logo

ERMENİ KÜLTÜR VARLIKLARIYLA DEVELİ ve İZLENİMLERİM (2)

 

Türkiye’de dini inanç ve etnik kimliklerini gözetmeksizin farklı kültürlerde insanların birlikte yaşadığı bu mozaikte, farklılıklar ayrılık değil, zenginlik unsurudur. Ermenilerle 1500 yıllık bir tarihi geçmişimiz var. Çok kültürlü Osmanlı toplumunda bu“birlikte yaşama sanatının” en güzel örneklerinden biri de Develi’de yaşanmıştır. Ermeniler ve Türkler 700 yıl birlikte yaşayarak ispatlamışlardır. İbadetlerini bile Türkçe yapmışlar. Mübadeleden sonra gittikleri yerlerde Türkçe konuştukları için horlanmışlar. Eğitim, sağlık, hukuki, ticari, edebi, sanat ve musiki alanında birbirleri ile etkileşimleri olmuştur.
Develi’de Zanaatkârların Çoğu Ermeni Ustalardı
Osmanlı’da azınlıklar askere alınmadığı için zanaata ve çiftçiliğe, bağ bahçe işine önem vererek rahat bir hayat yaşamışlar. Osmanlı seferden sefere yeni ülkeler fethettiği için asker ve idareci olan Türklerde zanaatkâr az yetişmiş, erkekler tarımla uğraşacak zaman bulamamışlardır.
Yöneten ve yönetilenler, adil bir idare, sadık bir teba olmasa bu birliktelik uzun süre devam etmezdi. Develi’de Ermeni teba Türklere nazaran daha müreffeh bir hayat sürerek yaşamışlar. Ticaretle ve tarımla uğraştıkları ve meslek sahibi oldukları için varlık sahibi olmuşlar. Elbiz’de Köşkpınar’da bağ ve bahçelerde sazlı sözlü eğlenceler düzenlemişler. Bu eğlencelere zaman zaman Türklerde katılmışlar.
AşağıEverek’te yaşayan Rahmetli Bahriye Kulak halam çok güzel baklava açar, şekerleme yapardı. Keteyi, erişteyi Ermeni komşulardan öğrendiğini söylerdi. Rahmetli annem etlikte Aşağı Everek’ten evimize çağrılan Ermeni kasabın pastırmalık etleri, ayırarak tasarladığını anlatırdı. Develi’de Ermenilerin her alanda Develi Halkı’na katkıları inkâr edilemez. Develi’de komşuluk yapan eski insanların onlar hakkında olumsuz şeyler söylediklerine tanık olmadım.
Develi’de Arcılık ve Meyve Bahçeleri
Develi’de arıcılıkta o zamanlar önemliymiş. Her evin 20-50-100 kovan kadar arısı olurmuş. Kovanlardan elde edilen ballar satılmaz, ileri gelen mülki amirlere, sözü geçen insanlara hediye götürülür, komşulara ikram edilirmiş. Arıcılık Erciyes’te az da olsa yapılmaktadır. Kara kovan balları yine revaçtadır. Her evin kışlık erzakları arasında yerini korumuştur.
Develi’de en çok zerdali yetişirmiş. Erik, şeftali, armut, ayva, üzüm, kavun karpuz olurmuş. Ermenilerde o zamanlar zanaatkârlar çokmuş. Ayakkabı, postal yemeni yaparlarmış. Demirci, nalbant, çilingir, kalaycı, berber, dülger, duvarcı, köseleci, çivici, camcı, pastırmacı işlerinin ehli Ermeni ustalarmış. Yanlarında birçok Türk zanaatkârlar yetiştirmişler.
Develi’de İpek Böcekçiliği ve Hayvancılık
Develi’de varlıklı tüccarlar, köy köy dolaşan çerçiler, boyacı ustaları varmış. Develi’de o zamanlar çorap fabrikasında çorap imal edilmiş. İstanbul’a, İzmir’e Bursa’ya çorap satılırmış. O yıllarda Develi’de ipek böcekçiliği de yapılmış bahçelerde dut ağaçları varmış. Çocukluğumda Tirem Mezarlığı bitiminde dut bahçelerinin (dutluk diye tabir ederdik) olduğunu hatırlıyorum. Bu kadar dut ağacının bir arada olduğuna bir anlam verememiştim. İpek böcekçiliği yapıldığı için bu ağaçların onun için yetiştirildiğini bu kitabı okuyunca öğrendim.
Develi’de küçükbaş hayvan ticareti yapan celebler varmış. Koyun toplayıp Mısır’a götüren, Arabistan’dan deve getirip satanlar bile olmuş. Koyunların yünü, elde edilen reçineler, Develi’den doğrudan Marsilya’ya kadar gönderilmiş.
Uzun yıllar Erciyes’in eteklerinde koyun sürüleri olan Türkmen tabir edilen aileler vardı. Bunlarda zamanla yok oldu gitti.Beşparmak Yaylası’nda “Kapusuz, Beşparmak, Köylüoğlu ve Parıldı” aileleri tarafından beşinci “Koyun Kırkım Şenliği”düzenlendi.Bu kültür mirasımızı bizlere yaşatan ve hatırlatan aileleri kutluyorum.
Savaş Sonrası Develi’de Ermeni Vatandaşlarımız
Türkiye’de savaş sonrası Ermenilerin yaşamaya devam ettiği çok az yerlerden biride Develidir. 1970’li yıllarda Develi’de Camcı Agop Yalçın ve Derici Nişan Karayel, marangoz Onnik Gürleroğlu Usta ve aileleri kalmıştı. Onnik Ustanın oğlu Kirkor Gürleroğlu liseden sınıf arkadaşımdı. Rahmetli Remzi Kattaş, Feridun Özkul, Zafer Dedeman Kirkor’u çok severdik. Kirkor şimdi İstanbul’da deri işi ile uğraşıyor. Yıllar önce Kapalıçarşı’da tesadüfen rastladım.
1970 sonrası Develi’de Ermeni kimliği ile yaşayan kimse kalmadı. Ermeni ustalarının bulunduğu Uzun Çarşıda demirci ve marangoz atölyeleri varmış. Benim hatırladığım Melekgirmez Çarşısındaki isim yapmış ayakkabıcılar, fırın ve dericiler vardı. Ermeni ustaların çırakları ayakkabı ustaları bu mesleği bir müddet devam ettirdiler. Mesleğe rağbet olmayınca, usta yetişmeyince onlarda yok oldu gitti. Fakat yanlarında çalışan çıraklar onlardan çok şey öğrendiler. Naylon ayakkabılar ve lastik çizmeler kösele ve deri ayakkabıların yerini aldı.
Develi’de Kültür Mirasımızı koruyamadık
O yıllarda Keşişin Havuzu’na bahçelerden giden çay mahallesinde bir iki tabakhane kalmıştı. Lise yıllarımda okulun bando takımına trampet ve davul için deri lazım olunca bir iki kez gitmiştim. Develi’de Ermenilere ait kültürel miras maalesef yok oldu.
”Kilisem yok, dedemin mezarı yok neyi ziyaret edeceğim” diyen kişiye hak veriyorum. Yok, edilen sadece onlar mı? Cumhuriyet Meydanındaki kahveler, şuandaki Belediyenin yerindeki eski maarif binası, meydandaki taş kahveler, hamam, Fenese’deki ve Aygösten’deki evlerin yok olmasının nedenlerini hala bilemiyoruz. Kültür mirasımız maalesef Develi’de korunamadı. Kalan birkaç ev ve tarihi binalar restore edilerek koruma altına alınmalı ve çevresi sit alanı ilan edilmeliydi. Yurt dışında yüz yıl önce yapılan binaların, caddelerin, sokakların olduğu gibi heybetiyle durduğunu gördüm.
Türk-Ermeni ilişkileri uzun bir geçmişi ve sosyal, kültürel, siyasi ve iktisadi zengin bir birikime sahiptir. Beklentiler kitapta şu cümlelerle özetleniyor.” Kültürel mirasın yok edilmesinin Ermenilerin Develi’de kurdukları ilişkiyi ve aidiyet duygularını ne denli zedelediğini ortaya koyuyor. Kültürel mirasın korunması ve onarılması, zedelenen ilişkilerin geleceğe farklı biçimde taşınması için bir iyi niyet göstergesi olabilir. Develili Ermenilerin torunlarının bölgeyle olan bağlarının kurulmasını sağlayabilir.”
Develi’de bir iki olay dışında azınlıklarla ilgili önemli bir olay olmamıştır. Ermenilerin komşulukları, kültürleri, yaşantıları, adetleri, kutlamaları derin izler bırakmıştır.
Ermeniler, Osmanlı tebası içerisinde millet-i sadıka ismiyle belgelerde yer alacak kadar Türklerle iç içe girmişler. Eğitim ve kültür faaliyetlerini, dini inanç ve ibadet özgürlüklerini çok rahat bir ortamda yapmışlar. Nasıl bakarsanız öyle görürüsünüz. Bizim bakış açımız ırkı, dili, dini ne olursa olsun insanlara hak ettiği önemi ve değeri vermektir. Dini inançları ve etnik kimlikleri ne olursa olsun.
Son söz : “Eğer bir kelebeği sevebiliyorsak, tırtıllara da değer vermemiz gerekir.”

Share
2.407 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

1+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bırak Söyliyeyim Dilimi Tutma

    16 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Bu 5. eserimi, güzelliklere ait olan Sevgiyi, VECD haline getiren, şiir okumayı özellik ve güzellik bilen herkese ithaf ediyorum. Dülgeroğlu Sabit Şiir;Yücelere tırmanan bir fikrin, düşüncenin, tefekkürün mahsulü, güçlü ifadenin merkezdeki özüdür. Meselenin künhüne inip kısa-veciz bir beyanla kitap çapında ifadesi edebi duygunun ihtimamı, iktidarı, zirvesidir. Edebî anlatım da gerek olmaz beyan'a, Mısralar bin söz eder şiirden anlayana. Korkuttular sindirdiler milleti, Sardılar başına maraz illeti, Modern putçuluğu, şirki zilleti, Bı...
  • SU TASARRUFU GÜNÜ

    16 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Küresel ısınma nedeniyle dünyadaki tatlı su kaynakları da giderek azalmaktadır. Artan insan nüfusu ve kentleşme daha fazla su ihtiyacı yaratmakta ve dünyanın ise bu kadar suyu bulunmamaktadır. Su tasarrufu, herkesin mutlaka bilincinde olması gereken hayati bir mesele haline gelmiştir. Su tasarrufu, kişisel temizlikte, konforumuzda ve ihtiyaçlarımızı karşılama yeterliliğinde herhangi bir azalma olmadan suyu verimli kullanmak, israf etmemektedir. Yani aynı işi daha az su kullanarak yapmaktadır. Meyve, sebze ve bitkilerin yetişmesinde, hayvanlar...
  • Mısırlı Aile’sinin Gelini Melek Öztürk ve Kızları Bilge ve Banu Öztürk

    10 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Melek Öztürk hanım, merhum Ali Orhan Öztürk’ün eşidir. Özel İdare Memuru Ali Atlas ile Ev Hanımı Safiye Hanım’ın 3. çocukları olarak 2 Ekim 1942’de Sandıklı, Afyon’da dünyaya geldi. İlkokul ve Ortaokulu Sandıklı’da tamamladıktan sonra 1960 yılında İzmir Kız Lisesi’nden mezun oldu. 1966 yılında Ege Üniversitesi, Tıp Fakültesi’nden mezun oldu ve Van’ın Edremit Nahiyesi Sağlık Ocağı’nda göreve başladı. 24 Kasım 1967 Cuma günü Ali Orhan Öztürk Bey ile evlendi. Bu tarihten itibaren 1969 yılına kadar Malatya’da Sağlık Ocağı’nda, 1969 - 1970 yıllarınd...
  • TÜRKİYE SERBEST PARAŞÜTÇÜLER GÜNÜ

    10 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Paraşütle atlama, genellikle hava araçlarından çıkış yapılarak boşlukta ve belirli bir yükseklikte de paraşüt açarak yavaş bir şekilde yere inilen bir aksiyon sporudur. Hava aracından çıkış ve paraşütün açılması arasındaki zaman “serbest düşüş” olarak adlandırılmaktadır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşında, malzeme ve asker indirmek, uçakları arıza yapan pilotların yaşamlarını kurtarmak için sık sık kullanılmıştır. Askeri amaçla kullanılan paraşüt zaman içerisinde spor dalı halini almış olup, Türkiye’de de bu spora rağbet görmüştür. Bu spor özel...