logo

Develi’mizdeki Yeraltı Şehri

Eskiden şimdilerde olduğu gibi belediye çöp toplamaz, herkes çöpünü evinin ya da dükkânının arkasındaki küçük çöplüğe atardı. Bizim oyun alanımız çöplüktü. Çöplükleri dolaşır işimize yarayacak lastik, kâğıt, karton, tel, teneke, cam, porselen parçalarını toplar onlardan kendimize oyuncak yapar oynardık. Bu parçalardan en önemlisi lastikti, zira onları ziyan etmez biriktirir, onlarla yer altı şehrine girer; orada yetişkinlerin ulaşamayacağı kendi dünyamızda dolaşırdık.
Dumlupınar İlkokulu’nun arka kapısının önünden geçen yoldaki büyük kayanın altındaki çöplükte, bir metre eninde 1,60 cm yüksekliğinde bir delik vardı. Daha önceden hazırlayıp ceplerimize doldurduğumuz lastiklerden bir parça yakar, bizim için uçsuz bucaksız ine girerdik.
Giriş kapısının hem sağında hem de solunda iki oda var. Ortada granitten yapılmış bir sürgü taşı. Soldaki odaya girilir, basit bir kaldıraç yardımıyla sürgü taşı ileriye doğru itilirse kapı kapanır. Mağaranın kapısı kapandığı için artık dışardan gelenler burada bir mağara olduğunu fark edemezler. Fark etseler bile dışarıdan kapıyı herhangi bir güç kullanarak da olsa açmak mümkün değil. Çıkmak isteyince de sağdaki odaya girilir, basit bir kaldıraçla sürgü taşı itilir kapı açılırdı. İçeriden istenmezse dışarıdan kapıyı açmak mümkün olmamaktadır.
Zaten şehrin kuruluş amacı da budur. Hristiyanlar MS 100 yıllarında yani bundan ortalama 2.000 yıl önce, kendilerini Roma askerlerinin zulmünden korumak, rahatça ibadet edebilmek için bu şehri kurmuşlardır.
Burası yüzlerce odadan oluşmaktadır. Bu mekanlar birbirlerine uzun, alçak ve dar galeriler ve labirent gibi tünellerle birbirine bağlanmaktadır. Bunun nedeni düşmanın hareketlerini kısıtlamak içindir. Ayrıca bu koridorların duvarlarına aydınlatmak maksadıyla kandil ve mum koymak için küçük oyuklar oyulmuştur. Kandillere keten tohumundan elde edilen altın sarısı renkteki bezir yağı konuluyordu. Kandillerde yanan bezir yağından yayılan ısı aynı zamanda ısınma gereksinimini de karşılamaktaydı. İlerledikçe değişik yönlere yollar ayrılmaktadır.
Yol ayrımlarında mekânları birbirinden ayıran savunma amaçlı sürgü taşları bulunmaktadır. İçeriden açılan, dışardan açılması mümkün olmayan bu sürgü taşlarının çapı 1-2, eni 30-40 cm. civarında, ağırlıkları ise 200 – 400 kilogramdır. Ortalarında yer alan delik kapıyı açıp kapamaya yaradığı gibi, arkadan gelebilecek düşmanı görmeye veya ok ve mızrak gibi silahlarla düşmana saldırmaya yaramaktadır. Yeraltı şehrindeki bir diğer kapı çeşidi de ahşap olanlardır. Savunma amaçlı olmayan ve daha çok özel mülkiyet için yapılmış bu kapılar iki ya da üç sürgülü idi. Tahta kapılar zamanla çürümüş olduğundan sadece yerleri gözükmektedir.
Gerek kışın gerekse yazın ılık olan bu yeraltı şehrinde şırahaneler ve mutfaklar bulunmaktadır. Yöreden elde edilen üzümlerin işlenerek şarap haline getirildiği şırahaneler ve mutfak sayıları göz önüne alındığında her ailenin bir mutfağı olmadığı, mutfakları ortaklaşa kullandıkları ortaya çıkmaktadır. Mutfaklarda günümüzde Develi’nin bazı evlerinde ve köylerde hala kullanılan “tandır” adını verdiğimiz ve yemek pişirmeye yarayan ocaklar bulunmaktadır. Ayrıca mutfak kenarlarına erzak küplerini düzenli bir şekilde yerleştirmek amacıyla küçük oyuklar yer alır. Erzak küplerine yörede bolca üretilen arpa, buğday, mısır, gendime, bulgur, gacer ve çeşitli kuru sebzelerin yanı sıra pekmez, turşu, körter, kayısı kurusu, konulmaktaydı. Bu küplerden birçoğu benim çocukluğumda bizim hazın evi dediğimiz kilerimizde bulunmaktaydı.
Daha önce Develi’de yaşayan insanlar gibi biz de bu küpleri aynı amaçla kullanmaktaydık. Benim en çok sevdiğim küp köfter küpüydü. Köfterler bahara doğru yumuşar şekerlenir, insanın ağzında bulgur bulgur dağılır, tadına doyum olmazdı. Okula giderken bir gün ben cebime doldurur getirir, bir gün arkadaşım Kazım Dedemen getirir, bölüşür yerdik. Bugüne kadar dünyanın çeşitli yörelerinde şeker, karamel, çikolata, lokum yedim, hiçbirinden o köfterden aldığım o tadı alamadım.
Bölmeler arasında odaların tavan ve taban kısımlarında iletişim maksadıyla yapılmış, çapı 5-10 cm’yi geçmeyen haberleşme delikleri bulunmaktadır. Bu delikler sayesinde yeraltı şehri halkı uzun yorucu tünellerden geçmek zorunda kalmamakta, olağanüstü zamanlarda ise kolay ve çabuk bir şekilde savunma tedbirlerini alabilmektedirler.
Tuvalet konusu henüz tam olarak aydınlığa kavuşmamıştır. Ne yapardı anlayamadım. Kanalizasyona benzer bir yapıyı gözlemlemek mümkün değil. Yapı belki de iyi bir havalandırma sistemine sahip olduğu için koku dağılır giderdi. Ya da o zamanın insanlarının burnu bizim kadar hassas değildi. Zaten insan burnu çok geçmeden aynı kokuya maruz kaldığında, burun o kokuya alışmakta. Belli bir süre sonra o kötü koku insanları rahatsız etmemeye başlamaktadır.
Hem havalandırma hem de haberleşme maksadıyla yapılmış, çoğu zaman yeraltı yerleşiminin tabanı ile bağlantılı bacalar bulunmaktadır. Her düşünülmüş ibadethane, yemekhane, ahır, kendince bir havalandırma sistemine sahip.
İlk girildiğinde korkuyor insan kaybolur muyum diye düşünmeden edemiyor. İnsan orada kalıp hiç çıkamayacağını düşünürse gerçekten kendini kötü hissediyor, ama biz çocukken sık sık bu yeraltı şehrine girip çıktığımızdan kendimizi evimizde gibi hissederdik. Aklımıza korku gelmezdi. İnsanlar can korkusuyla neler yapmış, zalimlerin zulümden kaçmak için hayatın akışından çıkıp yeraltı yaşamını benimsemiş. Sadece yaşama içgüdüsüyle. Modern insanın sorunları ne kadar boş. İnce düşünen bir insansanız içiniz burkulur; ama keyiflidir gezmek. İyi aydınlatılır, iyice temizlenir, havalandırma sistemleri çalışır vaziyete getirilirse Develimiz için büyük bir kazanç olacağına eminim.
Develi’deki eski kiliseler, Ermeni konakları, Rum evleri yıkıldı. Onların diktikleri koca cevizler kesildi. Tabii bunda birazda din unsuru da rol oynamaktadır. ‘Nasıl olsa bizim mirasımız değil.’ gözüyle bakılmaktadır. Bu büyük kültür mirasının Develimize kazandırılması en büyük arzularımdan biridir. Burada belirtmeden edemeyeceğim.
Aşırı dar koridorlarına rağmen geniş ve yüksek odalara sahip eğer kapalı alan korkunuz yoksa koridorlar gayet eğlenceli.
İbadethaneleri silik İsa tasvirlerinden, yemekhaneleri taştan masa ve etrafındaki taş oturaklardan, ahırı da oyuntu yemliklerden tanıyabilirsiniz.
Kışın giderseniz montunuzu ceketinizi dışarda bırakın, içerisi çok sıcak değil; ama koridorları gezerken koridorlarda eğilip büküldüğünüz hatta süründüğünüz yerler olacaktır.
Giriş kapısının Dumlupınar İlkokulu’nun altında, çıkış kapısın da Keşişin Havuzu’nun oralarda olduğunu abiler anlatırdı, ama benim sonuna kadar gitme gibi bir şansım olmadı.
Eskiden kayanın altındaki her evin zaten bir ini vardı. Araştırılırsa belki Yer Altı Şehri’nin başka kapıları da olduğu ortaya çıkarılabilir.
İsmail Samur
(Emekli Öğretmen)

Çağdaş Develi Gazetesi, 19 Haziran 2020, Sayfa 7

Share
9.550 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

8+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Gevher Nesibe Sultan Surlardan Sızan Aşk

    19 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    İlk romanı “Anılarda Son Ermeni” ile yakaladığı büyük başarıyı sonraki eserlerinde de devam ettiren Abdullah Ayata, yalnız Kayseri'nin değil, bütün Türkiye'nin beğenerek okuduğu önemli yazarlarımız arasına girmiştir. Bu romandan sonra Ayata Anılarda Son Ermeni'nin yazarı diye anılacaktır. Müthiş doğa tasvirleri, usta dil işçiliği ilmek ilmek dokunan bir Abdullah Ayata romanından bahsediyorum. Elime aldığımda bırakamadan okuduğum Gevher Nesibe Sultanın hayat hikâyesini konu alan romanda, usta yazarlara mahsus bir üslup, ne anlattığı değil, nası...
  • DÜNYA TUVALET GÜNÜ

    19 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Tuvalet, insanlık tarihinin en önemli ihtiyaçları arasında yer almaktadır. Yeri geldiğinde yemek içmek kadar önemli olan tuvalet ya da Hela, insan boşaltım sistemi artıkları olan dışkı ve idrarın boşaltılması ve uzaklaştırılması amacıyla tasarlanmış sabit düzenekler ile bunların yerleştirildiği kapalı mekândır. Tuvalet sözcüğü dilimize Fransızcadan girmiştir. Kelimenin aslı Fransızca “Toilette” olup, temizlik anlamına gelmektedir. Tuvalet kelimesinin dilimizdeki diğer isimlendirmeleri ise, abdesthane, ayakyolu, kenef, yüznumara (00), memişhane...
  • Develimizin İlk Diplomalı Diş Hekimi: Dr. Lütfü AVCI

    13 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Kuruluşundan bugüne derneğimizin faaliyetlerini ve tarihçesini, "Derneğimizin hafızasını" yazmayı planladığımda değerli Yönetim Kurulumuz,hemşehrilerim beni destekleyerek yüreklendirdi. Derneğin Başkanları ile ilgili fotoğraflar ve bilgiler edindim. Başkanların yakınlarıyla tek tek görüştüm. Kitabımız son aşamaya geldi. Değerli hocam Cavit Avcı’dan ağabeyi merhum Başkanımız Lütfü Avcı’yı anlatmasını rica ettim. Beni kırmayıp bu güzel yazıyı kaleme aldı. Bu vesile ile Avcı Ailesi’nden ahirete intikal edenleri rahmetle anıyor, hayatta olanlara sa...
  • Beyazdan Yeşile Bisiklet Turizmi ile ilgili Konferans

    13 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Develi Bisiklet ve Doğa Sporları Kulübü Derneği’nin 4 Kasım 2020 Çarşamba günü Kayseri Erciyes Mirada Otel’de düzenlemiş olduğu “Beyazdan Yeşile” Bisiklet Turizmi ile ilgili konferansa; Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Develi Belediyesi, Spor A.Ş., Erciyes A.Ş., Karayolları Genel Müdürlüğü, ORAN Kalkınma Ajansı; Middle Earth ve Eon Turizm; Enverçevko Ulusal & Eurovelo ve Grandprix Koordinatörleri, Develi Bisiklet ve Doğa Sporları Klubü Derneği üyeleri ve Abdullah Gül Üniversitesi’nden akademisyen ve öğrenciler katıldı. Bisiklet ve D...