logo

DEVELİ’DE RESİM-II

Gerek Anadolu’daki ve İstanbul’daki tarihî okullarımızın duvarlarında okulumuzun bu kültür hazineleri genelde okullarımızın resim öğretmenleri tarafından yapılmıştır.
Öğretmen olarak ilk görev yerim Kayseri Lisesi’dir. Okulun ana binası II.Sultan Abdulhamid döneminde Anadolu’da yaptırılan tahminen 60 (?) kadar İdadi /
Liselerden biridir.
Binaların içerisinde öyle binalar vardır ki haşmeti ve yapısının estetik değerleri her öğrencisini psikolojik olarak etkiler. Kayseri Lisesi de böyle liselerden biridir. Okula ilk girdiğimde binanın farklılığı beni ciddi bir heyecana boğmuştu.
Gerçi bizim Develi Lisesi binası da öğretmen ve öğrencisini derhal saran bir yapıya sahipti, ama Kayseri Lisesi’nin bizim liseden bir farkı daha büyük olması yanında Kayseri Lisesi duvarlarını süsleyen, resim öğretmenlerinin yaptığı Türk büyüklerinin portreleri de ayrı bir heyecan konusudur.
Ana binanın alt katın duvarlarından karşı duvarın ortasında Büyük boy Atatürk tablosu, sağ ve sol tarafında Ziya Gökalp, Tevfik Fikret, M.Akif Ersoy, A. Hamid. Tarhan, Namık Kemal vb. Türk değerleri sıralanmıştı. Ayrıca 1934 yılında Atatürk Kayseri ziyaretinde büyük boy imzalı bir fotoğrafı Kayseri Lisesi’ne hediye etmişti. Ne hikmetse bu fotoğraf Sümer Bez Fabrikası yapılınca ,Fabrika müdürünün odasına asılmıştı.! Şimdi bu mükemmel resimlerin bir kısmının okul deposunda olduğunu öğreniyoruz ! Halbuki el emeği eserler depo için yapılmadı ki !
Mesele örnek olması bakımında, Kayseri Lisesi’nin kültürel boyutu üzerine küçük bir denemede bulunmak yanında, bu zenginliklerin öğrenci üzerindeki psikolojik etkisini göstermekti. Develi Lisesi de yapı itibariyle nadir okul binalarından biridir.
1933 yılında eğitim ve öğretime başlamıştır. Öğretmen emeği olarak duvarlarında gördüğüm tek resim M.Gür’ün Seyrânî resmi idi.1933 yılından beri resim öğretmeni olarak Mebrure Sümengen, Necla Nigar, Şerife Nevin Coşkun gibi hanımlar; Mehmet Emin, Mehmet Fahrettin, Hayrettin Gürleyen gibi erkek öğretmenler görev yapmış olmasına rağmen okulumuza bir eser bırakamamış olmalarıdır.! Bu da doğrusu dikkat çekici bir durumdur.
Zaman zaman belirtmişimdir. Develi’de Türk kültürü yanında Ermeni ve Hristiyan Türk (Ortodoks Karamaniler) kültürü de vardır. Develi ticaretini elinde tutan Ermeni ve tarım sektörünü Develi ticarî hayatına kazandıranlar da Karamanîlerdi. Ortalama 1880 tarihinden sonra mükemmel bahçeli ve havuzlu konakları ve zevkli bir yaşama biçimi yakın zamanlara kadar dikkati çekmiştir. Bu konuda Osman Coşkun’un “İkinci Ergenekon “adlı romanında önemli notlar vardır.
Zenginleşen Karamanilerin günlük yaşamaları daha zengindir. Özellikle 1880’lerden sonra mükemmel evler ve zevkli bir yaşama sahip olmuşlardır. Özellikle Ayakostan / Reşadiye Mahallesi’nde toplanan Karamanî evlerinin dış duvarlarına hayvan figürleri ayrı bir zevk verirken, ev içlerinde aynalık ve salonlarında çoğu İstanbul figürlü yağlıboya resimler ince bir zevkin belgeleridir.
Fenese’de Evciler Mahallesi’ndeki, Ermeni evlerinden mesela ünlü yazarlarımızdan Nevzat Üstün’ün baba ve dede evleri de böyle evlerdendir Resimler yanında demir ve ağaç işçilikleri ,ev içi heykeller de ayrı bir zevkin ürünleridir. Kapı tokmakları ise ayrı bir sanattı ! Bu güzellikleri ortaya çıkaran ustalar kimlerdir, maalesef adlarından birini dahi bilemiyoruz
Develi daha sonra tehcir, nüfus mübadelesi ve değişik siyasî olaylar sebebi ile güzel sanatlardan mahrum kalmıştır. Bu olaydan en çok etkilenen güzel sanatlardan biri de müziktir. Dörtlü müzik takımında Kanun, klarnet, keman ve ud bu reaya grubunda gözükmüştür! Türklerde ise kapalı mekanda saz-ud ve cümbüş-tef,açık alanda ise davul-zurna egemendir.
Daha sonra fotoğraf dünyası evlerimize biraz da idari olayların zorunlu tutması ile fotoğraflar evlerimizi süsleyen bir zevk unsuru olmuştur.
Tahsil hayatının artması ve resim sanatına ilginin artması ile ressamlar çıkmaya başlamıştır. Mustafa Gür ve Abdurrahman Akgün yanında bugün aktif u ressamlar Dr..Mehmet Çulhaoğlu, Alaaddin Oben, Hacı Yıldız ve Penbe Tokluoğlu tablolarını yapmaya ve zaman zaman sergilerini açmaya çalışmaktalar.Dr.Mehmet Çulhaoğlu Ankara’da,Alaaddin Oben ve Hacı Yıldız Develi’de,Penbe Tokluoğlu ise İstanbul’da ikamet etmektedir.
Bu ressamlarımız gördükleri ilgi üzerine resim çalışmalarına devam etmektedirler. Penbe Tokluoğlu teknik olarak suluboya çalışmaktadır. Diğer üç ressamımız ise yağlıboya çalışmaktadır. Her dört ressam da çalışmalarını sergilemişlerdir. Hatta bu ressamlarımızdan Alaaddin Oben’in yaptığı tablolarından bazıları Develi Belediyesi tarafından kitaplaştırılmıştır. Keşke diğer ressamlarımızın tabloları da güzel bir biçimde kitaplaşsa !
Özellikle Develi’de bu gün kaybolan evler ile enteresan insan manzaralarının birer belgesi olan o tablolar yarına birer kültür hazineleridir.
Sonuç olarak şunu söylemek isteriz. Ressam üretir ama bir sanatçının eser üretmesi, ürettiği eserin ilgi görmesiyle olur. Gerçi tüm sanatlar gördüğü ilgi sayesinde gelişirler. Gönül ister ki bu dört ressamımızın eserleri Develi Belediyesi Kitapları arasından en azından bir kitapta toplanmasıdır. Bu kitabın da Seyrânî Sempozyumunda dağıtılması ve tanıtılmasıdır. Pembe Tokluoğlu yağlıboya çalışmalarından olmak üzere çocukluğumun ve gençliğimin en güzel günlerinin geçtiği evimizin bir tablosu bugün Kayseri’deki evimin en güzel yerini süslemektedir. Her önünden geçtiğimde nice hatıralar gözümün önünden hızla geçer.
Biraz da sanatçılarımıza ilgimizi göstermeliyiz.

Çağdaş Develi Gazetesi 27.05.2020

Share
8.344 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

3+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Duayen Manifaturacı Muharrem Özkul Amca

    23 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Duayen Manifaturacı Muharrem Özkul Amca: 1928 yılında Develi'de dünyaya geldi. Ailesi askere geç gitsin diye iki yaş küçük yazdırmış. Babası Selamlardan Ömer Özkul'dur. Muharrem Amca'nın babası ikinci evliliğini yapıyor ve annesi evden ayrılıyor. Daha sonra Muharrem Amca büyük babası Yusuf'un yanında kız kardeşi ile birlikte yaşantılarına devam ediyorlar. Muharrem Amca'nın eğitim hayatı başlıyor. Bolu Orman Mühendisliği'ni kazanıyor ama babası beraber çalışacağız diyor ve göndermiyor. Askerlik çağı gelince Bitlis'te üç yıl askerlik görevini if...
  • DÜNYA KUCAKLAŞMA (SARILMA) GÜNÜ

    23 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Hayatın koşturmacası içerinde bazen kendimizi bazen de sevdiklerimizi ihmal ettiğimiz zamanlar olmaktadır. Özellikle son aylarda korona virüs nedeniyle yakınlarımızla, dostlarımızla mecburen görüşememekteyiz. Ayrıca soğuk, karlı ve kasvetli kış günlerinde insanların motivasyonları doğal olarak düşmektedir. İnsanların sıcak ve sevgi dolu bir kucaklaşması insana kendini iyi hissettirir. Bu günlerde manevi ruhu biraz yükseltmek için 21 Ocak tarihinde, “Dünya Sarılma veya Kucaklaşma Günü” kutlanmaktadır. Dünya Sarılma Günü, bir neden aramadan, her...
  • DÜNYA HİJYEN GÜNÜ

    15 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Sağlığa zarar verecek ortamlardan korunmak için yapılacak uygulamalar ve alınan temizlik önlemlerinin tümü hijyen olarak tanımlanmaktadır. Günümüzde temizlik önlemleri anlamında kullanılan hijyen, aslında Yunan Tanrıçası Hygeia adlı tanrıçadan gelmektedir. Hygeia, Yunan ve Roma mitolojisinde geçmekte olup, tıp tanrısı Asklepios'un kızıdır. Sağlık ve temizlik tanrıçasıdır. İnsanlar, Bergama'daki Asclepius Tapınağı gibi tapınaklarda babası Asclepius'tan ve Hygeia'dan sağlık dilemişlerdir. Dünyanın ilk Hijyen Günü, Avrupa Hijyen Konseyi ve Türk ...
  • STATİK ELEKTRİK GÜNÜ

    07 Ocak 2021 Köşe Yazarları

    Mutlaka hepimizin başına elektrik çarpması defalarca gelmiştir. Hiç beklemediğimiz birisine ya da bir yere dokunduğumuzda bir anda elektrik çarpması hissi yaşarız. Günlük hayatımızda biriyle tokalaştığımızda, arabadan inip kapı kolunu tuttuğumuzda, bir yüzeye dokunduğumuzda veya parkta plastik kaydıraktan kaymış bir çocuğa dokunduğumuzda ortaya çıkan karıncalanma hissi, statik elektriğin etkisinden kaynaklanmaktadır. Hatta aradaki akım geçişi sırasında oluşan kıvılcım gözle görülebilir ve çıtırtı şeklinde ses duyabiliriz. Bu akım geçici bazı k...