logo

DEVELİ’YE İYİ BİR KÜTÜPHANE DÜŞÜLMEZ Mİ ?

Kütüphane anlamına gelen ve genellikle Batı dünyasında yaygın olarak kullanılan ‘bibliothek’ kelimesinin aslı Eski Yunancadır ve biblion kitap, theke saklandığı yer demektir. Türkçedeki kütüphane ise, Farsça ve Arapça kökenli kütüb ile Farsça hane kelimelerinden türemiştir ve kitapların evi anlamına gelmektedir.
“Kütüphaneler eski çağlardan beri insanlığın hizmetindedir. Eldeki bilgilere göre ilk kütüphane, Asurlular zamanında kurulmuştur. Osmanlı imparatorluğu döneminde de kitaba ve kütüphaneye önem verilirdi. O dönemden zamanımıza kadar gelen büyük kütüphaneler vardır.
Yurdumuzun belli başlı büyük kütüphaneleri şunlardır: İstanbul’da Süleymaniye ve Beyazıt Devlet Kütüphaneleri. Ankara’da Millî Kütüphane, Millet Meclisi Kütüphanesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kütüphane­leridir. Bunlardan Millî Kütüphane, 15 Nisan 1946 tarihinde kuruldu. Açılış tarihinde içinde iki kitap bulunan bu kütüphanemizde bugün 620 bin kitap vardır. Kütüphanelerimizdeki kitap sayısı yaklaşık 6 milyon kadardır.”
Şu sıralar Develizadelerden Mutasarrıf Ferik Kasım Paşa üzerinde çalışıyorum! Bu konuda zorla elde ettiğim perakende , değişik yazılarım arasında fırsat düştükçe paylaşmıştım. Biyografi yazarlarının kaçınılmaz sancılarından en önemlisi bizlerde ailelerimizde hatıra tutma geleneğinin olmaması, fotoğraf albümlerimizin muntazam tutulmayışı ve geçmişten gelen belgelerin korunmayışı vs.dir. Son dönemlerde ise Devlet arşivlerinde çeşitli sebeplerle araştırma yapma sınırlarının daraltılmasının da büyük rolü olmaktadır. Bu da bilgi akışının sınırlı olması sebebiyle ister istemez ele aldığımız isimler hakkında yeterli bilgiye ulaşılamamaktadır ki Ferik Kasım Paşa da bu sıkıntıların içerisindedir.
Geçen Cuma günü Kayseri Şehir Kütüphanesi’nde bu konuda çalışırken kütüphaneyi inceleme imkanını buldum. Gördüm ki raflar hep kitap dolu, yerleşimleri ve okuyucu kitlesi çok iyi ama yeni gelen ve raflara konup, okuyucu kitlesinin eline ulaşmayı bekleyen kitaplar imkan arıyor! Bu tabii kültürümüz adına bir utanç tablosudur. Zira kütüphanelerdeki kitaplardan, dergilerden, mecmualardan, CD’lerden, kasetler, plaklar vb. son derece faydalandığımız bilgi hazineleridir. Bunlar olmazsa kütüphaneler ne işe yarar ?
Şimdilerde kütüphanelerimizde bilgisayar ortamı da var Bir çoğunda geniş okuma salonları ve konferans salonları da vardır. Ayrıca okuyuculara yardımcı olmak için fotokopi ve tarama makinaları da bulunmaktadır.
Bu hizmetler hiç de yabana atılamaz. Her yıl yapılan Seyrânî Sempozyumlarının Develi kültürüne hizmetleri hiç unutulamaz! Gerek Develi dışında, gerekse Develi merkezinde eli kalem tutan şair ve yazarlarımız mevcuttur. Belki çoğumuzun farkına varmadığı bir gerçek var. Develi Belediyesinin 25’in üzerinde yayınladığı eserler, yazarlarımızın hazırladığı köy monografileri ve Develi için çok şeyler katacağına inandığımız Seyrânî Kampüsü…1000’i bulan öğrenci kapasitesiyle…
Kabul edelim ki öğrencinin eğitim alanı sadece sınıflar değildir. Sosyal tesisler, yanında gerekli yurtlar ve evler yanında en önemlisi bilgi edineceği kütüphanelere de ihtiyaç vardır. Kampüs içerisindeki Kütüphanede kitap dergi ve mecmuaların artması ve hele buradaki okuyucu sayısının çokluğu son derece sevindiricidir. İşte bu bilgi aktarımında Develi İlçe Kütüphanesi’nin de bir rolü olmalıdır Özellikle yerel kültür araştırmacıları için özel bir yerin bulunması olmazsa olmazlardandır. Bunlar bilinen birer gerçeklerdir. Ama bir kütüphane için en önemli iki kısım dikkat çeker:Biri Arşiv Bölümü, ikincisi çok amaçlı Okuma Salonudur.
Peki Develi İlçe Kütüphanesi bu konuda, yani bir üniversite beldesi adayı Develi için yeterli midir? Bir çok hizmet binaları yapılırken Develi’ye yakışır bir kütüphane binası yapılamaz mı? Başlığımı tekrarlıyorum: Develi İyi Bir Kütüphaneyi Hak etmiyor mu?
Konuya devam etmek istiyorum.

Çağdaş Develi Gazetesi 02.01.2020

Share
2.876 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

2+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Duayen Manifaturacı Muharrem Özkul Amca

    23 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Duayen Manifaturacı Muharrem Özkul Amca: 1928 yılında Develi'de dünyaya geldi. Ailesi askere geç gitsin diye iki yaş küçük yazdırmış. Babası Selamlardan Ömer Özkul'dur. Muharrem Amca'nın babası ikinci evliliğini yapıyor ve annesi evden ayrılıyor. Daha sonra Muharrem Amca büyük babası Yusuf'un yanında kız kardeşi ile birlikte yaşantılarına devam ediyorlar. Muharrem Amca'nın eğitim hayatı başlıyor. Bolu Orman Mühendisliği'ni kazanıyor ama babası beraber çalışacağız diyor ve göndermiyor. Askerlik çağı gelince Bitlis'te üç yıl askerlik görevini if...
  • DÜNYA KUCAKLAŞMA (SARILMA) GÜNÜ

    23 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Hayatın koşturmacası içerinde bazen kendimizi bazen de sevdiklerimizi ihmal ettiğimiz zamanlar olmaktadır. Özellikle son aylarda korona virüs nedeniyle yakınlarımızla, dostlarımızla mecburen görüşememekteyiz. Ayrıca soğuk, karlı ve kasvetli kış günlerinde insanların motivasyonları doğal olarak düşmektedir. İnsanların sıcak ve sevgi dolu bir kucaklaşması insana kendini iyi hissettirir. Bu günlerde manevi ruhu biraz yükseltmek için 21 Ocak tarihinde, “Dünya Sarılma veya Kucaklaşma Günü” kutlanmaktadır. Dünya Sarılma Günü, bir neden aramadan, her...
  • DÜNYA HİJYEN GÜNÜ

    15 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Sağlığa zarar verecek ortamlardan korunmak için yapılacak uygulamalar ve alınan temizlik önlemlerinin tümü hijyen olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde temizlik önlemleri anlamında kullanılan hijyen, aslında Yunan Tanrıçası Hygeia adlı tanrıçadan gelmektedir. Hygeia, Yunan ve Roma mitolojisinde geçmekte olup, tıp tanrısı Asklepios'un kızıdır. Sağlık ve temizlik tanrıçasıdır. İnsanlar, Bergama'daki Asclepius Tapınağı gibi tapınaklarda babası Asclepius'tan ve Hygeia'dan sağlık dilemişlerdir. Dünyanın ilk Hijyen Günü, Avrupa Hijyen Konseyi ve Türk ...
  • STATİK ELEKTRİK GÜNÜ

    07 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Mutlaka hepimizin başına elektrik çarpması defalarca gelmiştir. Hiç beklemediğimiz birisine ya da bir yere dokunduğumuzda bir anda elektrik çarpması hissi yaşarız. Günlük hayatımızda biriyle tokalaştığımızda, arabadan inip kapı kolunu tuttuğumuzda, bir yüzeye dokunduğumuzda veya parkta plastik kaydıraktan kaymış bir çocuğa dokunduğumuzda ortaya çıkan karıncalanma hissi, statik elektriğin etkisinden kaynaklanmaktadır. Hatta aradaki akım geçişi sırasında oluşan kıvılcım gözle görülebilir ve çıtırtı şeklinde ses duyabiliriz. Bu akım geçici bazı k...