logo

DÜNYA YOKSULLUKLA MÜCADELE GÜNÜ

Dünyada meydan gelen ekonomik ve teknolojik değişimler toplumsal hayatı doğrudan etkilemektedir. Yoksulluk sorunu gelişmekte olan, az gelişmiş ve gelişmiş ülkelerde farklı derecelerde görülse de dünya ölçeğinde hissedilen bir sorundur. Çok çeşitli boyutları olmasına karşın özellikle ekonomik boyutuyla beraber yoksulluk sorunu ulusal ve uluslararası düzeyde inceleme konusu olmaktadır.
Yoksulluk çok yönlü ve karmaşık yapısı nedeniyle tanımlanması güç olan bir kavramdır. Yoksulluk nedir? Sorununa verilebilecek birçok cevap bulunmaktadır. Yoksulluk, “açlıktır”, “eğitimsizliktir”, “barınacak bir evinin olmamasıdır”, “hiçbir işinin olmaması ya da iyi bir işe sahip olamamaktadır” şeklinde ifade edilebilmekle beraber “Yoksulluk”, günlük temel ihtiyaçları karşılayacak ekonomik güce sahip olamama durumu olarak da tanımlayabiliriz.
Bu dar tanıma göre yiyecek, içecek, barınma gibi ihtiyaçlar temel ihtiyaçlar kapsamına alınmaktadır. Ancak günümüzde yoksulluk yalnızca bu kavramlarla değil, eğitim, meslek, ulaşım, sağlık hizmetlerini de kapsamaktadır.
Tüm dünyanın mücadele ettiği başlıca sorun olarak kabul edilen yoksulluğun sebepleri, çeşitleri ve mücadele yöntemleri uluslararası siyasi, ekonomik ve toplumsal sorunların ortak konusudur. Yoksulluğun neden ve sonuçlarına ilişkin ilk sistematik çalışmalar İngiltere’de 17. Yüzyılda yaşanan ekonomik ve sosyal dönüşümler sonucu ortaya çıkmıştır. İlerleyen süreçte devletler birer birer refah politikaları üretmeye yoğunlaşmışlardır.
Birleşmiş Milletler 1987 yılında Paris’te yapılan bir toplantıda fakirlik ve açlıktan ölen insanları ilk defa küresel bir düzeyde ele almıştır. Yine Birleşmiş Milletler 31 Mart 1993 tarihinde aldığı genel kurul kararıyla yoksulluğu ortadan kaldırmak ve bu konudaki farkındalığı artırmak için 17 Ekim’i, “Yoksulluğu Ortadan Kaldırma Günü” olarak belirlemiştir.
Türkçeye, “Dünya Yoksullukla Mücadele Günü” olarak çevrilen bu günün Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilmesinin asıl amacı küresel ölçekte yoksulluğun azaltılması ve yoksulluğu ortadan kaldırmak için gerekli olan ilgiyi oluşturmaktır. Bu konuda birçok ülkede yoksullukla mücadeleyi merkeze alan programlar yapılmaktadır.
Yoksulluk sadece dünyanın az gelişmiş bölgelerinin yaşadığı bir sorun olmaktan çıkmıştır. Bugün birçok gelişmiş ülkelerde yoksulluk oranları alarm vermeye başlamıştır. Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu, Dünya Ticaret Örgütü ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşların yoksullukla mücadele yaklaşımı 1990’lara kadar ekonomik temeli olmuştur. Bu kurumların ekonomik kalkınmanın yoksulluğu ortadan kaldıracak en önemli vasıta olduğu gerekçesiyle kalkınma politikalarını desteklemişlerdir.
Günümüzde yoksullukla mücadele ve refah devleti uygulamalarında en başarılı sayılan ülkelerin İsveç, Norveç ve Danimarka gibi sosyal demokrat devletler olduğu kabul edilmektedir. Türkiye’de yoksulluk sorununun çözümünde son yıllara kadar, dolaylı yaklaşım ağırlıklı olarak benimsenmiş, işsizlik sorunuyla mücadelede olduğu gibi, yoksullukla mücadele de ekonomik büyümeye havale edilmiştir. Ülkemizde bugün için yeterli düzeyde olmasa da, doğrudan yoksullukla mücadeleye yönelmiş önemli bazı uygulamalardan söz edilebilir. Bunlardan belki de en önemlisi Sosyal yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’dur.
Türkiye’de ne yazık ki birçok alanda olduğu gibi yoksullukla mücadele alanında da örgütsel yapının dağınık ve örgütlenme düzeyinin yetersiz olduğu görülmektedir. Yoksullukla mücadelede kısa, orta ve uzun vadeli planlanmış etkin bir devlet politikasının acilen hayata geçirilmesinde fayda olduğunu düşünmekteyim.
Yoksul vatandaşlarımızın meşakkatli yaşamlarını mümkün olduğunca iyileştirmek için elimizden gelen tüm çaba ve gayreti göstermeliyiz. Öncelikle yakın akrabalarımıza ve çevremizde bulunan yoksul insanlara yardım yaparak destek olmalıyız. Dünyanın neresinde olursa olsun dertlere derman, sorunlarına bir nebze çare olabiliyor ve ihtiyaç sahiplerinin karınlarını doyura biliyorsak ne mutlu bizlere, ne mutlu milletimize.

Share
859 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

1+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DÜNYA HİJYEN GÜNÜ

    15 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Sağlığa zarar verecek ortamlardan korunmak için yapılacak uygulamalar ve alınan temizlik önlemlerinin tümü hijyen olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde temizlik önlemleri anlamında kullanılan hijyen, aslında Yunan Tanrıçası Hygeia adlı tanrıçadan gelmektedir. Hygeia, Yunan ve Roma mitolojisinde geçmekte olup, tıp tanrısı Asklepios'un kızıdır. Sağlık ve temizlik tanrıçasıdır. İnsanlar, Bergama'daki Asclepius Tapınağı gibi tapınaklarda babası Asclepius'tan ve Hygeia'dan sağlık dilemişlerdir. Dünyanın ilk Hijyen Günü, Avrupa Hijyen Konseyi ve Türk ...
  • STATİK ELEKTRİK GÜNÜ

    07 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Mutlaka hepimizin başına elektrik çarpması defalarca gelmiştir. Hiç beklemediğimiz birisine ya da bir yere dokunduğumuzda bir anda elektrik çarpması hissi yaşarız. Günlük hayatımızda biriyle tokalaştığımızda, arabadan inip kapı kolunu tuttuğumuzda, bir yüzeye dokunduğumuzda veya parkta plastik kaydıraktan kaymış bir çocuğa dokunduğumuzda ortaya çıkan karıncalanma hissi, statik elektriğin etkisinden kaynaklanmaktadır. Hatta aradaki akım geçişi sırasında oluşan kıvılcım gözle görülebilir ve çıtırtı şeklinde ses duyabiliriz. Bu akım geçici bazı k...
  • TARİHÎ KARTPOSTALLAR ve DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ – 2

    07 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Geçen haftaki yazımızda tarihî kartpostalların politika ve vatan müdafasındaki yeri konusunda bilgi vermiş ve bu konuda kartpostalların önemine değinmiştim. Bir okuyucumuzun ricası üzerine konuyu biraz daha zenginleştirmemiz gerektiğini görmüştük. Bu vesile ile yeniden arşivime inme ihtiyacı doğmuş ve altı kare kartvizit üzerinde durmayı uygun gördüğümü belirtmek isterim. Tarihte gördük ki bir yerde askerin yoksa orası senin değildir. Osmanlı devleti 350 yıldır elinde tuttuğu Rumeli'yi vasıfsız ve cahil politikacı ve subaylarımız sayesinde on ...
  • Eski Develi’de Örf ve Adetlerimiz

    01 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Örf ve adetler çok eski zamanlardan beri toplum içinde kabul görmüş yazısız kurallardır. Halk dilinde gelenek ve görenek olarak da bilinen bu kavramlar, yaşadığı toplumun özelliklerini yansıtır. Kadim Develi kültürü zaman içerisinde birçok değişime uğramıştır. Develi’de asırlardır devam eden ve hala yaşayan birçok gelenek görenek bulunmaktadır. Gelenekler ve onun oluşturduğu kültür, toplumu bir arada sağlam tutan ögelerdir. Develi’de eskiden herkes birbirini tanır, bir ailenin fertleri gibi herkes birbirini koruyup kollardı. Dayanışma ruhu çok...