logo

DEVELİ’DE “RAMAZAN”

On bir ayın sultanı olan “Ramazan Ayı” tüm İslam âleminde idrak edilmiş ve elden geldiğince şevkle yaşanmaktadır. Hem de İslam aleminin kan revan içerisinde olduğu ve binlerce müslümanın doğup büyüdüğü vatanlarından göçüp ,küffar ellerinde ekmek ve huzur aradığı bir zamanda. Elbette bu durum h,ç bir müslümanın kabul edemeyeceği acı bir durumdur. Tel örgüler arkasında yabancı ülke askerlerinin silahlarının gölgesinde ve denizlerden çıkarılan çileli müslümanın görüntüleri ,günümüzde yaşadığı acı ve gözyaşı dolu hayatın ibretli belgeleridir.
Şüphesiz bir milletin kaçak insanlarının,yabancı ülkelerde namusluca,onurluca ve huzurla yaşaması çok zordur.Nitekim bu gerçeğin görüntülerini tüm TV ve diğer iletişim organlarında içimiz yanarak görüyoruz.
İşte Ramazan böyle ibret dolu günler içerisinde geldi!
Ramazan inanan insanlar için huzur dolu günlerdir. Allah’ın bereketinin insanlık üzerine yağdığı günlerdir.Bu itibarla inanan insanların gönülleri onca maddileşen bir dünyada yaşamasına ve korkunç israflara rağmen bir sevinç ve bir huzurla dolar. Evlerimizde sofraların bereketi içerisinde gönüller mistizmin bütün güzelliklerini yaşarken,,eller Allah’a doğru açılmışken, anlatılması zor duygu zenginliği içerisinde yaratanına yakınlığın bütün ulvi heyacanını yaşar. Soranın zenginliği veya fakirliği ayrı bir konu.Ama ortak konu Allah ve insan. Başbaşa, bir iç arınma,bir hesaplaşma. Ne önemli an…
Dokuz yaşında oruç tutmaya başladık. Hiç bir telkin,baskı ve zorlama olmaksızın …Galiba ilkokul üçüncü sınıfta iken. Ta ki 1995 yılına kadar. Ne zaman meret şeker hastalığına yakalandık,5-6 yıl direnmemize rağmen, doktorlarımızın:Yete,sonunu düşün ve insülüne başla demeleri üzerine on yıldır tutamıyoruz.İnanır mısınız, her ramazanın başlangıcı beni çok duygulandırır. Ailen ve dostların orucun manevi havasını yudum yudum yaşarken siz demli çayınızı içiyorsunuz. Tabii nasıl içiyorsanız ?!
Yanılmıyorsam bu konuda hem bu sütunlarda , hem “Ankara’da Develi-1992” dergisinin bir sayısında duygularımızı ve düşüncelerimizi yayınlamıştık.Ayrıca “Develi Aşağı Everek’ten Hatıralar,İstanbul 2014” adlı eserimimizde de ele almıştık.
İnsan yaşlandıkça geçmişine daha çok özlem duyuyor.Biz de artık yaşımızın son bahar mevsimindeyiz.Bu bakımdan bizde de aynı duygular ortamını buldukça depreşiyor.Ramazan ayı da bu konuda en büyük bir vesile…Mesela,Ramazan ayında “Ramazan davulu” nasıl unutulur!Hele mahallemizin usta elleriyle davulunu gümbürteden “Davulcu Hacı”’yı anmadan geç bakalım.Hele o sahurda bir de Develi’nin meşhur ağırlaması olan “Ağ Gelin” türküsünü de söylemesi de yok mu?.O zaman anlardık ki bir komu mutlaka ona sahurluk kete vermiştir.Hani şu Seyrânî’nin :
Ermeni’nin Rum’un yağlı ketesi
Kaypak müslümanı dinden çıkarır.
Dediği türden.Hoş Seyrânî acaba şimdiki kaypak ve yapma Müslümanları görse ne derdi acaba?
Bir ara Develi Müftülüğü arşivinde “Develi’de Zaman,Mekan ve İnsan ,Develi 20..” adlı kitabıma din adamlarımızı almak için çalışırken aşağı yukarı 20.Asırda görev alan din adamlarımız hakkında ciddi bir bilgi toplamıştık.Bu alanda Aşağı Everek Camii’ni cami yapan Mehmet Benlioğlu/ Benli Hafız ile hafız/gazelhan Cemil Özgen’i gel de anma.Biri haza insan hocamız biri de sesiyle ses getiren müezzin.Hele Cemil Hoca’nın Ramazan ayı ilahilerinden :
“Ne geç geldin,ne erken gittin ey şehr-i Ramazan”diye başlayan ilahisini hatırlamayan yoktur.Yine bir ramazan bu çok güzel okuduğu ilahiyi yanık sesiyle okurken,arkadan bir muzip demesin mi?:
-Bir de sen bize sorsana !
Bizim ki birden ilahiyi kesti,bu uyarıyı yapan muzibe:
-Sana soran mı oldu?
Tabii gülmekten kırılan cematın halini siz tahmin edersiniz.Ya Seyrânî şiirlerinin meşhur taşıyıcısı Seyrânî Hoca/Yusuf Dağdelen ile komşulukları ve birbiriyle nükteleri hala hafızalardadır.Ama bizi etkileyen değerli hocamız Everek Camii Kebir imamı Recep Bilici hocamızın “Bayram Namazı” kıldırışındaki huşu ve “Bayram Hutbeleri”ni de okurken her daim bizi kendisi gibi ağlatmıştır ki mekanları Cennet olsun.
Ramazanda biz çocukların da ,özellikle teravih namazlarında şakaları yok mudur?Bazı arkadaşlarımız bu konuda uzman.Kayınpederi de İmam olan (Mahmut Hoca” Yusuf Kolay yaşlı adamların ayakkabılarını ve özellikle belli yerlere itina ile konan bastonları ve ayakkabıları bizim ki ustaca yerleri değiştirirdi.Tabii namaz sonrası o yaşlılarımızın kendi bastonu yerinde hiç sevmediği bir arkadaşının bastonunu veya ayakkabısını görünce homurdanmasını tahmin edersiniz.Bir de bu işleri çok seven cemaattan bazılarının olayın üzerine benzin dökmeleri de olayın ayrı bir çeşnisidir.
Sokağımız komşuları uzun yıllar ı arasında bir hayli Ermeni komşularımız vardı.Onların Ramazan ayında bir tane lüzumsuz davranışını bırakınız,o güzelim yaptıkları “kete”leri komşularla paylaşmaları unutulmayacak hatıralarımız arasındadır.
Şu beyitler ünlü Nakşi Şeyhlerinden Salih Baba’nındır:
Arif ol gönlüne gir bir Kamilin
Gizli cana hükmeden sultana bak
Olmak istersen hakikat serveri
Can u dilden Hazret-i Kur’an’a bak
Bu karışık duygularla hepinize Ramazan ayının hem siz değerli okuyucularımızın ve hem de tüm İslâm âlemine huzur getirmesini diliyoruz.

Share
1.423 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

2+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DEVELİ’DE KEYİF VEREN ALIŞKANLIKLAR : 4 ALKOL ALIŞKANLIĞI

    03 Temmuz 2020 Köşe Yazarları

    Alkolun tarihçesi hakkında fazla bilgi sahibi değilim. Ancak kırıntı bilgilerden elde ettiğimiz bazı notlara göre Sümerlilerin alkolü kullandığıdır. Bu da gösteriyor ki zevkin ve işretin olduğu her yerde alkol da var olmuş ve uzun M.Ö. VI Asırlarda kullanılmaya başlanmıştır. Zira höyüklerde çıkarılan büyük ve değişik toprak küpler bunun küçük belgeleridir. Özbekistan’da kavun ve üzüm çok verimlidir ve lezzetlidir. Bu bölgede öyle zannediyorum ki çeşitli zevkleri tadarken şarap içerek zevklerinin doruğuna çıktıkları da bir gerçektir. Cihang...
  • Kayseri ve Develi’nin İlk Hanım Şoförü : Ceyda AVCI

    02 Temmuz 2020 Köşe Yazarları

    Ceyda öğretmen Develi'nin saygın Avcı ailesinin dört kız üç erkek evlatlarının dördüncü çocuğudur. İlkokul ve ortaokulu Develi'de bitirdikten sonra, ailesi onu öğretmen olması için Adana Yatılı Kız Öğretmen okuluna gönderir. 1960 yılında buradan mezun olduktan sonra, öğretmen olarak Develi'ye döner. Adana'da beraber okudukları Ayşe Soylu ile ilk görevleri olarak da Soysallı Köyü'nün ilkokuluna tayin edilirler, Ceyda Avcı başöğretmen olarak bu okulda çalışmaya başlar. Bir İlk'in Hikâyesi: İlk dönemde eski okulları köyün içerisindedir. Daha so...
  • Farkındalık -4

    02 Temmuz 2020 Köşe Yazarları

    Neden “Bisiklet Kültürünü“ yaymak istediğimizin sebeplerine geliyoruz yavaş yavaş.Daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz sorunların çözülmesi için neden “ Bisiklet”i seçtiğimizi anlatacağız. Bisikletin faydalarından bahsederek konuya giriş yapmak istedik.Çünkü daha önce de anlattığımız gibi toplumda eğitim gerilediği için insanlarımızda bilinç düzeyi çok düştü.Dolayısıyla bu işe en baştan başlamamız gerektiğini ve neden bu işe girdiğimizi anlatmamız gerektiğini 5 yıllık mücadelenin sonunda anlamış bulunuyoruz :) 1. Bisiklet Pratiktir, Zama...
  • ULUSLARARASI KOOPERATİFÇİLİK GÜNÜ

    02 Temmuz 2020 Köşe Yazarları

    Kooperatifler, demokratik işletme kuruluşlarıdır. Kooperatiflerde temel amaç kâr değil, işbirliği ve dayanışmadır. Birbirlerine meslek, sanat, toplumsal çıkar bağları olan grupların kendi aralarında kurdukları kuruluşlardır. Amaç, verimli çalışmak, ortak ihtiyaçları karşılamak, emek ve elde edilen ürünleri değerlendirmektir. İnsanlar hayatlarının her safhasında birbirlerine ihtiyaç duyarlar. Birlik, beraberlik ve dayanışma, toplumsal hayatta insanları kuvvetlendirir. İnsanlar bireysel olarak yapamadıkları şeyleri, kooperatifler kurarak ortakla...