logo

DÜNYA TİYATROLAR GÜNÜ

 Tiyatro, hayatta geçmiş ve geçebilecek olayların taklit ve benzetme yoluyla belli yerlerde ve seyirci karşısında hareket ya da sözle bir kurguyu canlandırma sanatıdır. Tiyatro gösterisi, bir öyküyü ya da durumu canlandırdığı gibi bir hayvanı, bir insanı ya da bir eşyayı temsil edebilmektedir.

Tiyatro, toplum ruhunu içinde taşıyarak yaşamakta olan değerleri dile getirmektedir. Tiyatro bir takım çalışmasıdır. Birlikte iş başarmanın tadıldığı bir alandır. Tiyatro kültürel gelişmeyi sağlayan önemli güçlerden birisidir. Toplumu ortak problemler karşısında bilinçlendirirken, özgür düşünme bilincini de aşılamaktadır. Toplum için hem eğitici hem de geliştirici bir role sahiptir.
Tiyatro, tarih boyunca toplumlarla birlikte değişmiştir. Dünyada ilk tiyatro olayının nerede, nasıl başladığı kesinlikle bilinmemektedir. Araştırmacılar, topluluk halinde yaşayan insanların yılın belirli günlerinde belirli bir yerde toplandıkları, bu toplantı sırasında bazı kişilerin yüksekçe bir yere çıkarak güldürücü öyküler anlattıklarını, taklit yaptıkları ve şarkılar söylediklerini belirlemişlerdir. Romalılar döneminde taştan yapılmış büyük alanlarda tiyatro gösterileri sergilenmiştir. Daha sonra da opera binaları inşa edilmiştir.18. yüzyıldan sonra ise tiyatro bir sanat dalı olarak kabul görmüş ve tiyatro için okullar açılmıştır.
Dünyada ve ülkemizde 27 Mart, “Dünya Tiyatrolar Günü” olarak kutlanmaktadır. 1948 yılında kurulan Uluslararası Tiyatro Enstitüsü (ITI), 1961 yılında aldığı bir kararla bu tarihte tüm dünyanın dikkatini tiyatroya çekmek istemiştir.
Dünya Tiyatro Örgütü, UNESCO tarafından kurulmuştur. Kuruluşun amacı tüm dünyada sahne sanatları hakkında bilgi birikimini ve uygulamaları arttırmak, topluma sanatın faydasını anlatarak katkıda bulunmak, barış ve kardeşlik duygularını insanlığa yerleştirmektir.
Ülkemizde bugünkü anlamda tiyatronun tarihi çok eskilere dayanmamaktadır. Tiyatro, bin sekiz yüzlü yıllarda saray çevresindeki aydınların ilgilendiği ayrıcalıklı bir sanat dalı olmuştur. Ancak Şinasi, Namık Kemal gibi yazarlarımız ortaya koydukları eserlerle tiyatroyu halkla buluşturmaya çalışmıştır. Özellikle Namık Kemal, yazdığı “Vatan Yahut Silistre” adlı oyunuyla halkın o dönemki duygularını ve düşünceleri sahnede o kadar gerçekçi ifade etmiştir ki oyun bittikten sonra izleyiciler sokaklara dökülmüştür.
Cumhuriyet dönemine gelindiğinde Muhsin Ertuğrul, Mustafa Kemal Atatürk’ün de desteğiyle tiyatroyu geniş halk kitlelerinin benimseyeceği bir yapıya ve içeriğe kavuşturmuştur. Ülkemizde tiyatro ile ilgili ilk ulusal bildiriyi, yaşamını Türk tiyatrosuna içtenlikle adamış olan Muhsin Ertuğrul yazmıştır.
Tiyatro eserleri müziksiz (Trajedi, Komedi, Dram) ve müzikli (Opera, Operet, Komedi müzikal, Bale, Revü, Skeç) olmak üzere iki grupta toplanmaktadır. Bu alanlarda sergilenen oyunlarla hayatın gerçekleri, acılar, sevinçler, tarihteki olaylar, geleceğe ilişkin ön görüler insanlara içten bir üslupla sunulmaktadır. Tiyatrolar, devlet tiyatroları, halk tiyatroları, bulvar tiyatroları, açık hava tiyatroları ve şehir tiyatroları gibi isimlerle anılmaktadır.
Gücünü edebiyattan alan tiyatro, oyunlarda kullanılan seslerden dolayı müzikle, sahne tasarımlarından ötürü de görsel sanatlarla iç içedir. Yetenek ve eğitimle beslenen tiyatro oyuncusu sahnede, bütün imkânları kullanarak gerçeklerden ve hayattan örülü bir yapıyı gözler önüne sererler. Oyuncular, dili kullanışlarıyla, hal ve tavırlarıyla, üsluplarıyla seyirciler için bir örnek oluşturmaya çalışırlar.
Tiyatro da spor gibi insanları kaynaştıran, birbirlerine ısındıran ve asıl önemlisi sevgiyi, anlayışı, hoşgörüyü yaygınlaştırarak eğiten bir araçtır. Tiyatro insanları eğitmekte ve eğitirken de düşündürmektedir. Tiyatro insanlara beraber gülmek, beraber ağlamak, beraber düşünmek gibi insanca duygular aşılamaktadır. Sonuç olarak tiyatroya hak ettiği değeri vermek gerekir. Çünkü tiyatro kültürün bir aynasıdır. “Dünya Tiyatrolar Gününü” kutlu olsun.

Share
2.300 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

6+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 1 NİSAN ŞAKASI NEDİR?

    27 Mart 2020 Köşe Yazarları

    Her yıl 1 Nisan tarihinde sevdiklerimize, tanıdıklarımıza çeşitli şakalar yapar ya da şakalarına maruz kalırız. Hemen hepimiz hayatında en az bir kere yaptığı ya da en az bire maruz kaldığı Nisan şakaları akıllarımızda yer etmiştir. Genellikle yapılan kişiye olmayan bir şeyi inandırmak amacıyla bu sert şakalar yapılmaktadır. Her yıl dünyanın birçok ülkesinde insanlar, 1 Nisan günü yüzlerce komik ya da tuhaf şakaların kurbanı olmakta ve bu şakalara yakınlarını kurban etmektedir. Üstelik bu 1 Nisan geleneği yüzyıllardır devam etmektedir. Peki, 1 ...
  • BİR HİKAYEM VAR

    27 Mart 2020 Köşe Yazarları

    1.Dünya Savaşı 35 milyon insanın ölümüne sebep olmuştu. Osmanlı Devleti 9 cephede ülkesini koruma adına 5 milyon askerini cepheye sürmüştü. Bu askerlerin büyük çoğunluğu tifo, veba, açlık, soğuktan donma vb. yanında esaret belası gibi çeşitli sebeplerin yanında çoğu da şehit olmuştu. Söz konusu vatan müdafası söz konusu olduğunda gerisi teferruattır olduğu gerçeğinden hareketle bu ordudan geride kalanlar, 8.5 milyon insanın içinden çıkıp yine yedi düvele karşı İstiklal Savaşı vermiş ve nice şehitler pahasına Türkiye Cumhuriyeti Devleti doğm...
  • DÜNYA MUTLULUK GÜNÜ

    19 Mart 2020 Köşe Yazarları

    Mutluluk, bütün özlemlere, bütün isteklere eksizsiz bir biçimde ve sürekli olarak erişilmekten duyulan kıvançtır. Mutluluk, insanın hiçbir sıkıntı ve kederinin olmaması durumudur. Mutlu olan insan, çevresine ışık saçar ve yaydığı pozitif enerji ile hayatımıza anlam ve güzellik kazandırır. İnsanlığın var olma sebeplerinden biri olarak görülen mutluluk, her insana göre değişen bir tanıma sahiptir. 20 Mart 2012 tarihinde Birleşmiş Milletler, dünya üzerindeki insanların mutluluk fikrini hatırlamaları ve kutlamaları için 20 Mart tarihini, “Dünya Mu...
  • YENİ KORONAVİRÜS SALGINI NEREYE GİDECEK? / 2

    19 Mart 2020 Köşe Yazarları

    YENİ KORONAVİRÜS SALGINI NEREYE GİDECEK? / 2 Virüsler, Bakteriler ve Yaşamımıza Etkileri (Prof. Dr. Paşa GÖKTAŞ)   Yeni Koronavirüs Riskine Karşı #14 KURAL   1-Ellerinizi sık sık su ve sabun ile en az 20 saniye boyunca ovarak yıkayın. 2- Soğuk algınlığı belirtileri gösteren kişilerle aranıza en az 3-4 adım mesafe koyun. 3- Bulunduğunuz ortamları sık sık havalandırın. 4- Kıyafetlerinizi 60-90 derece normal deterjanla yıkayın. 5- Ateş, öksürük, nefes darlığı gibi şikâyetleriniz varsa, maske takarak bir sağlık kuruluşuna b...