logo

DÜNYA SOLAKLAR GÜNÜ

Solaklık, geçmişten bu yana en çok tartışılan konulardan birisi olmasına rağmen bugün hala gizemini korumaktadır. Halk arasında sağlaklık ve solaklık insanın günlük yaşantısında öncelikli tercih ettiği el kullanımını tanımlamaktadır. Yazı yazarken, yemek yerken ya da bir şeye uzanırken, sağ elinizi kullanıyorsanız sağlak, sol elinizi kullanıyorsanız solak olarak tanımlanırsınız.
Diğer ifadeyle solak; Verilen bir işi yerine getirme sırasında sol elini sağ elinden fark edilir düzeyde kullanabilen insanlara denilmektedir. Araştırmalara göre insanların yüzde 10’u solak, yüzde 70’i sağlaktır. Yüzde 20’si ise karışık ellilik veya çift ellilik kategorisinde yer almaktadır.
Uzmanlar, sağ veya sol elin baskın olmasının kökeninin beyinde değil omurilikten kaynaklandığını açıklamaktadır. Bu konudaki ilk tespitler 1980’li yıllarda yapılan ultrason çekimlerine dayanmaktadır. Uzmanlar, 13 haftadan büyük bebeğin ana karnında emdiği parmak hangi el ise, büyüdüğünde de o eli tercih ettiğini belirtmektedir.
Bebekler genellikle 7-9 aylıkken el tercihlerini göstermeye başlarlar. Birçok çocuk iki yaş civarında baskın elini belli eder. Ancak baskın elin oturması, okula başlamayı bulabilir. Yemek yerken ve kalem kullanırken sol elini kullanıyorsa, tek ayağı üzerinde durması gerektiğinde sol ayağı üzerinde duruyorsa, herhangi bir şeyi karıştırırken veya döndürürken saat yönünün tersine çeviriyorsa solak olma ihtimali yüksektir. Anne ve babalar solaklığın anormal bir durum olmadığını kabul etmelidir. Bu gelişmeler karşısında aileler kesinlikle baskı yapmaması ve olduğu gibi kabul etmeleri gerekmektedir.
Dünya Solaklar Günü, 13 Ağustos 1992 tarihinde İngiltere’de, Solaklar Kulübü tarafından ilan edilmiştir. Dünya Solaklar Günü, her yıl 13 Ağustos ‘da tüm dünyada kutlanmaktadır.
Solaklık anormal bir durum değildir. Solaklık, hareketlerde, ince işlerde ve görsel, işitsel algılamalarda kendiliğinden vücudun sol yarısının kullanılmasıdır. Solaklar yazı yazarken, yemek yerken, resim yaparken sol ellerini, topa vururken, tekme atarken sol ayaklarını, göz kırparken sol gözlerini, telefonla konuşurken sol kulaklarını kullanırlar.
Solaklıkla ilgili tüm bilimsel araştırmalara baktığımızda insan beyni temel olarak iki bölümden oluşmaktadır. Ellerin işlevselliği de bu bölümlerin yolladığı komutlar sayesinde ortaya çıkmaktadır. Beynin sağ ve sol kısımları farklı zihinsel süreçleri yönetmektedir. Sağ eli kontrol eden beynin sol kısmı, konuşma, dil, yazı yazma, mantık, matematik ve bilim konularından sorumludur. Sol eli kontrol eden beynin sağ kısmı ise, müzik, sanat, algı ve duygulardan sorumludur. Solakların beyni ile sağlakların beyni arasındaki en temel fark dil merkezi açısından ortaya çıkmaktadır. Sağlaklarda dil merkezi sol beyindedir. Solaklarda ise genelde sağ beyindedir.
Solakların genellikle daha akıllı ve çok yönlü oldukları iddia edilmektedir. Solaklar, bilgileri çok daha hızlı işlerler. Daha hızlı iyileşme gösterirler. Sanatsal yönleri çok daha ağır basar. Daha fazla para kazanırlar. Daha hızlı düşünürler. İyi tasarımcılar solaklar arasından çıkarlar. Solakların sporda daha başarılı olduğu artık olimpik anlamda kabul edilmektedir. Dünya futbolunda en yetenekli ve pahalı yıldız oyuncular sol ayaklı olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Pele, Maradona, Messi gibi.
Solakların sağlaklara oranla alerji ve migren sahibi olma ihtimalleri daha yüksektir. Erkeklerde solak olma ihtimali, kadınlara göre iki kat fazla olduğu ifade edilmektedir.
Solakların zekâ veya farklı yönleri ile ilgili çok yoğun araştırmalar bulunmaktadır. Solaklarda bazı zekâ farkları olduğunu iddia eden çalışmalar yayınlanmıştır. Ancak araştırmacılar yaptıkları büyük ölçekli çalışmalar ile toplumun genelini incelediklerinde, solaklar ve sağlaklar arasında belirgin bir zekâ farkı olmadığını ortaya koymuşlardır.

Share
6.072 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

1+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Farkına Varmadan Yaşadıklarımız

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Ne kadar kıymetliymiş, denizin dalgalarını, gökyüzünün maviliğini izlemek. Ne kadar kıymetliymiş, sevdiklerine sarılabilmek, öpebilmek, onları ziyaret edebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, yağan yağmurda ıslanabilmek, rüzgârın kokusunu çekebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, sokaklarda, caddelerde gezinmek, amaçsızca yürümek. Ne kadar kıymetliymiş, korkmadan, tedirgin olmadan markete, alışverişe, pazara gidebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, kafeye, pastaneye, çay bahçesine oturup, bir çay kahve içebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, öksürebilmek, hapşırab...
  • Dolmuşculara Bir Çift Lafım Var!

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    65.000 Nüfuslu bir ilçede yaşıyoruz. Dolmuşçular bisiklet projesine itiraz ediyormuş ekmek kapılarına engel olur diye. Ben de şunu demek istiyorum dolmuşçuların ekmek kapısına engel oluyor diye özel araç kullanımını mı yasaklayalım ? Yok böyle bir dünya! 65.000 nüfuslu ilçede 30.000 araç var ve trafik sorunu var. Bu sorun gitgide artıyor. Bu sorunu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? 65.000 nüfuslu ilçede bisiklet kullanımı ne kadar etkiler ekmek kapısını. Neden alternatif ulaşım aracı hakkı verilmesin insanlara. Sadece dolmuşa bineceksiniz baş...
  • KARA VEYA EFSANE CUMA

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Kara Cuma ismini son yıllarda adını sıklıkla duymaktayız. Kara Cuma, adından da kolayca anlaşılabildiği gibi doğrudan ülkemiz kültürü ile ilgili özel günlerden biri olmadığını söyleyebiliriz. Öyleyse Kara Cuma (Black Friday) nedir? Kara Cuma, ABD'de başlayan ve Şükran Günü ile sıkı bağları bulunan bir gelenektir. Her yıl Kasım ayının dördüncü Perşembe gününde kutlanan Şükran Gününden sonraki Cuma günü, halk çarşı veya meydanlarda bulunan büyük mağazalara giderek alışveriş yapmaktadır. Bazı şirketler bu rutini kâra çevirmek ve daha çok ürün sat...
  • DEVELİ’DE İLK ÖĞRETİM KURUMLARI ve İLK ÖĞRETİM KADROSU-3

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Geçen hafta değerli eğitim tarihçimiz Prof.Dr.Yahya Akyüz'ün yazdığı Kız İlkokulları Tarihi Gelişimi hakkındaki mükemmel bir yazısından faydalanmış ve kısaltılarak sizlere derli toplu bir bilgi vermeye çalışmıştım. ”Eğitim Tarihçimiz” dedim, çünkü birde aynı isim ve soyadını taşıyan A.Ü.DTCF. Yeni Türk Edebiyatı öğretim üyelerinden Prof.Dr.Kenan Akyüz vardır ve benimde hocalarımdandır.” Modern okulculuğa, azınlıklar ile misyonerler bizde daha erken dönemlerde başlamışlardı. Hatta matbaalarıyla beraber ! Öyle ki, modern yetim haneler, iptid...