logo

FIRAKTIN / GÜMÜŞÖREN

1573

Köylerimizi tanıtma amacıyla bir süredir yazdığımız denemeler serisinden, geçen hafta eski adıyla Fıraktın şimdiki adıyla Gümüşören’i ele almıştık.Bu yazımızda özellikle köyün kuruluş aşamasından Türklere gelinceye kadar geçirdiği aşamaları elden geldiğince,nice eksikliklere rağmen değerlendirmeye çalışmıştık.
Gümüşören Develi köyleri içerisinde yetişmiş insan unsuru, nüfusunun çokluğu ve arazi yapısının verimi vb. sebeplerle her zaman önemini korumuştur.
Haçın Harbi sırasında Zamantı ırmağı üzerinde bulunan köprü, Fransız-Ermeni işgalindeki işgal bölgeleri ile sınır olarak kabul edilmiş, ve Develi Kuvva-i Milliye Teşkilatı’na karşı köy temsilcisi Hasan Ağa’nın evinde Fransız subaylarından Teğmen Sulbi, Urfalı Binbaşı Ali Saib ile Develi milis komutanları Kamberli Osman ile Osman Coşkun’un hayırlı görüşmelerinde önemli rol oynamıştır.Köy içerisinde Nuri Öztürk gibi İstiklal Madalyası sahibi şahsiyetler vardır.
Gümüşören o yıllarda Develi’ye bağlı bir köy olan Pusatlı köyü ile Develi merkez köylerinden , Şahmelik,Gazi, Sindelhöyük,Zile köyleri okulları 1911 yılında Kayseri Mutasarrıfı Muammer Bey tarafından yaptırılmıştı.Bu okulların bazıları stratejikti.Zira Çomaklı ve İncesu köylerinde donanımlı Rum ve Ermeni okulları vardı.Gençlerimizi aydınlatmak için bu okullar büyük bir itina ile yapılmıştır.
Bu köyümüz okulunda 1991-1994 yıllarında müdürlük yapan değerli dost, yazar Mustafa Kıyak’tan ricam üzerine o yıllarda köyün eğitim durumu hakkında bir rapor istemiş ve iki sayfa bir rapor hemen gelmişti.Bu rapordan özlü bilgileri sizlerle paylaşmak isteriz:
Köyün kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber,söylentilere göre,Yanalak denilen mevkide oturan Toybıyıklardan birisi, kaybettiği hayvanlarını aramak için köyün şimdiki yerleşim yerine gelir ve burasının sulak bir arazi olduğunu görerek buraya yerleşirler.Köyde zaten geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır.O yıllarda köyde 5 bakkaliye,3 kahvehane,1 fenni değirmenci,1 manav, bulunmaktadır.Motorlo vasıta olarak 29 traktör,1 minübüs,19 taksi,,2 kamyon bulunmaktadır.
Köyün eğitim tarihinden ise şöyle bahsetmektedir: Köyün ilkj eğitim kurumu Rıfat Toybıyık’ın evinin yerinde Bozoklu Hacı’nın tek odasında açılmıştır.İlk öğretmen ise Sade Osman’dır.Daha sonra Sadettin isminde bir öğretmen görev yapmıştır. 1928 yılından itibaren maaşlı öğretmenler görev yapmaya başlamıştır.İlk öğretmen ise Emin Efendi’dir.Köylünün de desteğini unutmamak lazımdır.15-20 öğrencisi olduğu bilinmektedir.Bir ara da köyden Ali Değirmenci de ücreti köylü tarafından karşılanarak görev yapmıştır.
Bu hazırlık döneminden sonra ilk resmi eğitim-öğretim 1944 yılında başlamıştır.Okulun ilk eğitmeni Şamil Yurtseven’dir.18 Tl. maaşla göreve başlamıştır.Pazarören Köy Enstitüsü mezunudur. 1951 yılına kadar görev yapmıştır.
Okul tek dersliklidir.3.Sınıfa kadardır.3.sınıfı bitirene icazetname / Şehadet-name verilmektedir.İlk mezunlarını da 1947 yılında vermiştir.Okul daha modern bir halde 1947 yılında başka yere yapılmış,4. Ve 5.sınıflar ilave edilmiştir.Bu okulun ilk müdürü ise İsmail Taş delen’dir.Okul değişik ilavelerle genişletilmiştir.
1969 yılından sonra kimliklerini yakinen bildiğimiz Havva İbiş,Zihni Gençaslan (En uzun süre görev yapmiştir.),Ali Güçlü,Yüksel Erkoç ve Mustafa Kıyak 1994 yılına kadar müdürlük yapmışlardır.Okulun en çok öğrencisi 1972-73 öğretim yılında 275 öğrencidir.
Köyden göç özellikle 1980 yılında başlamıştır.Herhalde göçte en çok başı çeken eğitimli insanlar olmalıdır.Bir de nisan ayından itibaren başka şehirlerde çalışmaya giden “gurbetçi işçiler” olmuştur.Köyün bugün ana geçim kaynağı küçükbaş hayvancılığı ile tarımdır.
Ancak daha önce de dediğimiz gibi yapılan barajla birlikte Fraktın/ Gümüşören Köyü yakın gelecekte yıldızı parlayan bir bölgemiz olacaktır.
Çağdaş,14.05.2015

Share
2.065 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

8+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ABBASZADE İBRAHİM EFENDİ (1899-1963 )

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Abbaslar ailesinin atası Abbas Dede’dir. Aile de hep dedenin adıyla anıla gelmiştir. Aile Halep Türkmenlerinden üç değişik aile birlikte 18.asrın ortalarında Develi’ye gelip önce Kopçu köyü’ne yerleşmişler, kısa bir süre sonra Develi’ye ad vermiş olan Dev Ali (Seyyit Emir Ali) türbesinin etrafına yerleşmişlerdir. Yukarı Develi’de yerleşmişler ve kurdukları mahalleye de Kopçulu Mahahallesi adı verilmiştir. İlk nüfus sayımı olan 1821 tarihinde de mahalle sakinleri Kopçulu adıyla kayda girmiştir! Abbaszade İbrahim de diğer bütün aile ferleri ...
  • Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci’nin Takdim Yazısı

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci'nin Takdim Yazısı Değerli Hemşehrilerim, İnsanlar genellikle maddi kazanç uğraşısı verirler, bunun için çalışırlar, bunun için çabalarlar. Neden, çünkü daha iyi bir gelecek, daha mutlu bir hayat sürmek için. Maddesel olarak bir yere gelmiş bireyler asli görevlerinden artan zamanlarda da topluma hizmette yer almalı, ülkeye ve insana hizmete omuz vermelidirler. Bu hizmetin karşılığı da manevi kazançtır, manevi kazancın getirdiği haz ve mutluluktur. Bu haz ve...
  • DÜNYA TÜKENMEZ KALEM GÜNÜ

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Günümüzde kalem basit ve kolay bir yazma aracı olarak bilinmektedir. Kalemin tarihi çok eski çağlara dayanmaktadır. Özellikle sanayi devriminin ardından sanayinin de gelişmesiyle birlikte kalemin de bu gelişme ile paralel bir gelişme gösterdiğini görmekteyiz. İnsanlar asırlar boyunca mürekkebe batırılan tüylü kalemleri kullandılar. Ancak bu çok zahmetli bir olaydı. Çünkü sürekli sızıntı yapma problemi vardı. Ve ayrıca mürekkep sayfada çok yavaş bir şekilde kuruyordu. Modern zamanın yazım araçlarından bir olan “Tükenmez Kalem” icat edilip seri...
  • Gönül Sadakası

    03 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Okuyucu tarafından zaman zaman dersler çıkarılacak, kıssadan hisse alınacak metinler geliyor. Neşe ve sevinçler paylaştıkça çoğalır. Üzüntü ve kederler paylaştıkça azalır. İşe öyle dostlar ararız bazen. Bizimle üzülüp, bizimle sevinecek dostlar. Ama her şeyden önemlisi öncelikle bizim kendimizin omuz dayanacak bir dost olmamızdır. Bir hanımefendi anlatıyor: Biraz fasulye ve biraz pilav alarak bakır bir tepsiye koydum. Üzerine patlıcan, salatalık ve bir kaç tane kayısı ekledim... Tam dışarı çıkacaktım ki babam sordu: - “Nereye gidiyorsun kızı...