logo

DÜNYA GÖNÜLLÜ KAN BAĞIŞLAYICILAR GÜNÜ

Kan, vücutta oksijen, besin maddelerini, vitaminleri, antikorları dokulara taşıyan, oluşan karbondioksit ve atık maddelerini vücuttan uzaklaştıran yaşamsal bir sıvıdır.
Dünyanın her yerinde her gün her yaştan insanın yaşamak için kan aktarımına (Transfüzyon) ihtiyacı vardır. Kan ve kan ürünleri her yıl milyonlarca hayatı kurtarmaktadır. Ayrıca kan ve kan ürünleri, tıbbi ve cerrahi müdahaleleri desteklemekte ve yaşamı tehdit eden koşullardaki hastaların daha uzun yaşamalarına yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda insan veya doğa kaynaklı afetlerde hayat kurtarıcı rolü bulunmaktadır. Pek çok ülkede talep arzdan fazla olması nedeniyle kan merkezleri yeterli, kaliteli ve güvenli kan temin etmek için uğraşmaktadır. Yeterli kan sadece düzenli, gönüllü, karşılıksız kan bağışlarıyla sağlanabilmektedir.
Her yıl 14 Haziran tüm dünyada “Dünya Gönüllü Kan Bağışlayıcılar Günü” olarak kutlanmaktadır. A- B – 0 kan grubu sistemini bulan Nobel ödüllü Karl Landsteiner’in doğum günü olan 14 Haziran, gönüllü ve karşılıksız kan verme alanında faaliyet gösteren Uluslararası Kızılay, Kızılhaç Dernekleri Federasyonu, Uluslararası Kan Donor Organizasyonları Federasyonu (FIODS), Uluslararası Kan Transfüzyon Derneği (ISBT) tarafından “Dünya Gönüllü Kan Bağışçıları Günü” olarak ilan edilmiştir.
Bu özel günde, ihtiyaç sahipleri için kan veren gönüllü kan bağışçılarını kutlamak, kamuoyunda gönüllü kan bağışının önemini pekiştirmek, gönüllü ve güvenli kan ihtiyacına toplumun dikkatini çekmek ve yaygınlaştırılmasına ilişkin bilgilendirme yapılarak, kan bağışı konusunda davranış değişikliği ve kalıcı bilinç yaratılmasını amaçlamaktadır.
Ayrıca kampanyada, düzenli kan bağışı yapanları ve özellikle gençler olmak üzere daha önce hiç kan vermemiş sağlıklı insanları kan bağışlamaya motive etmek için, kan bağışı sayesinde hayatları kurtulan insanların hikâyelerinin de vurgulanması amaçlanmıştır.
18 ve 68 yaş arasında, ağırlığı 50 kg ve üzerinde olan her sağlıklı birey kan bağışında bulunabilmektedir. Bağışlanan kanlara AIDS, Hepatit B, Hepatit C, Frengi ve kan grubu testleri yapılmaktadır. Yapılan testlerde pozitif çıkan kanlar hemen imha edilmektedir. Bulaşıcı hastalığı olmayan kan ürünleri ise depolarda uygun sıcaklıkta saklanmaktadır.
Vücuttaki kan miktarındaki azalma hayati tehlike oluşturmaktadır. Kazalar, doğal afetlerde ve ağır ameliyatlarda kan kaybını gidermek için kan alış verişi yapılması gerekebilir. Çok acil durumlarda uygun kanı hemen bulmak çok önemlidir. Bu nedenle kan bankaları kurulmuştur. Kan bankalarında bulunan kanlar, ihtiyacı olanlara hemen ulaştırılmaktadır. Bu kan bankalarına yalnızca sağlıklı insanlar bağış yapabilmektedir.
Kan bağışı konusunda çalışan kuruluşlar Kızılay, Kızılhaç Dernekleri, Hastane ve üniversite kan merkezleri, sivil toplum örgütleridir. Ülkemizde bu kapsamdaki tüm hizmetlerin planlanması, yürütülmesi ve denetlenmesinden Sağlık Bakanlığı yetkili ve sorumludur.
Güvenli kan, bir ülkenin en önemli doğal kaynağıdır. Vatandaşların güvenli kana ulaşabilmeleri için her ülkenin düzenli kan bağışlayan gönüllü ve karşılık beklemeyen bağışçılara ihtiyacı vardır. Kan vermenin sağlığa olumlu etkisi olduğunu biliyor musunuz? Kan bağışlandığında vücudumuz, verdiğimiz kan oranında kan üretmek zorunda kalacaktır. Böylece vücut yeni ve taze kan üretmiş olacaktır.
Kan aktarımı hayat kurtaran bir tedavidir. Kanamalarda, Travmalarda, kanser hastalarında, kan değişimini gerektiren durumlarda ve cerrahi müdahalelerde hayat kurtarıcıdır.
Unutmayalım, bir damla kan birçok hayat kurtarır. Kanın tek kaynağı insandır. Sağlıklı ve güvenli iseniz kan bağışında bulunalım. Çünkü bir gün sizin de kana ihtiyacınız olabilir.

Share
1.781 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

9+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Farkına Varmadan Yaşadıklarımız

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Ne kadar kıymetliymiş, denizin dalgalarını, gökyüzünün maviliğini izlemek. Ne kadar kıymetliymiş, sevdiklerine sarılabilmek, öpebilmek, onları ziyaret edebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, yağan yağmurda ıslanabilmek, rüzgârın kokusunu çekebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, sokaklarda, caddelerde gezinmek, amaçsızca yürümek. Ne kadar kıymetliymiş, korkmadan, tedirgin olmadan markete, alışverişe, pazara gidebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, kafeye, pastaneye, çay bahçesine oturup, bir çay kahve içebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, öksürebilmek, hapşırab...
  • Dolmuşculara Bir Çift Lafım Var!

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    65.000 Nüfuslu bir ilçede yaşıyoruz. Dolmuşçular bisiklet projesine itiraz ediyormuş ekmek kapılarına engel olur diye. Ben de şunu demek istiyorum dolmuşçuların ekmek kapısına engel oluyor diye özel araç kullanımını mı yasaklayalım ? Yok böyle bir dünya! 65.000 nüfuslu ilçede 30.000 araç var ve trafik sorunu var. Bu sorun gitgide artıyor. Bu sorunu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? 65.000 nüfuslu ilçede bisiklet kullanımı ne kadar etkiler ekmek kapısını. Neden alternatif ulaşım aracı hakkı verilmesin insanlara. Sadece dolmuşa bineceksiniz baş...
  • KARA VEYA EFSANE CUMA

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Kara Cuma ismini son yıllarda adını sıklıkla duymaktayız. Kara Cuma, adından da kolayca anlaşılabildiği gibi doğrudan ülkemiz kültürü ile ilgili özel günlerden biri olmadığını söyleyebiliriz. Öyleyse Kara Cuma (Black Friday) nedir? Kara Cuma, ABD'de başlayan ve Şükran Günü ile sıkı bağları bulunan bir gelenektir. Her yıl Kasım ayının dördüncü Perşembe gününde kutlanan Şükran Gününden sonraki Cuma günü, halk çarşı veya meydanlarda bulunan büyük mağazalara giderek alışveriş yapmaktadır. Bazı şirketler bu rutini kâra çevirmek ve daha çok ürün sat...
  • DEVELİ’DE İLK ÖĞRETİM KURUMLARI ve İLK ÖĞRETİM KADROSU-3

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Geçen hafta değerli eğitim tarihçimiz Prof.Dr.Yahya Akyüz'ün yazdığı Kız İlkokulları Tarihi Gelişimi hakkındaki mükemmel bir yazısından faydalanmış ve kısaltılarak sizlere derli toplu bir bilgi vermeye çalışmıştım. ”Eğitim Tarihçimiz” dedim, çünkü birde aynı isim ve soyadını taşıyan A.Ü.DTCF. Yeni Türk Edebiyatı öğretim üyelerinden Prof.Dr.Kenan Akyüz vardır ve benimde hocalarımdandır.” Modern okulculuğa, azınlıklar ile misyonerler bizde daha erken dönemlerde başlamışlardı. Hatta matbaalarıyla beraber ! Öyle ki, modern yetim haneler, iptid...