logo

GALİÇYA NERESİ?


Orhan CEBECİ
orhan@cagdasdeveligazetesi.com.tr

Galiçya Cephesi’nde Çanakkale Savaşı’nı kazanıp gazi olan seçilmiş, deneyimli askerlerimizin çoğu “Galiçya’da” şehit olmuştur. 30 bin civarında askerimiz Galiçya’ya gitmiş. On-onbeş bin vatan evladı nereye gittiklerini bilmeden Galiçya’da şahadet şerbetini içmişler.
Üstelik çoğunun mezarları bile belli değildir. Sembolik olarak o zaman yapılan 7 şehitlikte Türk askeri Galiçya’da yatmaktadır.
Galiçya : Birinci Dünya Savaşı’nda İttifak ve İtilaf Devletleri’nin karşı karşıya geldiği cephelerden biri olan Galiçya; bugünkü Ukrayna ile Polonya sınırlarının birleştiği coğrafi bir bölgenin adıdır.
KAYSERİ’DEN BİR İŞADAMININ GALİÇYA’YI ZİYARETİ
Galiçya şehitliğini bulmak için giden Kayserili işadamı H.Tuncay Sergen anlatıyor:
Ukrayna üzerinden Galiçya’daki şehitliğe gitmek istedim. Şehitliği bilen bulamadım. Lviv mezarlık müdürlüğü çalışanlarının, hatta mahalli rehberin, böyle bir mezarlığın varlığından haberleri bile yoktu. Belki mezarlık müdürü bilir dediler. Lviv mezarlık (müze) müdürüne gittim. Müdür, 120 kilometre uzakta bir şehitlikler var dedi. Özel bir araç kiralayarak yola koyuldum. Şehitliğin bulunduğu köye on kilometre vardı yine sordum. Türk şehitliğini kimse duymamış ve bilmiyordu. Köye varıncaya kadar burada bir Türk şehitliği olduğunu bilen çıkmadı.
Çanakkale’de Anzakların, Fransızların, İngilizlerin mezarlıkları ile mukayese edince yüreğim cız etti.
Sonunda isimsiz, kitabesiz şehitliği bir köyün yamacında buldum. O bölgede yedi yerde unutulmuş Türk şehitliği varmış. İkisini ziyaret edebildim. Orijinalinde, Osmanlı askeri şapkası şeklindeki beton kalıpla yapılmış, mezar taşları yandaki tarlaya atılmıştı. O şapkaların yerine mermer üzerine ay yıldız figürlü küçük mermer parçaları koymuşlardı. Ukraynalılar, bir mezarlıkta bakım yapıyorlardı. Bu yıl çevresine duvar öreceklermiş. Diğerlerinde de bakım yapılacak diyorlar.
Ancak şehitliğin kime ait olduğu, neden olduğunu anlatan bir tabela bile yok. Oradaki insanlar için şehit düşen askerlerimizden oradakilerin bile haberi yoktu.
Şehitlik dışında tarlaya atılan orijinal beton şapkalardan bir tanesini aldım hatıra için Türkiye’ye getirdim.
Lviv’e dönünce, orada çalışan bir Türk inşaat firması yetkilileriyle görüştüm. Formalitesini siz halledin, finansmanını ben yapayım. Bu şehitlikleri ihya edelim dedim. Henüz bir cevap gelmedi.
ÇANAKKALEDE SAVAŞAN KAHRAMAN ASKERLERİMİZ GALİÇYA’DA
Onlar Çanakkale Cephesi´nden sonra yine ateşe atılmak için sekiz haftalık bir yolculuğun ardından Galiçya´ya gittiler. Vatanlarından uzakta, savaşmaya mecburdular. Görevlerini hakkıyla yerine getirdiler.
Bu görev esnasında Türk ordusu tam 10- 15 bin şehit verdi. Bunlardan 95´i subay, 7 bini er idi. Diğerleri ise “kayıp” diye tarihe geçtiler.
EN TALİHSİZ CEPHE GALİÇYA’YA NEDEN KATILDIK?
Birinci Dünya savaşındaki en talihsiz cephemiz Galiçyadır. Mehmetçik Çanakkale, Sarıkamış, Yemen, Filistin gibi cephelerde vatan toprağını savunmak için can verirken Almanların taktik icabı askerimizi çektiği ve hiçbir zaman toprağımız olmayan Polonya’daki bu bölgede binlerce vatan evladını şehit verdik.
1916’yı 1917’ye bağlayan aylarda Galiçya’da müttefiklerine yardım etmek için Rus’a karşı savaşan Mehmetçikten kimsenin haberi yoktu. Galiçya’nın neresi olduğunu bilmeden canını Galiçya’da bırakan Mehmetlerin yazılmamış destanını yeniden hatırlamak, yaban elde açılan bir cephede, gurbet topraklarında şehit mertebesine eren yiğitleri yad etmek için kitaplar yazılmıştır.
ÇANAKKALE’DE SAVAŞTILAR GALİÇYA’DA ŞEHİT DÜŞTÜLER.
“Hedefi Meçhul Cephe Galiçya” kitabının yazarı Muzaffer Taşyürek anlatıyor:Eski Galiçya topraklarının bugünkü Güney-Doğu Polonya ve Batı Ukrayna Cumhuriyetleri sınırlarında bulunduğunu dile getiren Muzaffer Taşyürek, Enver Paşa’nın Birinci Dünya Savaşı’nın kesin sonucunun Avrupa’da alınacağına inandığını ve bu yönde savaş stratejilerini uyguladığını açıkladığını anlatıyor.
Osmanlı’nın müttefiki Almanya ve Avusturya-Macaristan’ın zorlandığı cepheye Türk askerlerinin sevk edildiğini anlatan yazar Taşyürek, “Müttefiklerimiz Almanya ile Avusturya-Macaristan devletlerinin Ruslara karşı açtığı cephe olan Galiçya’da Alman Güney ordusu bulunuyordu. Rus ordusu saldırılarını yoğunlaştırarak Galiçya’yı işgal edip Karpatlar’a kadar geldi. Alman, Avusturya-Macaristan orduları bir yere kadar Rusları durdurabilmişti.
Enver Paşa Çanakkale’de savaşmış en muharip, en gösterişli askerlerden yeniden oluşturularak Yakup Şevki Paşa komutasında 3. kolorduyu Galiçya’ya sevketti.”
Türk askerlerinin Almanları ve Avusturyalıları korumak için zor şartlarda Ruslara karşı mücadele verdiğinin altını çizen Taşyürek, Rusların ağır zayiatlar verdiği Galiçya cephesinde sadece 16-17 Eylül 1916’da 95 subay 7 bin Türk askeri, 5-6 Ekim 1916’da ise 15 subay ve 3 bin Türk askerinin şehit düştüğünü anlatıyor.
Yazar Muzaffer Taşyürek, “Galiçya neresi? Ne işimiz vardı oralarda diye soruyorlar.?
Onlara şunları söylemek isterim; Osmanlı büyük bir devletti, son zamanlarını yaşarken bile bu büyüklüğüne yakışır işler yaptı. Yeri geldiğinde dost için ateşe atılmayı becerebilmek büyüklüğün alametidir. Milletimiz, bugün çok farklı bir konjonktürde de olsa Afganistan’da, Bosna’da, Sudan’da, Kosova’da, yardımına koştuğu insanlara, dün Galiçya’da, Trablusgarp’ta, Balkanlar’da el uzatmıştı”diye yazıyor. “Hedefi Meçhul Cephe Galiçya” adlı kitabında.
Yurt dışında kültür mirasımıza sahip çıkan ve ihya eden TİKA yetkililerine buradan duyuyorum. Galiçya’daki şehitliklerimize sahip çıkalım.
Benim bu konuda yorumum:
Bosna’da, Kosova’da, Suriye’de, Irak’ta, Tibet’te, Filistin’de,
Afganistan’daki, soydaşlarımızın yardımına koşmaya evet. Yemen, Filistin, o zaman Osmanlı toprağı olduğu için evet. Ama Kore’de, Galiçya’da kimler için, neden savaştık.? Galiçya halkı Türklerin buraya neden geldiğini niçin savaştığını dahi bilmiyorlar. Sadece nam olsun diye mi gittik? Bizi Avrupa Birliğine almayan, PKK ya destek olan Almanya için on beş bin askerin şehit olmasına değer miydi? Tarihçi değilim. Bu yorumu yapmak için tarihçi de olmak gerekmez. Benim insani yorumum. Vatanıma el uzatmadıkça ve canıma kaydetmedikçe Savaşa hayır diyorum. Ekmeğimi bölüşürüm ama vatanımı asla böldürmem. Sakarya’da ve Çanakkale’de ecdadımın yaptığı gibi. Vatan için, bayrak için; “atlarımızın ayağının altındaki nalları düşünürüz de ölümü bir an bile hatırımıza getirmeyiz” diyen şehitlerimize Allahtan rahmet diliyorum.

Share
3088 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • RÜZGÂR ENERJİSİ NEDİR

    23 Ağustos 2019 Köşe Yazarları

    Rüzgâr enerjisi, doğal, yenilenebilir, temiz ve sonsuz bir güç olup kaynağı güneştir. Güneşin dünyaya gönderdiği enerjinin %1-2 gibi küçük bir miktarı rüzgâr enerjisine dönüşmektedir. Güneş ışınları, yeryüzünde bir yandan farklı sıcaklık, basınç ve nem oluştururken bir yandan da yeryüzünün ısınmasına ve soğumasına sebep olmaktadır. Yeryüzünün farklı şekilde ısınması ve soğuması ile ortaya çıkan kuvvetler ise hava hareketlerini meydana getirmektedir. Bir hava kütlesi mevcut durumundan daha fazla ısınırsa atmosferin yukarısına doğru yükselir ve...
  • GESİ BAĞLARI TÜRKÜSÜ ÜZERİNE

    23 Ağustos 2019 Köşe Yazarları

    “Terk edilmek, ölümün öteki adıdır” Bu söz 1924 yılında Kayseri'den Yunanistan'a göçürülen bir Rum/Karamanî vatandaşımıza aittir. Elbette bir insanın ve milletin köklerinden koparılması çok zor bir olaydır. Değil vatandan ayrılış, gurbete düşmek bile ayrı bir acıdır. Bunu ancak yaşayanlar iyi bilir. Örnek olarak bu gerçeği acı tecrübeleriyle yaşayan talihsiz Şehzade Sultan Cem bir gazelinde şöyle belirtir: Gahi vatan gurbetlenir, gâhi gurbet vatanlanır. Ki, ne pahasına ! Edebiyatımızda; halk felsefesi olan atasözlerimizde, deyimlerimizde ...
  • ŞİŞEDEN ÇIKAN MEKTUP

    16 Ağustos 2019 Köşe Yazarları

      Şişeden çıkan mektubu Ali Atalay ağabeyim bana gönderdi.Çağdaş Develi Gazetemiz okuyucularıyla paylaşmak istedim.İşte o mektup. Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzadebaşı Cami´nin 1990´li yıllarda devam eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir inşaat mühendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıklarını anlatıyor. “Cami bahçesini çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taşlarda yer yer çürümeler vardı. Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer alıyordu. Biz inşaat fakültes...
  • SABIRSIZLIK GÜNÜ

    16 Ağustos 2019 Köşe Yazarları

    Gerçek hayatta işler her zaman bizim istediğimiz hızda yürümez. Hayatımızda zaman zaman meşakkatli, zor, doğal engeller, beklenmedik olaylar ve çeşitli güçlüklerle karşılarız. Bu durum bazılarımızı ziyadesiyle yorar ve yıpratır. Bu nedenle hayatı her an aynı seviyede yaşamak zordur. Yaşadığımız süreçte herkesin sabrını zorlayan ya da taşıran bazı durumlar vardır. Sabır, İnsanın başına gelen kötü olaylar, kaza ve belalar karşısında telâşa kapılmadan dayanıp direnmesidir. Sabır hayatımızın vazgeçilmezleri arasındadır. Sabır, baştan çıkartıcı et...