logo

EVEREKLİ SEYRANİ’DEN MOLU’LU ÂŞIK REVAİ’YE MEKTUP

Devrinin şairleri arasında büyük ün salan Everekli Âşık Seyrani, Molulu Aşık Revai’nin ismini ve ondan sık sık bahsedildiğini duydukça, ruhunda beliren hislerin tesiri ile Revai’ye şöyle bir mektup göndermiş:
-“İşittiğime nazaran Molu’nun inekleri pek meşhurmuş. Bana öyle bir inek gönder ki rengi sarı olmasın, siyaholmasın, bozolmasın, alaca olmasın” diyerek, bütün inek renkleri, sıralayıp bunların dışında bir inek gönderilmesini istemiş.
Mektubu alan Molulu Revai, bunda mutlaka bir maksat ve incelik bulunduğunu derhal kavramış ve Seyrani’ye şu cevabı yazmış:
-“Mektubunuzu alır almaz istediğiniz renkteki ineği buldum. Ancak bunu size gönderecek mutemet bir kimse bulunmadığı cihetle,bizzat buraya kadar gelmeniz gerekmektedir.Fakat Pazartesi günü gelmeyin, Salı günü gelmeyin, Çarşamba günü gelmeyin, Perşembe günü gelmeyin, Cuma, Cumartesi ve Pazar günü gelmeyin, bunların dışında hangi gün gelirseniz geliniz.”
Seyrani bu cevap üzerine Reavi’nin boş bir insan olmadığına kanaat getirmiş ve beklemiş bir “Bayram Günü” Molu’ya giderek Revai’yi bulmuş.
-Haydi bakalım âşık, gel dedin geldim. Çıkarda görelim şu bizim için aldığın ineği.
Reavi düşünmüş:
-İyi ama bugün Salı. Ben size Salı günü de gelmeyin diye yazmıştım.
-Yok, âşık bugün Salı değil “Bayram”dır diye Seyrani çıkışınca, iş kızışmış ve oradan geçen herkese “bugün ne? Diye sormaya karar vermişler. Fakat kime sormuşlarsa hepsi de:
-Bugün bayram demiş ve bahsi Seyrani kazanmış.
MOLULU AŞIK REAVİ KİMDİR:
1811 yılında Kayseri’nin Molu Köyü’nde doğmuştur.1883 yılında Molu’da vefat etmiştir. Vefatına kadar geçimini hasırcılıkla sağlamıştır.
Molulu Aşık Reavi’nin yazdığı bilinen Divanı Molu Köyü Hanedan odalarında okunduğu bilinmektedir. Yakın zamana kadar el yazması Divanı (yazma defter)bulmak mümkün olmamıştır.
Askerlik nedeniyle bulunduğu İstanbul’da, âşıklar kahvesine uğrayan ve burada kendisine Revai mahlası verilen Mustafa Revai, semai kahvelerinin müdavimleri olan Bektaşi şairlerden, Bektaşilik bilgisini, sevgisini ve kültürünü almış dolayısıyla bu tarikata yönelmiş olduğu bazı şiirlerinden anlaşılmakta ise de, daha sonraları Bektaşilikle yetinmeyip Abdülkadir Geylani’nin kurduğu Kadirilik tarikatına intisap etmiş ve bu tarikatta da kalmayıp en son olarak Mevlevilik tarikatında karar kılmış olduğu eserlerinden açıkça anlaşılmaktadır.
Molulu Âşık Revai irticalen şiir söylerken, gözlerini yüksek bir noktaya diker ve şiir bitinceye kadar o noktaya bakarmış. Bu durumun nasıl olduğunu hep bir noktaya göz kırpmadan nasıl baktığını sordukları zaman Revai şu cevabı vermiş:
-“Aşkın deryası gözümün önünden coşkun bir sel suyu gibi akar ve işte o zaman ben içinden kapabildiğimi söylerim.”
ÂŞIK SEYRANİ’NİN MOLULU ÂŞIK REAVİ İLE SÖYLEŞİSİ:
Reavi’ninçağdaşı âşıklardan Everekli Aşık Seyrani ile karşılıklı söyleşisi ile sizleri baş başa bırakıyorum:
Seyrani:
Bizden selam söylen çatlım çanağa
Kokusu olmayan gül güllenmesin
Koymayın kargayı gülşenli bağa
Gübre müptelası bülbüllenmesin
Revai:
Hak aslanı hayrı ihtiyar eden
Bir harpten usanmaz iftihar eder
Düşman ülkesini tarumar eder
Ali Zülfikar’la düldüllenmesin.
Seyrani:
Mürtekip âdemden ülfeti soğut,
Mağrurluk lafzını Seyrani unut
Çirkini güzeli indinde bir tut
Olursa olmazsa dil dillenmesin.
Revai:
Kimseyi beğenmez çıksan katına
Gönül beğenmez çıksam katına
Gönül bakmaz tazesine kartına
Beygir denk olur mu Arap atına
Söyleyin de o’na düldüllenmesin.
Seyrani:
Yetmiş bin nefesi verse bir kula
Birisini hayra sarfeder mola
Lisanımız Türkçe darılır mola
Arabiden gayrı dil dillenmesin.
Revai:
Arif ola anlar her sözü bilir
Kimisi giderken kimisi gelir
Kötüler sevilmez iyi sevilir
Bu dünyada kimse gönüllenmesin.
Seyrani:
Lihye-i şerif tek var mı muteber
Evvelki tıraşta kim idi berber
Seyrani bir kılın mehdini eder
Kılabudun sırma tel tellenmesin.
Revai:
Dünya şöhretine aldanan ahmak
Revai,ahirim sonumuz toprak
Emr-i Hak’la solar yeşeren toprak
Ecel yeli eser sünbüllenmesin.
Kaynaklar: Dr. Rasim Deniz – Molulu Âşık Reavi, Abdullah Satoğlu – Halk Şairi Molulu Revai.

Share
2.160 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

9+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Farkına Varmadan Yaşadıklarımız

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Ne kadar kıymetliymiş, denizin dalgalarını, gökyüzünün maviliğini izlemek. Ne kadar kıymetliymiş, sevdiklerine sarılabilmek, öpebilmek, onları ziyaret edebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, yağan yağmurda ıslanabilmek, rüzgârın kokusunu çekebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, sokaklarda, caddelerde gezinmek, amaçsızca yürümek. Ne kadar kıymetliymiş, korkmadan, tedirgin olmadan markete, alışverişe, pazara gidebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, kafeye, pastaneye, çay bahçesine oturup, bir çay kahve içebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, öksürebilmek, hapşırab...
  • Dolmuşculara Bir Çift Lafım Var!

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    65.000 Nüfuslu bir ilçede yaşıyoruz. Dolmuşçular bisiklet projesine itiraz ediyormuş ekmek kapılarına engel olur diye. Ben de şunu demek istiyorum dolmuşçuların ekmek kapısına engel oluyor diye özel araç kullanımını mı yasaklayalım ? Yok böyle bir dünya! 65.000 nüfuslu ilçede 30.000 araç var ve trafik sorunu var. Bu sorun gitgide artıyor. Bu sorunu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? 65.000 nüfuslu ilçede bisiklet kullanımı ne kadar etkiler ekmek kapısını. Neden alternatif ulaşım aracı hakkı verilmesin insanlara. Sadece dolmuşa bineceksiniz baş...
  • KARA VEYA EFSANE CUMA

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Kara Cuma ismini son yıllarda adını sıklıkla duymaktayız. Kara Cuma, adından da kolayca anlaşılabildiği gibi doğrudan ülkemiz kültürü ile ilgili özel günlerden biri olmadığını söyleyebiliriz. Öyleyse Kara Cuma (Black Friday) nedir? Kara Cuma, ABD'de başlayan ve Şükran Günü ile sıkı bağları bulunan bir gelenektir. Her yıl Kasım ayının dördüncü Perşembe gününde kutlanan Şükran Gününden sonraki Cuma günü, halk çarşı veya meydanlarda bulunan büyük mağazalara giderek alışveriş yapmaktadır. Bazı şirketler bu rutini kâra çevirmek ve daha çok ürün sat...
  • DEVELİ’DE İLK ÖĞRETİM KURUMLARI ve İLK ÖĞRETİM KADROSU-3

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Geçen hafta değerli eğitim tarihçimiz Prof.Dr.Yahya Akyüz'ün yazdığı Kız İlkokulları Tarihi Gelişimi hakkındaki mükemmel bir yazısından faydalanmış ve kısaltılarak sizlere derli toplu bir bilgi vermeye çalışmıştım. ”Eğitim Tarihçimiz” dedim, çünkü birde aynı isim ve soyadını taşıyan A.Ü.DTCF. Yeni Türk Edebiyatı öğretim üyelerinden Prof.Dr.Kenan Akyüz vardır ve benimde hocalarımdandır.” Modern okulculuğa, azınlıklar ile misyonerler bizde daha erken dönemlerde başlamışlardı. Hatta matbaalarıyla beraber ! Öyle ki, modern yetim haneler, iptid...