logo

DÜNYA AVCILAR GÜNÜ

Merkez Av Komisyonunca, avına izin verilen yaban hayvanı türlerini, doğal denge içerisindeki yapıyı bozmadan, tespit edilen zaman ve miktarlar ile belirlenen esas ve usullerle, canlı veya cansız ele geçirmeye çalışmaya Avcılık, bunu yapan kişiye de Avcı denilmektedir. İnsanoğlu yaratıldığı günden bu yana besin arama ve karnını doyurma zorunluluğunu duymuştur. Mağara dönemi insanları beslenmek, giyecek sağlamak ve kendilerini korumak için avlanmak zorunda kalmışlardır. Bir yandan bitki kökleri toplayıp toprağı işlerken diğer yandan av aletlerinden faydalanmayı düşünmüşlerdir. Bu çağı izleyen yeni taş devrinde ise avcılık, geniş anlamda olmak üzere, yaşamak için gerekli olan besin ve giyim ihtiyacını karşılamak, süs eşyaları ile savaş için gerekli ham maddeleri sağlamak amacıyla girişilen bir çaba niteliği taşımıştır.
İlk başlarda taş-kama, taş-çekiç, daha sonraları da ok, mızrak, sapan ve basit el baltaları gibi aletlerle yapılan avcılık, günümüzde teknolojinin gelişmesiyle otomatik tüfeklerle daha farklı bir boyuta geçmiş ve insanların çok uğraşmadan hayvanların karşısında kazandıkları bir spor dalı olmuştur.
Avcılık, Türklerde günümüzden çok eski zamanlara kadar giden bir geleneğe sahiptir. Türk kültüründe avcılık, hem askeri anlamda savaşa hazırlayıcı niteliklerin gelişmesinde, hem de avcılığın yanında atıcılık ve binicilik kabiliyetlerinin sürekli olarak formda tutulmasında rol oynamıştır.
Avcılık, 1923 yılında “Türkiye İdman Cemiyetleri” çatısı altında kurulmuştur. 1989 yılına gelindiğinde ise Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesinde “Atıcılık ve Avcılık Federasyonu” olarak yer almaya devam etmiştir. Günümüzde belli kurallara bağlı bir spor görünümünde olan avcılık, kara ve deniz avcılığı olarak ikiye ayrılmıştır.
1937 yılında yürürlüğe 3167 sayılı Kara Avcılığı Kanununa göre avcılık yapılmaktadır. Bu yasaya göre toplanan Merkez Av Komisyonu, av sezonu, av hayvanları gibi kriterleri belirlemektedir. Bu kurallara uymak zorunludur. Uymayanlara büyük ceza uygulanabilmektedir.
İnsanlık tarihi kadar eski olan “Avcılık” olgusu, her ne kadar günümüzde (eskiye nazaran) önemini kaybetmişse de hala belirli bir grubun ilgi alanı içerisindedir. Avcılık, günümüzde kırsal kesimde yaşayanlar için (özellikle Afrika ve Asya kıtalarında istisnalar olmak kaydıyla) özellikle kış aylarında yarı iaşe temini, yarı zevk için yapılan bir etkinlik, şehirliler için ise daha çok atalardan kalan bir gelenek, bir doğa sporu hüviyetindedir. Diğer taraftan suda avcılık ise nehir, göl veya denizlerde su ürünlerinin avlanmasıdır. Bu su altı ve su üstü avcılığı olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.
Av hayvanı, spor amacıyla avlanan hayvanlar, kuşlar ve balıklardır. Günümüzde neredeyse bütün av hayvanlarının avlanması izine bağlanmıştır. Dünyanın birçok ülkesinde izinsiz avlanmaya ağır cezalar koyulmuştur.
Avcının amacı, yasal limitleri doldurmak için avlanmak ve avcılık yeteneğini kendine ve yakın çevresine ispatlamaktır. Av sonunda vurduklarını yakınlarına göstermek arzusu, her zaman ön plandadır. Başarısız geçen avlar avcı için ruhsal bağlamda yıkımdır.
“Dünya Avcılar Günü”, her yıl 13 Eylül tarihinde kutlanmaktadır. Avcılık ve yaban hayatını koruma ile ilgili olan bu gün, avcılık turizmi ve yaban hayatının korunmasının önemine dikkat çekmektedir. 2020 yılında Avcılar günü 13 Eylül Pazar günü kutlanacaktır.
Av hayvanlarının ve yaban hayatının korunmasının, avcılığın kurallara uygun olarak yapılmasının önemli unsurlarından birisi, avcı eğitimidir. Avcı eğitimi sadece avlanmak, silah kullanmak konusunda bilgili olmak değil aynı zamanda doğanın, av hayvanlarının ve onların yaşama ortamlarının tanınmasını da kapsamaktadır. Yaban hayatına müdahale eden insanların çok ciddi bir eğitimden geçmesi mutlaka olmalıdır.
Bilinmelidir ki insanın hayvanla karşı karşıya gelmesinde kuralları insanlardan tarafında konulmuş bir sınır vardır. Günümüzde avcılık için dikkat edilmesi gereken pek çok kurallarının bulunduğu ve bunların başında da av sezonlarının geldiğini unutmayalım.

Share
10.010 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

7+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Farkına Varmadan Yaşadıklarımız

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Ne kadar kıymetliymiş, denizin dalgalarını, gökyüzünün maviliğini izlemek. Ne kadar kıymetliymiş, sevdiklerine sarılabilmek, öpebilmek, onları ziyaret edebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, yağan yağmurda ıslanabilmek, rüzgârın kokusunu çekebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, sokaklarda, caddelerde gezinmek, amaçsızca yürümek. Ne kadar kıymetliymiş, korkmadan, tedirgin olmadan markete, alışverişe, pazara gidebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, kafeye, pastaneye, çay bahçesine oturup, bir çay kahve içebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, öksürebilmek, hapşırab...
  • Dolmuşculara Bir Çift Lafım Var!

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    65.000 Nüfuslu bir ilçede yaşıyoruz. Dolmuşçular bisiklet projesine itiraz ediyormuş ekmek kapılarına engel olur diye. Ben de şunu demek istiyorum dolmuşçuların ekmek kapısına engel oluyor diye özel araç kullanımını mı yasaklayalım ? Yok böyle bir dünya! 65.000 nüfuslu ilçede 30.000 araç var ve trafik sorunu var. Bu sorun gitgide artıyor. Bu sorunu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? 65.000 nüfuslu ilçede bisiklet kullanımı ne kadar etkiler ekmek kapısını. Neden alternatif ulaşım aracı hakkı verilmesin insanlara. Sadece dolmuşa bineceksiniz baş...
  • KARA VEYA EFSANE CUMA

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Kara Cuma ismini son yıllarda adını sıklıkla duymaktayız. Kara Cuma, adından da kolayca anlaşılabildiği gibi doğrudan ülkemiz kültürü ile ilgili özel günlerden biri olmadığını söyleyebiliriz. Öyleyse Kara Cuma (Black Friday) nedir? Kara Cuma, ABD'de başlayan ve Şükran Günü ile sıkı bağları bulunan bir gelenektir. Her yıl Kasım ayının dördüncü Perşembe gününde kutlanan Şükran Gününden sonraki Cuma günü, halk çarşı veya meydanlarda bulunan büyük mağazalara giderek alışveriş yapmaktadır. Bazı şirketler bu rutini kâra çevirmek ve daha çok ürün sat...
  • DEVELİ’DE İLK ÖĞRETİM KURUMLARI ve İLK ÖĞRETİM KADROSU-3

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Geçen hafta değerli eğitim tarihçimiz Prof.Dr.Yahya Akyüz'ün yazdığı Kız İlkokulları Tarihi Gelişimi hakkındaki mükemmel bir yazısından faydalanmış ve kısaltılarak sizlere derli toplu bir bilgi vermeye çalışmıştım. ”Eğitim Tarihçimiz” dedim, çünkü birde aynı isim ve soyadını taşıyan A.Ü.DTCF. Yeni Türk Edebiyatı öğretim üyelerinden Prof.Dr.Kenan Akyüz vardır ve benimde hocalarımdandır.” Modern okulculuğa, azınlıklar ile misyonerler bizde daha erken dönemlerde başlamışlardı. Hatta matbaalarıyla beraber ! Öyle ki, modern yetim haneler, iptid...