logo

DÜNYA ENGELLİLER GÜNÜ

Organları veya vücutlarının bir kısmı iş göremez durumda olanlarla zihinsel açıdan yetersizlik ve dengesizlik gösteren kişilere engelli (Özürlü, sakat) diyoruz. Engellileri görme, işitme, fiziksel, zihinsel, ruhsal ve sosyal bozuklular olarak da sınıflandırabiliriz. Sakatlık insanların istemleri dışında gelişen bir durumdur. Doğuştan olabildiği gibi sonradan da karşılaşılabilinir. Çevremizde, komşumuzda, ailemizde bu durumda olan engelli bir insan bulunabilir.
İstemeden ya doğuştan ya da sonradan kaza veya uzun süren hastalık sonucu oluşan yetenek kayıpları, insanların çeşitli engellerle karşılaşmasına ve toplum içerisinde büyük zorluklar yaşamasına da neden olmaktadır. Engelli kişi, hayatı biraz zor yaşasa da yaşadıkları sorunlar sadece kendilerinin değil ailelerinin, çevrenin, toplumun, kısacası tüm insanların ortak sorunudur.
Bilindiği üzere 03 Aralık Dünya Engelliler Günü’dür. Dünya Engelliler Günü, 1992 yılında, Birleşmiş Milletlerce kabul edilmiş bir gündür. Bu günün kabul edilmesindeki amaç, engellilerin toplumdan soyutlanmaması ve tüm insanların fiziksel özelliklerine bakılmaksızın eşit olduğu vurgulanmasıdır.
Bu günün amacı engellilerin yaşamış olduğu sorunlarını toplumun her kesiminden insanlara ulaştırmaktır. Onların sorunlarını benimsemek ve daha duyarlı olmak, toplumu bilinçlendirmektir. Eğer sonradan oluşan bir rahatsızlık söz konusu ise bu ve bunun gibi sorunların önüne geçmek ve tekrarlamasını önlemek amacıyla insanlara toplumsal duyarlılık kazandırmaktır.
Engelli insanlarımız için yazılıp söylenecek ve yapılacak çok şeyler olması gerektiğini düşünüyorum. İnsanların engelli olmaları çeşitli faktörlere bağlı olarak ortaya çıkan bir sonuç olmakla birlikte, onların normal bir hayat sürmeleri ancak toplumsal duyarlılığın oluşturulmasıyla mümkündür. Daha doğrusu bu konuda özellikle sağlıklı insanların, her kuruluşun ve dolayısıyla devletin duyarlı olması gerektiğine inanıyorum.
Bu anlamda, özürlü vatandaşlara acıma duyguları ile yaklaşmak yerine, kurumsal hizmetlerin geliştirilmesi esas alınmalıdır. Bu nedenle engellilere hizmet götüren kamu, özel sektör ve gönüllü sivil toplum örgütlerinin güçlendirilmesine önem verilmelidir.
Yurdumuzda görmeyen, işitmeyen, hareket edemeyen, zi¬hinsel ve ruhsal dengesi bozuk beş milyondan fazla vatandaşımız bulunmaktadır. Ben de dahil hangi birimiz bir gün göremediğini, konuşamadığını, yürüyemediğini ve duyamadığını hayal etti veya empati yaptı. Bu gibi duyguların hayalinin bile bizi sarstığını göreceğiz. Ancak bunları dünyada birçok engellinin yaşadığını bilmemiz gerekiyor.
Bedensel engelli kişilere acımak ve onların durumu karşısında duygulanmak, onların sorunlarına hiçbir çözüm getirmez. Her en¬gellinin yapabileceği bir iş mutlaka vardır. Onlara iş vererek, eğiterek mut¬lu olmalarını sağlamalıyız.
Unutmayalım ki, sağlıklı bir toplum, kendi özürlülerine sahip çıkan, onların üretime katılmasını sağlayan koruyucu imkânlar veren bir toplumdur. Tüm dünyada olduğu gibi, yurdumuzda da engellileri koru-yucu kanunlar vardır.
Her yıl 3 Aralık günü engelliler adına faaliyet gösteren dernekler, federasyonlar, sivil toplum kuruluşları ve gönüllüler, toplumdaki önyargıyı kırmaya bu konuda toplumu bilinçlendirmeye çalışmaktadırlar.
Sakatlık bir kusur değildir. Engelli vatandaşlar da bizim gibi bir bireydir. Dünya Engelliler Günü olan 3 Aralık günü kendimizde onlar için bir şeyler yapabilme gücü bulmalı ve hiç olmazsa onları anlamaya çalışmalıyız. Sevginin, inancın ve sabrın olduğu her yerde tüm engellerin aşılacağına inanıyorum. Bence engellileri anlamak için engelli olmaya gerek yok, yalnızca onların durumlarını bilmek onlara destek olmak yeterlidir.

Share
1.209 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

9+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ABBASZADE İBRAHİM EFENDİ (1899-1963 )

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Abbaslar ailesinin atası Abbas Dede’dir. Aile de hep dedenin adıyla anıla gelmiştir. Aile Halep Türkmenlerinden üç değişik aile birlikte 18.asrın ortalarında Develi’ye gelip önce Kopçu köyü’ne yerleşmişler, kısa bir süre sonra Develi’ye ad vermiş olan Dev Ali (Seyyit Emir Ali) türbesinin etrafına yerleşmişlerdir. Yukarı Develi’de yerleşmişler ve kurdukları mahalleye de Kopçulu Mahahallesi adı verilmiştir. İlk nüfus sayımı olan 1821 tarihinde de mahalle sakinleri Kopçulu adıyla kayda girmiştir! Abbaszade İbrahim de diğer bütün aile ferleri ...
  • Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci’nin Takdim Yazısı

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci'nin Takdim Yazısı Değerli Hemşehrilerim, İnsanlar genellikle maddi kazanç uğraşısı verirler, bunun için çalışırlar, bunun için çabalarlar. Neden, çünkü daha iyi bir gelecek, daha mutlu bir hayat sürmek için. Maddesel olarak bir yere gelmiş bireyler asli görevlerinden artan zamanlarda da topluma hizmette yer almalı, ülkeye ve insana hizmete omuz vermelidirler. Bu hizmetin karşılığı da manevi kazançtır, manevi kazancın getirdiği haz ve mutluluktur. Bu haz ve...
  • DÜNYA TÜKENMEZ KALEM GÜNÜ

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Günümüzde kalem basit ve kolay bir yazma aracı olarak bilinmektedir. Kalemin tarihi çok eski çağlara dayanmaktadır. Özellikle sanayi devriminin ardından sanayinin de gelişmesiyle birlikte kalemin de bu gelişme ile paralel bir gelişme gösterdiğini görmekteyiz. İnsanlar asırlar boyunca mürekkebe batırılan tüylü kalemleri kullandılar. Ancak bu çok zahmetli bir olaydı. Çünkü sürekli sızıntı yapma problemi vardı. Ve ayrıca mürekkep sayfada çok yavaş bir şekilde kuruyordu. Modern zamanın yazım araçlarından bir olan “Tükenmez Kalem” icat edilip seri...
  • Gönül Sadakası

    03 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Okuyucu tarafından zaman zaman dersler çıkarılacak, kıssadan hisse alınacak metinler geliyor. Neşe ve sevinçler paylaştıkça çoğalır. Üzüntü ve kederler paylaştıkça azalır. İşe öyle dostlar ararız bazen. Bizimle üzülüp, bizimle sevinecek dostlar. Ama her şeyden önemlisi öncelikle bizim kendimizin omuz dayanacak bir dost olmamızdır. Bir hanımefendi anlatıyor: Biraz fasulye ve biraz pilav alarak bakır bir tepsiye koydum. Üzerine patlıcan, salatalık ve bir kaç tane kayısı ekledim... Tam dışarı çıkacaktım ki babam sordu: - “Nereye gidiyorsun kızı...