logo

DÜNYA TÜKENMEZ KALEM GÜNÜ

Günümüzde kalem basit ve kolay bir yazma aracı olarak bilinmektedir. Kalemin tarihi çok eski çağlara dayanmaktadır. Özellikle sanayi devriminin ardından sanayinin de gelişmesiyle birlikte kalemin de bu gelişme ile paralel bir gelişme gösterdiğini görmekteyiz.
İnsanlar asırlar boyunca mürekkebe batırılan tüylü kalemleri kullandılar. Ancak bu çok zahmetli bir olaydı. Çünkü sürekli sızıntı yapma problemi vardı. Ve ayrıca mürekkep sayfada çok yavaş bir şekilde kuruyordu.
Modern zamanın yazım araçlarından bir olan “Tükenmez Kalem” icat edilip seri üretime geçildiği günden bugüne, kolay bulunabilir ve pratik olma özelliği nedeniyle günlük hayatta yaygın bir kullanım alanına sahip olmuştur. Mürekkepli kalemlerin sızıntı ve kuruma sorunlarının çözümüyle ilgili olarak ilk defa 30 Ekim 1888 tarihinde Massachusettsli John J. Loud adlı bir tabakhaneci patent başvurusunda bulunmuştur. Loud, ucunda döner küçük bir top olan ve haznesinden bu uca sürekli mürekkep gelen bir tükenmez kalem icat ederek derileri işaretlemede kullanmıştır.
Tükenmez kalem günümüzde sıradan sayılan bir eşya olsa da tarihte büyük kolaylıklar sağladığı için icadı bir hayli olaylı olmuştur. Tükenmez kalem, Loud’un ölümünden yıllar sonra 1938 yılında, bir gazetede editör olarak çalışan Macar Ladislao Biro ve kimyager kardeşi George Biro ile birlikte geliştirerek seri üretime dönüştürülmüştür.
Kalemin mürekkebini sürekli değiştirmek zorunda olmaktan ve mürekkebin sayfalara bulaşmasından şikayetçi olan Ladislao Biro, bir gün çalıştığı derginin matbaasına gittiği sırada, basımda kullanılan mürekkebin çabuk kuruma özelliğine sahip olduğunu görmüş ve bunu bir kalemde de kullanabileceğini düşünmüştür. Böylece bugünkü anlamda tükenmez kalem fikri doğmuştur. Biro kardeşler ucuna minik bir top koyduğu kalem ucunu mürekkebi alacak şekilde tasarlamışlar ve kâğıt üzerinde hareket ettikçe bu top dönerek, mürekkebin kontrollü şekilde kâğıda ulaşmasını sağlamışlardır.
Tükenmez kalemin ilk seri üretime geçmesi Nazi baskısından kaçıp Arjantine giden Biro kardeşlerin tanıştıkları Arjantin Başkanı Augustine Justo’nun teşvikiyle gerçekleşmiştir. Tükenmez kalemin yağmurda yazabilme özelliğini geliştirdikten sonra kalemi halka pazarlayan Biro kardeşler, Justo’nun desteklemesi sonucu Arjantin’de tükenmez kalem fabrikası kurdular ve kısa bir süre sonra bu alanda başarılı oldular.
Ladislao Biro, en sonunda çalışmalarının sonucunu aldı ve 10 Haziran 1943’de “mürekkep damlatmayan” bir kalemin patentini kendi adına tescil ettirdi. Bu nedenle 10 Haziran tarihi, “Dünya Kalem Günü” olarak kabul edilerek kutlanmaya başlanmıştır. Tükenmez kalem, başta Amerika olmak üzere kısa zamanda tüm dünyaya yayılmış olup, 1969 yılında da ülkemizde üretilmeye başlamıştır.
Peki bu kaleme neden “Tükenmez Kalem” ismi verilmiştir? Tükenmez kaleme “tükenmez” denilmesinin nedeni, onunla yaklaşık iki-üç kilometre uzunluğu çizebilmesidir.
Kalemin hepimizin hayatında önemli bir yeri vardı. Ancak bilgisayar çağına geçtikten sonra kalemin önemi giderek azaldı. Hatta birçoğumuz neredeyse kalem ile yazı yazmayı unuttuk. Okul ve iş hayatında sıklıkla tercih ettiğimiz tükenmez kalemler, şimdilerde ihtiyaç olduğunda kullanılmaktadır.
Tükenmez kalemlerin kapağında neden delik vardır dikkat ettiniz mi? Raporlara göre Amerika’da her yıl ortalama 100 kişinin kalem kapaklarının soluk borusuna kaçması yüzünden boğularak hayatını kaybettiği ortaya çıkmıştır. Bunu engellemek için üretici firmalar delikli kapak üretimine geçmiştir. Yanlışlıkla kalem kapağını yuttuğunuzda nefes borunuzda ki hava geçişinin kesilmemesi için bu delik düşünülmüştür.
Hepimizin elinde bir telefon, bütün gün önümüzdeki bilgisayarların başındayız. Bu yüzden, bir zamanlar insan hayatında çok önemli rol oynayan bu varlığı yani “tükenmez kalemi” unutmaya başladık. Tükenmesin diye üstüne “hohladığımız”, defalarca salladığımız ancak yine de tükenen ve yazının en önemli yerinde boşluk bırakan tükenmez kalemin faydalı bir icat olduğunu da unutmayalım.

Share
274 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

3+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ERMENİ OLAYLARI, İSYANLAR VE TEHCİR İLE SONRASI-1

    25 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    a. Ermeni Olayları (1896) Ermeni teşkilatlandığı yerlerden biri de Van ve çevresidir. 1.Haziran 1896 tarihinde başlayan Van İsyanı’nda yine Ermeni meselesi için devletler devreye girmiş ve komitacılar cezalandırılamamıştır. 10- Adana Olayları (1909) 1895’te Hınçak Komitesi tarafından bir gösteri düzenlendi. Yaklaşık beş bin Ermeni Bâbıâli’ye yürüdü. Silahlı Ermeni komitacıları Bâbıâli’yi basarak büyük bir hâdise çıkarıp Avrupa’nın dikkatini Ermeni Meselesi üzerine çekip Avrupa’nın müdahalesini planladılar. İsyan kısa sürede bastırıldı. ...
  • Sultanahmet Azade Otel’de İstişare ve Yönetim Kurulu Toplantımız

    24 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Pandemi dönemi dernek toplantılarımız koronavirüs kurallarına riayet edilerek az sayıda da olsa devam etti. Bu dönem uzun zamandır yapamadığımız İstişare Kurulu ve Yönetim Kurulu toplantılarımızın birincisini 17.09.2021 tarihinde Mustafa Sümengen Ağabeyimize ait Sultanahmet Azade Otel'de gerçekleştirdik. Yemekli toplantımızı organize eden Kadınlar Komisyonu Başkanımız Hanife Salman Hanım'a, güzel mekânında her zaman bizleri misafir eden Mustafa Sümengen Ağabeyime çok teşekkür ederiz. Yemekli toplantımız tarafımdan yapılan açılış konuşması ile...
  • EKİNOKS

    24 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Dünya, kendi ekseni etrafındaki dönüşünü sürdürürken, bir yandan da güneşin çevresinde dolanır. Dünya, güneş etrafındaki dönüşünü elips şeklindeki bir yörünge üzerinde 365 gün 6 saatte tamamlar. Buna bir yıl denir. Dünya, 939 milyon km'lik yörüngesi üzerinde 108 bin km. hızla hareket eder. Gök bilimi terimlerinden olan “Ekinoks”, yılda iki kez gerçekleşmektedir. Peki, Ekinoks nedir? Ekinoksun ne olduğunu tam olarak anlayabilmemiz için özellikle dünyanın nasıl hareket ettiğini bilmemiz gerekir. Hissetmesek de aslında dünyanın iki farklı hareket...
  • Bırak Söyliyeyim Dilimi Tutma

    16 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Bu 5. eserimi, güzelliklere ait olan Sevgiyi, VECD haline getiren, şiir okumayı özellik ve güzellik bilen herkese ithaf ediyorum. Dülgeroğlu Sabit Şiir;Yücelere tırmanan bir fikrin, düşüncenin, tefekkürün mahsulü, güçlü ifadenin merkezdeki özüdür. Meselenin künhüne inip kısa-veciz bir beyanla kitap çapında ifadesi edebi duygunun ihtimamı, iktidarı, zirvesidir. Edebî anlatım da gerek olmaz beyan'a, Mısralar bin söz eder şiirden anlayana. Korkuttular sindirdiler milleti, Sardılar başına maraz illeti, Modern putçuluğu, şirki zilleti, Bı...