logo

Daha Az Otomobil Daha Çok Bisiklet

Ben yazarken okuyorum, araştırıyorum öyle yazıyorum.Ama arada bir okuduğum yazıları sizinle paylaşmak istiyorum.
Bu bisiklet olayına girerken kafadan ezbere girmedim.Okuyarak, araştırarak, yerinde görerek, deneyimleyerek girdim.Sanmayınki kafamdan uydurarak yazıyorum.Alın işte size takip ettiğim kişi Pınar Pinzuti’nin yazısını şuraya koyuyorum.Umarım bizi daha iyi anlarsınız:
“Sıkışıklığın Çözümü: Daha az otomobil, daha çok bisiklet! Bunu 10 yaşındaki bir kız çocuğu anladığına göre, belediye başkanlarının zeki olmasalar da çözümü kavrayabileceklerini düşünüyorum. Otomobillerin şehirlere uygun olmamasının sebebi çok basit:
1) Şehirler, insanların birbirlerine çok yakın yaşadıkları yerler, bu yüzden de kişi başına düşen alan az ve kısıtlı.
2) Otomobiller (yollar ve otoparklar) kişi başına düşen alanın büyük bir kısmını işgal ediyor.
3) Böylelikle şehirlerde insanlara yer kalmıyor.
Bu sorunun ismi: sıkışıklık. Bu sorun meydana çıktığında, şehrin sahip olduğu seçenekler şunlardır:
(A) Şehrin büyümesini durdurmak (Bu gerçekten mümkün mü?)
(B) Caddeleri genişletmek (Caddeyi genişletmek için yıkılan binalar, konut sorunu demek ayrıca şehrin en değerli arazilerinin yol olması iyi bir yatırım mı?)
(C) Otomobil kullanımını azaltmak (şehir insanını yürüyerek, bisiklet sürerek ya da toplu taşıma aracılığı ile ulaşıma teşvik etmek)
Bizleri yöneten politikacıların ve bize hizmet etmeleri için seçtiğimiz belediye başkanlarının siyasi görüşleri ne olursa olsun, C’nin tek doğru çözüm olduğuna karar vereceklerini umuyorum.
Teknoloji girişimcileri daha güvenilir, daha çekici, daha yeşil, en sonunda da sürücüsüz araba vaatlerinde bulunuyor. Elektrikli otomobiller oldukça sık gündeme geliyor. Bu gelişimlerin çoğuna oldukça şüpheci yaklaşıyorum çünkü basit problemin yani sıkışıklığın çözümü olmadıklarına inanıyorum. Şehirlerde kişi başına düşen alan az. Otomobiller (ve otomobil odaklı ulaşım altyapısı ) büyük.
Büyük şeyler küçük yerlere sığmaz.
Otomobil odaklı teknoloji bu sorunun çözümü olabilir mi? Nasıl kullandığımıza bağlı. Sürücüsüz araçlar ile “trafik canavarlarından” kurtuluruz ancak herkesin sürücüsüz aracının olması bizim “alan” sorunumuzu çözmüyor. Sürücüsüz araçlar “bike sharing” sistemleri gibi paylaşılabilir. Birçok kişinin ihtiyacı olduğunda kullandığı ortak otomobiller otopark ihtiyacını azaltacaktır. Fakat bu durumda belediyenin otoparkların yerine konut inşa ederek karşılık vermesi yine daha çok insan barındıran şehir ve daha çok yoğunluk olarak yansır.

Elektrikli otomobil, fosil yakıtlı bir otomobilin kapladığı alanı kaplar ve aynı altyapı ve hizmetlere ihtiyaç duyar. Elektrikli otomobiller şehirlerdeki sıkışıklığın çözümü değil.
Yürümek ve bisiklet sürmek, araba için önemli birer alternatiftir ama toplu taşıma, çok az şehir alanı kullanarak çok sayıda insanı uzak mesafelere ulaştırabilmenin tek yoludur.
Toplu taşıma araçları verimli ve ekonomik olmalı. Çoğumuz başkalarıyla seyahat etmeyi öğrenmek zorundayız. Çok sayıda insanı kısıtlı şehir alanını iyi kullanarak hareket ettirmek için, büyük, sabit rotalı ulaşım ağlarına ihtiyacımız var.
Teknoloji toplu ulaşım yollarını otomatik hale getirmeye odaklanabilir. Vancouver’ın raylı ulaşım sistemi 30 yıldır sürücüsüz, Kopenhag’ın metroları sürücüsüz ve Frankfurt havaalanı içerisindeki tren sürücüsüz. Neden daha çok yaygınlaştırılmasın?
Geleceğin ulaşım araçlarının nasıl hareket edeceğini, hangi enerji kaynaklarının kullanılacağını tahmin etmemiz zor. 50 yıl sonra, neyin havalı ya da çevreci olduğu hakkındaki algılarımız çok farklı olacaktır. Fakat büyük şeyler küçük yerlere yine sığmayacaktır.

Sabit ve yüksek kapasiteli ulaşım şekilleri kalabalık şehirlerin anahtarı. Ancak unutmayın her yere ray döşemek mümkün değildir. İnsanların yaya ve bisikletle ulaşımlarını sağlayabilecekleri altyapıya ihtiyacı var. Geleceğin şehirlerinde herkesin erişim sağlayabileceği ve kullanabileceği alternatiflerin olması ümidiyle.”
Yazıyı sonuna kadar okuduysanız bir ekleme yapmak istiyorum.Amerika’yı tekrar keşfetmeye gerek yok.Bu yaşanmışlıklardan ders alıp neden bir uygulama yapmıyoruz? Sağlıcakla kalınız….

Share
2.670 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

6+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bırak Söyliyeyim Dilimi Tutma

    16 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Bu 5. eserimi, güzelliklere ait olan Sevgiyi, VECD haline getiren, şiir okumayı özellik ve güzellik bilen herkese ithaf ediyorum. Dülgeroğlu Sabit Şiir;Yücelere tırmanan bir fikrin, düşüncenin, tefekkürün mahsulü, güçlü ifadenin merkezdeki özüdür. Meselenin künhüne inip kısa-veciz bir beyanla kitap çapında ifadesi edebi duygunun ihtimamı, iktidarı, zirvesidir. Edebî anlatım da gerek olmaz beyan'a, Mısralar bin söz eder şiirden anlayana. Korkuttular sindirdiler milleti, Sardılar başına maraz illeti, Modern putçuluğu, şirki zilleti, Bı...
  • SU TASARRUFU GÜNÜ

    16 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Küresel ısınma nedeniyle dünyadaki tatlı su kaynakları da giderek azalmaktadır. Artan insan nüfusu ve kentleşme daha fazla su ihtiyacı yaratmakta ve dünyanın ise bu kadar suyu bulunmamaktadır. Su tasarrufu, herkesin mutlaka bilincinde olması gereken hayati bir mesele haline gelmiştir. Su tasarrufu, kişisel temizlikte, konforumuzda ve ihtiyaçlarımızı karşılama yeterliliğinde herhangi bir azalma olmadan suyu verimli kullanmak, israf etmemektedir. Yani aynı işi daha az su kullanarak yapmaktadır. Meyve, sebze ve bitkilerin yetişmesinde, hayvanlar...
  • Mısırlı Aile’sinin Gelini Melek Öztürk ve Kızları Bilge ve Banu Öztürk

    10 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Melek Öztürk hanım, merhum Ali Orhan Öztürk’ün eşidir. Özel İdare Memuru Ali Atlas ile Ev Hanımı Safiye Hanım’ın 3. çocukları olarak 2 Ekim 1942’de Sandıklı, Afyon’da dünyaya geldi. İlkokul ve Ortaokulu Sandıklı’da tamamladıktan sonra 1960 yılında İzmir Kız Lisesi’nden mezun oldu. 1966 yılında Ege Üniversitesi, Tıp Fakültesi’nden mezun oldu ve Van’ın Edremit Nahiyesi Sağlık Ocağı’nda göreve başladı. 24 Kasım 1967 Cuma günü Ali Orhan Öztürk Bey ile evlendi. Bu tarihten itibaren 1969 yılına kadar Malatya’da Sağlık Ocağı’nda, 1969 - 1970 yıllarınd...
  • TÜRKİYE SERBEST PARAŞÜTÇÜLER GÜNÜ

    10 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Paraşütle atlama, genellikle hava araçlarından çıkış yapılarak boşlukta ve belirli bir yükseklikte de paraşüt açarak yavaş bir şekilde yere inilen bir aksiyon sporudur. Hava aracından çıkış ve paraşütün açılması arasındaki zaman “serbest düşüş” olarak adlandırılmaktadır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşında, malzeme ve asker indirmek, uçakları arıza yapan pilotların yaşamlarını kurtarmak için sık sık kullanılmıştır. Askeri amaçla kullanılan paraşüt zaman içerisinde spor dalı halini almış olup, Türkiye’de de bu spora rağbet görmüştür. Bu spor özel...