logo

DÜNYA SU GÜNÜ

   Su insanlar için yaşam kaynağıdır. Suyun olmadığı yerde canlıların yaşaması imkânsızdır. Su, insan yaşamı için oksijenden sonra en önemli ikinci bir ihtiyaçtır. Su olmadığı zaman hayat durur ve canlılar yaşayamaz. Bu nedenle yeryüzündeki suların korunması ve devamlılığının sağlanması için mücadele etmek gerekmektedir. 

Su hayatımızın sürdürülmesi için şart olan en önemli ve temel besinlerdendir. Bedenimizin ısı dengesi ve hücre içi hayatın devamı ayrıca besinlerin yakılması, sindirilmesi gibi birçok şey suya bağlıdır.
Küresel ısınmanın her geçen daha da artmasından dolayı suya olan ihtiyaç da her geçen gün artış göstermektedir. Dünya üzerindeki yer altı ve yer üstü su kaynakları her geçen gün azalarak varlığını kaybetmektedir. Ne yazık ki hayati derecede önemli olan su için insanlar, onu kullanırken su kaynaklarını hem kirletmekte hem de israf ederek tüketmektedir.
Su bir ülkenin ekonomisini ve kalkınmasını büyük çapta etkiler. Su olmadığı sürece her şey zorlaşır ve kötüleşir. Ülkemiz su kaynakları itibariyle yeterli seviyede olmamasına rağmen, tarım ve sanayi atıklarının göl, nehir ve derelere bilinçsiz ve kontrolsüzce salınması nedeniyle ciddi su sorunları ile karşılaşacağımız açıktır. Su kirliliğinin yaşanması çevreye ve canlı varlıklara zarar vermektedir.
Su kirliliğine dikkat çekmek, suyun önemini vurgulamak ve su kaynaklarının kullanımında bir bilinç oluşturmak, bu konudaki israftan kaçınmaya dikkat çekmek için 1993 yılından bu yana 22 Mart günü “Dünya Su Günü” olarak kutlanmaktadır. Dünya Su Günü, her 22 Martta farklı temalarda kutlanmaktadır. Dünya Su Gününde içilebilir su kaynaklarının korunması ve çoğaltılmasına ilişkin stratejiler ve girişimler değerlendirilmektedir.
Yeryüzündeki suyun %97’si tuzlu olup, bunlar okyanus ve denizlerde bulunmaktadır. Geriye kalan %2’lik bölümü ise büyük bölümü Kuzey ve Güney Kutuplarda buzullar içinde diğerleri de yeraltında bulunmaktadır. Dünyadaki suyun sadece %1′ atmosferde su buharı olarak yer almaktadır.
Dünyanın nüfusu hızlı bir şekilde artması sonucunda bazı bölgelerde içme suyu sıkıntısı görülmektedir. Gerek küresel ısınma gerekse diğer doğal ve beşeri etkiler sebebi ile insanların yeryüzünde kullanabilecekleri su miktarı her geçen azalmakta, bu da dünyayı ve insanlığı tehlikeye sokmaktadır. Bu nedenle doğal dengeye zarar vermeden yaşamaya çalışmalı ve sularımızın temizliği için elimizden geleni yapmalıyız. Suyun olmadığı bir dünya, kuraklık sebebiyle yok olmaya mahkûmdur. Bunun bilincinde olarak, çevremizi ve sularımızı temiz kullanmamız gerekmektedir.
Her insan susuz yaşamanın mümkün olmadığını bilir. Ancak bunu bildiği halde kendi elleriyle litrelerce suyu kirletip boşa israf etmektedir. Bu yüzden insanlar bu konuda bilinçlendirilmelidir. İnsanlar ne zamanki susuz kaldıklarını fark ederlerse işte o zaman suyun önemini daha iyi anlayacaklardır. Ancak o zaman iş işten çoktan geçmiş olacaktır. Bu yüzden tasarruf etmemiz gereken en önemli şeylerden birisinin su olduğunu bilmeliyiz. Özellikle evlerimizde hizmetimize sunulan içme sularını tasarruflu kullanmak hepimizin görevidir.
Sahip olduğumuz su kaynaklarını korumalı, onları tasarruflu şekilde kullanmalıyız. Suyu dikkatli kullanmaya, israf etmemeye ve onu korumaya çalışalım. Su kaynaklarımızı bilinçli, duyarlı, akılcı, adil ve barışçı biçimde kullanalım. Su kaynaklarımızı kaybetmemek için su tasarrufu yapalım. İnsanları uyaralım ve onları bilgilendirelim. Unutmayalım ki “Su hayattır ve yaşamın kaynağıdır”. Dünya Su Günü’nün tüm insanlık için kutlu olmasını dilerim.

Share
2.583 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

3+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Farkına Varmadan Yaşadıklarımız

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Ne kadar kıymetliymiş, denizin dalgalarını, gökyüzünün maviliğini izlemek. Ne kadar kıymetliymiş, sevdiklerine sarılabilmek, öpebilmek, onları ziyaret edebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, yağan yağmurda ıslanabilmek, rüzgârın kokusunu çekebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, sokaklarda, caddelerde gezinmek, amaçsızca yürümek. Ne kadar kıymetliymiş, korkmadan, tedirgin olmadan markete, alışverişe, pazara gidebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, kafeye, pastaneye, çay bahçesine oturup, bir çay kahve içebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, öksürebilmek, hapşırab...
  • Dolmuşculara Bir Çift Lafım Var!

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    65.000 Nüfuslu bir ilçede yaşıyoruz. Dolmuşçular bisiklet projesine itiraz ediyormuş ekmek kapılarına engel olur diye. Ben de şunu demek istiyorum dolmuşçuların ekmek kapısına engel oluyor diye özel araç kullanımını mı yasaklayalım ? Yok böyle bir dünya! 65.000 nüfuslu ilçede 30.000 araç var ve trafik sorunu var. Bu sorun gitgide artıyor. Bu sorunu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? 65.000 nüfuslu ilçede bisiklet kullanımı ne kadar etkiler ekmek kapısını. Neden alternatif ulaşım aracı hakkı verilmesin insanlara. Sadece dolmuşa bineceksiniz baş...
  • KARA VEYA EFSANE CUMA

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Kara Cuma ismini son yıllarda adını sıklıkla duymaktayız. Kara Cuma, adından da kolayca anlaşılabildiği gibi doğrudan ülkemiz kültürü ile ilgili özel günlerden biri olmadığını söyleyebiliriz. Öyleyse Kara Cuma (Black Friday) nedir? Kara Cuma, ABD'de başlayan ve Şükran Günü ile sıkı bağları bulunan bir gelenektir. Her yıl Kasım ayının dördüncü Perşembe gününde kutlanan Şükran Gününden sonraki Cuma günü, halk çarşı veya meydanlarda bulunan büyük mağazalara giderek alışveriş yapmaktadır. Bazı şirketler bu rutini kâra çevirmek ve daha çok ürün sat...
  • DEVELİ’DE İLK ÖĞRETİM KURUMLARI ve İLK ÖĞRETİM KADROSU-3

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Geçen hafta değerli eğitim tarihçimiz Prof.Dr.Yahya Akyüz'ün yazdığı Kız İlkokulları Tarihi Gelişimi hakkındaki mükemmel bir yazısından faydalanmış ve kısaltılarak sizlere derli toplu bir bilgi vermeye çalışmıştım. ”Eğitim Tarihçimiz” dedim, çünkü birde aynı isim ve soyadını taşıyan A.Ü.DTCF. Yeni Türk Edebiyatı öğretim üyelerinden Prof.Dr.Kenan Akyüz vardır ve benimde hocalarımdandır.” Modern okulculuğa, azınlıklar ile misyonerler bizde daha erken dönemlerde başlamışlardı. Hatta matbaalarıyla beraber ! Öyle ki, modern yetim haneler, iptid...