logo

DEVELİ’DE KAYBOLAN MESLEKLER-1

1573

Şair-yazar-araştırmacı Ahmet Sıvacı dostumuz birkaç yıl evvel “Kayseri’de Kaybolan Meslekler,Kayseri 20010 ?” adlı bir kitap çıkarmıştı.Güzel bir çalışma.Şair duygusuyla yazılmış,duygulu cümleler.Meslekler ve ustaların hayatı nakış nakış işlenmiş.Hele kendi çektiği fotoğraflar harika.İşte bu ciddiyetle hazırlanmış eseri ne zaman okusam acaba Develi Ticaret Odası böyle bir çalışma başlatamaz mı,diye çok düşünmüşümdür.Hi,ç kimse kusura bakmasın,ilgililerin Avrupa şehirlerini gezme yerine Avrupa prensiplerine göre verimli çalışmaları örnek alsalar,daha ciddi iş yapılamaz mıdır.?
Yazılarına ve kültürüne hayran olduğum merhum Münevver Ayaşlı Hanım Efendi, işine gelmediği veya fazla açıklama yaparak polemiğe düşmemek için,söz bu safhaya geldiğinde:Geçelim,derdi.Biz de geçiyoruz zaten, erbabına samimi bir uyarı !
İşte bu kitabı ilk gözden geçirdiğimizde ,Develi’de ilk okula başladığım yıldan (1954) bugüne kadar gözlemlediğim meslekler içerisinde, gelişen teknoloji ile birlikte ev düzenimizin farklılaşması vb.sosyal ve ekonomik sebeplerle bir çoğunun unutulduğunu gördük.Bu konu elbet kitaplık çapında.Ancak biz şimdilik bazı kaybolan mesleklerden bazılarını sıralamak isteriz:
Yazın Erciyes’ten kar getirme
Yaz aylarında,sıcaklar bastırınca insanların hararetlerini dindirmek için Erciyes’ten getirilen teliz torbalar içerisinde getirilen karlardan faydalanırdı.Elbette buzdolapların mutfağımızın baş köşesinde yer almadığı zamanlar.İşte bu kar getirme işlemini ticaret adına gerçekleştiren bir Adil Ağa vardı.Dere sokakta evi vardı.Fırsatını bulunca çuvallarına saman doldurur Erciyes’e giderdi.Orada çuvala girecek büyüklükte,dikdörtgen biçiminde testere ile kesilmiş karların üzerine samanlar serpilir ve çuvala konduktan sonra etraflarına yine saman basılır ve çok az erime ile Develi’ye getirirdi.Çoğu zaman evine daha varmadan caddede ve sokaklarda karı yine testere ile keserek satardı.
Bu satın alınan karlar,ya kırmızıca denilen evlerimizde bir köşede duran, içi su dolu küpe veya küçük testilere boşaltılırdı.Amaç suyu soğutmaktı.Bunun yanında bu karla asutma denilen ve üzerine pekmez dökülerek bir çeşit tatlı elde edilirdi. Fazla karlar evlerde samanlar içerisinde veya çoğu evde bulunan soğuklularda kaplar içerisinde korunurdu.
Develi’nin tek dodurmacısı da Hüseyin Efendi adında biriydi.Sınıf arkadaşım pofu Hamdi’nin babasıydı. Dükkanı da bugün Çarşı Camisi’nin karşısında bir evin zemin odalarından biriydi.Kar,dondurma üretiminin olmazsa olmaz maddesidir.Yalnız Hüseyin Efendi dondurma yapımında kullandığı karın Erciyes’ten getirildiği bir gerçektir.Ancak Hüseyin Efendi karı kendi mi getirir yoksa getirtirdi mi,bilemiyoruz.
Leblebicilik.
Hammaddesi nohut olan leblebi, nohudun farklı sıcaklığıyla elde edilen bir kuruyemiş çeşididir. Develi’de bazı köylerimizin nohutları güzel olur.Çomaklı,Çöten,Gazlıgömedi,Kızık vb köylerimizin nohutları hala makbüldür.Leblebi üretiminde bu nohutlar kullanılırdı.Çocukluğumun ve Develi’nin tek leblebicisi vardı:Ese Dayı.Develi’de başka leblebici yoktu.Ese dayının dükkanı Aşağı Everek’te Yoğurt Pazarı’nda,Başoğlu’nun Kıraathanesi’nin karşısındaydı.Aynı zamanda yaman bir avcı idi.Oğlu Hikmet İstiklal İlkokulu’nda sınıf arkadaşımızdı.Ese Dayı’nın leblebi üretmeye başladığını biz ,leblebi kokusunun çarşıya yayıldığı zaman anlardık.
Sıcak leblebiyi dinlendirdikten sonra elemeye tabi tutardı.Bu bakımdan değişik elekler ,kalburlar kullanırdı.Alta dökülen kavrulmuş ve çoğu kırık olan leblebilere “kırık leblebi” veya “piç leblebi” derlerdi ki bunları özellikle genç erkekler satacakları kadarını bir çuvala doldurur “el terazisi” ile hem satarlar ve hem de kuru kaysı çekirdeği ile eskimiş yün çorapları veya doğrudan yün ile değiş tokuş yaparlardı.Bu kâlı bir iş olmalı ki sokaklarda bu konuda bir çok büyüklerimizi görürdük.Haydi,sıcak leblebi…Çekirdek alıyom…Yün alıyom….. diyerek bir de naraları vardı.
Ese dayı öldü,Develi’de leblebi üretimi durdu.Fakat yerini hazır çerezciler aldı.Şimdilerde hazır leblebiler, makine sistemi içerisinde ısıtılarak satılmaktadır.Develi İş Dünyası -2005 ,Basım yeri ?,Basım Tarihi ? ,adlı eserde görüyoruz ki Develi’de yedi adet çerezci gözükmektedir.
Ancak eskiden beri herhalde leblebi, işret sofralarında meze olarak kullanıldığı için insanımızın çerez konusunda en çok tercih ettiği damak zevkinde şemşamer / şems ü kamer veya bir başka söyleyişle ay çekirdeği tercih edilmektedir.
Lastik Ayakkabı Üretimi
Çarık ayakkabı,.Bizim kuşak lastik ayakkabı olarak Kardeş ve Cızlavet marka sanayi üretimi lastik ayakkabı ,ardından naylon terlik ve ayakkabıyı da gördü.Yetmedi özellikle medrese hocalarının giydikleri galoş ayakkabılar ile çarık ve çeşitlerini ile fos mes,pantuf,mest ve kundurayı da gördük.
Gislaved, Türkiye’de, özellikle de kırsal kesimde 1930’lu yıllardan beri kullanılagelen lastik ayakkabının adıdır. Genellikle Cızlavet veya Cislavet biçiminde de telaffuz edilir.Bunun yanında bir de Türk üretimi Kardeş lastik ayakkabı vardı.İşte piyasada sanayi ürünü olarak Kardeş Lastik ayakkabı ile birlikte satılırdı.İşte bu lastik ayakkabılar yanında daha ziyade çarıklara benzer bir de yapıştırma usulü ile lastik ayakkabılar üretilirdi.Bu ayakkabılar yanında sadece erkekler için üretilen tabanı lastik ,üzeri deri olan ayakkabılar vardı ki genelde köylüler kullanırdı.Bunların ana malzemesi arabaların dış ve iç lastikleri kullanılırdı.Otomobil dış lastiklerinden eskimiş olanların çeperleri incecik kesilir bizim çocuklar için çember yapılır ve makaralı tellerle sürülürdü.Ciddi bir çocuk oyuncağı idi.,Çelik kısımları bıçkı ile lastiklerinden ayrılır ,lastik kısmı ise çarıklarda taban olarak kullanılırdı.
İç lastiklerden de solüsyonlarla yapıştırma usulü ile lastik ayakkabı yapılırdı. Aşağı Everek’te esas adını bilmiyoruz, ama Hasan isminde oturan bir Ermeni ustamız vardı.Kendisi hem ayakkabı tamirciliği hem de lastik ayakkabı üretirdi.Çok ciddi ve hakiki bir ustaydı.Biz, yanında ,okullar kapandıktan sonra yaz tatillerinde iki dönem çıraklık yaptık.
Lastikler önce kalıplara göre bıçak veya makasla kesilir.Sonra törpü nerede?Bir kiloluk zeytin yağı tenekesi bir çivi ile delinirdi.Bu delinen kısımlar bir sopaya çivilenir törpü elde edilirdi.İşte bu yapma törpülerle lastik kenarları törpülenirdi.Sonra törpülenen bu kısımlar sülüksüyon / solüsyonlanırdı.Biraz bekledikten sonra bunlar yapıstırılır ve çeşitli aletlerle sıkılaştırılırdı.Yanılmıyorsak Fenese’de de Uzun Çarşı’nın şakacısı Şeker Ahmet de bu işi yapardı.Özellikle yaz günlerinde bu lastik ayakkabılar çok kötü kokardı.Ayaklar mantar olurdu.Bu ayakkabıların tercih edilmesi ise fiyatlarının ucuzluğundandır.
Bu gün bu ayakkabılar,sanayileşme karşısında eridiler ve Etnografya müzesinde yerlerini almışlardır..
Not:Develi’de kaybolan meslekler yazımız devam edecektir.
5.11.2015 Çağdaş Develi

Share
1.558 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

3+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Farkına Varmadan Yaşadıklarımız

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Ne kadar kıymetliymiş, denizin dalgalarını, gökyüzünün maviliğini izlemek. Ne kadar kıymetliymiş, sevdiklerine sarılabilmek, öpebilmek, onları ziyaret edebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, yağan yağmurda ıslanabilmek, rüzgârın kokusunu çekebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, sokaklarda, caddelerde gezinmek, amaçsızca yürümek. Ne kadar kıymetliymiş, korkmadan, tedirgin olmadan markete, alışverişe, pazara gidebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, kafeye, pastaneye, çay bahçesine oturup, bir çay kahve içebilmek. Ne kadar kıymetliymiş, öksürebilmek, hapşırab...
  • Dolmuşculara Bir Çift Lafım Var!

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    65.000 Nüfuslu bir ilçede yaşıyoruz. Dolmuşçular bisiklet projesine itiraz ediyormuş ekmek kapılarına engel olur diye. Ben de şunu demek istiyorum dolmuşçuların ekmek kapısına engel oluyor diye özel araç kullanımını mı yasaklayalım ? Yok böyle bir dünya! 65.000 nüfuslu ilçede 30.000 araç var ve trafik sorunu var. Bu sorun gitgide artıyor. Bu sorunu nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz? 65.000 nüfuslu ilçede bisiklet kullanımı ne kadar etkiler ekmek kapısını. Neden alternatif ulaşım aracı hakkı verilmesin insanlara. Sadece dolmuşa bineceksiniz baş...
  • KARA VEYA EFSANE CUMA

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Kara Cuma ismini son yıllarda adını sıklıkla duymaktayız. Kara Cuma, adından da kolayca anlaşılabildiği gibi doğrudan ülkemiz kültürü ile ilgili özel günlerden biri olmadığını söyleyebiliriz. Öyleyse Kara Cuma (Black Friday) nedir? Kara Cuma, ABD'de başlayan ve Şükran Günü ile sıkı bağları bulunan bir gelenektir. Her yıl Kasım ayının dördüncü Perşembe gününde kutlanan Şükran Gününden sonraki Cuma günü, halk çarşı veya meydanlarda bulunan büyük mağazalara giderek alışveriş yapmaktadır. Bazı şirketler bu rutini kâra çevirmek ve daha çok ürün sat...
  • DEVELİ’DE İLK ÖĞRETİM KURUMLARI ve İLK ÖĞRETİM KADROSU-3

    27 Kasım 2020 Köşe Yazarları

    Geçen hafta değerli eğitim tarihçimiz Prof.Dr.Yahya Akyüz'ün yazdığı Kız İlkokulları Tarihi Gelişimi hakkındaki mükemmel bir yazısından faydalanmış ve kısaltılarak sizlere derli toplu bir bilgi vermeye çalışmıştım. ”Eğitim Tarihçimiz” dedim, çünkü birde aynı isim ve soyadını taşıyan A.Ü.DTCF. Yeni Türk Edebiyatı öğretim üyelerinden Prof.Dr.Kenan Akyüz vardır ve benimde hocalarımdandır.” Modern okulculuğa, azınlıklar ile misyonerler bizde daha erken dönemlerde başlamışlardı. Hatta matbaalarıyla beraber ! Öyle ki, modern yetim haneler, iptid...