logo

DEVELİ’DE KEYİF VEREN ALIŞKANLIKLAR: V KETE, ÇÖREK VE DEVELİ SİMİDİ

Ekmek başta gelir. Anadolu kadını olsun Her kültürün kendine mahsus damak zevki vardır. Bunun başında da ekmek gelir . İmkan ve yer müsait olduğunda yeni bir şey üretirler. Ermeni’si olsun, Rum’u olsun ve Türk’ü olsun beslenmede en önemli yiyecek maddesi ekmek ve ekmek çeşitleridir. Öyle zannediyorum ki dünyanın hiçbir yerinde ekmeğini katık yaparak yiyen Anadolu insanından başka bir başka insan topluluğu yoktur!
Türk mutfağının en güzel yemeklerinde suyuna banma kavramını akıllara getirir… Deyimlerde ve atasözlerinde bile yer almıştır ekmek çeşitleri… Ekmeğine yağ sürmek, ekmeğiyle oynamak, ekmeğini taştan çıkartmak, ekmek elden su gölden ve eli ekmek tutmak gibi yüzlerce deyim
Develi insanı da bundan nasiplenmiştir. Yüz yıllardır “yufka ekmek” baş ekmektir. Sandöviçlerin, Hamburgerlerin, lahmacunların mutfağımıza girmediği yıllarda yufka hep baş köşe nimetleridir. Yufka yapmak bir ekip işidir. Hamur yoğuranlar, bezi yapanlar, yufkayı açanlar ve yanan ve kızgın tandırda hamur yufkaları kıvamına ellerindeki evre ağacı ile getiren eviricilerin gayretleri unutulamaz. İki üç yığın yufka, serin bir yerde ve yüksekçe bir yerde korunur ve lüzum etikçe oradan alınıp, sulanarak sofraya konurdu.
Yufka dediğiniz zaman aklımıza hemen “sokum” gelir. Ben Dudu Abama Körkuyu’daki veya Tekkefıdın’daki bağımızdan bir sepet orun , dirmit ve karaburcu üzümü getirdiğim zaman hemen:
-Dur ! Kurban olduğum, hemen sana bir sade yağ sokumu vereyim derdi. Tabii bize de iştahla yemek düşerdi.
Yukarı Develi’den o karda ve kışta her gün değerli öğrenci arkadaşlarımız Develi Ortaokulu ve lisesine gelirlerdi Öğleyin ne yerlerdi? Sabah gelirken, o günkü dar imkanlar içerisinde, yanlarında getirdikleri, çimento ve gazete kağıtlarına sarılı sızgıt, pekmez ve çökelek sokumlarını yerlerdi. Çökelek üzerine yeşil soğan, maydanoz gibi yeşillikler de katarak zenginleştirirlerdi.
Tabii sınıflarında muziplik adına nefsine düşkün yaramaz öğrenciler bu sokumları bir punduna getirip, öğleyin bu öğrenciler ne yer diye düşünmeden sıralardan çalmazlarsa! Develi Ermeni münevverlerinden Nazar Büyüm hatıralarında “Hala” diye hitap ettiği ki Zümrüt Akdoğan’dır. Komşularının kendine verdiği pekmez sokumunu hiç unutamaz, büyük bir vefa örneği göstererek hayırla yad eder.
Yufka ekmek kırıntıları özellikle tarhana çorbası içine karıştırılarak içilirdi ki yanında bir de çemen varsa sofra daha da zenginleşirdi.
Yufka yığınla dura dursun, ekmek çeşitlerinin arttığı dönem genelde Ramazan ayında olurdu. Fırın yiyeceklerinden olan akşam pideleri, tahinli, peynirli, cevizli ve cıvıklı ile değişik Develi simitleri yanında evlerde yapılan keteler ile çeşitli bazlamalar ile yine özel yoğurulan hamurlardan yapılan çöreklerin de ayrı bir zevki vardı. Şüphesiz bunlar içerisinde en rağbette olan ketelerdir.
Âşık Seyrânî’nin meşhur:
Ermeninin Rumun yağlı ketesi
Kaypak Müslümanı dinden çıkarır
Beyiti bir çok meseleyi ortaya çıkarır. Aslında kete , Ermenistan orijinli olan ama Doğu Anadolu Bölgesi, Doğu Karadeniz ve Güney Kafkasya’da da tüketilen bir şekerli ekmek çeşididir. Yapılan bölgeye göre farklılıklar göstermektedir. Fakat Türkiye’de en fazla Bayburt iliyle özdeşleşmiştir. Develi’de de iletişimin artmasıyla ve uzun bir süre Ermenilerimizin de yerleşim yeri olması sebebiyle kete yaygındır. annem keteyi çok kıvamında yapar ve haşhaş kozası ve çatalla süslerdi.. Bu ketelerden. mutlaka bir kısmını komşulara dağıtırdı
Paaç .Zile tandır ekmeği. Köylerimizde hala yapılmaya devam edilen tandır ekmeği, doğallık konusunda bir numara. Katkı maddesi içermeyen ve tamamen doğal yollarla pişen bu ekmekler oldukça değerlidir. Uzun süre dayanabilen, şişkinlik yapmayan, tok tutan ve lezzetli olan ekmekler bizi bizden alır. Memleketimizin değerini bilmemizi sağlar ve Anadolu kokar;

Tandır Ekmekleri…
Tandır ekmekleri deyince aklıma geldi. Bir zamanlar özellikle Ramazan ayına yakın bir zamanda her aile, aile horantasına göre hamur yoğurur ve mahalle fırında onlardan çörek yaptırılırdı. Bu büyük leğen içindeki hamuru fırıncı hangi aileden, hangi hanımın yoğurduğunu bilirdi. Bu çörekler daha eve gelmeden önce komşulara ve bilhassa ihtiyaç sahiplerine birer tane verilirdi. Eve leğen içerisinde gelen ekmeklerin üzeri temiz bezlerle örtülür ,sıcak ekmekler dinlendirilirdi. İhtiyaç oldukça leğenden alınan çörekler yemek masasında yerini alırdı. Bu çöreklerin ortası yarılarak, ortasına peynir, soğan ,pekmez veya çemen sürülerek yenirdi. Öyle zannediyoruz ki şimdilerde bu gelenek ortadan kalktı yavaş yavaş gacer unundan yapılan ekmekler rağbet bulmaya başlamıştır.
Fakat Develi’de fırın ekmeklerinden kaybolanlar da vardır: Şimit çeşitleri. Bu nokta üzerinde durmak istiyorum. Bir zamanlar mahallem Yoğurt Pazarı / Aşağı Everek’te Karabiberlerin, Demircioğulların, Nazif Tıraş’ın, Berber Kemal’in evinin ve Sadık Ağabeyin evinin altındaki kendi fırını olmak üzere beş fırın vardı. Bugün bu fırınlar çeşitli sebeplerle yok oldu. Yerine yarı lokantalı yerler açıldı.
Bu fırınların hepsinde öğleden sonra nar gibi kızarmış uzun ve daire biçiminde , özel tepsiler içerisinde yerleştirilmiş ve pişirilmiş simitler çıkarırlardı. Bu simitlerin hastası olanlar simitlerin çıkmasını sabırsızlıkla beklerler ve çıkar çıkmaz da bu sıcak simitleri özellikle üzüm eşliğinde yerlerdi. Bilhassa Aygöstenli Fırıncı Hüseyin’in yaptıklarını…
Fırıncılarımızı rahmetle anıyorum ,bize bu keyifleri yaşattıkları için !
Çağdaş Develi Gazetesi,16. 07. 2020

Share
5.954 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

5+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Sana Bir Şiirim Var Dr. Yusuf Akça

    26 Ekim 2020 Köşe Yazarları

    Şiir; büyük zekâların rüyalarıdır. Şiir, insanlara bütün hayatı boyunca eşlik eden bir felsefedir. Şiir, bir kavganın, bir mücadelenin, çiçek açan hayatın dilidir. Şiir, mavi bir gökyüzüdür. Şiir, zifiri karanlıkta parlayan bir ışıktır. Şiir, sessiz gecelerin, sessiz çığlığıdır. Değerli, hemşehrim Dr. Yusuf AKÇA Hocamın “Bir dost Arıyorum ve Gül Elması” şiir kitaplarından sonra “sana bir şiirim var” adlı şiir kitabı Kırmızı Yayınevi'nden yayınlandı. Kitabın gelirini Mehmetçik Vakfına bağışlayan hocamı kutluyorum. Aynı zaman da Çağdaş Develi G...
  • “Bisiklet Bir Kültür” Dedik, Katkıları İse Şöyle Oldu…

    26 Ekim 2020 Köşe Yazarları

    Merhaba sevgili okuyucular, uzunca bir aradan sonra tekrar aranızdayım. Bu süre zarfı içerisinde birçok projelerle, birçok oluşumlarla meşguldüm. Yıllar önce kendime hedefler koymuştum. Ölmeden önce yapmak istediğim projeler diye. 4 projem var. 1.cisi tahmin ettiğiniz gibi Bisikletle ilgili :) ...Yalnız bu projenin olgunlaşması uzun zaman aldı. İç Anadolu Bölgesinin bir ilçesinde olduğundan mı, bayan olduğumdan mı, yaşantımdan mı yoksa hepsinden bir parça kaynaklı olduğundan mı nedir beni biraz yıprattığını söyleyebilirim. Daha önce defalar...
  • Pekmez Hikâyeleri (Develi’de Kaynatma)

    26 Ekim 2020 Köşe Yazarları

    Develi'de ilk önce sergilik üzümler yetişir. Sergilikler serilir. Ekim Ayında üzümler olgunlaşınca bağlara girilir. Bağlara girilmesi kaynatmanın habercisidir. İsmail SAMUR Hocam Develi'de anılarda kalan bağ bozumunu pekmez hikâyelerini” kaleme aldı. Bize de bu güzel yazıyı yayınlamak düştü. Bağ Bozumu: Yine bağ bozumu mevsimi geldi memleketimde, şimdi her tarafta kazanlar kaynamakta, altın renkli pekmezler küplere dolmaktadır. Hatırlıyorum, çook küçükken Fenese'deki o zaman bana çook büyük gelen evimizin alt katındaki tandırlı evde(oda), bana...
  • DÜNYA STANDARTLAR GÜNÜ

    26 Ekim 2020 Köşe Yazarları

    Standart kelimesi, günlük hayatta vatandaşların sıklıkla kullandığı kelimelerden bir tanesidir. (Standart dil, çifte standart, hayat standardı, yaşam standardı gibi). Standart kelimesi Fransızcadan Türkçemize geçmiştir. Dünyada yaşanan teknolojik gelişmelerin üretim ve tüketim yapılarını yeniden şekillendirmesi ve rekabet ortamı ürünlerde kaliteyi ön plana çıkarılması amacıyla uluslararası standartların getirilmesini zorunlu kılmıştır. Standart, belli bir tipe göre yapılmış veya ayrılmış, belirli ölçülere, yasaya, kullanıma uygun olan bir ürü...