logo

DEDEMİN EVİ

Bu hafta sizlere doğup büyüdüğüm dedemin Aşağı Everek Mahallesinde bulunan ancak şu anda yıkılmış bulunan evinden bahsetmek istiyorum. Bu ev 1883 yılında zengin bir Ermeni aile tarafından yaptırılmıştır. Ermeni aile 1. Dünya savaşından sonra İstanbul’a göç ederken evlerini Emlak-i Emiriye Müdürlüğüne satmıştır.
Develi Belediyesinde Encümen üyesi ve Şer-i Mahkemelerinde Mukayyit memuru olarak çalışan büyük dedem Mehmet Çekemoğlu, 200 lira bedelle Emlak-i Emiriye Müdürlüğünden bu evi satın almıştır. Daha sonra büyük dedem, 1917 yılında Yukarı Develi’deki Köşkerli sokakta bulunan evinden bu yeni eve taşınmıştır.
Dedemin zamanında yaşadığı ve benim doğduğum bu ev, Develi’deki Ermeni evlerin ortak özelliklerini taşımaktadır. Evin, yaklaşık üç metre boyunda, iki metre eninde, masif ağaçtan yapılmış kocaman bir kapısı ve küçükken taşımakta sıkıntı çektiğim yaklaşık 1- 1,5 kg ağırlığında büyük bir anahtarı vardı. Kapı açıldığında, kapının iç tarafının üstünde, tavanda asılı duran küçük bir çanı (Zil) çalardı. Ayrıca, kapının üzerinde avucunda küçük bir top tutan kadın eli tokmağı da bulunmaktaydı.
Evin girişinde büyük ve geniş bir avlusu vardı. Avludan ileri doğru gidildiğinde her iki başında heybetli ve görkemli aslan heykelleri bulunan dört basamaklı merdivenle küçük verandaya çıkılır ve buradan büyük bir sofaya girilirdi. Sofanın tavanı çok süslü olup, sanki tahta oymacılığı sanatını en güzel şekilde sunumu yapılmıştı. Sofadan yatak odasına, arka bahçeye ve kilere çıkılan kapılar vardı. Avlunun sağ tarafından ise mutfak, küçük bir oda ve üst katta bulunan yatak odaları ve damdaki samanlığa çıkılan merdivenler yer alıyordu.
Hem avludan hem de sofadan girilen ve içerisinde kileri, buğday ambarı bulunan geniş bir yer daha bulunmaktaydı. Buradaki bulunan odada sıra sıra dizilmiş büyük küpler yer almaktaydı. Bu küplerin içerisinde salamura peynir, pekmez, bulgur, un, erişte, makarna, kuru üzüm, elma ve kayısı kuruları, ceviz, badem, köfter ve köfter sucukları, turşu gibi yiyecekler muhafaza edilirdi. Ayrıca bu odada tavanlara asılı hevenk üzümleri, kışlık armutlar, kavun, sucuk, pastırma, sızgıt (dondurulmuş yağlı et) gibi yiyecekler de bulunmaktaydı. Daha küçük sırlı çömleklerde ise salça, tereyağı, çökelek peynirleri saklanırdı. Küp ve çömleklerin ağızları temiz beyaz bir bez ile örtülürdü. Odanın ortasında bacakları kısa bir masa üzerinde de kayım yapılmış yufka ekmekler vardı. Ayrıca kiler bölümünde duvarlardaki çivilere dizilmiş elekler, kalaylı leğenler ve çeşitli mutfak eşyalarının yanı sıra kalaylı büyük kazanlar, tencereler de kilerin bir köşesinde bulunurdu.
Kiler bölümünden ahıra inilen kapaklı bir merdivende de yer almaktaydı. Yatak odalarında “Niş” içerisine yerleştirilmiş dolaplar, yüklük olarak kullanılırdı. Ayrıca, duvarlarda “Gilve” denilen küçük süslü raflar yapılmıştı. Bunların üzerine gaz veya idare lambaları konulurdu.
Evin alt katında ise ahırı, samanlığı, pekmez yapmak amacıyla hazırlanmış ve üzümlerin çiğnenerek suyunun çıkarıldığı şiranası (Şirehane) ile meyvelerin muhafaza edilmesi için hazırlanmış özel soğuk bir bölüm de vardı. Bunların yanı sıra hayvanları muhafaza altında tutmak için bir öreni bulunmaktaydı. Ören içerisinde pekmez ve buğday kaynatmak (bulgur yakmak için) ve yufka ekmek pişirmek için tandır (Ocak) da yer almaktaydı. Ayrıca evin arkasında içerisinde havuz bulunan geniş bir de bahçesi vardı. Binanın dışı kesme taşlarla yapılmıştı. Her Ermeni evinde olduğu gibi hayvan motifli çörtenleri de dış görünüşe ayrı bir ahenk katmaktaydı.
Bahçesindeki havuzun kenarına kayısı, erik, muşmula ağaçları ile zambak çiçekleri dikilmişti. Bahçenin diğer taraflarında ise elma, armut, ceviz ve fındık ağaçları ile üzüm asmaları bulunmaktaydı. Ayrıca bahçede mevsim sebzeleri de yetiştirilmekteydi.
Bu arada ev ile ilgili yaşadığım bir olayı da aktarmak istiyorum. Evin ilk sahipleri olup Amerika’da yaşayan Ermeni ailenin kızı, eşi ile birlikte 1965 yılında Develi’ye gelerek doğdukları evi ziyaret ettiler. Evin damından ve bahçesinden toprak alıp hasret giderdiler. Yapılan sohbet sonrası ailenin kızı, altından yapılmış birkaç eşyayı merdiven altına babasının sakladığını ifade ettikten sonra eşi ile birlikte evden ayrıldılar.
Bunun üzerine kıymetli bir şeyler bulabiliriz umuduyla tarif edilen yeri kazmamıza rağmen bir şey bulamadık. Dedemin vefatından sonra bu ev yıkıldı. Şimdi bu yıkılan evin arsasına baktıkça hatıralarım aklıma gelir ve içim hafifçe burkulur.
Aslında üzülerek söylemem gerekirse bizler bugün, Develi’nin kültürel mirasını yansıtan bu evlere sahip çıkamadık. Birçok insanımız define arama yüzünden evlerimizi ve hatta mezarlarımızı tahrip ettik. Bugün değişik yapıdaki bu evlerin çoğu maalesef ya yıkılmış ya da harabe durumda bulunmaktadır. Hiç olmazsa bundan sonra ayakta kalan birkaç binaya sahip çıkalım ve kültürel mirasımızı koruyalım.

Share
1.727 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

9+8 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • ABBASZADE İBRAHİM EFENDİ (1899-1963 )

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Abbaslar ailesinin atası Abbas Dede’dir. Aile de hep dedenin adıyla anıla gelmiştir. Aile Halep Türkmenlerinden üç değişik aile birlikte 18.asrın ortalarında Develi’ye gelip önce Kopçu köyü’ne yerleşmişler, kısa bir süre sonra Develi’ye ad vermiş olan Dev Ali (Seyyit Emir Ali) türbesinin etrafına yerleşmişlerdir. Yukarı Develi’de yerleşmişler ve kurdukları mahalleye de Kopçulu Mahahallesi adı verilmiştir. İlk nüfus sayımı olan 1821 tarihinde de mahalle sakinleri Kopçulu adıyla kayda girmiştir! Abbaszade İbrahim de diğer bütün aile ferleri ...
  • Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci’nin Takdim Yazısı

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Kuruluşundan Bugüne Derneğimizin Hafızası Kitabında Onursal Başkan Av. Osman Deveci'nin Takdim Yazısı Değerli Hemşehrilerim, İnsanlar genellikle maddi kazanç uğraşısı verirler, bunun için çalışırlar, bunun için çabalarlar. Neden, çünkü daha iyi bir gelecek, daha mutlu bir hayat sürmek için. Maddesel olarak bir yere gelmiş bireyler asli görevlerinden artan zamanlarda da topluma hizmette yer almalı, ülkeye ve insana hizmete omuz vermelidirler. Bu hizmetin karşılığı da manevi kazançtır, manevi kazancın getirdiği haz ve mutluluktur. Bu haz ve...
  • DÜNYA TÜKENMEZ KALEM GÜNÜ

    11 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Günümüzde kalem basit ve kolay bir yazma aracı olarak bilinmektedir. Kalemin tarihi çok eski çağlara dayanmaktadır. Özellikle sanayi devriminin ardından sanayinin de gelişmesiyle birlikte kalemin de bu gelişme ile paralel bir gelişme gösterdiğini görmekteyiz. İnsanlar asırlar boyunca mürekkebe batırılan tüylü kalemleri kullandılar. Ancak bu çok zahmetli bir olaydı. Çünkü sürekli sızıntı yapma problemi vardı. Ve ayrıca mürekkep sayfada çok yavaş bir şekilde kuruyordu. Modern zamanın yazım araçlarından bir olan “Tükenmez Kalem” icat edilip seri...
  • Gönül Sadakası

    03 Haziran 2021 Köşe Yazarları

    Okuyucu tarafından zaman zaman dersler çıkarılacak, kıssadan hisse alınacak metinler geliyor. Neşe ve sevinçler paylaştıkça çoğalır. Üzüntü ve kederler paylaştıkça azalır. İşe öyle dostlar ararız bazen. Bizimle üzülüp, bizimle sevinecek dostlar. Ama her şeyden önemlisi öncelikle bizim kendimizin omuz dayanacak bir dost olmamızdır. Bir hanımefendi anlatıyor: Biraz fasulye ve biraz pilav alarak bakır bir tepsiye koydum. Üzerine patlıcan, salatalık ve bir kaç tane kayısı ekledim... Tam dışarı çıkacaktım ki babam sordu: - “Nereye gidiyorsun kızı...