logo

DÜNYA OKUMA GÜNÜ


Mustafa ÇEKEMOĞLU
cegmecioglu@cagdasdeveligazetesi.com.tr

Okuma ve yazmanın önemini anlatmaya gerek yok.
Bir insan için olmazsa olmazlardan birisi de okuma yazma bilmektir. Okuryazarlık temel bir insan hakkıdır ve yaşam boyu öğrenmenin ilk basamağını oluşturmaktadır.
Bireylerin hayatlarını daha iyi kolaylaştırması, diğer insanlarla sosyalleşebilmesi ve insani gelişimini tamamlayabilmesi için okuma yazma bilmesi gerekmektedir. Okuryazarlık düzeyinin yüksek olması insanların ve toplumların yaşam kalitesini yükseltmektedir. Okumanın ne yaşı ne de zamanı vardır. İnsan istediği her zaman bir şeyler okuyabilir. Yeter ki okumayı gerçekten istesin. Okuma hevesi ve isteği öncelikle insanın kendi içinde olmalıdır.
Hepimizin bildiği gibi Allah’ın ilk emri İkra, yani “Oku”’ dur. Çünkü okuyan insan değişir, gelişir ve olgunlaşır. İnsan kendini geliştirince toplumda gelişir, dünyada gelişir.
Eğitim alanında yaşanan sorunlara dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak amacıyla UNESCO tarafından 8 Eylül günü “Dünya Okuma Yazma Günü” olarak ilan edilmiştir. Dünya Okuma ve Yazma Günü ilk defa 1967 yılında kutlanmıştır. Bu günde dünyanın çeşitli ülkelerinde, farklı duyuru ve faaliyetlerle okuma yazmanın bireyler ve toplum için olan önemi anlatılmıştır. Dünya Okuma Günü veya Dünya Okuma ve Yazama Günü birçok ülkede kutlandığı için uluslararası bir gündür.
Her yıl farklı ülkelerde çeşitli etkinliklerle kutlanan “Dünya Okuma Yazma Günü” ile başta kadın ve kız çocukları olmak üzere herkesin okuma bilinci kazanması amaçlanmıştır. Ülkemizde direkt Okuma Yazma Günü için olmasa da okuma yazma oranlarını artırılması için yapılmış en etkili kampanyalardan biri kız çocuklarını hedefleyen “Baba Beni Okula Gönder” kampanyası olup 23 Nisan 2005’ten beri devam etmektedir.
Okuma yazma oranı konusunda, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’in 2016 yılı raporuna göre ülkemizde 6 yaş ve üzeri okuma yazma bilmeyenlerin oranı % 3.78 olarak gözükmektedir. Bu rakamın büyük bir kısmını kız çocukları ve kadınlar oluşturmaktadır. Özellikle günümüzde hala kırsal kesimlerde okuma yazma bilmeyen kişilerin oranı ne yazık ki 7 milyon kişiyi bulmaktadır.
Geçmişten günümüze geleneksel okuma yazma öğretimi sürecinde önemli gelişmeler kaydedilse de, günümüzde gerçekleşen teknolojik gelişmeler doğrultusunda artık yeni okuryazarlık kavramları ile karşı karşıya bulunmaktayız. Hayatımıza giren, bilgisayar, internet ve diğer teknolojileri kullanabilmek için okuryazar olmak gerekmektedir.
Hızla değişen işgücü piyasaları, dijitalleşen dünya, bireylerin de sürekli olarak yeni beceriler geliştirmesini zorunlu kılmaktadır. Dolayısıyla okuma ve yazma becerisine sahip olmak ve sürekli bireyin kendini geliştirme ihtiyacını karşılamak amacıyla okuryazarlığı, hayat boyu öğrenmenin en temel unsuru haline getirmiştir.
Okuryazarlık kavramının önüne iletişim, medya, bilgisayar, kültür, çevre, sağlık vb. birçok kavram getirilerek yeni okuryazarlık kavramları çeşitlenmektedir. Okuma yazma oranını artırabilmek için herkesin temel eğitimden yararlanması sağlanmalıdır. Maddi imkânları kısıtlı olan ya da çalışmak zorunda kalan çocukların okumasını sağlayacak çalışmalar yapılmalıdır. Okuma yazma bilmeyen yetişkinlerin, okuryazar olmasını sağlamak için ücretsiz kurslar açılmalı ve her bireyin eğitim hakkından yararlanmasına destek verilmelidir.
Okuryazarlık özellikle kadınlar için sağlıklı olmanın ve iyi yaşamanın bir nedenidir. Bunun için geleceği yazmak ve okumak ya da gelecekte söz sahip olabilmek için okuma ve yazma bilmek şarttır. Okuryazar olmak hiçbir birey için geç değildir. Bireylerin bakış açısını zenginleştiren, bilgiyi başarıya dönüştüren, toplumların yaşam kalitesini yükselten okuma ve yazma eylemi bizlerin yarınları için bir teminattır. Bu vesileyle “Dünya Okuma ve Yazma Gününüzü” içtenlikle kutluyorum.

Share
581 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Âşık Seyrani Bektaşi Şairi miydi?

    11 Ekim 2019 Köşe Yazarları

      Seyrani'ye asılsız ve kasıtlı olarak aşırı derecede içkiye düşkün bir Bektaşı şairi iftirası nasıl atıldı? Merhum hocam Ahmet Hazım Ulusoy'un hazırladığı “Sanihat-ı Seyrani adlı eserini bastırmak üzere 1924 yılında İstanbul'a gider. O dönemde İctihat Mecmuası'nı çıkaran Dr. Abdullah Cevdet'in İstanbul Cağaloğlu'ndaki idare yerine uğrar. Bilindiği gibi: Gençliğini İsviçre'de hayatının bir kısmını da Avrupa'da geçiren Abdullah Cevdet'in dinsiz olduğunu ve namazının kılınmamasını söylenmişse de Ayasofya Camii imamı hatibi cenaze namaz...
  • DÜNYA GIDA İSRAFINI ÖNLEME HAFTASI

    11 Ekim 2019 Köşe Yazarları

      Gıda (besin), canlıların gelişip güçlenmesi ve yaşaması için ihtiyaç maddelerdir. Her canlının hava, su gibi gıdalara da ihtiyacı vardır. İsraf kelimesini tanımlamak gerekirse, ihtiyaç duyulandan fazla alınması, kullanılması ya da yeteri kadar kullanılmadan atılması şeklinde açıklanabilir. Gıdaların israf edilmesi, yeteri kadar tüketilmeden atılması ya da ihtiyaç duyulandan fazla gıda ürünü alınması, bugün olmasa da yarın büyük bir açlık sorunu ile karşılaşmamıza neden olacaktır. Çöpe atılan, ziyan edilen ekmek, yemek, sebze ve meyve...
  • DEVELİ’DEN KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ: III DR.RECAİ ÖZDİL

    11 Ekim 2019 Köşe Yazarları

    Son dönem müzik hayatımızda üzerinde durulması gereken kişilerden biri de Dr.Recai Özdil'dir Kendisini bir tesadüf eseri 1967 yılında Ankara'da, Anafartalar Caddesi'ndeki muayehanesinde tanımıştım. Muayenehanesinde, DTCF Türkoloji bölümünde okurken İlhan isminde bir arkadaşım çalışıyordu. Niğdeli .Onunla fakültenin akşam bölümünde okuyor ve aynı zamanda aynı evi paylaşıyorduk. İkimiz de gündüzleri işimize, akşamları da eğitimimize gidiyorduk. İlhan ile beraber de Melek Hanım adında bir hemşire çalışıyordu. Bir vesile onları ziyarete gitti...
  • Aşık Seyrani İle İlgili Övgüler

    04 Ekim 2019 Köşe Yazarları

      Seyrani'nin hayatı şiirleri üzerine birçok bilgi ve belge mevcuttur. 25'in üzerinde hayatı ve şiirleri ile ilgili kitap ve hayatını anlatan bir biyografik roman yazılmıştır. Seyrani hakkında asılsız mesnetsiz yazıları kaynak göstererek yanlış tanıtılmasına cevap olarak değerli üstatların, tarihçilerin, yazarların Seyrani hakkındaki görüşlerine yer verdim. Yer verdiğim bu övgüler ona değer veren Seyrani dostlarına bir armağanımdır. * Seyrani ekseriyetle sofiyane ve ahlaki mahiyette olan şiirlerinde halk edebiyatı ananaleri, halk ahlak...
astropay bozdurma bitcoin bozdurma paykwik bozdurma