logo

DÜNYA KALP GÜNÜ

Kalp- damar hastalığı gerek dünyada gerekse ülkemiz için tehdit olmaya devam etmektedir. Yaşamı tehdit eden sağlık sorunları arasında ilk sırada yer alan kalp hastalıkları, anne karnından başlayarak her yaş grubunda görülmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kalp hastalığı ömrümüzü kısaltan en önemli nedenlerden birisidir.
2000 yılından bu yana her yıl 29 Eylül günü, “Dünya Kalp Günü” olarak kutlanmaktadır. Burada amaç, ülkemiz ve tüm dünyada en başta gelen ölüm sebebi olan kalp damar hastalıklarına dikkati çekmek, halkın bu şekilde bilinç düzeyini artırmak, toplum düzeyinde kalp damar hastalığına neden olan risk faktörlerinin azaltılarak, toplumun kalp sağlığının iyileştirilmesine katkıda bulunmaktadır.
Kalbimiz ortalama olarak dakikada 70, günde 104.000 ve yılda 38 milyon kez kasılarak, içindeki kanı vücudumuza pompalamaktadır. Diğer bir ifadeyle kalbimiz, 1 dakikada yaklaşık 5.5 litre kan pompalamaktadır. Bu da günde yaklaşık 8 ton, 1 yılda 3.000 ton, ortalama 80 yıl yaşadığımızı varsayarsak, 80 yılda 240.000 ton anlamına gelmektedir. Bunu 300 -350 gramlık bir organın yaptığını düşündüğümüzde yaptığı işin büyüklüğü daha da anlaşılır olacaktır.
Ülkemizde ölen (Corana virüs hariç) her 5 kişiden ikisinin kalp- damar hastalığına bağlı nedenlerden öldüğü görülmektedir. Sağlıksız beslenme, yetersiz fiziksel aktivite, tütün ve alkol kullanımı gibi risk faktörleri kroner kalp hastalıklarını tetiklemektedir.
Dünya Sağlık Örgütü, uygun yaşam koşulu değişiklikleri ve düzeltilebilir risk faktörlerinin kontrol altına alınmasıyla kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümlerin 4’te 3’ünden fazlasının önlenebileceğini ifade etmektedir. Türkiye’de kalp krizine bağlı ölüm oranlarının Avrupa ortalamasının üzerinde olduğu belirlenmiştir.
Uzmanlar, kalp sağlığı için sigarayı bırakmamızı, dengeli beslenmemizi, tuz, içki, şeker ve işlenmiş içecekleri azaltmamızı, belimizi inceltmemizi ve stresten kurtulmamızı istemektedirler. Sağlıklı kalp için oyun oynamamızı, spor yapmamızı, dans etmemizi, kas ve eklemlerimizi her gün yeterince hareket ettirmemizi, ayrıca çocukların televizyon, bilgisayar ya da telefon başında geçirdikleri süreyi sınırlandırmamızı, onların fiziksel oyunlara ve spora yönlendirmemizi söylemektedirler.
Kalp hastalıklarının en sık görüldüğü ülkeler, Afrika, Orta Asya, Batı ve Orta Avrupa’da bulunmaktadır. Hastalık, Irak, Afganistan ve bazı Güney Pasifik adalarında da yüksek oranda görülmektedir. Dünyada bu hastalık nedeniyle en düşük ölüm oranına sahip ülkeler ise Andorra, Fransa, İsrail, Japonya, Peru ve İspanya olarak sıralanmaktadır.
Kalp sağlığının korunması kaliteli ve uzun bir yaşam için büyük önem taşımaktadır. Her gün kalple ilgili yeni çalışmalar yapılmaktadır. Pek çok sağlık kuruluşu, pek çok uzman kalp sağlığı için uyarılarda bulunmaktadır.
Uzmanlara göre, “Sağlıklı beslenme için işlenmemiş tahıllar, baklagiller, az yağlı süt, deniz ürünleri, fındık, badem, ceviz gibi kuruyemişler sofralarımızda yer almalıdır. Kırmızı et ve doymuş yağ tüketimi azaltılmalı, zeytinyağı ve diğer sıvı yağlara daha fazla yer verilmeli, şekerli içeceklerle, şekerli, unlu hazır besinler, işlenmiş karbonhidratlardan uzak durulmalıdır. Yine uzmanlar, doymuş yağların az olduğu, sebze, meyve, balık, zeytinyağının tercih edildiği Akdeniz tarzı beslenilmesini, stres ve sıkıntıdan uzak durulmasını” önermektedirler.
Kalp gününde durup bir dakika hayat tarzımızı iyileştirebilir miyiz diye düşünmeliyiz. Yaşamın her evresinde sağlıklı bir kalbe sahip olmak için koruyucu önlemler almak büyük önem taşımaktadır. Kalp hastalığı önlenebilir bir hastalıktır ve kader olmamalıdır.
Geri dönüşü olmayan hasarlar oluşmadan, alınacak önlemlerinin değerinin farkında olarak kalbimizi koruyalım, düzenli kontrollerimizi yaptıralım. Sağlıklı beslenelim, hareket edelim, fazla kilolardan kurtulalım, tütün ve mamullerinden uzak duralım, kalbimizi sevelim ve ona iyi bakalım. Nasıl beslendiğimiz, ne yediğimiz, ne içtiğimiz, nasıl bir hayat süreceğimiz bize bağlı olduğunu, basit tedbirler ile kalp damar hastalığına yakalanma riskimizi önemli oranda azaltabileceğimizi unutmayalım.

Share
7.146 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

5+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Süphan Dağı Efsanesi

    19 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    Doğu’nun uzun kış gecelerinde nenemi dinlemeye bayılırdım.  Siyabend ile Hace’nin hikâyesi, Süphan Dağı’nda geçiyordu. Zozan (yayla) nenem anlatırken bende gözümün önünde Süphan Dağı olayını yeniden yaşıyordum. Nasıl unuturum Siyabend’in parmak ısırtan kahramanlığını? Ve göz yaşartan hikâyesini. Süphan Dağı eteklerinde yaşayan bir yiğittir. Yoksul bir köylüdür. Zayıf ve cılız delikanlıdır. Bu nedenle ona Kürtçede “ipin gölgesi”anlamına gelen Siyabend adı verilir. Annesi, babası, kardeşi yoktur. Amcasının sürülerine çobanlık yapar. Her gün S...
  • DÜNYA ACI SOS GÜNÜ

    19 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    Her yıl Ocak ayının 22. günü, “Acı Sos Günü” olarak kutlanmaktadır. Acı Sos; Acı biber ve diğer birleşenlerden yapılmış herhangi bir çeşni, baharat veya salçadır. Yemeklerin yanında kullanılan soslar, yemekten alacağımız lezzeti artırırken aynı zamanda bizlere farklı tecrübeler de yaşatabilmektedir. İnsanlar binlerce yıldır acı biber ve diğer acı baharatları kullanmışlardır. Meksika, Orta Amerika ve Güney Amerika’da yaşayanların 6.000 yıldan daha uzun bir süre önce acı biberleri kullandıkları belirlenmiştir. Amerikan bitkisi olan acı biber, 16...
  • ARA DİNLENME SÜRELERİ GÜNLÜK ÇALIŞMA SÜRESİNDEN SAYILIR MI?

    19 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    Dinlenme hakkı, işçilere ve tüm çalışanlara tanınmış bir haktır. Dinlenme hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış sosyal bir haktır. 1982 Anayasası’nın 50/2 maddesinde, ‘Dinlenmek, çalışanların hakkıdır.’ ve 50/3 maddesinde de ‘Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir.’ denilmiştir. İşçilerin tüm günü çalışmayla geçmez. İşçiler hiç dinlenmeden aralıksız çalıştırılamaz. İşçilerin gün içerisinde nefes almaya, dinlenmeye ihtiyaçları vardır ki bu iş sağlığı ve güvenliği açısından da gereklidir....
  • Üstad Necip Fazıl Kısakürek ile Eskimez Hatıralar

    12 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    Necip Fazıl'ın ömrünü vakfettiği davanın, onun geride bıraktığı mirasın, onun cesur duruşunun bilhassa günümüzde çok daha iyi anlaşılması gerektiğine inandık ve Üstadımızın ocağı olan Milli Türk Talebe Birliği (MTBB) olarak 2020 yılını “Necip Fazıl yılı” ilan ettik. Türkiye'nin 81 ilinde edebiyat, kültür ve sanatın her alanında etkinlikler tertip ederek Üstad'ı eserleriyle genç nesillere anlatarak ideal gençlik tasavvuruna ulaşmak için çabaladık. Şimdi de Üstad'ı günlük hayatın akışıyla tanıtmak, anılarla zihinlerde canlandırmak ve onun çağın ...