logo

DÜNYA ETİK GÜNÜ

Etik, ahlak bilimi ve töre bilimi olarak adlandırılır. Kelime kökeni olarak Yunanca “Ethos” tan gelen Etik kelimesi, dilimizde Arapça “ahlak” kelimesi ile karşılık bulmuştur. Felsefenin dört adet ana dalı bulunmaktadır. Etik de bu dallardan bir tanesidir. Etiğin amacı, yanlış ile doğruyu birbirinden ayırmak ve bu yolda ahlak kavramının özünü anlayabilmektir.
Türk Dil Kurumu (TDK), “Etik” sözcüğünü “Çeşitli meslek kolları arasında tarafların uyması veya kaçınması gereken davranışlar bütünü.” olarak tarif etmiştir.
Etik kelimesinin iki farklı kullanım alanı bulunur. Günümüzdeki kullanımında ahlak ile etik ayrışmaktadır. Ahlak kavramı bireylerin sosyal hayattaki ilişkilerini düzenleyen bir kurallar bütünü olarak görülür. Etik ise daha çok iş hayatındaki bireylerin davranışlarını inceleyerek düzenlemeyi hedefleyen bir kavram olarak kullanılır.
Etik, insanın olduğu her alanda karşımıza çıkan bir kavramdır. Etik, topluluk tarafından öne sürülen davranış kurallarıdır. Bu kadar geniş bir alanda var olması sebebiyle bazen tam olarak ne olduğu konusunda farklı görüşler ortaya konmaktadır. Bunlar şirket etiği, çevresel etik, gazetecilik etiği, adalet etiği, tıp etiği, ulusal etik, sosyal etik, mesleki veya aile etiği olabilir.
Ahlak kişiye özeldir. Bir kişinin iç ve tuhaf karakterleridir. Ahlak kişiye göre değişirken, etik kuralları herkes için aynıdır. Ahlak kuralları dine, etik ise felsefeye dayanır. Kişinin etik değerleri zamanla değişirken, ahlakı değişmez.
25 Mayıs tarihi bütün dünyada “Dünya Etik Günü” olarak kutlanmaktadır. Bizim kültürümüze kavram ve çerçeve olarak farklı olan bu terim son yıllarda ülkemizde de önem kazanmış bulunmaktadır. 2008 yılından itibaren her yıl 25 Mayıs gününün ülke genelinde “Etik Günü” aynı günün yer aldığı haftanın da “Etik Haftası” olarak kutlanması kararlaştırılmıştır.
Bu günün 25 Mayıs tarihinde kutlamasının nedeni Başbakanlık Kamu Görevlileri Etik Kuruluna ait Kuruluş Kanununun (5176 sayılı Kanun) bu tarihte kabul edilmiş olmasıdır.
Günümüzde etik değerler olarak bahsedilen ahlaki kuralların pek çoğu 13. Yüzyılda Selçuklular döneminde Anadolu’da yaşayan Türkler tarafından uygulanmıştır. O dönemdeki esnaf ve sanatkârların birliğini, çalışma ilkelerini ve kurallarını oluşturan çok yönlü bir sosyo-ekonomik kurum olan Ahilik Örgütü, üyelerinin uymaları gereken bir dizi ahlak ve iş kurallarına sahipti. Uyulmaması durumunda ağır cezalar da öngörülen bu kurallar bugünkü etik kurallarla belirgin bir şekilde örtüşmektedir.
Bilim adamları, mühendisler, siyasetçiler, hukukçular, tüccarlar, doktorlar, iş insanları ve meslek odaları yaşadıkları problemleri çözebilmek için bir değer yargıları sistemine dayalı teamüller oluşturmuşlardır. Bilgisayar alanında, internet kullanımında, enformasyon teknolojisinde, şirketlerin rekabet alanında ahlâka uygun olanla olmayan bilinmek istenmiştir.
Tüm dünyada geçerli olan ve ortak kabul edilen etik değerler ise şu şekilde sıralanabilir: Dürüst olmak ve doğrudan ayrılmamak, güvenilir olmak, adil olmak, sadakate önem vermek, vatandaşlık bilinci ve sorumluluğuna sahip olmak, yalan söylememek, başkasının hakkına göz dikmemek, etraftaki kişilere yardım etmek, saygılı olmak ve kişisel sınırları bilmek, acıyı ve zor durumları paylaşmak, anlayışlı olmak, karşısındaki kişinin mağduriyetinden faydalanmamaktır.
Toplumda var olan ve herkesi ilgilendiren etik değerlerimiz vardır. Bunlar yazılı kanunlarla belirlenmez, vicdanla kalple belirlenir. Hep birlikte bu değerlerimize sahip çıkmalıyız. Onları koruyarak daha erdemli bireyler olmalıyız. Böylece, toplumda suç oranı azalır, kimse kimsenin hakkını yemez, birbirlerine anlayışla yaklaşırlar. Her ülkenin hatta her şehrin kendine ait değerleri olduğu gibi ortak değerler de vardır. Etik değerlerde hepimize düşen görevler vardır. Her nerede olursa olsun etik kurallarına uymalı, ahlaka uygun davranmalı ve ona göre hal ve hareketlerimize dikkat etmeliyiz.

Share
124 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

3+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Derneğin Hafızası Kitabını Neden Yazmaya Gerek Duydum?

    18 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Kuruluşundan bugüne derneğimize hizmet eden değerli büyüklerimizi anmak ve bizden sonra gelecek yönetimlere ışık tutmak için bu kitap kaleme alınmıştır. Amaç derneğin yazılı hafızasına bir katkı sunmaktır. Çünkü toplumun hafızası olan kitaplar kültürel bir mirastır, kitaplar gönülden gönüle giden bir yoldur. Her dönemde Başkanların ve yönetimlerin karşılaştığı zorluklar, yaptıkları fedakârlıklar ve hizmetler hiçbir zaman küçümsenemez. Dernekçilik bir gönül, sevda ve fedakârlık işidir. Hemşehrilerinin dertlerine ortak olmak, hastalara ve yoksul...
  • DÜNYA PİKNİK GÜNÜ

    18 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Havaların ısınmaya başladığı ilkbahar aylarından itibaren piknikler, hafta sonlarının en keyifli aktiviteleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Pikniğe gitmek için kimimiz deniz kenarını, kimimiz ormanı, kimimiz su veya göl kenarını, kimimiz de parklar gibi doğal ortamlar veya bir açık alanı tercih ediyoruz. Piknik, yemek yemek, eğlenmek için açık alanda yapılan günübirlik gezintidir. Piknik, kelimesinin kökeni Fransızca “pique-nique” kelimesinden gelmekte olup, anlamı “Suyu, yeşilliği olan, gezinti yapılacak yer” olarak tanımlanmaktadır....
  • ABBASZADE İBRAHİM EFENDİ (1899-1963 )

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Abbaslar ailesinin atası Abbas Dede’dir. Aile de hep dedenin adıyla anıla gelmiştir. Aile Halep Türkmenlerinden üç değişik aile birlikte 18.asrın ortalarında Develi’ye gelip önce Kopçu köyü’ne yerleşmişler, kısa bir süre sonra Develi’ye ad vermiş olan Dev Ali (Seyyit Emir Ali) türbesinin etrafına yerleşmişlerdir. Yukarı Develi’de yerleşmişler ve kurdukları mahalleye de Kopçulu Mahahallesi adı verilmiştir. İlk nüfus sayımı olan 1821 tarihinde de mahalle sakinleri Kopçulu adıyla kayda girmiştir! Abbaszade İbrahim de diğer bütün aile ferleri ...
  • Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci’nin Takdim Yazısı

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci'nin Takdim Yazısı Değerli Hemşehrilerim, İnsanlar genellikle maddi kazanç uğraşısı verirler, bunun için çalışırlar, bunun için çabalarlar. Neden, çünkü daha iyi bir gelecek, daha mutlu bir hayat sürmek için. Maddesel olarak bir yere gelmiş bireyler asli görevlerinden artan zamanlarda da topluma hizmette yer almalı, ülkeye ve insana hizmete omuz vermelidirler. Bu hizmetin karşılığı da manevi kazançtır, manevi kazancın getirdiği haz ve mutluluktur. Bu haz ve...