logo

DÜNYA ÇİFTÇİLER GÜNÜ

Bugün ülkemizde olduğu kadar dünyada tarım, ekonomik ve sosyal nitelikler nedeniyle stratejik önemi her geçen gün artan önemli bir sektördür. Bu sektörde yer alan çiftçiler ise geçimini toprağı ekerek sağlayan, ürettikleri ürünlere değer kazandıran ve ekonomiye katkı sağlayan insanlardır.
14 Mayıs 1946, Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu’nun kuruluş tarihidir. Bu kuruluşun kısa adı IFAB’ tır. Türkiye Ziraat Odaları Birliği bu kuruluşun üyesidir. Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu’nun kuruluş günü olan 14 Mayıs yalnız bizde değil kuruluşa üye bütün ülkelerde “Dünya Çiftçiler Günü” olarak kutlanmaktadır.
Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla düzenlenen etkinliklerde, gazete, radyo ve televizyon gibi yayın organlarında ve okullarda, güç şartlar altında çalışan çiftçilerin ekonomiye olan katkısının ve hızla artan dünya nüfusuna karşı en temel ihtiyaç olan gıda üretiminin önemi bir kez daha vurgulanmaktadır.
Çiftçiler gününde temel gıda maddelerimizi üreten çiftçilerin kaliteli ve daha çok ürün alabilmeleri için yapılan toplantılarda toprağın sürülmesi, tohumun seçilmesi ve ekilmesi, sulama, gübreleme, ürün alma, ürünün değerlendirilmesi gibi konularda çiftçiye yapılacak yardımlar görüşülmektedir.
Dünyada artan nüfus ve daralan tarım alanları karşısında tarımsal üretim daha da önemli hale gelmiştir. Bu süreç ülkelerin gelecekteki varlıklarını ve gıda güvenliklerini tehdit etmeye başlamıştır. Artık tarımsal ürünlerin, gıdaların, tohumların altın değerinde olduğu anlaşılmıştır.
Ülkemiz genelinde bitkisel ve hayvansal üretimin, gelişmesi bir yana yerinde saydığını hatta gerilediğini görmekteyiz. Türkiye’de çiftçinin sorunları gün geçtikçe büyümektedir. Girdi maliyetlerinin (elektrik, mazot, gübre, ilaç) dünya fiyatlarının üzerinde seyretmesi ve sektörün kâr getirmeyişi nedeniyle binlerce çiftçi artık tarımda karnını doyuramadığı için başka alanlara yönelmektedir.
Ülkemiz tarım ülkesi olmasına rağmen yaklaşık tüm ürün kategorilerinde dışa bağımlılıktan kurtulamamaktadır. Başta buğday olmak üzere mercimek, nohut, pirinç gibi gıdalar için milyarlarca dolar dış ülkelere gitmektedir. En büyük sıkıntı ise çiftçilerimiz bilimi, teknolojiyi gerektiği gibi kullanamamakta hala çevrenin ve teknolojik karmaşıklıkların etkisi altında kalmaktadır. Bu da yeterli eğitimin olmamasından kaynaklanmaktadır. Artık bilginin temel kaynağı çiftçinin tarlası değil, profesyonel araştırıcıların yürüttüğü bilimsel çalışmalar olmaktadır.
Tarım sektörü, ülkemiz ekonomisine büyük katkısına rağmen maalesef hak ettiği önemi görmemekte, bütçeden hak ettiği payı alamamaktadır. Buna bağlı olarak çiftçilerimiz başta borç sorunu olmak üzere büyük sorunlarla karşı karşıya bulunmaktadır. Son dönemlerde ülke ekonomisindeki dövize endeksli artışlar çiftçilerimizi mağdur etmektedir. Devlet tarafından çiftçilerimize verilen mazot ve gübre desteği yeterli olmamakta ve tarımsal kredi borçlarını ödemede zorluk çekmektedir.
Diğer taraftan arazilerimize baktığımızda tarımsal nitelikli alanlarımızı bölerek tarım yapılamaz hale getirildiğini üzülerek görmekteyiz. Tarımsal nitelikli arazilerimiz parsellenerek AVM’ler ve binalar yapılarak çok ciddi anlamda tarım alanlarını kaybetmekteyiz.
Çiftçilerimizin başarılı olmasını sağlamak için doğal kaynakları korumalıyız. Onların daha fazla üretmesi ve yaşamlarını iyileştirmesine yardımcı olmalıyız. Nitelikli tohum geliştirerek, üretimlerine değer katmalarını sağlamalıyız.
Toprak bizim hayatımız ve bizim geleceğimizdir. Biz toprağımıza iyi bakarsak, toprağımızda bize daha çok kaliteli ve bereketli ürün verir. Güç şartlar altında çalışan, yorulan çiftçilerimize her konuda destek olmalıyız. Yiyeceklerimizin her birinde çiftçilerimizin alın teri ve göz nuru olduğunu unutmamalıyız. Gıda güvenliğimiz ve geleceğimiz için çiftçimize güvenmeliyiz.
Devletimizin girdi maliyetlerini düşürerek çiftçilerimize daha fazla destek vermesinde fayda olacağı kanaatindeyim. Bu vesile ile ülke ekonomisinin kalkınmasında emekleri olan tüm çiftçilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Gününü kutluyor, ürünlerinin bol, bereketli olmasını ve mutlu bir yıl geçirmelerini diliyorum.

Share
1.057 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

4+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Prof. Dr. Ali Osman Öncel Dedem Merhum Osman USTA

    30 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Her bir memleket insanı için yaşarken veya vefatından sonra söylenecek güzel sözler vardır. Önemli olan arkada bırakılan güzelin ve doğrunun izlerini sürmek, yaşanılan hayatın özetinin yapılması için işbirliği yapmaktır. İstanbul Develi ve Yöresi Kültür Dayanışma Derneği Başkanımız M. Orhan Cebeci’nin "Develi'de İz Bırakanlar" 2 başlıklı kitabına koyacağı yazısı için, rahmetli dedem ile ilgili elimde olmayan bir fotoğraf arşivi toplamaya başladım. M. Orhan Cebeci kardeşim, dedem ile ilgili hatıralarım olup olmadığını sorunca düşünmeye...
  • MEZİYETLİ BİR AĞABEYİMİZ : MAZHAR GÜNGÖR

    25 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Develi’de ortaokul ve lise bugünkü binalarında, aynı anda eğitim yapıyorlardı. İstiklal mezun olduğum 1959-1960 öğretim yılında , Develi Ortaokulu’na kaydoldum. Orta 1’de ve Lise !’de sınıfta kaldım. Sekiz yıl bu sayılı okulumuzda neler gördüm, neler! Develi Lisesi 15.09. 1957 yılında eğitim ve öğretime başlamıştı. Lisemiz 2.sınıfta bir yönetmelik değişimi ile ”Edebiyat ve Fen bölümleri”ne ayrılmıştı. Yalnız Fen bölümünün açılması için on beş öğrenci gerekiyordu. On dört öğrenci gerekiyordu. Fakat bir öğrenci eksikliği ile fen bölümü açıla...
  • Aşağı Everek’teki Osman Usta’nın “Numune Kıraathanesi”

    25 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Değerli hemşehrim Metin Usta ile bir konuşmamızda babası merhum Osman Usta'yı rahmetle andık. ”Babam 40 yıl İstanbul'da kaldıktan sonra Develi'ye dönmüş, Develi sevdası ağır basmış, bir Develi sevdalısıydı” diye anlattı. Develimizde İz Bırakan merhumu anmak maksadıyla ulaşabildiğim bilgiler ve fotoğraflar nihayetinde bu yazı kaleme aldım. Osman Usta'nın babası Kervancı Süleyman'dır (Hanife'nin Süleyman) olarak da tanınırmış. O yıllarda çevre vilayetlere Develi'de yetişen ürünleri atla götürür, oradakileri de Develi'ye getirir satarmış. Kervan ...
  • DÜNYA KALP GÜNÜ

    25 Eylül 2020 Köşe Yazarları

    Kalp- damar hastalığı gerek dünyada gerekse ülkemiz için tehdit olmaya devam etmektedir. Yaşamı tehdit eden sağlık sorunları arasında ilk sırada yer alan kalp hastalıkları, anne karnından başlayarak her yaş grubunda görülmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kalp hastalığı ömrümüzü kısaltan en önemli nedenlerden birisidir. 2000 yılından bu yana her yıl 29 Eylül günü, “Dünya Kalp Günü” olarak kutlanmaktadır. Burada amaç, ülkemiz ve tüm dünyada en başta gelen ölüm sebebi olan kalp damar hastalıklarına dikkati çekmek, halkın bu şekilde b...