logo

DEVELİ’DE GENÇLİK MESELELERİ

1573

Bilindiği üzere geçtiğimiz haftalarda Develi’de her biri ibret aynası üç önemli olay yaşandı,kan aktı.O Develi ki bir zamanlar Türkiye’nin en huzurlu bölgelerinden biriydi.
Hatta öyle ki bir zamanlar komşular bir başka yere giderken,evlerini kilitlemezler veya mutlaka yanlarında götürmez,bir komşularına bırakırlardı ki bir ihtiyacı olduğunda kendisine emanet edilen evde lazım olan bir haceti alsın diye!
Develi ‘de insan unsuru bir zamanlar böyleydi. Herkes birbirini tanır,örfi hukuk yani gelenek ve görenekler olanca güzelliği ile yaşanırdı.Büyük büyüklüğünü,küçük küçüklüğünü bilirdi.
Bizim ev Kuyumcular Sokağı’nda idi.Sarhoş bir adam ve ailesi geldi.İnanır mısınız aile kısa bir süre sonra Ankara’ya tabir caizse zor kaçmıştı.
Geçen haftaki yazımızda çok kısa da olsa bir Develi nostaljisi yaşatmış ve Develi’deki bu sosyal güzellikleri kısaca özetlemiştik.
Develi’de fuhşiyat,uyuşturu madde kullanımı,özellikle bazı köylerimizde kumar diğer şehir ve kazalarımızda da olduğu gibi mevcuttur.İşin entererasan tarafı Develi’de bu işleri yapanlar belli, bilinen insanlardı. Fakat bu kişiler de hiçbir zaman çizmeyi aşmamışlardır. Kozanın Kazım gibi…
Ama özellikle 1970’lerde Develi’den Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya gibi şehirlere göçmeye başladı.Hem sermayelerini ve hem de beyinlerini götürdüler.Develi gençliği yüksek tahsile önem vermiş ve Develi Lisesi’nin açtığı ufuk sayesinde üniversite yolunu çabuk öğrenmiştir.
Develi yüklsek öğrenim gören insanına iş imkanı veremediği için çoğu gençler zorunlu olarak Develi dışında ekmek aramışlardır.Bugün 100’ün üzerinde sadece akademik insanımız değişik üniversitelerde görevyaptığını hatırlatırsak,sözlerimizin doğruluğu ortaya çıkar.
Bu sermaye ve beyin göçü yerini hızlı bir biçimde yerini köyden göçü hızlandırmıştır.Bugün Develi merkezinde 35-40 bin kişi yaşamaktadır.Bu hızlı göç uyumsuzluğu, hazımsızlığı ve hazmedilemeyen özgürlüğü de beraberinde getirdi.Genelde köylü insanımızın gençlerinin bir de yabancı ülkelere gidişini ve özellikle evlerimizin baş misafiri TV’nin önlenemeyen baskın etkisini hesap edersek aileler arasındaki çözülme kaçınılmazdır.Dolayısıyla kontrol da zayıflamaktadır.
Kontrol gençlerin aile terbiyesi, yetiştiği ortam ve eğitimin getirileri, kazandığı birikimler,polisiye tedbirler, sivil teşkilatların olumlu çalışmaları ve eğitim kurumlarının kazandırdığı davranış biçimleridir. Güzel de bunların günümüzde geçerliliği ne kadardır.Dün üzerine türküler yakılan öğretmenbugün dövülüyor,bıçaklanıyor ve öldürülüyorsa, dökülen sivil teşkilatlar tüzüklerindeki amaca ne Kadar yakındırlar ki.Aileler, hele ayrılmış ailelerin çocukları üzerindeki etkisi ne kadar olacak ki?Daha düne kadar “Ayıp,müstehcen,ağzına biber koyarım” tehditleriyle çocukların yanlış konuşmalarını ve bozuk davranış biçimlerini eleştiren ailelerin internetin karşısında yapacakları hiçbir şey yoktur!
Bu konuda çaresiz miyiz?Vahim gelişmeler karşısında yapacağımız kısa ve uzun vadede alacağımız tedbirler yok mudur? Bu konularda yapacağımız şeyler elbet te vardır.
Hemen aklımıza gelenleri şöyle sıralayabiliriz :
1. Her ne kadar Emniyet güçlerimiz bu konuda ellerinde hayli bilgi olmasına rağmen ,en kısa zamanda Develi eczacıları ile uyuşturucu madde konusunda bir toplantı yapılmalıdır.
2.Milli Eğitim Müdürlüğü, okullarımızın rehber öğretmenleri ile öğrencilerin yanlış davranış biçimleri konusunda bir araya gelip,çözümleriyle birlikte bir rapor hazırlanabilir.
3. Ortaöğretim Okul-Aile Birlikleriyle toplanıp, bu konudaki görüşleri alınabilir.
4. Genç kız ve erkeklerin en çok buluştukları yerler okulların arasında kalan bağlardır.Bu bakımdan koruma bekçilerinin gözlemlerinden faydalanabilir.
5. Müftülüklerimizin irşatlarının gençlerin meselelerini tespitte ve çözüm üretmede yeterli olacağına inananlardan değilim.Ancak daraltılmış ve derinliği olan konuşmalar anne ve babalar için geçerli olabilir.
6.Gençlik problemlerine sivil teşkilatlar yerine dar ölçekte akil insanların ve bizzat çeşitli okullardan seçilen öğrenci temsilcilerinin görüşlerini önemseriz.
Gençlik meseleleri zor ama çözülmez değil. Yeter ki olaylara sakin,doğru yaklaşalım ve çözüm üretmede ısrarcı olmalıyız.
Çağdaş Develi Gaz.06.08.2015

Share
1.252 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

3+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İstanbul Develi ve Yöresi Derneğimizde Başkan Muzaffer AKSU Dönemi: (21.04.1996-25.11.2001)

    09 Nisan 2021 Köşe Yazarları

    İstanbul Develi ve Yöresi Derneğimizde Başkan Muzaffer AKSU Dönemi: ( 21.04.1996-25.11.2001) Yapılan olağan Genel Kurul toplantısı sonunda: Başkan; Muzaffer Aksu, 2. Başkan; Selim Develioğlu, Sekreter; Orhan Deveci, Muhasip; Mehmet Papak, Yönetim Kurulu Üyelerine; İhsan Bingöl, Mahir Sevimay, Hüseyin Eren, Orhan Deveci, Mahmut Gürcan seçildiler. Yeni görev bölümü Fatih Kaymakamlığı'na bildirildi. Dernek yetki belgeleri yeniden düzenlendi. Muhasip üye Mehmet Papak'a yetki belgesi çıkarıldı. Büyükçekmece'ye şube olarak verilen iznin genel k...
  • NEDEN PAYLAŞMALIYIZ?

    09 Nisan 2021 Köşe Yazarları

    İnsanların günlük hayatlarında maddi ve manevi açıdan paylaşabilecekleri pek çok değerleri vardır. Paylaşmak, insan olmanın gereğidir. İnsanlar hayatın akışı içerisinde birbirlerine sürekli ihtiyaç duyarlar. Paylaşmak, bir insanın herhangi bir sorununu veya mutluluğunu başka insanlara açması ve söylemesidir. Paylaşma, vereni yücelten, verileni değerli hissettiren kıymeti tartışılmaz bir değerdir. Paylaşmak denince akla ilk gelen şey, bizde olanı başkasına vermek onu bölüşmektedir. Bu sebeple paylaşma aynı zamanda yardımlaşmanın önemli bir parç...
  • BODRUM HÂKİMİ TÜRKÜSÜ ve Dr. Halil Atılgan

    09 Nisan 2021 Köşe Yazarları

    Tanpınar'ın deyimiyle “Türküler Türk'ün romanıdır.” Bu bakımdan TRT repertuarında 7500, Alman müzelerinde ise 60.000 türkü, oyun havası ve kaval nağmeleri vardır. Geniş dünya coğrafyasında at koşturan Türkler, feth ettikleri yerlerin coğrafyasında, oraların kültürü ve yaşama biçimlerinden hem etkilenmişler, hem de etkilemişlerdir. Bu sayede de sosyal yapılarına göre zengin nağmelerle türkü üretmişlerdir. Özellikle 19. Asırından başlarından beri çözülmeye başlayan Osmanlı Devleti'nde kaybedilen her vatan toprağı ve evlâd-ı fatihanın ıstırap...
  • İstanbul Develi ve Yöresi Derneğimizde Yücel Suyolcu Dönemi (07.01.1992-12.12.1993)

    01 Nisan 2021 Köşe Yazarları

    Derneğimizin bu konuma gelmesinde büyük emeği olan Başkanlarımızı hayırla yâd ediyorum. O günün şartlarına göre hizmet eden değerli Başkanlarımız başımızın tacıdır. Derneğimizin bu günlere gelmesinde onların payı büyüktür. Yücel Suyolcu ağabey, Başkanlık nöbetini Hüseyin Setenci ağabeyden devir alarak bayrağı daha yükseklere taşımıştır. Bu dönemde dernek merkezimiz ilk kez kendine ait bir mülke sahip oldu. Bu da başkanımıza nasip olmuştur. Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Genel Kurul Toplantısı: Genel Kurul; en yaşlı üye Mehmet Kağıtçı'nın Div...