logo

ÇİFT YÜZLÜ DİNDARLIK

Sevgili Okurlar!
Ne acıdır ki ülkemizde yoğun bir güvensizlik ortamı gün geçtikçe kaygı oluşturan bir görüntü vermektedir. Dindar, mütedeyyin olarak bilinen nice insanlar çift yüzlü dindarlık postunda çalıp çırpmaya, halkımızın manevi duygularını ve sermayelerini sinsice alıp götürmeye yüz tutmuşlardır.
Görünen o ki, bunların inanç felsefesi becerebiliyorsan dindar görün, ama sakın çalıp çırpma ruhunu unutma, öncül ilken bu olmalıdır. Bir taraftan sevgi, kardeşlik, dindarlık ilişkilerini yürütürken diğer taraftan da ilke olarak hırsızlığını, soygunculuğunu mütebessim görünümünde devam ettirmelisin.
Masken din, iman olsun. Ama hedefin, hamlen sermayeyi artırmak olsun. Bunu yaparken de eylemlerine dini söylemleri yükleyerek meşrulaştıracaksın.
Allah rızası, Allah razı olsun, Allah’ın lütfü, nasip, kısmet, takdir vs. sözcüklerini kullanarak eylemlerini kendi inanç alanında temellendirmeye çalışacaksın.
Sevgili Okuyucular, Kendi emeğiyle yaşamayı dini bir temel sayan mümin, başkalarını kendi istekleri uğruna kullanabilir mi? Tembelliğin, sahteciliğin, baştan savmanın, kültürsüzlüğün, cehaletin ve riyakârlığın dinimizde yeri var mıdır? Haksız kâr elde etmek için yasadışı yollara başvuranların dindarlığı, sıradan bir dindarlık değil de nedir? Hz. Âdem cennetten çıkarıldığında Allah tarafından ekmeğini alnının teriyle kazanmaya mahkûm edilmemiş miydi? Cennet mutluluğunda hâkim olan şeyin çalışmak olduğunu Yüce Yaratıcı bildirmemiş miydi? İnsan, kendi kimliğine ait olmadığı hak karşısında bizzat kendisi tarafından lanetlenmişlik duygusunun gölgesi altında yaşamaz mı? Lanetlenmiş olma duygusunu akıl ile bağdaştırmak mümkün mü? Böyle yaşamak ölümden daha acı değil mi? Bir tarafa riyakârlığı, sahte bir yaşamı, aldatmayı, hileli bir yaşamı koyduğumuzda ölümün acısı daha hafif kalmaz mı?
Peki, öyleyse hak karşısında insanlarımızı mücrim yapan güç nedir? Bu güç içimizde nasıl barınıyor? Bu güç, nefsimiz, ihtiraslarımızdır. Büyük düşünür Nurettin Topçunun da söylediği gibi, “İhtiraslar bütün benliğimizi sürükleyip götüren bir nehir gibidir.
Orada pek çok zehirli iksirler karışıktır. Menfaatler, garazlar, hasetler, korkular ve bunların yanında, sempatiler, alışkanlıklar ve idealsiz, bütün zavallı sevgiler, İçimizden her birinin, içlerinden birini putlaştırarak hayatın anlamını kendisinde aradığı bu putlar, bizde hakikatlere karşı koyan düşman güçlerdir. Bizi çürüten ve ahlakımızı yıkan da onlardır”

Share
1.150 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

8+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Kod Adı Ozan Bir Kahramanlık Hikâyesi

    09 Ekim 2020 Köşe Yazarları

    Mart ayıydı. Kara kış. Kuzey Irak'taydı. Haftanın kampını basmıştı. 35 bin askerle yürütülen Çelik Harekâtı'nın sonuna doğru, telsiz mesajı geldi. Cudi dağının Ballıkaya Köyü kırsalında 250 kişilik terörist grubu tespit edilmişti, Cemil Bayık ve Sakine Cansız da oradaydı. Hassas bir istihbarattı, kapsamlı harekât için vakit yoktu.Özel Kuvvetler Komutanı'ndan emir geldi, “sen git” denildi. Derhal Silopi'ye geçti, gece yarısı zifiri karanlıkta Cudi'ye sızdı, gün ışımadan Ballıkaya bölgesine ulaştı. Eksi 40 dereceydi. Her yer bembeyaz kar kap...
  • DEVELİ’DE KADININ YERİ

    09 Ekim 2020 Köşe Yazarları

    Ne zamandır Develi'de kadının yeri konusunda bir yazı yazmak isterdim. Fakat belgesizlik ve fotoğraf gibi ciddi verilerin azlığı ile sözlü bilgilerin yetersizliği sebebiyle bu konuda maalesef satır aralarında verdiğimiz bilgiler dışında bir değerlendirmede bulunamadık!Yıllar önce “Develi'de Zaman, Mekan ve İnsan, Develi 2012” adlı eserimi hazırlarken 1950 yılında Develi CHP İlçe Teşkilatı'nın toplu bir resmi elime geçmişti. Doğrusu kadın zihniyetinin siyasi zeminde yer bulması çok hoşuma gitmişti. Bu hanımlarımızın kimler olduğunu belirtmek is...
  • DÜNYA POSTA GÜNÜ

    09 Ekim 2020 Köşe Yazarları

    Haberleşme insanlar için bir ihtiyaçtır ve insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanlar arasında başlayan haberleşme, devletlerin ortaya çıkmasıyla gelişmiş, gerek devletin kendi içinde ve gerekse diğer devletlerle tarihin her döneminde çeşitli şekillerde haberleşme sağlanmıştır. İnsanlık tarihinde dumanla başlayan haberleşme zamanla değişim ve gelişim göstererek yerini güvercinlere, ulaklara, postacılara, günümüzde ise e-postalara bırakmıştır. Posta, insanlığın göçebe yaşayıştan yerleşik topluma geçmesinde olduğu kadar medeniyetlerin gelişmesinde ...
  • Prof. Dr. Ali Osman Öncel Dedem Merhum Osman USTA

    02 Ekim 2020 Köşe Yazarları

    Her bir memleket insanı için yaşarken veya vefatından sonra söylenecek güzel sözler vardır. Önemli olan arkada bırakılan güzelin ve doğrunun izlerini sürmek, yaşanmış hayatlardan ders olabilecek bir kısa değerlendirmenin yapılması için işbirliği yapmaktır. İstanbul Develi ve Yöresi Kültür Dayanışma Derneği Başkanımız M. Orhan Cebeci'nin "Develi'de İz Bırakanlar" 2 başlıklı kitabına koyacağı yazısı için, rahmetli dedem ile ilgili elimde olmayan bir fotoğraf arşivi toplamaya başladım. M. Orhan Cebeci hocamız, dedem ile ilgili hatıralarım olup o...