logo

DEVELİ’Lİ BİR RESSAM : DR. MEHMET ÇULHAOĞLU

Develi’nin değerlerinden ve aslen Artvin muhacirlerinden Çulhaoğlu ailesinden Mustafa Efendi ve Gülşen Hanım Develi’ye gelirler ve buraya yerleşirler. Dört çocukları olur. Şazimet, Fikret, Mehmet, Hikmet. Her biri eğitimini tamamlamış, Fikret (Diş tabibi), Mehmet (Ortopedi Uzm.), Hikmet (Diş tabibi). Her biri kendi alanında çok başarılı hizmetler vermişler ve vermeye de devam etmektedirler.
Bunlar içerisinde Fikret Çulhaoğlu Türkiye çapında gerçekleştirilen projelerde (Kocatepe Camii gibi)imzası vardır. Mehmet Çulhaoğlu ise doktorluğu yanında aynı zamanda dağcı ve ressamdır da. Son resim sergini geçtiğimiz hafta Ankara’da açmıştır. Açılan bu sergi de çok ilgi çekmiştir.
Tanımayanlar için bir hatırlatma yapmak yerinde olacaktır. M.Çulhaoğlu 1938 yılında Develi’de doğdu.İlkokulu Develi’nin eski okullarından İstiklal İlkokulu’nda,orta okulu ise Develi Ortaokulu’nda tamamladı. O yıllarda Develi’de Lise olmadığı için tahsili’ne Ankara’da devam etti.
1966 yılında AÜ.Tıp Fakültesi’ni bitirdi.1966-1970 yılında Pertek Sağlık Ocağı’nda çalıştı.1970-1973 yılları arasında Ortopedi ihtisasını tamamladı.Balıkesir Askeri Hastahanesi’nde uzman doktor olarak askerliğini tamamladı.Askerlik dönüşü Eğirdir Kemik Hastahanesi’nde idareci-Hekim olarak uzun yıllar hizmet verdi ve buradan emekli oldu.
1968 yılında Bor’dan Nejla Sürel Hanımla evlendi. Gülşen,Candide,Tarık adlarında üç çocuk sahibidir
Çulhaoğlu,doktorluğunda unutulmaz hizmeti oldu.Eğirdir Kemik Hastahanesi’ni Türkiye’nin gündemine temsil etti.oturttu.Bu konuda büyük bir mücadele verdi.Bu mücadeleleri yanında bir hekim olarak aynı zamanda çalıştığı yerlerde sosyal alanda da önemli çalışmalar yaptı.Bir kere Develi sevdasını her zaman taşıdı ve her gittiği yerde de bu vizyonu ve misyonu layıkıyla temsil etti.
Amatör olarak dağcılık ve fotoğrafçılık dalında özel uğraşlarından dolayı girdiği yarışmalarda Altın Elma,Gümüş Istakoz ve Bronz Balık Ödülle’ rini kazanmıştır.1975 yılında Eğirdir Kemik Hastalıkları Hastanesinde göreve başlamıştır. Bu dönemde, Eğirdir yöresinin doğa vegüzellikleri fotoğraflamaya başlamış ve günümüze kadar uzanan çok geniş ve eşsiz bir koleksiyon oluşturmuştur.Bu konuda ,Develi’de yine öğretmen Yakup Kenan Arık ve Çulhaoğlu’nun yakın akrabalarından öğretmen Mehmet Oral ve oğlu Ufuk Oral Develi’de yetişmiş değerli insanlardır.
Bizde kabul edelim ki Anadolu coğrafyası fotoğrafları yabancı seyyahların ve misyonerlerin kamerasının eseridir.Kendi insanımız olarak ise Ara Gülerdir.
Bizim kuşaklar onun çektiği kartpostal fotoğraflarıyla,bir zamanların çok değer verilen milli ve dini bayram tebriklerinde kullandığımız kartpostallar onun çektiği fotoğraflardır..İşte Develi için çok önemli olan geçmişi geleceğe taşıyan fotoğraf koleksiyonu bu bakımdan çok önemli belgelerdir.
Her türlü resim çalışmaları da bunlardan biridir. Çulhaoğlu’nun bu fotoğraf koleksiyonu yanında Anadolu coğrafyasından çektiği enteresan fotoğraflar yanında da, özellikle Develi’den unutulmaz manzaralar yağlı boya tablolarını da çok ama çok önemsiyorum.Şu anda suluboya tekniği ile çalışmalarını sürdüren Pembe Tokluoğlu ile yağlıboya çalışmalarını halen sürdüren Güzini (Alaaddin Oben) ile yağlıboya tablolar da Develi adına birer değerli birer belgelerdir.İşte şimdilerde nice çileler ile ortaya çıkan yağlıboya tabloları Develi ressamları kervanına değerli hekim ressamımız Mejmet Çulhaoğlu da katılmış oluyor ki bu Develi ve Türk kültürü için ne büyük bir nimettir.
Eğirdir Belediyesi’nin düzenlediği yarışmalarda:Altın Elma, Gümüş Balık ve Bronz İstakoz fotoğraf yarışmalarında, üç kez Altın Elma ödülünü almaya hak kazanmıştır. Gene bu yıllarda, çok yakın dostu ve fotoğraf sanatçısı olan Mehmet Savaş ile birlikte çeşitli karma fotoğraf sergileri
Bu değerli ressamımız, resimleri ve fotoğraf çalışmaları hakkında samimi eleştiriler ve değerlendirmeler beklentilerimiz arasındadır.Develi Kaymakamlığı’nın ve Develi Belediyesi’nin ve bu konuya ilgi duyan her kişiden haklı olarak beklenen ilgi hem ressamını ve hem de resim sanatına gönül verenleri sevindirecektir.
Değerli ağabeyimi kutluyorum.

Share
3.408 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

5+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İŞYERİNİN DEVRİ HALİNDE İŞ SÖZLEŞMELERİNİN DURUMU

    26 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    İşçi işveren ilişkisinin önemli ölçüde korunması, geçerli ya da haklı bir neden olmaksızın sona erdirilememesi ve işçinin gelirinde sürekliliğin sağlanması modern iş hukukunun en temel gayelerinden birini oluşturur. İş hukukunun bu temel gayesini tehlikeye sokan en önemli nedenlerden biri işyerinin devir yoluyla bir işverenden başka bir işverene geçmesidir. İşyeri devri başta satım sözleşmesi olmak üzere, işyerinin kiralanması, intifa hakkının kurulması vb. yollarla devretme, işverenin ölümü, işyerinin özelleştirilmesi ya da devletleştirilmesi,...
  • REKABET NEDEN ÖNEMLİDİR?

    26 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    Rekabet, yaşantımızda sık kullanılan kelimelerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Hem sosyal medyada hem de gündelik yaşantıda kullanılan rekabet kelimesi uzun yıllardan beri dilimizdedir. Rekabet, üstünlük sağlama amacı ile rakiplere karşı yürütülen yarışma etkinliklerinin bütünüdür. Bu terim işletmecilik, iktisat, çevrebilim, spor ve sanat dallarını da içeren alanlarda sıkça kullanılmaktadır. Rekabet iki ya da daha çok güç, kuruluş, işletme, sistem, birey ya da grup arasında yer alabilmektedir. Diğer bir ifadeyle rekabet, hırs, başarma...
  • Gurbette Yıllar 2

    26 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    Gurbette Yıllar 2 (Birfâni Tornacı Ömer) İlçemiz Bakırdağı Mahallesi sakinlerinden ve “Birfâni Tornacı Ömer” mahlasıyla bilinen Ömer Develioğlu’nun ikinci şiir kitabı olan “Gurbette Yıllar 2” şiir kitabı Develi Belediyesi Kültür Yayınları arasında çıktı. Başkanımız Mehmet Cabbar’a, Kültür Müdürü Ali Orhan’a ve emeği geçenlere teşekkür ederim. Kitabın Önsözünden: Köklü bir edebiyat gelenek ve birikimimiz içerisinde şiirin ayrı bir yeri vardır. Millet olarak da şiire ayrı bir önem vermişizdir. Derviş Osman, Âşık Seyrani, Ali Celalettin, A...
  • Süphan Dağı Efsanesi

    19 Ocak 2022 Köşe Yazarları

    Doğu’nun uzun kış gecelerinde nenemi dinlemeye bayılırdım.  Siyabend ile Hace’nin hikâyesi, Süphan Dağı’nda geçiyordu. Zozan (yayla) nenem anlatırken bende gözümün önünde Süphan Dağı olayını yeniden yaşıyordum. Nasıl unuturum Siyabend’in parmak ısırtan kahramanlığını? Ve göz yaşartan hikâyesini. Süphan Dağı eteklerinde yaşayan bir yiğittir. Yoksul bir köylüdür. Zayıf ve cılız delikanlıdır. Bu nedenle ona Kürtçede “ipin gölgesi”anlamına gelen Siyabend adı verilir. Annesi, babası, kardeşi yoktur. Amcasının sürülerine çobanlık yapar. Her gün S...