logo

DEVELİ’DE SU,YERLEŞİM VE ALTIN SORUNU

Bilindiği gibi, Develi, eskiden beri Kayseri’nin en büyük ilçesidir. İçinden Tomarza ve Yahyalı ilçeleri çıkmıştır. Ama bu iki ilçemiz, her şeyiyle, yine Develi’dir.

Erciyes , Toroslar ve Kapadokya’yı ayıran Topuz dağları arasındadır. Sultan Sazlığı ve Orta Zamantı Irmağı havzasındadır. Yerleşim yeri, merkez ve yol üzerindeki en çok su kaynağı olan yerdir.
Merkezde ,Elbiz ve Köşk Pınar bir kol, Kasapseyit, Mürit Çeşmesi, Venk ve Oruza bir kol; Keşişin Havuz, Öksenek ve Çayiçi kaynakları bir kol; Yukarı Develi’de, Akpınar, Karapınar, Sivlim, İcim, Sona, Atasona, Melobe ve Kelmak kaynakları bir kol olmak üzere , dört su vadisi vardır.
Develi merkez yerleşimi , eskiden bu , su kaynaklarının kenarında, aşağısında,, üstünde idi, ama iç içe , yapışık değildi. Evler su kaynaklarının üstüne, bitişiğine altına yapıştırılmamıştı. Biz Türkler buralarda yok iken, Elbiz’in beş yüz metre ötesinde Elbiz Örenleri (Eski bir yerleşim yeri , Harman yeri ve şu anda Endüstri Meslek Lisesi ), Örentepe ve G. Aşağı mahallesi ile Yüzevler mahallesi arasında yine bir ören yeri vardır. Buralar görüldüğü gibi, su kaynaklarına uzaktır. Ama Develi . A. Everek, Reşadiye, C. Kebir, C. Cedit, gibi bir çok mahallede çeşmeler vardı. Mahalleler su kaynaklarından uzaklara kurulmuştu.
O zamanki insanlar, suyu kirletmemek için, uzaklara şehirlerinin kurmuşlardır. Yine Yukarı Develi de, su kaynaklarından iki kilometre uzağında kurulmuştur. Ne uzak, ne yakın. İhtiyaçlar karşılanacak ama su kirletilmeyecek, kaçmayacak, katledilmeyecek. Su ihtiyaçları, su kaynaklarından borularla getirilen ve her mahalleye yapılan çeşmelerle karşılanıyordu. Fenese mahallesi , Keşişin havuzu ve Çayiçi sularının üstünde;, Cami Cedit mahallesi, Kasap Seyit çeşmesi kenarında,; A. Everek mahallesi Venk kenarında ve Reşadiye mahallesi Köşk Pınar altında kurulmuştu.. Ayrıca her mahallede, yeteri kadar çeşmeler vardı.
Biz Oğuz Türkleri,( İslamın kabülünden sonra Türkmen denmiştir.) bilindiği gibi, bulunduğu coğrafya gereği, tarihte koyun, deve, at gibi hayvanları yetiştirir, hayvanlar için en otlak, en verimli yer nereyse , oraya gider, konar, göçer, yürürdü. Onun için de, Yürük- Yörük denmiştir. . Bir yerde ev bark yapıp yerleşmek, bir taşınmazın etrafını duvarla, çitle çevirmek, bir Türkmen’in anlayacağı şey değildi.
Toprağa yerleşenler aşağılanır, onlara küçümseme yollu Oturak Türkmen denirdi. Su ve otun olduğu yere yürürlerdi. Burası yurttu .Yurt , su kaynakları ve otluk olan yerlerdi. Oba, oba yerleşilirdi. Erciyes’teki Tekir, Zambık, Beleşme, Gereme, Develi Dağlarındaki Akpınar, Karapınar, Uzungelin … gibi yerler , yaylalar bir yurttu. Buraya gelen bir Türkmen obası, çadırlarını, özellikle tuvaletlerini suyun en uzağına kurarlardı. O Türkmen anaları, kızları, ellerinde aşırmalar, suyun kaynağından, çadırına kadar, dereden tepeden inip çıkarak sürekli su taşırlardı. Amaç suyun kirlenmemesi idi. Bunu bana kendisi de yaylacı olan Mehmet Demirci ağabey (Rahmetli Muammer Demirci’nin babası) lise yıllarımda açıklamıştı.
Biz Türklerde,İlk toprağa yerleşip, şehir kuranlar , şu anda Tibet gibi, Çin tutsaklığı altında inim inleyen Uygur kardeşlerimizdi. Onlar suyu, denizden 150 metre aşağıda bulunan Turfan ovasında, dünya uygarlığına katkıda bulunan Karızları yani yer altı sulama kanallarını yapmışlardı. Çünkü dağlardan ovaya inen sular, sıcak ovada hem buharlaşmasın, hem de çölde kumlu toprakta kaybolmasın. Turfan ovasının altında 5000 km. uzunluktaki , dünyada Uygur kardeşlerimizin, göğsümüzü kabartan, bu sulama ağı sistemi buluşları, tüm canlıların (İnsanlar, hayvanlar, bitkiler) hava gibi yaşam koşulu olan, suyun kullanımı içindi. Yaşamak içindi. Yer altı su kanallarında belli aralıklarla su kuyuları vardı. Uygun yerlerde dışarı çıkarak tarım alanlarında kullanılıyordu. Şu anda da devam ediyor. Ama şehirleri bu kanalların, ağzına, üstüne, başladığı ve bittiği yerlere kurulmamıştı.
Şu anda , bir de Develi’mizi düşünüyorum. Üç kol olan Elbiz, Kasapseyit ve Keşiş’in havuz kollarının her biri, bir vadi idi. Arada sırada oluşan sellerin gittiği, hava akımının sağlandığı, doğal bir hava temizleme ve koruma yeri idiler. Bu hava akım vadileri, yazın serinlik sağlıyor, kışın ise yakıt kirliliğini yok ediyordu. Bu sular tüm Develi’nin meyve ve sebze ihtiyaçlarını karşılıyordu. Yeşil Everek deniyordu. Ama zamanla, bu su kaynaklarımızın hemen üstlerine, kenarlarına, içine evler, yapıldı mahalleler kuruldu. Mürit Çeşmesi, Oruza Çeşmesi, Kasapseyit çeşmesi, görülmez, bulunmaz oldu. Kendiliğinden çıkan Elbiz suyunun üstüne artezyen vuruldu. Allah’ın bedavaya çıkardığı su parasıyla çıkartılmaya başlandı. Su bulundu, havuz yapıldı diye aslan başı kurnalar yapıldı. O zaman hepimiz sevinmiştik.
Dünyada , kaynak suyun üstüne ilk artezyen kuyusu vuran yer olarak Gines Rekorlar kitabına girmeye hak kazanan bizim Develi idi. Bilincimiz o kadardı. Çevre konusunda bir bilgimiz yoktu. Bizler de o zaman, en az, Belediye başkanımız rahmetli Mehmet Özdemir kadar sevinmiştik. Ayrıca bu su vadileri ucube, eğri büğrü, kişiye göre değişen imar ve planlarla, yollarla binalarla dolduruldu. Ama zamanla Elbiz’in suyu yok denecek kadar azaldı. Köşkpınar’ın üstü de yarıldı. Su bulunması için. O da bir işe yaramadı. Düşünmedik ki; Erciyes’e çok kar yağarsa su çok gelir, yağmaz ise az gelir.
Yine Develi’de yer yokmuş gibi, bahçeler imara açıldı. tüm yeşillikler katledildi. Elbiz’in üstü, imara açılarak, Cemal Nevzer Erciş Yurdu, Sanayi ve yeni mahalleler kuruldu. Eskiden, her evde, eşek, inek, veya bir at bulunurdu. Koyuncu olanlar ayrı. Bu nedenle de, her evde bir ahır olurdu, Şimdi at, inek, eşek, koyun besleme işi, ferdi olmaktan çıktı, işletmeler ele aldı.
Bir büyük mandıra veya bir kuruluş , bir Develi’nin tüm et, süt, yağ gibi ihtiyaçlarını karşılayacak duruma geldi. Bu nedenle yeni yapılan hiç bir eve ahır yapılmıyor. İnek koyun gibi et ve süt üretimi büyük işletmeler yapıyor, o zaman bizim ulaşım ihtiyaçlarını karşılayan at ve eşeklerin yerine ne geldi? Tabi ki otomobil, kamyon, otobüs, pikap….Kamyon otobüs, minibüs… gibiler işletme içindir. Onlar için ayrı otoparklar yapılır.
Ama otomobiller ferdidir. Dünyanın her tarafında bu sorun vardır. Ama artık her yerde, binalar yapılırken, her bağımsız bölüm için bir otopark yapılıyor. Çağdaş bir kent imarı , böyle olmalı. Kooperatif konutlarında bile, oto park yeterince düşünülmüyor. Gerek evlerimizin önünde, gerekse, ana veya ara caddelerde, araçları bırakmakta sorun, kavga, döğüş yaşanıyor.
Develi halkına, Belediyeye ve üyelere selam olsun. Develimizin güzelleşmesi için, çocuklarımızın oynayacağı, yaşlılarımızın dinleneceği, araçlarımızın konulacağı parkların yapılması en büyük amacımız olmalı. Kişi olarak ,imara açılıp, yok edilen bağ, bahçeler kadar yeni parklar yapılsın, başka bir şey gerekmez.
Bir de şimdi bakıyor ve düşünüyorum. Biz , bu ,çoğu okur yazar olmayan, topraktan, ottan, attan , koyundan öğrendiğini, kitapsız bilen Yörük, Türkmen atalarımızdan da mı örnek almıyoruz. Neden su kaynaklarının altını, üstünü oyuyor, binalar yapıyor, susuzluğa , su kirliliğine, yine su vadilerinin sağladığı hava akımlarına engel oluyoruz. Ne tür yapı olursa olsun, kimin olursa olsun , su kaynaklarının, niçin uzağına yaptırmıyoruz. Demek ki; özel mülkiyet:, suya yakın olma, çıkar hırsı;, kamu yararının, çocuklarımızın geleceğinin, yaşama yerlerimizin güzel olmasının, yeşil olmasının, su kaynaklarımızın temiz olmasının, sağlıklı olmasının önüne geçti. Dünyada mekan, ahrette iman diyerek, gözümüzü hırs, tamah bürüdü. Bu kadar yeşil düşmanı olmanın nedeni ne? Elimizdeki suları, yeşillikleri, Tanrı’nın verdiği bu lütfu neden korumuyoruz. Su kaynaklarına ve dolayısı ile suya bu düşmanlık neden.?

Neden? Neden? Develi’mizin adı artık Yeşil Everek değil

Boz Everek olacak bu gidişle.
Yazık, yazık, yazık.
Çok önemli bir sorunumuz daha vardır. Develi Dağındaki altın madeni. Develi dağından, Develi’ye ait, Ayvazhacı,Yazıbaşı, Epçe, Kozluca,Tombak, Zile, Öksüt ve Gaziköyü ile, Yahyalı’ya ait Deniz Ovası, Süleyman Fakı, Taşhan, köylerinin suları beslenmektedir. Yine, Mambıl, Akpınar, Karapınar, Sivlim, İcim, Sona, Atasona, Melobe, Kelmak, Çobanbağ kaynak suları, Hacı Pınarı, Hoca Pınarı çeşmeleri suları da buradan beslenmektedir. Ayrıca Öksüt Tüneli’nden de çıkan su Develi ,merkeze verilmektedir. Develi Dağı’nın tam tepesinde, altın madeni ocağı kuruldu. Maden aranmasına, altının çıkmasına itirazımız olamaz. Yer altı ve yer üstü, tüm varlıklardan faydalanmak, hem her insanın, hem de her devletin en doğal hakkıdır. Sonuçta insanlar için , bir üretim yapılıyor, çalışma alanı açılıyor, insanlar iş, aş sahibi oluyor.
Ancak , burada en büyük sorun, altın elde etmek için kullanılan siyanürdür. Tüm dünyada ve Türkiye’nin çeşitli yerlerinde, bu en tehlikeli ve korkunç zehir olan, siyanür nedeni ile , karşı koymalar, istememeler olmaktadır. Burada kullanılacak siyanür veya başka maddeler Develi insanına, toprağına zarar verecek mi? Verimlilik, yararı, zararı iyice araştırılmış mıdır.? Zararı yoksa iyi. Ya varsa Develi dağları üstündeki, kenarlarındaki, altlarındaki , yukarıda saydığım yerlerde yaşayanlar, gelip geçenler, içenler, yemek yapanlar, insanlar ve tüm canlılar ne olacak.? Cevabını bilmiyorum. Develi Belediyesi ve Maden işleten şirket, bu konuda bir bilgilendirme yapmalıdır.
Bu yazımı , Selçukluyu kuran Selçuk Bey gibi, Osmanlıyı kuran Osman Bey gibi, Türkiye Cumhuriyetinin kurucu önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” bağlamında, akıl ve bilim ışığında değerlendirilmesini , tüm okuyanlara, dinleyenlere sevgi ve saygılarımı sunarım. 01.02.2021

Share
3.330 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

9+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • BİLGİ NEDİR?

    23 Şubat 2021 Köşe Yazarları

    İnsan, araştırma ve öğrenme içgüdüsünü gidermek, hayatını sürdürebilmek, sayısız ihtiyaçlarını karşılamak ve geleceğini güvence altına almak için öğrenmek, kısaca her şey hakkında bilgi sahibi olmaya ihtiyacı vardır. Bilgi öyle geniş bir kavramdır ki tanımlamaya güç yetmez. Çünkü bilgi sonsuzdur ve her şeydir. Sözlük anlamıyla BİLGİ, öğrenme, araştırma ve gözlem yoluyla elde edilen her türlü gerçek, malumat ve kavrayışın tümüdür. Bilgi, içinde yaşadığımız dünyayı ve olayları yorumlamak ve yönetmek için uyguladığımız bir dizi anlayış, kavrayı...
  • DEVELİZADELERDEN BİR BİLİM ADAMI : ALİ RIZA EFENDİ (1853-1913)

    23 Şubat 2021 Köşe Yazarları

    Osmanlı saray eğitim sistemlerinden biri de Huzur dersleridir. Padişahlarımızın başkanlığında ,yüzün üzerinde ulemanın katıldığı “Huzur Dersleri” çok önemlidir.. Bu konuda, yine bu sütunlarda (Çağdaş Develi Gaz.14.05.2019) tarihinde bir yazımız yayınlanmıştı. Bazı bölümleri tekrar etmekte fayda görüyoruz:” Osmanlı sarayında eğitim konusunda en önemli konulardan ”Huzur Dersleri” ve “ Enderun Mektebi” dir. Huzur derslerinin temel amacı, Osmanlı hükümdarının başkanlığında toplana 100-120 kadar seçkin din adamıyla yapılan Kur’an tefsirleri, yo...
  • Mustafa Akdoğan Amca’nın Anısına

    19 Şubat 2021 Köşe Yazarları

    Demokrat Develi Gazetesi imtiyaz sahibi Mustafa Akdoğan 2.2.1955 Çarşamba Günü Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Akdoğan'a tanrıdan rahmet ve kederli ailesine başsağlığı dileriz… Demokrat Develi Gazetesi Develi Lisesi Yatılı 5.Sınıf Öğrencilerinin Taziyesi; Değerli arkadaşımız Ahmet Akdoğan'ın babası Demokrat Develi Gazetesi'nin sahibi Meclisi Umumi Azası Mustafa Akdoğan'ın ansızın vefatı üzerine duyduğumuz teessürlerimizi bildirir kederli ailesine baş sağlığı diler, acılarını paylaşırız. Diye 2.2.1955'te çıkan gazete ile duyurulmuş. 66 yıl ö...
  • DÜNYA PİL GÜNÜ

    19 Şubat 2021 Köşe Yazarları

    Kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine doğrudan dönüştürerek, bünyesinde depolayan cihazlara PİL denir. Çoğunlukla aynı kimyasal yapıya ölçülere ve elektrik kapasitelerine sahip piller, tek tek bir araya getirilerek pil grupları oluşturulabilir ve bunlara kısaca BATARYA denilmektedir. Pilin tarihi milattan sonra erken yüzyıllara kadar dayanmaktadır. Bu döneme ait, pişmiş toprak kap içinde bakır tabaka ile çevrelenmiş demir bir çubuk bulunan sözde Bağdat Pili denilen kalıntılar bulunmuştur. Pillerin asıl gelişimi ise Alessandro Volta ile başlamı...