logo

BİR VEFA GECESİ VE BİZİM ASIM DEMİREZEN (1)

Geçtiğimiz akşam Kayseri’nin nadir şair ve bestekarlarından Sabit Özdemir Özenç’e (Kayseri 1932) büyük gayretlerimizle Büyükşehir Belediyesi Konservatuvar Müdürlüğü sponsorluğu ile Şehir Tiyatrosu’nda bir vefa gecesi düzenlendi.
Şair – Bestekar ağabeyimizi ömrünün büyük bir kısmı Almanya’da geçmiştir. Bağlama ile başladığı musıki hayatında tamburda karar kılmıştır. Kendisi ile dostluğumuz çok eskilere dayanır.Çok koro kurmuş,öğrenci yetiştirmiş ve bu koroları yönetmiş değerli bir şefimizdir. Biz de zaman zaman kurduğu bu korolarda, tamburumuzla iştirak etmişizdir. Zaman içerisinde Karşılıklı sevgi ve saygıya dayanan bir dostluğumuz oluşmuştur.Birbirimizden zaman zaman çok faydalanmışızdır.
Kayseri’de eskilerden şair- bestekarlardan akla ilk gelen Ahmet Mithat Güpgüpoğlu akla gelir.Cumhuriyet döneminde ise sırayla Sabit Özdemir Özenç, Ali Uyan, Mustafa Uyan, İsmail Ötenkaya, Mehmet Arıboğan ve kemanî Muzaffger Keçecigil’dir.Her biri çoğu Kayserili şairlerimizin güftelerini besteleyerek nice şairlerimizi musıki dünyasına taşımışlardır. Sabit Özdemir Özenç’de mesela Develi’den Âşık Seyrânî ile Emir Ali Özçakır arkadaşımızın birer şiirini bestelemiş ve vefa gecesinde bu eserler de sunulmuştur. Şairlerimizin şiirlerinin bestelenmesi konusundaki gayretlerimiz de devam edecektir.
Meşhur sözdür:Sanat destek gördüğü gelişir.Ancak ülkemizde sanat bu konuda yani takdir ve vefa konusunda çok ama çok zayıftır.Her bir sanat ürünü büyük bir emeğin,masrafın ve gayretin ürünüdür.Sanatçı da bunun bilinmesini,kıymetinin değerlendirilmesini ve doğrusu alkışını bekler,ister!Ama çoğu zaman bu konudaki beklentisi içinde kalır!Ama hiç beklenmedik bir yerde bir vefa örneği çıkıverir.İşte 85 yaşına gelmiş,hala beste çalışmasına devam ederek nice şairlerimizin zevklerine ortak olmaktadır.İşte bu gayret değerlendirilmeli idi ve sağ olsun Büyükşehir Belediyesi Konservatuarı daha önce bazı müzisyenlerimiz için hazırladığı “vefa gecesi”ni değerli şair ve bestekar, tamburî Sabit Özdemir Özenç ‘de bu vefayı göstermiş ve musıki severlere unutulmaz bir gece yaşatmıştır. Bu sanata ve sanatçıya gösterilen vefa aslında insanımızın ölmez örnek davranışıdır ki acıdır, maddileşen bir dünya baskın kültürün tesiriyle böyle bir davranış güzelliğini zorluyor! Yerini “boş ver,bizim adam,öteki adam, o kim ki,rakip vs.” adam sıfatları böylece bu ulvi davranışı kötüleştiriyor. Fakat görüldüğü gibi hiç beklenilmeyen bir anda bu güzel davraniş örneğini de görüveriyor ve dolayısıyla çok mutlu oluyoruz!
Belki okuyucularımızın aklına şöyle bir soru gelebilir.Kayseri merkezini ilgilendiren bir konunun Develi’yi ilgilendiren küçük bir ayrıntı dışında anlatılması neyin nesidir? Cevap kısa ve basit:Vefanın güzelliği ve insanî mutluluk! Bunun için böyle derin bir konuya girilmelimiydi?Siz ne düşünürsünüz bilemiyorum ama benim için önemsenecek bir konuydu. Bu gerekliliği bir farklı konuyla,eski bir hatırayla açmam lazım.
Şöyle ki…
Develi Lisesi’nin yıllardır görev yapan bir coğrafya öğretmeni vardı:Mediha Gökçen.Yani meşhur lakabıyla: Analık.1959-1967 yıllarında öğretim gördüğüm ve bir öğrencisi olarak gurur duyduğum lisemizde başlı başına şefkatsiz bir öğretmen tipiydi. Yine de mekanı Cennet olsun,bayramlarda da zaman zaman elini öpmeye giderdim. Çözülemeyen bir karakter !Yıllar sonra bir araştırmamda öğrendim ki kendisi Diyarbakır doğumludur. Develi Lisesi(1957)’nin ilk öğretmenlerindendi. Yalnız bir kadındı,anlaşılması çok ama çok zor bir öğretmenimizdi.İşi uzatmak istemiyorum.İşte bu öğretmenimizi şimdiye kadar ele alan bir şiiri buraya almak istiyorum.
Şiirin şairi kendisi de Develi Lisesi mezunlarından ve kendisi hâlâ Almanya’da uzun yıllar öğretmen olarak çalışmış olan arkadaşımız İsmail Samur’dur. Hocamızı özetleyen şiirini aynen alıyorum:
DEVELİ LİSESİNİN UNUTULMAZ EFSANE ÖĞRETMENİ : MEDİHA GÖKÇEN ( ANALIK ) ANALIK şiiri :
Başka öğretmenler gibi saçının rengini,
elbisesinin modelini hiç değiştirmezdi.
Bir ayakkabısı vardı, hiç eskimezdi.
Solgun, gri renkleri severdi.

Ne bir kez kızdığını
Ne de sinirlendiğini görmüştük. Gülmezdi, gülümsemezdi, Heyecanlanmaz, sevinmezdi. Okula gelirken nasıl başarırdı bilmezdik buz dağlarını da yanında getirir, Aramıza onları koyar, derse başlardı. Nereliydi? Neden, niye gelmişti? Anası babası, arkadaşı, akrabası; kimi, kimsesi var mıydı?
Bilmezdik, anlatmazdı. Beşten fazla not, şımarmamıza yüz vermezdi. Allah bunu başımıza bela olsun diye mi Yaratmıştı; suçumuz neydi?
Bilmezdik…. O zaman böyle düşünürdük.
Büyüyünce anladık Hayat zannedildiği kadar gül pembe değilmiş.
Not : Değerli okurlarımızın kıymetli kandillerini tebrik eder, yüce Mevlâ’dan hayırlar ve huzurlu günler dilerim.

Share
1.942 Defa Okundu
#

SENDE YORUM YAZ

9+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • 1 NİSAN ŞAKASI NEDİR?

    27 Mart 2020 Köşe Yazarları

    Her yıl 1 Nisan tarihinde sevdiklerimize, tanıdıklarımıza çeşitli şakalar yapar ya da şakalarına maruz kalırız. Hemen hepimiz hayatında en az bir kere yaptığı ya da en az bire maruz kaldığı Nisan şakaları akıllarımızda yer etmiştir. Genellikle yapılan kişiye olmayan bir şeyi inandırmak amacıyla bu sert şakalar yapılmaktadır. Her yıl dünyanın birçok ülkesinde insanlar, 1 Nisan günü yüzlerce komik ya da tuhaf şakaların kurbanı olmakta ve bu şakalara yakınlarını kurban etmektedir. Üstelik bu 1 Nisan geleneği yüzyıllardır devam etmektedir. Peki, 1 ...
  • BİR HİKAYEM VAR

    27 Mart 2020 Köşe Yazarları

    1.Dünya Savaşı 35 milyon insanın ölümüne sebep olmuştu. Osmanlı Devleti 9 cephede ülkesini koruma adına 5 milyon askerini cepheye sürmüştü. Bu askerlerin büyük çoğunluğu tifo, veba, açlık, soğuktan donma vb. yanında esaret belası gibi çeşitli sebeplerin yanında çoğu da şehit olmuştu. Söz konusu vatan müdafası söz konusu olduğunda gerisi teferruattır olduğu gerçeğinden hareketle bu ordudan geride kalanlar, 8.5 milyon insanın içinden çıkıp yine yedi düvele karşı İstiklal Savaşı vermiş ve nice şehitler pahasına Türkiye Cumhuriyeti Devleti doğm...
  • DÜNYA MUTLULUK GÜNÜ

    19 Mart 2020 Köşe Yazarları

    Mutluluk, bütün özlemlere, bütün isteklere eksizsiz bir biçimde ve sürekli olarak erişilmekten duyulan kıvançtır. Mutluluk, insanın hiçbir sıkıntı ve kederinin olmaması durumudur. Mutlu olan insan, çevresine ışık saçar ve yaydığı pozitif enerji ile hayatımıza anlam ve güzellik kazandırır. İnsanlığın var olma sebeplerinden biri olarak görülen mutluluk, her insana göre değişen bir tanıma sahiptir. 20 Mart 2012 tarihinde Birleşmiş Milletler, dünya üzerindeki insanların mutluluk fikrini hatırlamaları ve kutlamaları için 20 Mart tarihini, “Dünya Mu...
  • YENİ KORONAVİRÜS SALGINI NEREYE GİDECEK? / 2

    19 Mart 2020 Köşe Yazarları

    YENİ KORONAVİRÜS SALGINI NEREYE GİDECEK? / 2 Virüsler, Bakteriler ve Yaşamımıza Etkileri (Prof. Dr. Paşa GÖKTAŞ)   Yeni Koronavirüs Riskine Karşı #14 KURAL   1-Ellerinizi sık sık su ve sabun ile en az 20 saniye boyunca ovarak yıkayın. 2- Soğuk algınlığı belirtileri gösteren kişilerle aranıza en az 3-4 adım mesafe koyun. 3- Bulunduğunuz ortamları sık sık havalandırın. 4- Kıyafetlerinizi 60-90 derece normal deterjanla yıkayın. 5- Ateş, öksürük, nefes darlığı gibi şikâyetleriniz varsa, maske takarak bir sağlık kuruluşuna b...