logo

ÇAKRA NEDİR?

Bu hafta son günlerde popüler olan Çakralardan bahsetmek istiyorum. Bazı kişiler bu konuyu ilk kez duyuyor olabilir. Oysa birçok insan bu konuyu yakından takip etmektedir. Karşılaştıkları sorunlar nedeniyle Bioenerji Uzmanlarına başvuranların sayısı gün geçtikçe artmaktadır.
Vücudumuzda enerji aldığımız belli noktalar vardır. Bu noktalara “Çakra” denir. Her çakranın bir rengi vardır. Ancak bu renklerin parlaklığı kişinin sağlık durumuna göre farklılık gösterir. Sağlıklı çakraların renk tonu parlak iken hastalık sürecinde renk tonunun canlılığında değişmeler meydana gelmektedir. Çakralar bedenin enerji giriş kapılarıdır. Ruhsal ve fiziksel sağlık için dengeli bir şekilde çalışmaları gerekmektedir. Çakralar bedenin hem önünde hem de arka tarafında bulunmaktadır. Atmosferdeki Prana denilen yaşam enerjisini emerek tüm vücudun enerji takviyesini ve yaşamını devam ettirmesini sağlamaktadır.
Çakra sözcüğü, dünyanın eski dili Sanskritçe’de tekerlek anlamına gelmektedir. Çakraları küçük enerji girdaplarına ya da pervanelere benzetebiliriz. İnsan bedenindeki bu enerji merkezleri tıpkı bir girdap gibi dönmektedir. Bu yüzden onlara bu isim verilmiştir.
Vücudun fiziksel, duygusal ve ruhsal fonksiyonlarını yerine getirebilmek için ihtiyaç duyduğu enerjilerin dağılımı, çakralar tarafından gerçekleştirilmektedir. Her çakranın sorumlu olduğu organlar, duygular ve dış dünyaya ait fonksiyonları vardır. Yani çakraların son derece karmaşık görevleri bulunmakta ve hayatımızı direkt olarak etkilemektedir.
Son zamanlarda popüler olmaya başlasa da aslında çakralarla ilgili bilgiler çok eskidir. Kökeni çok eski zamanlarda oluşturan tabletlere dayanmaktadır. Budistler, Çinliler, Hindular, Tankrikler, Hıristiyan ve Musevi Mistikleri, Hopi Kızılderileri çakra bilgisine sahiptiler. Eski metinlerde Çakra, “Yedi Mühür” ya da “Yedi Kutsal Salgı Bezi” olarak yer almaktadır.
Çakralar tamamen ya da kısmen tıkanabilmektedir. Böyle olunca salgı bezleri tam kapasiteyle çalışmadıkları için yani enerjisiz kalarak vücutta çeşitli hastalıklar meydana gelebilmektedir. Pekiyi Çakralar neden kapanmakta veya tıkanmaktadır?
Beyinsel çatışmalardan, korkudan, stresten, kötü düşüncelerden, psikolojik baskılardan, affetmemeyi bilmemekten, üzüntüden, kendimize söylediğiniz yalanlardan, ergenlik çağında bastırılmış cinsel duygulardan dolayı çakralar rahatlıkla kapanabilmektedir. Çakraların kapanmasında, günlük stresler, ses ve hava kirliği, kötü beslenme gibi durumlar da etkili olmaktadır.
Çakraların kapanmaması için mümkün olduğu kadar yaşantımızı sükûnetle devam ettirmemiz gerektirmektedir. Eğer iç huzur yoksa hoşgörü yoksa kendimizle barışık değil isek, eğer kendimizi sevmiyorsak kesinlikle enerji akışında bir sorun var demektir. O zaman kendimizde değişiklik yapmamız gerekmektedir. Yoksa çakralar açılsa bile iki günde yine eski haline gelmektedir. Bunu başarmak için sakin ortamlarda bulunmak, iyimser olmak gerekmektedir.
Vücudumuzun pek çok yerinde çakralar vardır. Ancak biz ana çakralara odaklanacağız. İnsan vücudunda toplam 7 adet ana çakra noktası bulunmaktadır. Her bir çakra noktası duygusal ve psikolojik bir işlev ile alakalıdır. Bu yedi büyük ana çakralar bedenimiz içindeki elektromanyetik aktivelerin toplandığı yerlerde bulunmaktadır.
1. Çakra – Kök Çakrası: Kuyruk sokumunun dibinde yer almakta ve tüm fiziksel bedenin enerji kaynağını oluşturmaktadır. Bedende böbrek bezleriyle ve üreme organlarıyla ilişkilidir. Rengi kırmızıdır. Bağlantılı olduğu element topraktır. Yaşama içgüdüsü, bedene ve fiziki yapıya bağlılık eğilimi ile alakalıdır. Yaşama isteğimizi ve canlılığımızı desteklemektedir. Dengeli çalışması, bedensel sağlık, güvenlik duygusu ve yaşama sevinci olarak kendini göstermektedir. Notası Do’dur.
2. Çakra – Haç Çakrası (Sakral): Böbreküstü bezleriyle alakalıdır. Rengi açık turuncudur. Karın bölgesinin alt kısmında yani göbek deliğinin 2- 3 cm aşağısında yer almaktadır. Bağlantılı olduğu element “Su” dur. Özellikle karşı cinsten olan ilişkilerimiz ve yaratıcı yeteneklerimiz hep ikinci çakranın işlevleri arasındadır. Dengeli çalışması, yoğunluk, cinsel doyum ve değişimi kabul etme becerisi olarak ortaya çıkmaktadır. Notası Re’dir.
3. Çakra – Güneş Sinir Ağı: Pankreas bezini yönetmektedir. Rengi sarıdır. Duygusal bedenimizle bağlantılı olup, arzularımızı, yaratıcılığımızı ve ilişkilerimizi yönlendirmektedir. Kişisel güç, irade, özsaygı, duygularımız bu çakra ile ilintilidir. Bağlantılı olduğu element “ateş” tir. Dengeli çalışması, enerji, verimlilik, çabuk karar verebilme ve güç faktörünü baskıcı olmadan kullanabilme yetisi olarak ortaya çıkmaktadır. Notası Mi’dir.
4. Çakra – Kalp Çakrası: Timus bezi (İç salgı bezi) ile ilgilidir. Vücutta iki göğsün arasındaki bölgede yer almaktadır. Dokunma duyumuzu kontrol etmektedir. Sevgi ve şefkat duygularımızla ilintilidir. Rengi sevginin rengi olan pembe ve şifanın rengi olan yeşildir. Notası Fa, elementi ise “hava” dır. Sağlıklı çalıştığında, sevgi, şefkat, barış ve güçlü bir adalet anlayışı olarak kendini göstermektedir.
5. Çakra –Boğaz (Gırtlak) Çakrası:Troid bezini yönetmektedir. Beşinci çakranın vücuttaki yeri boyun ve boğaz arasındaki çukurdadır. Rengi parlak mavidir. Sanatsal yaratıcılığımız ve kendimizi ifade etmemiz için gereken enerjiyi sağlamaktadır. Bu çakra dünyaya açılan penceremizdir. Elementi Êsir, notası sol’dur. Esîr ya da Ether, maddenin algılanamayan dördüncü hali olarak kabul edilmektedir.
6. Çakra – Alın çakrası yani Üçüncü Göz: Çakralar arasında en çok bilinenidir. Halk arasında üçüncü göz ya da kalp gözü olarak adlandırılır. Alnın ortasında iki kaşın arasında yer almaktadır. Sezgilerimiz, hayal gücümüz için gereken enerjiyi sağlamaktadır. Hipofiz bezi ile bağlantılıdır. Altıncı çakranın rengi çivit mavisi, elementi Prana ve notası La’dır.
7. Çakra – Tepe Çakrası: Yedinci çakramız başımızın tepesinde tam ortasındadır. Rengi mordur. Taç Çakra olarak da bilinen bu çakra, saf farkındalık olarak bilinen bilinç seviyesine karşı gelmektedir. Beş duyunun algılayamadığı, zaman- mekân ötesi birlik âlemiyle bağlantı noktamızdır. Bilgeliğimizin ve ruhsal yapımızın gelişmesi ve anlayışımızın artması için gereken enerjiyi sağlamaktadır. Notası Si’dir.
Çakraların uyumlu çalışmasını sağlayabilmek için doğal taşları kullanarak onların şifa verici özelliklerinden yararlanabiliriz. Sağlıklı beden ve ruh sağlığına sahip mutlu ve huzurlu bireyler olmak için kendi enerjimizin farkına varmak ve nasıl kullanacağımızı öğrenmek dileğiyle…

Share
8.095 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

3+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Bırak Söyliyeyim Dilimi Tutma

    16 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Bu 5. eserimi, güzelliklere ait olan Sevgiyi, VECD haline getiren, şiir okumayı özellik ve güzellik bilen herkese ithaf ediyorum. Dülgeroğlu Sabit Şiir;Yücelere tırmanan bir fikrin, düşüncenin, tefekkürün mahsulü, güçlü ifadenin merkezdeki özüdür. Meselenin künhüne inip kısa-veciz bir beyanla kitap çapında ifadesi edebi duygunun ihtimamı, iktidarı, zirvesidir. Edebî anlatım da gerek olmaz beyan'a, Mısralar bin söz eder şiirden anlayana. Korkuttular sindirdiler milleti, Sardılar başına maraz illeti, Modern putçuluğu, şirki zilleti, Bı...
  • SU TASARRUFU GÜNÜ

    16 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Küresel ısınma nedeniyle dünyadaki tatlı su kaynakları da giderek azalmaktadır. Artan insan nüfusu ve kentleşme daha fazla su ihtiyacı yaratmakta ve dünyanın ise bu kadar suyu bulunmamaktadır. Su tasarrufu, herkesin mutlaka bilincinde olması gereken hayati bir mesele haline gelmiştir. Su tasarrufu, kişisel temizlikte, konforumuzda ve ihtiyaçlarımızı karşılama yeterliliğinde herhangi bir azalma olmadan suyu verimli kullanmak, israf etmemektedir. Yani aynı işi daha az su kullanarak yapmaktadır. Meyve, sebze ve bitkilerin yetişmesinde, hayvanlar...
  • Mısırlı Aile’sinin Gelini Melek Öztürk ve Kızları Bilge ve Banu Öztürk

    10 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Melek Öztürk hanım, merhum Ali Orhan Öztürk’ün eşidir. Özel İdare Memuru Ali Atlas ile Ev Hanımı Safiye Hanım’ın 3. çocukları olarak 2 Ekim 1942’de Sandıklı, Afyon’da dünyaya geldi. İlkokul ve Ortaokulu Sandıklı’da tamamladıktan sonra 1960 yılında İzmir Kız Lisesi’nden mezun oldu. 1966 yılında Ege Üniversitesi, Tıp Fakültesi’nden mezun oldu ve Van’ın Edremit Nahiyesi Sağlık Ocağı’nda göreve başladı. 24 Kasım 1967 Cuma günü Ali Orhan Öztürk Bey ile evlendi. Bu tarihten itibaren 1969 yılına kadar Malatya’da Sağlık Ocağı’nda, 1969 - 1970 yıllarınd...
  • TÜRKİYE SERBEST PARAŞÜTÇÜLER GÜNÜ

    10 Eylül 2021 Köşe Yazarları

    Paraşütle atlama, genellikle hava araçlarından çıkış yapılarak boşlukta ve belirli bir yükseklikte de paraşüt açarak yavaş bir şekilde yere inilen bir aksiyon sporudur. Hava aracından çıkış ve paraşütün açılması arasındaki zaman “serbest düşüş” olarak adlandırılmaktadır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşında, malzeme ve asker indirmek, uçakları arıza yapan pilotların yaşamlarını kurtarmak için sık sık kullanılmıştır. Askeri amaçla kullanılan paraşüt zaman içerisinde spor dalı halini almış olup, Türkiye’de de bu spora rağbet görmüştür. Bu spor özel...