logo

Eskiden Şeyhler ve Yeni Şeyhler (3)

Eskiden şeyhler, daha fazla mal edinmeyi, daha fazla lüks yaşamayı, daha fazla rahata ermeyi gaye edinmezlerdi. Servetlerinin, duygularının, arzularının esiri olmazlardı.
Yeni bazı şeyhler ise servet edinmeyi yaşamlarının bir parçası olarak görüyorlar. Yaşamlarını Lüks villalarda, lüks arabalarda, lüks muhitlerde sürdürerek mutlu oluyorlar.
Eskiden şeyhler tüm acıların reçetesinin sevgi olduğunu, barış içinde yaşamak olduğunu söylerlerdi. Zindana dönen insan ruhundan, insanları köle, efendi diye ayıran insan manzaralarından kurtuluşun reçetesinin sevgi olduğunu söylerlerdi. İnsanı olgunlaştıran, insana manevi derinlik kazandıran ve bütün insanlığı kavrayış alanına dâhil eden şeyin sevgi olduğunu söylerlerdi. Yeni bazı şeyhler ise umutsuzluğu, kavgayı, şiddeti, kini, nefreti, yalanı, taassubu kendi çıkarları için topluma encekte etmeye çalışıyorlar.
Eskiden şeyhler müritlerine “sevgi seni sende var eder, bir göle düşen taş, durgun sulara atılan taş ne yaparsa yüreğindeki sevgi de onu yapar, muhabbetin neşvü nema bulmadığı bir toplumda Allah’a doğru olan yolculuğun gerçekleşemeyeceğini söylerlerdi. Yeni bazı şeyhler ise Fitne ve fesadı, kindarlığı, ikiliği, benliği, bencilliği, nifak ve öfkeyi, insanlar arasında ayırım yapmayı, yolsuzluğu her türlü değerin üstünde tutuyorlar, halkın kanını emiyorlar, toplumun malını mülkünü din adına sömürüyorlar.
Eskiden şeyhler, “bütün felaketlerin kaynağı hayvani nefistir, egodur. Kötü nefis yok olmadıkça kendini beladan kurtaramazsın. O nedenle nefsini muratsızdık mezarına göm de hoş ol, rahata kavuş. Kanaat bir bağdır, hırs ayağını onunla bağla. Şu beden mezara girmeden nefsin şerrinden emin olamazsın” derlerdi. Günümüzün bazı şeyhler ise fani dünyaya olan bağlılıklarını artırmakta, herkesin itibar ettiği mal, mevki ve zevk gibi maddi menfaatlere kucak açmakta, ibadet etmek için bile halktan ayrı mekânları, tenha yerleri tercih etmektedirler.
Eskiden şeyhler, namazında niyazında bir mümin olduğunu söyleyen birine şunları söylerlerdi : “ Senin kıldığın namazlarda secdeler var. Bir secdede iki yakınlık elde ediliyor. Ayeti kerimede “ secde et ve yaklaş” buyuruluyor. Peki, sen nice zamandır bu yolda yürümekte, her gün namaz kılmakta ve o şehre varmayı dilemektesin, ama hala da o şehre varamadın. Gidip durduğun yolda ne bir kervansaray gördün ne konaklanacak bir tekke, nede de bir bağ bahçe gördün. Hangi namazda bu mana yoksa bu yakınlaşmayı meydana getirmiyorsa, o namaz namaz değildir. “Vay hallerine o çeşit namaz kılanların”(mâun,4), ayetini namazda okuyorsun ama verilen mesajdan haberin yok. Pek çok insan namazında dua ediyor ama Hakk’a ulaşamamakta, irfan sahibi olamamaktadır. Nefsin için razı olduğun şeyi bırak. Gafletten uyan, acele etmekten vazgeç, ölümü hatırla; övünmeyi ve kibri bırak. Varacağın yer Yüce Yaratıcının huzurudur, ne ekersen onu biçersin, ne yaparsan onu bulursun. Bugün ne hazırladınsa yarın sana o sunulur. O nedenle söz dinle. Dinleyip işitenden ol. Sakın tembel olma, çalış. Öfkene sahip ol; başkasının ayıbını gizle. İnsanlara ikiyüzlü görünme; onlar arasında ikiyüzlü davranma. Kendine gel de bunları iyi düşün. Gerçek mümin kanaatkâr, hassas ve şefkatli davranandır”. Günümüzün bazı şeyhleri ise, para ve mal tutkusu, öz çıkarcılık hırsını taşımakta, ümit byerine korku vermekte, güçsüzleri sömürmekte, yani insan yüreğini kirletip karartan günah kirleri içinde yaşamlarını sürdürmektedirler.

Share
815 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

4+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DEVELİ’DE KADIN HAPİSHANESİ

    04 Mart 2021 Köşe Yazarları

    Develi 1870 yılında Kayseri’ye bağlı bir kaza olmuştur. İlk kaza merkezi bugün, hala yaygın adıyla anılan “Eski Saray” denilen Venk bölgesinde Hüseyin Sağlam‘ın dere kenarındaki evinin bulunduğu alandır. Osmanlı salnamelerinden de öğrendiğimize göre burada iki katlı Kaymakamlık binası çevresinde Müritler Çeşmesi ve Müritler Mescidi, Seyrânî Hamamı, İnkılap İlkokulu. PTT vb. idarî yerler yapılmıştır. Daha sonra bu bina İstiklal İlkokulu’na taşınmıştı. Değerli bir İslam tarihçimiz M.Asım Köksal bu okul’da “sınıf çavuşluğu / sınıf başkanı” olarak ...
  • DÜNYA DİLBİLGİSİ GÜNÜ

    04 Mart 2021 Köşe Yazarları

    Dil, insanı insan yapan değerlerin başında gelmektedir. Dilbilgisi bize dilimizin ses, şekil, cümle yapısı kurallarını öğretmekte olup, imla kuralları da dilimizi yanlışsız yazmamızı sağlamaktadır. Dil, insanların fikir alışverişinde bulunma, birbirleriyle iletişim kurma aracıdır. Her dilin kendine özgü ses dizgesi, söz varlığı ve dil bilgisi kuralları vardır. Dilin bu yönleri, dil biliminin ilgili dallarında incelenmektedir. Bireyin kendi ana dilinin imkân ve zenginliklerini bilmesinin yanı sıra dil becerilerini geliştirmesi için de dil bilg...
  • Develi Tarihi Demirciler Çarşısı

    04 Mart 2021 Köşe Yazarları

    Çok değil bundan 50 yıl önce Develi birinci sınıf bir çarsıya sahipti, bu çarşı Demirciler Çarşısı diye anılırdı. Develi’nin kırk köyünden başka; Yahyalı, Yeşilhisar, Feke, Göksun, Tomarza halkı ve bu kasabaların 180 köyü alışverişini buradan yapardı. Kayseri’ye pek nadir gidilirdi. Yoğurt Pazarı olarak anılan küçük bir çarşı daha vardı, burada manifaturacı, berber, terzi, bakkal gibi birkaç küçük esnaf bulunurdu. Diğer mahallelerde sadece bakkal dükkânları ve mahalle fırınları vardı. Ana büyük çarşı Fenese’deydi. Demirci ustaları...
  • M.Taki Cebeci’den Erciyes ve Özal Şiiri

    26 Şubat 2021 Köşe Yazarları

    Erciyes'in gölgesine sığmayan ecdadın torunlarına armağan, heybetli, esen yeli sert Erciyes üzerine yüzlerce şiirler yazılmıştır. İşte o güzel şiirlerden biride Amcam Emekli Öğretmen M.Taki Cebeci'den armağan. ERCİYES: Müstakbel Develi Vilayetinin Soyadı. NUH'un tufanına boyun eğmemiş Toprağına yadel eli değmemiş Tırmanıp tepene çıkmak isterken Yolda taş kesilmiş gelin ERCİYES. Yazın, kışın eksik olmaz dumanı, Dört mevsim başında beyaz yemeni, TEKİR yaylasında kışın harmanı MART' ta geçit vermez yolun ERCİYES. Halı dokur Hisarcık...