logo

DÜNYA TÜRK KAHVESİ GÜNÜ

Atasözlerine bile konu olan kültürümüzün değişmez bir parçası olan Türk Kahvesi, pürüzsüz köpüğü ve eşsiz kokusuyla birçok kimsenin en sevdiği içeceklerin başında gelmektedir.
ABD’nin Washington Belediye Başkanı Muriel Bowser, 5 Aralık tarihini, “Dünya Türk Kahvesi Günü” olarak ilan ettiklerini açıklamıştır. Bowser’in bu ilanının ardından, Türk kahvesinin tanıtımı ve kültürler arası bağların güçlendirilmesi amacını güden, merkezi Amerika’da bulunan “Turkish Coffee Lady Vakfı’nın” girişimi yatmaktadır.
Türkiye’de en çok içilen içeceklerin başında gelen Türk Kahvesi, gerek lezzeti gerekse geleneği ile dikkatleri çekmektedir. UNESCO’nun Türk Kahvesini “İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası” olarak tanımladığı gün olan 5 Aralık tarihini, 2020 yılı itibariyle ”Dünya Türk Kahvesi Günü” olarak kutlamaktadır.
Türk kahvesi, dünyanın en ince öğütülmüş ve içinde telveyle servis edilen tek kahvedir. Orijini, Arabica dediğimiz türdendir. Birinci özellik kavurma, ikinci özellik öğütme, üçüncüsü de geleneksel olarak cezveyle ateş üzerinde pişirilmesidir. Kendine özgü pişirme tekniği ve sunumuyla eşsiz bir tada sahip olan Türk Kahvesinin UNESCO tarafından tesciliyle dünyaya açılımı başlamıştır.
Kahvenin kökeni Arap yarımadası olarak bilinmektedir. İlk bilgiler 10.yy’da bir Arap Doktor Rhazes’e uzansa da kullanımı MS 575’nci yıllara dayanmaktadır. Bazı araştırmacılara göre kahve adının kahvenin üretim beşiği olan Güneybatı Etiyopya’nın Kaffa şehriyle ilgisinden geldiği tahmin edilmektedir. Farklı düşüncelere göre ise Arapçada şarap anlamına gelen kahva zamanla kahveye dönüşmüştür. Kahve, Yemen’den Mekke ve Medine’ye oradan 15.yy. sonunda seyyahlar vasıtasıyla İran, Mısır, Türkiye ve oradan Avrupa ülkelerine yayılmıştır.
Kahvenin Osmanlı İmparatorluğu’na gelişi konusunda iki rivayet vardır. Birincisine göre, 1543 yılında Yemen Valisi Özdemir Paşanın, lezzetine hayran kaldığı kahveyi İstanbul’a getirdiği ve onun sayesinde sarayın kahveyle tanıştığı belirtilmektedir. İkincisi ise 1554 yılında Suriyeli iki girişimci tarafından İstanbul’a getirilmesiydi. Türkler tarafından bulunan yepyeni hazırlama metodu sayesinde kahve, güğüm ve cezvelerde pişirilerek “Türk Kahvesi” adını almıştır.
İngilizlerdeki çay saati geleneği gibi, Türk kahvesinin içilmesi hususunda da bir zaman kavramı oluşmuştur. Genellikle sabah ve öğlen öğünleri arasında Türk kahvesi içilmektedir. Günlük hayatımızda Türk kahvesi, arkadaş sohbetlerine refakat etmekte, işlerin azaldığı saatlerde yorgunluğu almaktadır. Kız isteme meclislerinin vazgeçilmezi olup, köpüksüz olması hoş karşılanmaz. İslami olarak uygun bulunmasa da gelecek hakkında açıklamalarda bulunmak için kahve falına bakma toplumumuzda hayli yaygındır. En önemli ifadeyle, kırk yıllık hatırı olan “Türk Kahvesi” birçok sebeple hayatımızın içerisinde yer almıştır.
Telvesi ile birlikte pişirilmesi şüphesiz ki Türk kahvesinin antioksidan kapasitesini artırmaktadır. Yapılan çalışmalar günde 1-3 fincan içilen Türk kahvesinin birçok kanser türünden koruyucu olduğuna işaret etmektedir. Sabah saatlerinde içilen bir fincan şekersiz Türk Kahvesi, zihinsel fonksiyonları destekleyerek yoğunlaşma (konsantrasyon) kabiliyetini ve ezber gücünü artırmaktadır. Kakao oranı yüksek bir çikolata ile birlikte tüketildiğinde ise bu yeteneği daha çok artırdığına işaret edilmektedir.
Ayrıca sağlık açısından da Türk kahvesinin yanında su içmek önemlidir. Böbrek taşlarının %75’i oksalattan (Birçok bitkide bulunan organik bir asittir.) oluşmaktadır. Birçok besinin yanı sıra kahvenin içerisinde de oksalat bulunmaktadır. Kahvenin yanında ikram edilen su kahveyle içildiğinde oksalatın atılmasında yardımcı olmaktadır.
Kahve, Türk kültürünün ayrılmaz parçasıdır. Aslında acısı, ortası, bol köpüklüsü pek fark etmiyor. Misafirlikte, kız istemede ikram edilmekte, sohbetlerin de vazgeçilmezi durumundadır. Hazırlanış ve sunuş biçimiyle dünya üzerindeki tüm kahvelerden farklıdır.
Günün her anına uygun, yorgunluk alan, mutlu eden, her yudumu ayrı bir lezzet olan mis gibi Türk kahvesi, tek başına bile mutlu etmeye yetse de kahvenin yanına iyi giden lokum, çikolata, pişmaniye, kurabiye, badem ezmesi, makaron, hurma gibi tatlıları da yanında eksik etmeyin. Şimdiden afiyet olsun.

Share
168 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

10+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İŞYERİNİN DEVRİ HALİNDE İŞ SÖZLEŞMELERİNİN DURUMU

    26 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    İşçi işveren ilişkisinin önemli ölçüde korunması, geçerli ya da haklı bir neden olmaksızın sona erdirilememesi ve işçinin gelirinde sürekliliğin sağlanması modern iş hukukunun en temel gayelerinden birini oluşturur. İş hukukunun bu temel gayesini tehlikeye sokan en önemli nedenlerden biri işyerinin devir yoluyla bir işverenden başka bir işverene geçmesidir. İşyeri devri başta satım sözleşmesi olmak üzere, işyerinin kiralanması, intifa hakkının kurulması vb. yollarla devretme, işverenin ölümü, işyerinin özelleştirilmesi ya da devletleştirilmesi,...
  • REKABET NEDEN ÖNEMLİDİR?

    26 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    Rekabet, yaşantımızda sık kullanılan kelimelerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Hem sosyal medyada hem de gündelik yaşantıda kullanılan rekabet kelimesi uzun yıllardan beri dilimizdedir. Rekabet, üstünlük sağlama amacı ile rakiplere karşı yürütülen yarışma etkinliklerinin bütünüdür. Bu terim işletmecilik, iktisat, çevrebilim, spor ve sanat dallarını da içeren alanlarda sıkça kullanılmaktadır. Rekabet iki ya da daha çok güç, kuruluş, işletme, sistem, birey ya da grup arasında yer alabilmektedir. Diğer bir ifadeyle rekabet, hırs, başarma...
  • Gurbette Yıllar 2

    26 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    Gurbette Yıllar 2 (Birfâni Tornacı Ömer) İlçemiz Bakırdağı Mahallesi sakinlerinden ve “Birfâni Tornacı Ömer” mahlasıyla bilinen Ömer Develioğlu’nun ikinci şiir kitabı olan “Gurbette Yıllar 2” şiir kitabı Develi Belediyesi Kültür Yayınları arasında çıktı. Başkanımız Mehmet Cabbar’a, Kültür Müdürü Ali Orhan’a ve emeği geçenlere teşekkür ederim. Kitabın Önsözünden: Köklü bir edebiyat gelenek ve birikimimiz içerisinde şiirin ayrı bir yeri vardır. Millet olarak da şiire ayrı bir önem vermişizdir. Derviş Osman, Âşık Seyrani, Ali Celalettin, A...
  • Süphan Dağı Efsanesi

    19 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    Doğu’nun uzun kış gecelerinde nenemi dinlemeye bayılırdım.  Siyabend ile Hace’nin hikâyesi, Süphan Dağı’nda geçiyordu. Zozan (yayla) nenem anlatırken bende gözümün önünde Süphan Dağı olayını yeniden yaşıyordum. Nasıl unuturum Siyabend’in parmak ısırtan kahramanlığını? Ve göz yaşartan hikâyesini. Süphan Dağı eteklerinde yaşayan bir yiğittir. Yoksul bir köylüdür. Zayıf ve cılız delikanlıdır. Bu nedenle ona Kürtçede “ipin gölgesi”anlamına gelen Siyabend adı verilir. Annesi, babası, kardeşi yoktur. Amcasının sürülerine çobanlık yapar. Her gün S...