logo

Gevher Nesibe Sultan Surlardan Sızan Aşk

İlk romanı “Anılarda Son Ermeni” ile yakaladığı büyük başarıyı sonraki eserlerinde de devam ettiren Abdullah Ayata, yalnız Kayseri’nin değil, bütün Türkiye’nin beğenerek okuduğu önemli yazarlarımız arasına girmiştir. Bu romandan sonra Ayata Anılarda Son Ermeni’nin yazarı diye anılacaktır.
Müthiş doğa tasvirleri, usta dil işçiliği ilmek ilmek dokunan bir Abdullah Ayata romanından bahsediyorum. Elime aldığımda bırakamadan okuduğum Gevher Nesibe Sultanın hayat hikâyesini konu alan romanda, usta yazarlara mahsus bir üslup, ne anlattığı değil, nasıl anlattığı ile de öne çıkıyor. Romanı okurken sayfaların peşine takılıp gidiyorsunuz. Kahramanlar kendi ağızlarından yalın bir dille hikâyelerini anlatıyorlar. Sıra dağları, öbek öbek tepeleri aşarak ilerliyorsunuz, romanın sayfalarında. Okurken bir tat ve doyulmaz lezzet alıyorsunuz. Romandaki kurgulanan kahramanların ruh halleri, cümlelerin ahengi sizi bambaşka diyarlara götürüyor. Ölesiye bir sevgiyi, hüzün ve aşkı adeta yaşıyorsunuz.
Romanın Konusu:
Romanlarıyla büyük ses getiren değerli hemşehrim, arkadaşım Abdullah Ayata, kitabın arka kapağında romanın konusu özetle şöyle anlatıyor: “Türk tarihinin fazla gün ışığına çıkarılmamış dönemlerinden Selçuklular zamanında yaşanmış olan hüzünlü bir aşk hikâyesinin konu edildiği gerçek olaylardan esinlenerek yazılan bu tarihi romanın çok ses getirdiğine inanıyoruz.
İkinci Kılıçaslan’ın kızı Giyaseddin Keyhüsrev ile birlikte on bir atabeyler, birçok kız kardeşleri ve Gevher Nesibe Hatun aşırı itina ile eğitilip büyütülür. Babasının vefatından sonra Selçuklu tahtına oturan ağabeyi Gıyaseddin Keyhüsrev’in himayesinde hayatına devam etmektedir. Büyüklerinin bakmaya doyamadıkları, dokunmaya kıyamadıkları bu güzel prensesi makam, mevki sahibi, kendi halinde, kardeşlerini kırmayacak üzmeyerek etrafında pervane olabilecek bir şahsiyetle evlendirmeyi düşünmektedirler. Oysa o hiç umulmadığı şekilde atak, cesur, genç bir kale kumandanına sevdalanır. Aşkları gün geçtikçe kara sevdaya dönüşür.
Dönem; ihanetlerin, taht kavgalarının ve kargaşanın hüküm sürdüğü yıllardır. Bir taraftan beyler, atabeyler, saflarını seçmekle zorlanırken öte yandan Hasan Sabbah’ın Bâtınilik öğretisi halk arasında baskıya dönüşmüştür. Bu kadar karışıklık içerisinde önce fazla ciddiye alınmayan bu sevda dönülmez hale dönüştüğünde iş işten geçmiştir.
Uzun araştırmalar sonunda tarihi gerçeklerin de belgelerinden yararlanıp hazırlanarak okuyucunun beğenisine sunulan bu romanın zihinlerde, gönüllerde unutulmaz tatlar bırakarak unutulmayacak eserler arsında yerini alacağına inanıyoruz.”
Gevher Nesibe Sultan Şifahanesi:
Gevher Nesibe Sultan, Selçuklu soyundan gelen karakaşlı, kara gözlü, kara saçlı, ak yüzlü Türk kızı, Selçuklu ordusunun komutanlarından bir sipahiye gönlünü kaptırır.
Lâkin Nesibe’nin ağabeyi 1. Gıyaseddin Keyhüsrev bu aşka karşı çıkar Sipahiyi, Kayseri’den uzak tutmanın yollarını arar ve onu muharebeden muharebeye gönderir. Nihayet böyle kanlı savaşların birinde sipahi şehit olur. Sevdiğinin şehit olduğunu öğrenen Nesibe Hatun, üzüntüsünden vereme yakalanır ve hasta yatağına mahkûm olur. Kız kardeşinin derdine doktorların çare bulamadığını öğrenen Gıyaseddin, onu ölüm döşeğinde ziyaret eder. Artık ne söylese bir anlamı yoktur. Ona “son dileğin nedir ?” diye sorar. Gevher Nesibe Sultan : “Benim derdimin çaresi yok sultanım, ben son yolculuğuma çıkıyorum. Benim mal varlığımla benim adıma bir şifahane (hastane) yaptırır mısın?” der.
Gıyaseddin, derin acılar içinde Gevher Nesibe Sultan’ın bu sözlerini dinler, ona söz verir ve kardeşinin ölümünü çaresizce seyreder. Onun bu dileğini gerçekleştirmek için canla başla çalışmaya başlar. 1204 yılında Kayseri’de şifahanenin yapımına başlanır ve iki yılda bitirilir. Gıyaseddin Keyhüsrev, kız kardeşinin türbesini de şifahanenin içine inşa ettirir. Gevher Nesibe Sultan Şifahanesi, yapısı ve tıp eğitimi açısından dünyadaki ilk ciddi tıp kuruluşudur. Dünyanın İlk Tıp Fakültesi kabul edilmektedir.
Kayseri Darüşşifası kadrosunda en az iki dâhiliyeci, iki cerrah, bir eczacı, başhekim ve başhekim yardımcıları, danişmendiler, asistanlar bulundurulmuş, akıl hastaları da kabul edilip, ayakta veya on sekiz odalı Bimarhane’de hastalar musikî, telkin ve sıcak su ile tedavi edilmişlerdir.
Türklerde akıl hastalıklarının ilk defa müzikle tedavilerinin Selçuklular devrinde, Gevher Nesibe Bimarhane’sinde başlatıldığı gerçeği ortaya çıkarılmıştır. Bu medresede kadın-erkek veya Müslüman-gayrimüslim ayırımı yapılmamış, herkese aynı şekilde hizmet verilmiştir. Medrese bu anlayışını ve hizmetini ise 20. yüzyıla kadar devam ettirmiştir.
Abdullah Ayata:
1958 yılında Kayseri’nin Tomarza ilçesine bağlı Şıhbarak Mahallesi’nde doğdu. Şıhbarak İlkokulunu ve Tomarza Ortaokulunu bitirdikten sonra Malatya Akçadağ Öğretmen Okulunda ve Gazi Üniversitesi’nde öğrenim gördü. Adıyaman, Erzurum, Giresun illerinde öğretmenlik yaptı. Çalışma hayatını Kayseri’de eğitimci olarak sürdürürken emekli oldu. Türk toplumu onu romanlarıyla tanıdı. Ayata’nın ilk romanı “Anılarda Son Ermeni’ 2005 yılında Aydınlar Ocağı Kayseri Şubesi Yılın Kültür Adamı ödülünü almıştır. 2006 yılında Türkiye Yazarlar Birliği tarafından Yılın Romancısı ödüllerini de almıştır. Amerika’da İngilizce olarak basılmıştır. Ayata kurgu içerikli öykü ve romanlar kaleme almaya devam etmektedir.
Eserleri:
Keşke O Deli Ben Olsaydım, Kartallar Kafese Sığmaz, Horkut, Muhbir Mehmet, Torosların Cinleri, Küçük Dağların Gölgeleri, Surlardan Sızan Aşk, Rakkanın Efendileri, Bohçadaki Sırlar, Göç Kaderimizdi, Düş Önüme Yalnızlığım.

Çağdaş Develi Gazetesi, 20 Kasım 2020, Sayfa 7

Share
8.436 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

2+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ERMENİ OLAYLARI, İSYANLAR VE TEHCİR İLE SONRASI-1

    25 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    a. Ermeni Olayları (1896) Ermeni teşkilatlandığı yerlerden biri de Van ve çevresidir. 1.Haziran 1896 tarihinde başlayan Van İsyanı’nda yine Ermeni meselesi için devletler devreye girmiş ve komitacılar cezalandırılamamıştır. 10- Adana Olayları (1909) 1895’te Hınçak Komitesi tarafından bir gösteri düzenlendi. Yaklaşık beş bin Ermeni Bâbıâli’ye yürüdü. Silahlı Ermeni komitacıları Bâbıâli’yi basarak büyük bir hâdise çıkarıp Avrupa’nın dikkatini Ermeni Meselesi üzerine çekip Avrupa’nın müdahalesini planladılar. İsyan kısa sürede bastırıldı. ...
  • Sultanahmet Azade Otel’de İstişare ve Yönetim Kurulu Toplantımız

    24 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Pandemi dönemi dernek toplantılarımız koronavirüs kurallarına riayet edilerek az sayıda da olsa devam etti. Bu dönem uzun zamandır yapamadığımız İstişare Kurulu ve Yönetim Kurulu toplantılarımızın birincisini 17.09.2021 tarihinde Mustafa Sümengen Ağabeyimize ait Sultanahmet Azade Otel'de gerçekleştirdik. Yemekli toplantımızı organize eden Kadınlar Komisyonu Başkanımız Hanife Salman Hanım'a, güzel mekânında her zaman bizleri misafir eden Mustafa Sümengen Ağabeyime çok teşekkür ederiz. Yemekli toplantımız tarafımdan yapılan açılış konuşması ile...
  • EKİNOKS

    24 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Dünya, kendi ekseni etrafındaki dönüşünü sürdürürken, bir yandan da güneşin çevresinde dolanır. Dünya, güneş etrafındaki dönüşünü elips şeklindeki bir yörünge üzerinde 365 gün 6 saatte tamamlar. Buna bir yıl denir. Dünya, 939 milyon km'lik yörüngesi üzerinde 108 bin km. hızla hareket eder. Gök bilimi terimlerinden olan “Ekinoks”, yılda iki kez gerçekleşmektedir. Peki, Ekinoks nedir? Ekinoksun ne olduğunu tam olarak anlayabilmemiz için özellikle dünyanın nasıl hareket ettiğini bilmemiz gerekir. Hissetmesek de aslında dünyanın iki farklı hareket...
  • Bırak Söyliyeyim Dilimi Tutma

    16 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Bu 5. eserimi, güzelliklere ait olan Sevgiyi, VECD haline getiren, şiir okumayı özellik ve güzellik bilen herkese ithaf ediyorum. Dülgeroğlu Sabit Şiir;Yücelere tırmanan bir fikrin, düşüncenin, tefekkürün mahsulü, güçlü ifadenin merkezdeki özüdür. Meselenin künhüne inip kısa-veciz bir beyanla kitap çapında ifadesi edebi duygunun ihtimamı, iktidarı, zirvesidir. Edebî anlatım da gerek olmaz beyan'a, Mısralar bin söz eder şiirden anlayana. Korkuttular sindirdiler milleti, Sardılar başına maraz illeti, Modern putçuluğu, şirki zilleti, Bı...