logo

DÜNYA İKLİM GÜNÜ

Bugün, 15 Mayıs “Dünya İklim Günü”. Son 150 yılda ortalama sıcaklık dünya genelinde 0.8 derece, Avrupa’da ise yaklaşık 1 derece artmıştır. Dünyamız hem de hiç olmadığı kadar ısınmaktadır. Bilim insanlarının %97’si geçtiğimiz yüzyılda iklimin ısındığını ve bu ısınmanın insan faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonları oluşturduğunu belirtiyorlar. Bu durumu küresel ısınma ve iklim değişikliğinin ana kaynağı olarak değerlendiriyorlar.
Dünya İklim Günü, iklim değişikliği ve küresel ısınmaya dikkat çekilmek için her yıl 15 Mayısta kutlanan bir gündür. Bu günün amacı küresel ısınmaya karşı alınacak önlemler, bilimsel analiz, iklim değişikliğinin etkileri hakkında bilgi sağlamak, sera gazı emisyonları ile hangi etkileri tehlikeli olduğuna karar vermektedir.
Uzmanlara göre dünya genelinde yaşanan küresel ısınmaya bağlı olarak kutuplarda buzullardaki erime hızlanmakta ve deniz seviyeleri daha hızlı yükselmektedir. Son yıllarda ani yağışlar ya da kuraklık olarak kendisini gösteren aşırı hava olaylarındaki artışlar tehdit olarak büyümektedir. Sıcaklıklardaki artışa bağlı olarak yaşanan iklim değişikliği sonucu yer üstü suları kururken, yeraltı suları da giderek azalmaktadır.
İklim değişikliğinin etkisi sıcaklıklardaki artıştan ibaret değildir. Kuraklık, seller, şiddetli kasırgalar gibi aşırı hava olaylarının sıklığı, okyanus ve deniz suyu seviyelerinde yükselme, okyanusların asit oranında artış, buzulların erimesi gibi etkenler sonucunda bitkiler, hayvanlar ve ekosistemlerin yanı sıra insanlar da ciddi risk altındadır.
“İklim Değişikliği Değerlendirme Raporunda” iklim değişikliğinin en çok kutupları, okyanus kıtalarını ve yoksul ülkeleri etkileyerek, açlık, susuzluk, deniz seviyesinde yükselme, sel ve göç gibi sorunları da beraberinde getirdiği belirtilmektedir.
Dünya yağış iklimi de önemli derecede değişmiş durumdadır. Avrupa gibi Kuzey Yarımkürede bulunan bölgelerde yağış artarken, Güney Yarımkürede ve özellikle Afrika’da yağışlarda önemli derecede azalma ile birlikte kuraklık kendini hissettirmektedir.
Sanayideki hızlı gelişim ve atmosfere salınan sera gazlarındaki artış nedeniyle daha da önemli hale gelen iklim değişikliği, Türkiye içinde büyük bir tehdit haline gelmiş bulunmaktadır. Türkiye 1990’lı yıllardan bu yana küresel iklim değişikliği ile mücadele için etkin politikalar izlemeyi yeterince tercih etmemiştir.
Ülkemizin de içerisinde yer aldığı Akdeniz Havzası, küresel iklim değişikliğine karşı dünyamızın en hassas bölgelerinden birisidir. Akdeniz Havzasında gerçekleşecek 2 derecelik bir artış, beklenmeyen hava olayları, sıcak hava dalgaları, orman yangınlarının sayısında ve etkisinde artış, kuraklık ve bunlar dolayısıyla biyolojik çeşitlilik kaybı, turizm gelirlerinde azalma, tarımsal verim kaybı ve en önemlisi kuraklık olarak etkilerini hissettirecektir.
Uluslararası kamu, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının hazırladığı iklim raporlarına göre, dünya iklim değişikliğinde olumsuz bir süreç yaşıyor. Ve ciddi önlem alınmazsa, başta kuraklık olmak üzere dünya da büyük iklim felaketleri yaşanabileceği ifade ediliyor.
İklim değişikliğinin etkisiyle afetlerin artması, tarımsal faaliyetleri riske atmaktadır. Artan doğal afetlerin tarım sektörüne verdiği zararların azaltılması, beklenen afetlere karşı önlem alınabilmesi artık daha önemlidir. İklim değişikliğinden en ağır biçimde etkilenecek olan yoksul kesimlerin ve küçük çiftçilerin korunması ve desteklenmesi için kalıcı politikalar geliştirilmelidir.
Dünya bizler için çok küçük bir yer haline gelmektedir. Maddi kaynaklarımız alarm veren bir hızda tükenmektedir. Korona virüs belası yetmiyormuş gibi bir de iklim değişikliği denen başka felaket karşımızda bizi beklemektedir.
Bu nedenle yaşanabilir bir dünya için herkes üzerine düşen görevi yapmalı, dünyamızı ve atmosferimizi korumalıyız.

Share
6.579 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

2+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DÜNYA LAZANYA GÜNÜ

    03 Ağustos 2020 Köşe Yazarları

    İster bayram ve tatiller olsun, ister tüm dünyada merakla beklenen günler olsun neredeyse kutlanmayan bir gün bile yok gibidir. Dünyada hemen her ülkede resmi ve dini bayramlar ile önemli günler bulunmaktadır. Bu önemli günler kültürlere göre farklı şekilde kutlanmakta ya da anılmaktadır. Bu önemli günlerin yanında dünyanın çeşitli ülkelerinde farklı ve çeşitli günlerde kutlanmaktadır. İşte bu kutlanan günlerden birisi de Lazanya Günüdür. Lazanya, İtalyan mutfağında makarnalar arasında yer alan özel ve leziz bir yemek türüdür. Lazanya, geniş, ...
  • Bir Öğrencinin Gözünden Burs Kavramı

    03 Ağustos 2020 Köşe Yazarları

    1987 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ni kazandım ve hekim olmak için İstanbul yolculuğum başladı. İstanbul'u hiç bilmiyordum ve kalacak yerimiz de henüz belli olmadan Antalya'dan bir arkadaşım ile birlikte İstanbul'a yola çıktık. Ben evet Kayserili olmama rağmen babamın işi dolayısıyla liseyi Antalya'da tamamladım. O günlerimiz zor günlerimizdi kalacak yer yok, yarını çok iyi programlayamıyorsun belli bütçeyle hareket ediyorsun. Birkaç gün İstanbul'da arkadaşımın tanıdığı Sirkeci'de bir otelde kaldıktan sonra, özel bir yurt yönetimi ile konuş...
  • Kara Müftü’nün Ölüm Kalım Hikâyesi ve 25-30 Yıl Gizlediği Sırrı Neydi? 2. son bölüm

    25 Temmuz 2020 Köşe Yazarları

    Kara Müftü'nün Ölüm Kalım Hikâyesi ve 25-30 Yıl Gizlediği Sırrı Neydi? Fevzi Numan Cebeci Namı Diğer Kara Müftü Atatürk'ün Huzurunda -Bak Hoca, sen de diğerleri gibi bu listeye göre idam edileceksin. Ancak, hiç kimse benden habersiz idam edilemez. Sana bir sualim var, vereceğin cevaba göre adını listeden çizerim veya çizmem asılırsın, dedi ve gözlerime veya yüzüme baktı. Dondum kaldım. Elimdeki sigara izmariti parmağımı yakınca kendime gelip çekidüzen verdim ve -Paşam sualiniz neydi merak ettim? dedim. -Demek merak ettin öylemi? Güzel! As...
  • SABIR NEDİR?

    25 Temmuz 2020 Köşe Yazarları

    Zorlu bir dünya hayatı geçirmekteyiz. Hayatı her an aynı seviyede yaşamak zordur. Bir zorluk varsa o zorluğa dayanıldığı müddetçe, sabır gösterildiği müddetçe kolaylık elbette vardır. Sabır, zor bir durum karşısında mücadele gücünü yitirmeden beklemek, olumsuz şartların geçtiği ana kadar istikrarlı bir şekilde bu zorluklara katlanmak demektir. Diğer bir ifadeyle Sabır, hayatın bizlere getirdiği acı, keder, yokluk, yoksulluk, felaket, ölüm, katliam, soykırım, zorbalık ve zalimler karşısında metaneti bozmadan, cesareti yitirmeden, hiçbir şekilde...