logo

GÖÇ BİZİM KADERİMİZDİR

Şevket Süreyya Aydemir çok değer verdiğim bir yazarımızdır. Onun özellikle Suyu Arayan Adam ve Toprak Uyanırsa adlı eserleri her Türk aydınının okuması gereken eserlerindendir. Bu iki eseri çok da yankı bulmuştur. Şevket Süreyya Rumeli kökenlidir ve bu eserlerinde kaybolan İmparatorluk topraklarına duyulan hasreti ve toprakla beraber kaybedilen kültürel değerleri o zengin üslubuyla anlatır. Daha lise döneminde okuduğum bu kitapların etkisi,yazarın bütün kitaplarını okumamı sağlamıştı!
Ankara’da bir gün Suyu Arayan Adam kitabından öğrencilik döneminde bir vesile bahsederken bir dostun ağladığını görmüştüm. Kendine gelip, sakinleşince: Ben de muhacirim, demişti.Göçler insanları köksüzleştirir! Bu arkadaşımız büyükleri Artvin’in Hod köyünden Develi’ye gelip yerleşenlerdi. Bu insanlarla çocukluğumdan beri aynı mahallede bulunmuş, zaman zaman aile büyüklerinden bu göçlerin acı hatıralarını göz yaşları içerisinde dinlemişizdir. Bu bakımdan “göç”ün ne olduğunu iyi bilenlerdeniz. Bu yüzden Rumeli göçleri ve evladı-fatihanın Anadolu’ya göçlerinin ibretli sayfalarını o nefis üslubu ile merhum Sâmiha Ayverdi’nin yazılarını da okuyarak, ibretli dersler almaktayız.
Develi’ye göçler konusunda bir küçük denemede bulunmuştuk. O zaman gördüm ki Develi’ye önemli bir göç te 1914 yılında Artvin’ in Hod ilçesinden gelenler Taşçı köyü’ne, daha sonra bir kısmı Çukuryurt köyüne; Rumeli’den gelenler ise Develi’nin Aygösten/Reşadiye mahallesine yerleştirilmiştir. Bu işlerde Muhacirin Müdiriyetlerinin büyük hizmetleri olmuştur.
Ne acıdır ki Ermeni tehciri sırasında bir hayli tarih, hatırat ve monoğrafiler yazılmışken, Rumeli ve Batum muhacirleri arasında çok az geleceğe malzeme olacak eserler yazılmıştır. İşte şimdi elimizde Artvin muhacirlerinin Develi’ye doğru göçlerinin hikayesi gerekli önemli belgeler de kullanılarak yazıldı.Yazan Emekli öğretmen ilhami Şekercioğlu. Eser:Göç Bizim Kaderimizdi, Ankara 2019.
Eser,olaylar zamanının nice kütüphanelerin yok olduğu, belgelerin kaybolduğu, canlı kaynakların hayatlarını kaybettiği savaşlardan ülkenin yangın yerine döndüğü bir zamanda, yaşamanın mucize olduğu bir ortamda yazı yazmak gerçek bir mucizedir! İşte üçüncü kuşaktan biri bunu zevkli fakat bu zor görevi şuurlu bir vazife sayarak , ele aldı başardı.Böylece Türk kültürüne realist bir eser kazandırıldı. İlhami Şekercioğlu bu zor işi mevcut bilgi , kaynak ve belgeleri toplayarak bir önemli olayı, Artvin’den Çukuryurt’a göçü, tam 104 yıllık bir dramı tarihe mal etti. Hem de acı dolu günleri ele alan âşıklarımızın destanlarıyla da zenginleştirerek.Ervahî,İznî,Rufa Hasan, Bekir Özkan’ın şiirleri ibretle okunmalıdır.
Eser iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde yazarın hayatı, ayrılıp, gözleri arkada kalan Artvin-Hod bölgesi, orada Türk varlığı, yıllar içerisinde içerisinde içerisinde çekilen çileler, buraların coğrafi yapısı ve nihayet göçün kader oluşu. Yollarda çekilen belalı günler, bırakılan yaşlı kişiler, yolculuğu engellemesin diye mısır tarlalarına bırakılan çocuklar !…Dayanılır gibi değil. Ama neylersiniz ki göç bunların kaderiydi. Yepyeni bir coğrafyaya yerleşmek, uyum sağlamak kolay mıdır? Olayları destekleyen gazete küpürleri, fotoğraflar, elde edilebilen hatıralar.
İkinci bölüm ise yazarın günlük gazete yazdığı denemeler. Genelde dini konuların sosyolojik olarak ele alınışı. Farklı bir ele alış ve yorumlayış . Velhasıl günümüz Türkiyesi’nin din dünyasının problemleri ve yorumlanışı .Yazılar kısa ve net düşünceler.
Eser belki daha düzenli bir plana oturtulabilirdi. Ama dolu bir bardağın taşması gibi…Bu eleştirilebilir ama esas amaç kökünden koparılmasına vesile olan “Göç”söz konusu olunca buraya dikkat edilmeli. İşte yazarın bence en büyük başarısı burada. Böyle acısıyla, tatlısıyla ibret dolu bir olay ,zaman zaman unutulmaya yüz tutturulan olaylar zinciri içerisinde olayı parlatmak kolay bir şey değil. Bazen olaylar üzerine eğildiğimiz için bu işin kolay olmadığını biliyorum. Bir kare fotoğraf, iki satır bir hatıra bulmanın zorluklarını yakinen bilenlerdeniz. Şekercioğlu hem kendi geçmişi ve hem de Develi sosyal tarihi hakkında çok önemli belgesel bir eser ortaya çıkardı. Ümidim o dur ki eser gereken ilgiyi görür de konunun muhatapları tarafından ve ilgi duyanlarca eksiklikler tamamlanır.
“Develi Çukuryurt 100.Yılında Hazin Bir Göç Hikayesi,Develi 2015”eserinden sonra bu yeni çalışmasından dolayı, yazarını tebrik ediyorum. Yeni eserlerini de görmek istediğimi belirtmek isterim. Develi kültürü adına farklı bir konuyu ele alan böyle bir eser kazandırdığı için mutluluğumu da belirtmek istiyorum.

Share
2.221 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

7+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Farkına Varmadan Yaşadıklarımız

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Ne kadar kıymetliymiş, denizin dalgalarını, gökyüzünün maviliğini izlemek. Ne kadar kıymetliymiş, sevdiklerine sarılabilmek, öpebilmek, onları ziyaret edebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, yağan yağmurda ıslanabilmek, rüzgârın kokusunu çekebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, sokaklarda, caddelerde gezinmek, amaçsızca yürümek. Ne kadar kıymetliymiş, korkmadan, tedirgin olmadan markete, alışverişe, pazara gidebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, kafeye, pastaneye, çay bahçesine oturup, bir çay kahve içebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, öksürebilmek, hapşırab...
  • Dolmuşculara Bir Çift Lafım Var!

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    65.000 Nüfuslu bir ilçede yaşıyoruz. Dolmuşçular bisiklet projesine itiraz ediyormuş ekmek kapılarına engel olur diye. Ben de şunu demek istiyorum dolmuşçuların ekmek kapısına engel oluyor diye özel araç kullanımını mı yasaklayalım ? Yok böyle bir dünya! 65.000 nüfuslu ilçede 30.000 araç var ve trafik sorunu var. Bu sorun gitgide artıyor. Bu sorunu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? 65.000 nüfuslu ilçede bisiklet kullanımı ne kadar etkiler ekmek kapısını. Neden alternatif ulaşım aracı hakkı verilmesin insanlara. Sadece dolmuşa bineceksiniz baş...
  • KARA VEYA EFSANE CUMA

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Kara Cuma ismini son yıllarda adını sıklıkla duymaktayız. Kara Cuma, adından da kolayca anlaşılabildiği gibi doğrudan ülkemiz kültürü ile ilgili özel günlerden biri olmadığını söyleyebiliriz. Öyleyse Kara Cuma (Black Friday) nedir? Kara Cuma, ABD'de başlayan ve Şükran Günü ile sıkı bağları bulunan bir gelenektir. Her yıl Kasım ayının dördüncü Perşembe gününde kutlanan Şükran Gününden sonraki Cuma günü, halk çarşı veya meydanlarda bulunan büyük mağazalara giderek alışveriş yapmaktadır. Bazı şirketler bu rutini kâra çevirmek ve daha çok ürün sat...
  • DEVELİ’DE İLK ÖĞRETİM KURUMLARI ve İLK ÖĞRETİM KADROSU-3

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Geçen hafta değerli eğitim tarihçimiz Prof.Dr.Yahya Akyüz'ün yazdığı Kız İlkokulları Tarihi Gelişimi hakkındaki mükemmel bir yazısından faydalanmış ve kısaltılarak sizlere derli toplu bir bilgi vermeye çalışmıştım. ”Eğitim Tarihçimiz” dedim, çünkü birde aynı isim ve soyadını taşıyan A.Ü.DTCF. Yeni Türk Edebiyatı öğretim üyelerinden Prof.Dr.Kenan Akyüz vardır ve benimde hocalarımdandır.” Modern okulculuğa, azınlıklar ile misyonerler bizde daha erken dönemlerde başlamışlardı. Hatta matbaalarıyla beraber ! Öyle ki, modern yetim haneler, iptid...