logo

DÜNYA ARILAR GÜNÜ

Arıcılık önemli bir yetiştiricilik faaliyeti olup, arı ürünleri dengeli ve sağlıklı insan beslenmesi açısından değerli bir gıda maddesi grubudur. Arıcılık tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de son yıllarda önemli gelişme kaydeden bir sektör haline gelmiştir.
Arılar polenleri bitkiden bitkiye, çiçekten çiçeğe taşıyarak polenleme yani tozlaşma adı verilen bir süreci gerçekleştirmektedir. Arılar tarafından üretilen bal, arısütü, propolis gibi ürünler binlerce yıldır bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek ve tedavi amacıyla kullanılmaktadır.
Bal, besleyici değeri yanında, kan şekerini dengeli bir şekilde yükseltici, fiziksel ve zihinsel yorgunluğu giderici, cilde olumlu etki yapan, bazı yaraların iyileştirilmesine yardımcı olan, astım, mide, dolaşım, solunum, kanser, tansiyon, damar hastalıklarını giderici olarak kullanılmaktadır.
18. yüzyılda Slovenya’da yaşayan ve modern arıcılık tekniklerine öncülük eden Anton Jansa’nın doğum günü olan 20 Mayıs tarihinin, ülkemizin de içinde bulunduğu 115 ülkenin ortak sunuculuğunda, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda “Dünya Arı Günü” olarak ilan edilmesi oybirliği kabul edilmiş ve resmi bir gün olarak kayıtlara geçmiştir.
Ülkemiz, bal verimi yüksek, geniş flora sahaları, yıl boyunca çiçeklenme için uygun mevsimleri ve topoğrafik yapısına sahiptir. Ayrıca narenciye ve erik, elma, şeftali, badem gibi yaygın meyve türleri, ayçiçeği ve pamuk gibi endüstriyel bitkileri, yüksek yaylalar, çayır-mera, yem bitkileri ve bakliyat sahaları, kestane, akasya, ıhlamur, iğde, okaliptüs, orman gülleri gibi çok değişik türde ağaç ve muhtelif makilikler, çam ormanları sebebiyle arıcılık için gerekli olan doğal kaynaklar yönünden son derece şanslı bir ülkedir.
Türkiye, 107 bin tonluk üretimiyle dünya bal üretiminde Çin’in ardından ikinci gelmektedir. Dünya çapında arıların ekonomide yarattığı katma değer yaklaşık 250 milyar Euro’dur.
Arıya zarar veren ve arıcılığın geleceğini tehlikeye sokan birçok etmen vardır. Bunların en başında balda yapılan hileler gelmektedir. Öyle ki maddi değeri olmayan ballar piyasaya sürülünce ucuza alınıp tüketilmektedir ki bunların gerçek balla alakası yoktur. Arıcılığa zarar veren başka bir etki bitki ilaçlamalarından gelmektedir. Bir diğeri ise arıların düşmanı olan parazitlerdir.
Arılar, kendi hayatını tehlikede görmediği sürece insanı sokmaz. Araştırmalara göre, beslenmenin yüzde 90’ından fazlasını oluşturan 100 bitki türünden dörtte üçü arıların tozlaşması sayesinde elde edilmektedir. Arılar ile ilgili bazı özelliklerinden birkaçını bahsetmek gerekirse;
Bilinen ilk arı fosili 100 milyon yıl, ilk insan fosili ise 300 bin yıl öncesine aittir. Yani biz yokken arılar vardı.
Ortalama bir arı hayatı boyunca bir çay kaşığının 12’de 1’i kadar bal üretebilmektedir. Yarım kilo bal için bir grup bal arısının iki milyon çiçeği gezmesi gerekmektedir.
Bal arıları kanatlarını aklımızın alamayacağı kadar hızlı çırpmaktadırlar. Bir bal arısı saniyede 230 defa kanat çırpar. Duyduğumuz “vızzz” sesi de işte bu hızla çırpılan kanatlardan çıkmaktadır.
Bal arılarının 170 koku alıcısı bulunmaktadır. Bu sayede bizim kokusunu dahi alamadığımız çiçeklerden o lezzetli balları üretmektedirler.
Bal arıların 6 bacağı bulunmaktadır. İki bitişik gözleri başlarının yanında, üç tekil gözleri ise başlarının üzerindedir. Bunun yanında iki çift kanatları, bir nektar kesesi ve bir mideleri vardır.
Bal arıları kendi aralarında dans ederek anlaşırlar. Bir bal arısı bulduğu yemek kaynağının konumunu ve kovana mesafesini, yaptığı özel bir dans ile diğer arılara anlatmaktadır.
Arılar, insanlar için tüm gıda mahsullerinin yaklaşık %85’inin varlığını sürdürülmesi için gereklidir. Arıların yaşam için önemi tahmin edilenden çok daha fazladır. Arı denince akla bal üretmeleri gelmektedir. Ancak arıların sağladığı faydalar sadece bal üretmek ile sınırlı değildir. Polen, propoli sürdürülmesi için balmumu, arı sütü ve arı zehri olmakla birlikte ürettikleri ve faydalarını saymakla bitiremeyiz. İnsanlığa faydası olan bu canlıları korumalıyız.
Bu vesileyle “20 Mayıs Dünya Arıcılık Günü” kutlu olsun.

Share
396 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

2+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Ahırda Ata Binen, Kapıyı Yüksek Tutar

    24 Haziran 2022 Köşe Yazarları

    Bu güzel söz merhum Hacı Ömer Sabancı'ya ait, bu hafta da deyimlerden ve güzel anlamlı sözlerden bir demet yapalım istedim. Öncelikle Kendini Sev Bir şeyi yanlış hissettiriyorsa yapma. Çünkü üzülürsün. Tam olarak ne demek istiyorsan onu söyle. Dolaylı yollardan anlatmaya çalışma. Yoksa pişmanlık yaşarsın. Herkesi memnun etmeye çalışma. Çünkü başaramazsın. Kendin hakkında kötü konuşma. Çünkü bu sana zarar verir. Enerjini emen negatif insanlarda uzak dur. Çünkü enerjin sana lazım. Kendine iyi davran. Çünkü sana en çok sen lazımsın. Özgüv...
  • DÜNYA MÜZİK GÜNÜ

    24 Haziran 2022 Köşe Yazarları

    Müzik, insanoğlunun varlığı ile birlikte var olduğu düşünülen insan hayatının en vazgeçilmez unsurlarından biridir. İnsanlığın ortak dili olarak kabul edilen müzik, dini, dili, ırkı, yaşam felsefesi farklı olan milyarlarca insanı sonsuz bir evrenin ortak paydasında buluşturan yegâne sanattır. Müzik, hayatımızın önemli bir parçasıdır. Müzik kavramı, sadece bir eğlence aracı ya da keyifli bir boş zaman faaliyeti olarak tanımlanamaz. Müzik, birçok yönü ile hayatımızın önemli bir parçasıdır. Müzik duygularımıza eşlik eden, bazen ruhu dinlendirip ...
  • RUS KÖYLÜSÜ

    17 Haziran 2022 Köşe Yazarları

    Her dilin bir argosu vardır. Şüphesiz Türk dilinde de kendine göre argo vardır. Her yazar da bu kelime hazinesinden yeri geldikçe zaman zaman yararlanır. İlhan Ayverdi, hazırlamış olduğu sözlükte”argo” hakkında şöyle der:” Ortak dilden ayrı olarak ,daha çok kendini gizlemek isteyen belli topluluklar tarafından kullanılan, herkesçe anlaşılmayan, ortak dilde ki kelimelere farklı anlamlar yükleyen ,mecazî anlamların önemli bir yer tuttuğu özel dil.”. İşte “Rus Köylüsü de böyle bir ifadedir! Böyle bir anlatımı ben İstanbul’da çok yaşlı bi hanım ö...
  • Yüreğinden Öpülmemiş Kadınlar Ağ Gelin/Yaşar Adanur

    17 Haziran 2022 Köşe Yazarları

    Yaşanmış üzeri kapatılmaya çalışılmış öyle hüzünlü hikâyeler duyuyorum ki içim parçalanıyor, insanlığımdan utanıyorum. Hepsini yazmak istesem de yüreğim el vermiyor, kalemim utanıyor, yazamıyorum. Ben yazarken parça parça oluyorum ya bunları yaşayanlar nasıl dayanmış onca sene hayret ediyorum.Ah be insanoğlu “Kadınların haklarına riayet ediniz. Onlara şefkat ve sevgi ile muamele ediniz” diyen Hz. Muhammed'in ümmetiyiz. Bunca kadınımız gözyaşı dökerken öldürülüp kara toprağa gömülürken gönüllerin sultanı Peygamber Efendimiz'in yüzüne mahşer gün...