logo

DÜNYA NUTELLA GÜNÜ

Kahvaltı sofralarından eksik etmediğimiz, nasıl yapıldığını defalarca sorguladığımız, fındıklı kakao kreması Nutella, Türkiye’de de en çok sevilen çikolatalı tatlıdır. Peki sevilen bu çikolatalı tatlı nerede üretildi ve nasıl oluştu?
1806’da Napolyon savaşta öne geçmek adına İngiliz ticaret yollarını bloke etmeye çalıştı. Bunun içinde tüm dünyada çikolata ticaretini durdurmak için çalışmalar yürüttü. Dolayısıyla çikolata fiyatları fırladı. İtalya’nın Torino kentindeki çikolatacılar, müşterilerinin büyük taleplerini karşılayabilmek için kakaolara fındık ekleyerek fiyatları dengelemeyi denediler. Böylece fındıklı çikolata dönemi başlamış ve “Gandiya” isimli yeni bir çikolata türü ortaya çıkmıştır.
İkinci dünya savaşı sırasında çikolata fiyatları yine fırladı. İlk defa 1942 yılında İtalya’nın Piedmont şehrinde yaşayan bir pasta şefi olan Pietro Ferrero, ustalıkla fındık, şeker ve bir miktar da o zamanlar nadir bulunan kakaodan oluşan tatlı bir ezme yaptı. Bu ezmeye, dilimlenip ekmek üzerine sürülebilecek bir somun şeklini verdi. Adını da o zamanlar ünlü bir yerel karnaval karakteri olan “Ginadujot (Gianduja)” olarak koydu.
Gianduja adıyla anılan pasta (ezme), şimdiki gibi sürülebilir şekilde değildi. Katı ve kırılabilen bir ambalajlı çikolataydı. Çok ciddi ve titizlikle çalışan Pietro Ferrero, farklı formüller üzerinde çalışmalarını sürdürdü. Hatta bu konuda takıntılı olan mucit, gece yarısı eşini uykusundan uyandırıp yaptığı formülle elde ettiği mamulün tadına bakmasını ve iyi mi kötü mü olduğunu söylemesini istermiş. Mucit Ferrero, yaptığı çalışmalar sonucu mamulü sürülebilir hale getirmiştir.
Pietro Ferrero’nun oğlu Michele, 1964 yılında, kendi yenilikçi dehasıyla ve deneme- yanılma yöntemiyle babasının tarifini geliştirdi ve dünyanın bir kavanoza konulabilen ilk fındık ve kakaolu kremasını geliştirdi. İngilizce “Nut” yani fındık kelimesi ile Latince “ella” yani tatlı kelimelerin birleştirilmesi ile dünyanın en sevdiği kremanın adını “Nutella” koydu.
Nutella Avrupa’da genişlemeye devam etti. Daha sonra tüm dünyaya yayıldı. İtalyan – Amerikan bir blog yazarı ve bir Nutella tutkunu olan Sara Rosso, yılın bir gününü en sevdiği kakaolu fındık kremasına adamaya karar verdi ve böylece 5 Şubat 2007’de tüm nutella tutkunlarını birleşmeye çağırdı. Binlerce nutella hayranları bir araya geldi. Böylece, 5 Şubat tarihi “Dünya Nutella Günü” olarak takvimdeki yerini aldı.
2007 yılından bu yana kutlanan “Dünya Nutella Günü”, dünyanın en çok satılan 5 ülkesinden birisi olan Türkiye’de de 5 Şubat 2012 tarihinde ilk defa kutlanmıştır. Nutella’nın 19. fabrikası Manisa’da bulunmaktadır. Dünyada her 2,5 saniyede bir nutella kavanozu satılmaktadır. Ayrıca nutella, dünya fındık rezervinin %25’ini kullanmaktadır.
Nutella, kalsiyum, demir, protein ve lif içermektedir. Ayrıca enerji vermektedir. İçerisinde glüten yoktur. Bir tatlı kaşığında 33 kalori, 100 gramında 546 kalori vardır.
Kaşık kaşık yemek istediğimiz bu kahvaltılık kakao kreması, bizlere zarar verebilmektedir. Nutella, fındık, şeker, palm yağı, süt, kakao, lesitin gibi maddeler kullanılarak hazırlanmaktadır. Uzmanlara göre lesitin maddesi, %100 doğal veya kimyasal olmasa da beyin dokuları üzerinde bağımlılık yapıcı etkisi bulunmaktadır. Ancak şunu da belirtmek gerekiyor. Lesitin maddesinin bünyemize herhangi bir zararının olmadığı gözlenmiştir.
Bu karşı konulmaz lezzet, insanlığı resmen obeziteye mahkûm bıraktığını uzmanlarca ifade edilmektedir. Ürünün kavanozunda açıklama bulunmaktadır. Orada tüketiciye ne kadar tüketmesi gerektiğini söylemektedir. Yani tüm zarar duyurularına rağmen insanlar Nutellayı tercih etmeye devam etmektedir. Bir tatlı kaşığı ya da maksimum 15 grama kadar tüketilmesinin bir sakıncasının bulunmadığı açıkça belirtilmektedir.
Nutellayı fazla tüketmek veya bağımlısı olmak durmadan kilo almamıza ve bölgesel yağlanma ile mücadele etmenize neden olabilir. Yine uzmanlar Nutella’ya alternatif olarak tahin pekmez, gerçek fındık ezmesi ve helvayı önermektedir.

Share
5.632 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

4+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ABBASZADE İBRAHİM EFENDİ (1899-1963 )

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Abbaslar ailesinin atası Abbas Dede’dir. Aile de hep dedenin adıyla anıla gelmiştir. Aile Halep Türkmenlerinden üç değişik aile birlikte 18.asrın ortalarında Develi’ye gelip önce Kopçu köyü’ne yerleşmişler, kısa bir süre sonra Develi’ye ad vermiş olan Dev Ali (Seyyit Emir Ali) türbesinin etrafına yerleşmişlerdir. Yukarı Develi’de yerleşmişler ve kurdukları mahalleye de Kopçulu Mahahallesi adı verilmiştir. İlk nüfus sayımı olan 1821 tarihinde de mahalle sakinleri Kopçulu adıyla kayda girmiştir! Abbaszade İbrahim de diğer bütün aile ferleri ...
  • Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci’nin Takdim Yazısı

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci'nin Takdim Yazısı Değerli Hemşehrilerim, İnsanlar genellikle maddi kazanç uğraşısı verirler, bunun için çalışırlar, bunun için çabalarlar. Neden, çünkü daha iyi bir gelecek, daha mutlu bir hayat sürmek için. Maddesel olarak bir yere gelmiş bireyler asli görevlerinden artan zamanlarda da topluma hizmette yer almalı, ülkeye ve insana hizmete omuz vermelidirler. Bu hizmetin karşılığı da manevi kazançtır, manevi kazancın getirdiği haz ve mutluluktur. Bu haz ve...
  • DÜNYA TÜKENMEZ KALEM GÜNÜ

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Günümüzde kalem basit ve kolay bir yazma aracı olarak bilinmektedir. Kalemin tarihi çok eski çağlara dayanmaktadır. Özellikle sanayi devriminin ardından sanayinin de gelişmesiyle birlikte kalemin de bu gelişme ile paralel bir gelişme gösterdiğini görmekteyiz. İnsanlar asırlar boyunca mürekkebe batırılan tüylü kalemleri kullandılar. Ancak bu çok zahmetli bir olaydı. Çünkü sürekli sızıntı yapma problemi vardı. Ve ayrıca mürekkep sayfada çok yavaş bir şekilde kuruyordu. Modern zamanın yazım araçlarından bir olan “Tükenmez Kalem” icat edilip seri...
  • Gönül Sadakası

    03 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Okuyucu tarafından zaman zaman dersler çıkarılacak, kıssadan hisse alınacak metinler geliyor. Neşe ve sevinçler paylaştıkça çoğalır. Üzüntü ve kederler paylaştıkça azalır. İşe öyle dostlar ararız bazen. Bizimle üzülüp, bizimle sevinecek dostlar. Ama her şeyden önemlisi öncelikle bizim kendimizin omuz dayanacak bir dost olmamızdır. Bir hanımefendi anlatıyor: Biraz fasulye ve biraz pilav alarak bakır bir tepsiye koydum. Üzerine patlıcan, salatalık ve bir kaç tane kayısı ekledim... Tam dışarı çıkacaktım ki babam sordu: - “Nereye gidiyorsun kızı...