logo

DÜNYA KUCAKLAŞMA (SARILMA) GÜNÜ

Hayatın koşturmacası içerinde bazen kendimizi bazen de sevdiklerimizi ihmal ettiğimiz zamanlar olmaktadır. Özellikle son aylarda korona virüs nedeniyle yakınlarımızla, dostlarımızla mecburen görüşememekteyiz. Ayrıca soğuk, karlı ve kasvetli kış günlerinde insanların motivasyonları doğal olarak düşmektedir. İnsanların sıcak ve sevgi dolu bir kucaklaşması insana kendini iyi hissettirir. Bu günlerde manevi ruhu biraz yükseltmek için 21 Ocak tarihinde, “Dünya Sarılma veya Kucaklaşma Günü” kutlanmaktadır.
Dünya Sarılma Günü, bir neden aramadan, herkese sevgi, şefkatle sarılmayı gösterme günüdür. Dünya Sarılma veya Kucaklaşma Günü, sarılmaya ve kucaklaşmaya adanmış yıllık gerçekleşen bir etkinliktir. Dünya Sarılma Günü fikri, herkesi aile ve arkadaşlarına daha sık sarılmaya teşvik etmeyi amaçlamaktadır.
21 Ocak 1986’da Michigan’da başlatılan bu eylem, daha sonra Kanada, İngiltere, Almanya, Polonya, Avustralya gibi ülkelerde de benimsenmiştir. Özellikle sosyal medya ve mobil hayatın yaygınlaşması ile çok daha fazla ses getiren Dünya Sarılma Günü’nün fikir sahibi ise 24 yaşında Michigan Üniversitesi Psikoloji bölümü öğrencisi Kevin Zaborney’dir.
Kevin Zaborney; “İnsanlarla her zaman pozitif bir etkileşim gerekir, bu durumu da en iyi kucaklaşma açıklar” diye bir fikir düşündü. Bu düşüncesini hayata geçirerek “Kucaklaşmanın insan üzerindeki olumlu etkilerini görmek için gözlem yapmaya karar verdi. Sarılma ya da kucaklaşmanın insanlar üzerindeki etkileri gözlemlemek için yaptığı bu çalışma sonrasında ABD tarafından patenti alındı. Böylece 21 Ocak tarihi resmileştirilen özel bir güne dönüştürülmüş oldu. Her yıl 21 Ocak, “Dünya Sarılma veya Kucaklaşma Günü” olarak kutlanmaya başlanmıştır. O günden bugüne dünyanın birçok ülkesinde kutlanmaya devam edilmektedir.
Sarılmak, sevgimizi belli etmenin en kolay ama en samimi yollarından biridir. Olumlu duygularımızı açığa çıkaran sarılma eylemi aslında hepimiz için bir ihtiyaçtır. Daha dengeli ruh hali içerisinde olmamızı sağlayan sarılmanın önemine dikkat çeken “Dünya Sarılma Günü” bize yüksek maneviyat kazandırabilecek bir gündür diyebiliriz.
Sarılmanın insan üzerinde olumlu etkileri üzerine yapılan pek çok farklı çalışma mevcuttur. Bu çalışmaların vardığı ortak nokta ise insanın doğası gereği sarılmanın bir ihtiyaç olduğudur. Çocukluğumuzda oyun oynarken kavga ettiğimiz kardeşimiz ya da arkadaşımızla “Hadi sarılın da barışın” diyen büyüklerimiz bizleri hep uyarmıştır.
İlerleyen yıllarda sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle sosyal medya platformlarında herkesin sevdikleriyle sarılarak paylaştığı fotoğraf ve videolar da ayrı bir etkinlik olarak yer almaktadır. Bugün herkesin sevdiklerine sebepsiz bir kucaklaşma ile zaman ayıracağı bir gün olarak kutlanmaktadır.
Sarılmanın mutluluk hormonu aşıladığı bilim insanları tarafından da doğrulanmıştır. Yapılan araştırmalarla sarılmak, beynin endorfin adlı hormonu salgılamasına neden olmaktadır. Bu da vücut genelinde iyileşmeye imkân sağlayan bir hormondur. Sarılmak, baş ağrısını hafifletmekte ve kaygı, stres veya depresyonu azaltabilmektedir.
Sarılma öte yandan öz saygıyı inşa edebilir, sinirleri sakinleştirebilir, yalnızlık hissini giderir. Uyku problemini tedavi edebilir, korkuyu yenmede yardımcı olabilir, duyguları teşvik eder, keyif artırır, ruhu sakinleştirir ve hatta bazı insanlara göre yaşlanma sürecini yavaşlatır ve iştah kontrolünde de etkilidir. Kucaklaşma ve dokunuş, kadınlar üzerinde erkeklere oranla daha büyük etkilere sahiptir. Çocukların zihinsel gelişim ve korkuların üstesinden gelebilmeleri açılarından da önemlidir.
Ne yazık ki korana virüs nedeniyle bu sene insanlar, bu özel günü sosyal medyada kutlamak zorunda kalacaklar. Bu özel günü sevdikleriyle güzel bir fotoğraf paylaşarak geçirmek isteyenler 21 Ocak Dünya Sarılma Günü fotoğraflarını birer anı olarak saklayabilirler.
21 Ocak Dünya Sarılma Gününde, içten ve sevgi dolu bir kucaklaşmanın verdiği mutluluğu hissetmek için siz de sevdiklerinize sarılmayı ihmal etmeyin. Sadece bir gün değil, her gün kucaklaşmak ve sevgiyi yaymak umuduyla…

Share
3.676 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

5+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ABBASZADE İBRAHİM EFENDİ (1899-1963 )

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Abbaslar ailesinin atası Abbas Dede’dir. Aile de hep dedenin adıyla anıla gelmiştir. Aile Halep Türkmenlerinden üç değişik aile birlikte 18.asrın ortalarında Develi’ye gelip önce Kopçu köyü’ne yerleşmişler, kısa bir süre sonra Develi’ye ad vermiş olan Dev Ali (Seyyit Emir Ali) türbesinin etrafına yerleşmişlerdir. Yukarı Develi’de yerleşmişler ve kurdukları mahalleye de Kopçulu Mahahallesi adı verilmiştir. İlk nüfus sayımı olan 1821 tarihinde de mahalle sakinleri Kopçulu adıyla kayda girmiştir! Abbaszade İbrahim de diğer bütün aile ferleri ...
  • Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci’nin Takdim Yazısı

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci'nin Takdim Yazısı Değerli Hemşehrilerim, İnsanlar genellikle maddi kazanç uğraşısı verirler, bunun için çalışırlar, bunun için çabalarlar. Neden, çünkü daha iyi bir gelecek, daha mutlu bir hayat sürmek için. Maddesel olarak bir yere gelmiş bireyler asli görevlerinden artan zamanlarda da topluma hizmette yer almalı, ülkeye ve insana hizmete omuz vermelidirler. Bu hizmetin karşılığı da manevi kazançtır, manevi kazancın getirdiği haz ve mutluluktur. Bu haz ve...
  • DÜNYA TÜKENMEZ KALEM GÜNÜ

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Günümüzde kalem basit ve kolay bir yazma aracı olarak bilinmektedir. Kalemin tarihi çok eski çağlara dayanmaktadır. Özellikle sanayi devriminin ardından sanayinin de gelişmesiyle birlikte kalemin de bu gelişme ile paralel bir gelişme gösterdiğini görmekteyiz. İnsanlar asırlar boyunca mürekkebe batırılan tüylü kalemleri kullandılar. Ancak bu çok zahmetli bir olaydı. Çünkü sürekli sızıntı yapma problemi vardı. Ve ayrıca mürekkep sayfada çok yavaş bir şekilde kuruyordu. Modern zamanın yazım araçlarından bir olan “Tükenmez Kalem” icat edilip seri...
  • Gönül Sadakası

    03 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Okuyucu tarafından zaman zaman dersler çıkarılacak, kıssadan hisse alınacak metinler geliyor. Neşe ve sevinçler paylaştıkça çoğalır. Üzüntü ve kederler paylaştıkça azalır. İşe öyle dostlar ararız bazen. Bizimle üzülüp, bizimle sevinecek dostlar. Ama her şeyden önemlisi öncelikle bizim kendimizin omuz dayanacak bir dost olmamızdır. Bir hanımefendi anlatıyor: Biraz fasulye ve biraz pilav alarak bakır bir tepsiye koydum. Üzerine patlıcan, salatalık ve bir kaç tane kayısı ekledim... Tam dışarı çıkacaktım ki babam sordu: - “Nereye gidiyorsun kızı...