özetliyor.
Tarihe baktığımızda insanoğlunun varlığı ile birlikte peygamberlerin bir kısmının da dâhil olduğu farklı yerlere oldukça çok zorunlu göçler yaşanmıştır. Tüm bu göçlerde endişe, acı ve gözyaşı vardır.
Özellikle Türk Tarihinde Orta Asya’dan zorunlu olarak başlayan göçler Dünya’nın çeşitli yerlerinde son bulmuştur. Dünya’da savaşlar olduğu sürece adı ne olursa olsun zorunlu göçler devam edecektir.
Tüm bu göçlerin amacı; insanların canlarını kurtarma, milli olan kimliklerini inançlarını koruma, özgür olarak yaşama ve gelecek nesillere güzel olan bir vatan bırakabilme çabasıdır.
Kendi neslim de bu düşünceler içinde, Artvin’den Develi’ye göç etmiştir. Kader, onları hiç bilmedikleri, görmedikleri yerlere vatan olur, yurt olur umuduyla bu güzel topraklara sürüklemiştir.
Düşüncem o ki Develi’de nüfus oranına göre en çok okuyan insan sayısı Çukuryurt Köyü’ndendir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin sağladığı imkânlar sayesinde birçok insan yetişmiştir ve memleketlerine her alanda bir gayret içerisinde hizmet etmektedirler.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sağlamış olduğu bu imkânlardan, bir muhacir çocuğu olarak ben de yararlandım.
Okullarında okudum, öğretmen oldum. Ülkemin çeşitli bölgelerinde bir güven ortamı içinde çalıştım. Zamanı gelince de emekli oldum.
Kitabımın bu son bölümünde bir hakkı sahiplerine teslim etmek isterim. Göçler sırasında tüm göçerlere ve neslime gönül kapılarını açan, onlara bir lokma ekmek, bir bardak su ikram eden insanları, o göçerlerin bir torunu olarak, iyi dileklerimle hayırla yâd ediyorum.
Allah için yaşadığım süre içerisinde ayrısı gayrısı olmaksızın ülkenin tüm insanlarını çok sevdim.
Bu bana hep mutluluk verdi.

Hiç kimseyi inancından kültüründen yahut milliyetinden dolayı ayırmadım, ayıplamadım, kınamadım.
Sınıf öğretmeni ve idareci olmam, karşılaştığım tüm problemler karşısında bana başta çocuk sevgisi olmak üzere birçok insanı değer kazandırdı. Çocukları çok sevdim. Onların üzülmesiyle üzüldüm. Yeri geldi onlar için gözyaşı döktüğüm oldu. Onların sevinmesiyle hep mutlu oldum.
Kitabımdaki yaşanmışlıklar adına tüm anlatımlar savaşların acı olan gerçeğidir. Göçler insan neslinin geçmişi ile bağlantısını koparır, insanı öksüz bırakır. Anlattığım göç hikâyeleri, köyümüze yerleşen Artvin, Selanik Tortum ve yakın bölgelerden gelen insanların göç hikâyeleridir.
Gönlümden öyle geçer ki ülkemizde ve tüm Dünya’da, insanlar, çatışmaların, savaşların olmadığı, acıların yaşanmadığı, barış içerisinde güzel olan bir hayat yaşamalarıdır. Bizlere düşen görev, geçmişi unutmadan, birlik ve beraberlik içerisinde çok çalışmak, çok üretmek, güçlü olmak ve neticesinde kendi bünyemiz dâhil, tüm Dünya’da insanlığın ortak değeri olan barışın ve adaletin tesisi için geleceğe yatırım yapmak olmalıdır.
Cenabı Allah Türk Milleti’ne, Türk Devleti’ne zeval vermesin. Devlet olma önemlidir. İnsanın taşıdığı değerlerle yaşayabilmesi, sahip olduğu devletle mümkün olur.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan günümüze, bizlere bu güzel imkânları sağlayan, başta ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşları olmak üzere, çalışan, üreten ve ortaya insani değerler koyabilen, gönlü güzel insanları saygıyla rahmetle anıyorum.
Al bayrağın gölgesinde, elbirliği, gönül birliği içerisinde, kinin nefretin olmadığı, herkesin karnının doyduğu, yüzünün güldüğü daha mutlu bir Türkiye dileğiyle, Hoşça kalın. 3 Mayıs 2018

Share
373 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 15 Temmuz’u; Unutmadık ve Unutmayacağız

    17 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

    Gün 15 Temmuz. 0 gün ezanlarla doğanlar, selalarla veda ettiler. Bir olmak, beraber olmak en büyük silahımızdı. Milletin iradesine kimse darbe vuramazdı. Ellerinde bayraklarla tanklara, toplara ve uçaklara karşı koyan bir milletin destanıdır 15 Temmuz. Milletimiz; demokrasiyi, Vatan ve bayrak aşkını 15 Temmuz'da bütün Dünya’ya gösterdi. O gece milli iradeyi hiçe sayanlar bir tek şeyi hesaba katmadı; Egemenlik kayıtsız şartsız milletin olduğuna. Bayrağımızı indirtmedik, ezanımızı dindirtmedik. 15 Temmuz'da evinde rahat oturmaktansa, ülkesi...
  • Bisiklet ve Kalp Krizi

    17 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

    Yeni çalışma, bisiklet sürmenin kalp krizi geçirme riskini büyük ölçüde azalttığını söylüyor Orta yaşlarda işe bisikletle gidip gelmek kalp krizi geçirme riskini önemli ölçüde azaltıyor. Araştırmacılar, haftada 30 dakika kadar bile bisiklet kullanmanın önümüzdeki 20 yıl boyunca koroner kalp hastalığı gelişme şansını belirgin bir şekilde etkilediğini belirtti. Danimarkalı araştırmacıların projesinde 20 yıl boyunca işe alındığında 45 ila 60 yaşları arasında olan 45.000 kişi takibe alındı . Haftada 90 dakika bisiklet kullanımı sonucunda kalp s...
  • DÜNYA KIBLE GÜNÜ

    17 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

    Kıble, Türkçe “Yön” demek olup aslında insanın herhangi bir tarafa dönmesine veya bir yöne yönelen kimsenin üzerinde bulunduğu hale verilen isimdir. Diğer ifadeyle Kıble, Müslümanların, Hıristiyanların, Yahudilerin ve diğer inançlardaki kişilerin ibadet esnasında döndükleri yöndür. Müslümanların kıblesi, Mekke'de “Kâbe” denilen kutsal bina olup, Allah'ın emriyle Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından yapılmıştır. Kıble, Müslümanların namazda yönelmeleri gereken istikameti yani Kâbe'yi ifade eder. Namaz kılarken Kâbe'ye yönelmek farz olduğun...
  • DÜNDEN BUGÜNE DEVELİ’DE BASIN TARİHİ

    17 Temmuz 2019 Köşe Yazarları

    Mahalli basının Anadolu'da başlaması ve gelişmesinin zor olduğunu söylemek herhalde kehanet değildir. Gazete ve dergilerin, ne zaman başlayıp, hangi sayıda sona erdiğini kesin söylemek, arşiv yetersizliğinden dolayı çok zordur. Nitekim bu konuda hastalık derecesinde hassasiyetimiz olmasına rağmen, bazen yetersiz kalabiliyoruz! Develi uzun yıllar Ermeni, Karamanî Türkler (Hristiyan Türkler) ve Müslüman Türkler beraber huzur içerisinde yaşamışlardır. Eğitim ve öğretim konusunda Ermeniler ve Karamaniler daha erkencidirler. Matbaacılıkta da ilerde...