logo

DEVELİ’DEN KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ-VII MÜBECCEL NAMİ DURU

Develi Lisesi’nin kuruluşunun ilk on yılında iki tarih öğretmeni gelip geçmiştir: Bunlardan biri aynı zamanda lisemizin kurucu müdürü Cemal Ustaoğlu, diğeri ise Mübeccel Nami Duru. İkisi de değerli öğretmenlerimizdendi. Cemal Bey derslerde disipline ve bilgiye önem verirdi. Fakat Mübeccel Bey ise tabiiliğe ve eğitime çok önem verirdi. Tarih öğretmenliği yanında güzel bir keman çalar idi. Zaman zaman dersimize kemanını da getirir çok güzel vals parçaları çalardı: Akdeniz Akşamları da en çok sevdiği bir eser idi. Ortak noktaları ise ikisi de güzel konuşur ve çok şık giyinirlerdi. C.Ustaoğlu Zile/Develi’li idi. Mübeccel N.Duru ise Ankara’dan gelmişti.


Söz konusu edeceğim ise öğretmenimiz ise : Mübeccel Nami Duru’dur. Mübeccel Nami Duru Atatürk dönemi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ünlü bürokratlarından ve bir çok eser yazarı Kazım Nami Duru’nun oğludur.
1910 yılında, babasının görev yeri olan Selanik’te doğmuştur. Evlidir. Üç çocuk babasıdır. İlk hanımından ya boşanmış, ya da ölmüştür. Üç çocuğundan ilk ikisi bu birinci eşindendir. İkinci eşi ise hocadan çok gençti. Üçüncü çocuğu Develi’ye geldiği zaman 3 yaşında gösterilmiştir.
İlk öğrenimini Buca İlkokulu’nda, liseyi ise yine babasının görev icabı Kıbrıs’ta bulunduğu sırada Kıbrıs Gazi Öğretmen Lisesi’nde tamamlamıştır. Zaman zaman derslerimizde Kıbrıs hatıralarından bahsederdi. Yüksek tahsilini ise AÜ.DTCF Tarih Bölümü’nden mezun olmuş ve öğretmenliğe başlamıştır. Develi Lisesi’ ne geldiği sırada bazen tarih dersimizde Türkiye Cumhuriyet Tarihi adlı basılmamış kitabını getirir ,bazı notları bu yazdığı eserden yararlanarak anlatırdı.400 daktilo sayfa tutarındaki bu bastırmak istediği kitabının kapak altı resmi; Atatürk resminden sonra zamanın Reis-i Cumhuru Celal Bayar’ın nefis bir resmi vardı!
Demek ki hocamız DP’li idi. Öğretmenlikten sonra uzun yıllar çalıştığı ve Genel Müdürlüğe kadar yükseldiği DDY ‘ndan emekli olmuş ve sonradan öğretmenliğe tekrar müracaat etmiş ve kendi diliyle “Kuyruklu” yani DP’li …denilerek Develi’ye tayini çıkmıştı.
Duru hocamız iyi derecede Fransızca bilmektedir. Kültürlü bir aileye mensup olması dolayısıyla ve ailenin Atatürk ile yakın ilişkide bulunması da zengin , kültürlü bir coğrafyaya sahip olduğu ortadadır. Özlük dosyasından öğreniyoruz ki bir de “Meraklının Hayatı” adlı tercümesi vardır.
Hocamız derslerimizin bazılarında kendi maceralı aile hayatından bazı sahneler de anlatırdı. Meğer ne kadar önemli notlarmış onlar. Mesela kendisi gibi müzik aleti çalan çocukların bir koro kurup Atatürk’ün huzurunda marşlar çalıp ,söylemeleri….Selanik ve Kıbrıs hatıraları. Hele bizlerin çok muhafazakar davranışlarını görmeli ki ileri yaşlarda nelerle karşılaşacağımızı ve farklı kültür ortamında bizlerin fakülteye gittiğimizde farklı olaylar göreceğimizi; buna göre tedbir almamız, donanmamız gerektiğini anlatırdı .Temiz giyim gibi, dans bilme gibi…Yeri geldiğinde çamaşırımızı kendimizin yıkaması gibi…
O zamanlar bazen güldüğümüz anlatılarının, ne zaman Ankara’ya yüksek tahsil için gittiğimizde ve yurtta kaldığımızda , gerçeklerle karşılaştığımızda hocamızın haklılığını anlamıştık!
Hoş ! Hocamız Develi Lisesi’nden ayrıldıktan sonra Ankara’da Gazi Lisesi’ne tayin olduğunu biliyordum. Bir gün bir haber geldi. Hocamız yeni geldiği Gazi Lisesi’nin merdivenlerinden inerken ayağı kaymış, düşmüş ve kolu üç yerden kırılmıştı. Ben AÜ. DTCF ‘nin TDE Bölümü’nde; rahmetli dostum Cemal Mavi ise aynı Fakülte’nin tarih bölümünde okuyorduk. Buluştuk ve fakültemiz yakınında bulunan Gazi Lisesi’ne ziyarete gittiğimizde hocamızı da merdivenden inerken sağ kolu sarılı olarak görmüştük. Bizi görünce nasıl sevinmişti. Elini öptük , halini sorduk, çok duygulanmıştı!
Yanılmıyorsam 1969’da ilk TRT kurumu ilk canlı yayını, Aya çıkılışını Ankara’ya duyurmuştu. İşte bu sıralarda Atatürk’le ilgili bir programda hocamız yine canlı yayında Atatürk’le ile ilgili hatıralarını anlatıyordu. Tabii yine çok şıktı .Güzel bir programdı…
Mübeeccel Bey , babasının(1876-1962) 1949’da yazdığı Ziya Gökalp adlı eseri, 1975 yılında gözden geçirmiş ve yayınlamıştır. Bir de yanılmıyorsam ,ünlü vakanüvistçilerden Abdurrahman Şeref Bey’in Tarih Musahabeleri, adlı eserini gözden geçirmiş ve yayına hazırlamıştı.!?
Görüldüğü gibi hocamız birikimini Ankara’ya döndükten ve emekli olduktan sonra göstermeye başlamış ve eser vermeye özen göstermiştir!
Develi’de 24.09.1964-19.09. 1967 tarihleri arasında üç yıl hizmet görmüştür. Bu sırada bir gün imamlarımızdan ilk okul diploması istenmişti. Çoğu hafız ama diplomasızlardı. Hiç düzenli bir eğitimleri yoktu. Her halde, yıl 1965 olmalı. Sonunda devlet toplu bir sınava tabii tutmuştu. Hocamız da bu sınavda görevli. Sorunun biri şu:
-Açı nedir?
Cevap :
-İki türlü acı vardır. Birincisi biber acısı, ikincisi ölüm Hocamız bu cevaba öyle üzülmüştü ki! Şimdi soruyorum: Acaba bunca zaman geçmesine rağmen ,acaba imam –hatiplerimizde kültür seviyesi istenilen seviyeye geldi mi? Bu da ayrı bir konu.
Hocamız ne zaman ölmüştür,bilemiyorum. Ama Ankara’da öldüğü kesin. Mekanı Cennet olsun.

Share
577 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

7+5 = ?

#

DEVELİ’DEN KİMLER GELDİ, KİMLER GEÇTİ-VII MÜBECCEL NAMİ DURU” için 1 yorum

  1. Avatar FİGEN : diyor ki:

    Sn Özdamarlar yeni keşfettiğim yazılarınızı büyük bir zevkle okuyorum. Ne kadar güzel bilgiler veriyorsunuz emeğinize sağlık. Köşemizde büyük teyzem, Develin in ilk bayan Prof. Hasibe Mazıoğluna da yer verirseniz çok kıymetli olur. Daha geçtiğimiz Teke Tek programı da İlber Ortaylı kendisinden Fuzulî konysunda tek insan olduğundan bahsetmişti. Yetiştiği yılları düşünecek olursak, akademik kariyer yapmak ne kadar üstün nitelik isteyen bir çalışmayı. Fikriniz olsun diye onunla yapılmış Türk Dili üzerinde çok uzun ve mükemmel bir söyleşinin sadece biyografi kısmını gönderiyorum.
    Saygılat FİGEN Öelebioğlu(Ganioğlu)
    Aynı zamanda, babamın dayısı olan ve Almanyada Nobel ödülü almış hocasından çok donanımlı yetişmiş ve tam bir entelektüel olan rahmetli Yük. Kimya müh, Kazım Canatandan da bahsedersen geçmişin bu değerlerini yeni kuşaklara tanıtmış olursunuz.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DEVELİ’DE KEYİF VEREN ALIŞKANLIKLAR : 4 ALKOL ALIŞKANLIĞI

    03 Temmuz 2020 Köşe Yazarları

    Alkolun tarihçesi hakkında fazla bilgi sahibi değilim. Ancak kırıntı bilgilerden elde ettiğimiz bazı notlara göre Sümerlilerin alkolü kullandığıdır. Bu da gösteriyor ki zevkin ve işretin olduğu her yerde alkol da var olmuş ve uzun M.Ö. VI Asırlarda kullanılmaya başlanmıştır. Zira höyüklerde çıkarılan büyük ve değişik toprak küpler bunun küçük belgeleridir. Özbekistan’da kavun ve üzüm çok verimlidir ve lezzetlidir. Bu bölgede öyle zannediyorum ki çeşitli zevkleri tadarken şarap içerek zevklerinin doruğuna çıktıkları da bir gerçektir. Cihang...
  • Kayseri ve Develi’nin İlk Hanım Şoförü : Ceyda AVCI

    02 Temmuz 2020 Köşe Yazarları

    Ceyda öğretmen Develi'nin saygın Avcı ailesinin dört kız üç erkek evlatlarının dördüncü çocuğudur. İlkokul ve ortaokulu Develi'de bitirdikten sonra, ailesi onu öğretmen olması için Adana Yatılı Kız Öğretmen okuluna gönderir. 1960 yılında buradan mezun olduktan sonra, öğretmen olarak Develi'ye döner. Adana'da beraber okudukları Ayşe Soylu ile ilk görevleri olarak da Soysallı Köyü'nün ilkokuluna tayin edilirler, Ceyda Avcı başöğretmen olarak bu okulda çalışmaya başlar. Bir İlk'in Hikâyesi: İlk dönemde eski okulları köyün içerisindedir. Daha so...
  • Farkındalık -4

    02 Temmuz 2020 Köşe Yazarları

    Neden “Bisiklet Kültürünü“ yaymak istediğimizin sebeplerine geliyoruz yavaş yavaş.Daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz sorunların çözülmesi için neden “ Bisiklet”i seçtiğimizi anlatacağız. Bisikletin faydalarından bahsederek konuya giriş yapmak istedik.Çünkü daha önce de anlattığımız gibi toplumda eğitim gerilediği için insanlarımızda bilinç düzeyi çok düştü.Dolayısıyla bu işe en baştan başlamamız gerektiğini ve neden bu işe girdiğimizi anlatmamız gerektiğini 5 yıllık mücadelenin sonunda anlamış bulunuyoruz :) 1. Bisiklet Pratiktir, Zama...
  • ULUSLARARASI KOOPERATİFÇİLİK GÜNÜ

    02 Temmuz 2020 Köşe Yazarları

    Kooperatifler, demokratik işletme kuruluşlarıdır. Kooperatiflerde temel amaç kâr değil, işbirliği ve dayanışmadır. Birbirlerine meslek, sanat, toplumsal çıkar bağları olan grupların kendi aralarında kurdukları kuruluşlardır. Amaç, verimli çalışmak, ortak ihtiyaçları karşılamak, emek ve elde edilen ürünleri değerlendirmektir. İnsanlar hayatlarının her safhasında birbirlerine ihtiyaç duyarlar. Birlik, beraberlik ve dayanışma, toplumsal hayatta insanları kuvvetlendirir. İnsanlar bireysel olarak yapamadıkları şeyleri, kooperatifler kurarak ortakla...